.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

28 Temmuz 2011 Perşembe

GÜVEN ÇOK İNCE BİR ÇİZGİ
















Belki de bu hikayeyi bilmeyeniniz yoktur. Doğrusu ben bilmiyordum.. Bildiğim ve yarım asırcık ömrümde milyon kez titizlikle üstünde durup deneyimlediğim konulardan biriydi "GÜVEN" aslında. Verilmiş bir sözüm varsa, söz verdiğim kişinin bana güvenini yıkmamak için (iki elim kanda bile olsa) sözümü gerçekleştirmem gerekirmiş gibi bir hayat tarzı ve kuralı yani. Bu titizliğimizin sonucunda; Evrene ne veriyorsak aynını evrenden beklemek gibi bir şartlanmışlığımızı da gözardı etmemek gerek. İşte tam burada hep yanıldık bunca yıl, ta ki evren avucumuzda hardal tanesi kadar olana dek. Şimdi mesajlarımız değişti: "Asla aldatmadığımız kişi hep bizim güvenimizi sarsıyor, hep aldatılıyoruz" sözüyle; "Evren biz ne istersek onu bize sunuyor, karşımıza hep güveneceğimiz kişiler çıkıyor"sözünü takas ettik. Ne büyük benlik değil mi? Evrenin avucumuzda hardal tanesi kadar olduğunu iddia etmek. Hayır! bunu ben demiyorum: biz demeden bizim dilimizden söyleyen diyor.Hani "pozitif düşün pozitif olsun" sözü gibi birşey bu da. Bir ara "sefana da cefana da eyvallah "demiştim ya; yaşadım ve gördüm ki cefalar bizden de sefaların tümü onun eseri, hakettiğimiz sürece...Masal gibi hikayemiz de şöyle:

İngiltere'de yargıçların maaşı yokmuş. Onun yerine ihtiyaçları oldukça kullandıkları kredisi sınırsız çek defterleri varmış.
İngiliz devleti hakimlerine o kadar güveniyormuş yani...
Birgün hakimin biri bir bankaya gidip 1.000.000 poundluk bir çek bozdurmak istediğini söylemiş. Tabii ortalık birbirine girmiş. Banka yöneticileri en üst makamdan onay almadan bu kadar parayı veremeyeceklerini söyleyip hemen Içişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı,Başbakanlığa filan telefon etmişler. Ancak aradıkları her yerden gelen cevap aynıymış: ÖDEYIN!

Gel gelelim bankada o kadar nakit yokmuş. Hakimden ertesi gün gelmesi rica edilmiş. Ertesi gün para bir bavul içinde hazırmış. Aradan birkaç gün geçmiş. Hakim çıkagelmiş. Parayı bankaya geri vermek istiyormuş. Banka yönetimi şaşırıp kalmış. Hemen Adalet Bakanlığı'nı aramışlar. Derhal bakanlık müfettişleri devreye girmiş ve hakime hareketinin sebebini sormuşlar. Hakim: "Kraliçenin hükümeti bize gerçekten bu kadar güveniyor mu? Onu sınadım" cevabını vermiş. Raporlar bakanlığa iletilmiş ve aynı gün hakim azledilmiş..
Adalet bakanlığı hakime gönderdiği yazıda gerekçeyi şöyle açıklamış: "Kraliçe hükümetinin saygın bir hakimi, devletine güvenmiyor ve onu sınıyorsa, devlet ona asla güvenmez."
- "Güven" çok ince bir çizgi. Biz evrene güvendikçe evren de bizim kırılmamızı önleyici eylemleriyle cevap veriyor. Güvenmediğimizde ise başımıza istemediğimiz herşey geliyor zannımca. Ya sizce??????

Resim:Victor Bregeda

Devamı Buradan ...>>

8 Temmuz 2011 Cuma

SAYIKLAMALARIM



















İnsanın bedenindeki ATEŞ: olması gerekenin üstüne çıktı mı; sayıklamalar başlar ya; işte tam o zamanlarımda dayanılmaz ağrıların kucağındayken defterim ve kalemim yine yanıbaşımdaydı.Sıyrılır çıkarım belki bu bedenden sevgiliye kavuşurum umudundaydım belki de. Bende bir naz bir niyaz sayıklayıp durmuştum o demlerde. Ondan onaydı oysa bu işve ve nazlarım,yine de ben yazdım sanıyordum o zaman. İşte O sayıklamalarım, sizlerle paylaşayım dedim:

Hastalık, dert sıkıntı gelmezki senden
Ben diledim girdim zulmet kapısından
Bin kere tövbe etsem de yaşlı gözilen
Olamadım dile hakim affet beni sultan.

****
Çakılları taşları toplasam eteklerimden
Cevahirlerini dökermisin o bal dilinden
Sensin sultan şüphe yok menendinden
Affet günahımı çekiyorum bu dilden.
****
Ne çok günah işledim derbeder oldum.
Hak yolunda binkez tevbedar oldum
Hep sanardım kusursuz ve doğruyum
Hak katında acep makbul kul muydum?
****
Yüzbin kere büksem bu iplikleri
Çözsem yüzbin kere örgüleri
Örsem çözsem saymasam ilmekleri
Yine de delemem ki bu karanlıkları.
****
Sen açmazsan tan-tanları
Geçemez bu yolcu geçitleri
Sen açmazsan kapıları
Vursam ne fayda tokmakları.
Sensin evvel ve bu ahir
Sensin batın ve bu zahir
Sensin tendeki güzel ruh
Sensin gözlerde yanan nur.
Sultansın tahtta oturan
Sen varsın gayrısı yalan
And içip bozsam bu yemini
Affedip açarmısın yine koynunu?
****
Senin elindeki bir parmak olsam
Parmağındaki bir tırnak
Hep seninle olduğumu bilsem de
Böyle ahlanıp hasretini çekmesem.
Gözündeki bir kirpik olsam
Her göz kırpışında titresem.
Her gözünü alemlere açtığında
Sen dünyayı, ben hep seni görsem.
Elini getirsen zaman zaman
O güzel Gözlerini kaşısan
Sen mutlu, ben mutlu yaşardık biz inan.
****
"Döşündeki çiçek olsam" demedim ki sana
Çiçek solar düşer birgün yere diye.
Başındaki tacın olmak istemedim
Taç çıkar başından ayrı kalırım diye.
Kulağındaki küpe, sırtındaki mintan
Kapındaki eşik bile senden ıraktı DİLEK'e
Okunu atıp böğrünü deldiğin ceylan
Gözeden elinle içtiğin su olmak istedim
Kavuşurum sandım sana, o zaman diye.

Hepinize sevgilerimle.

Resim:Katerina Lomonosov

Devamı Buradan ...>>