Nar yemenin şimdi tam zamanı...Nar suyu içmenin, nar ekşisi, nar şurubu, nar çorbası, nar pekmezi yemenin, kapı eşiğinde bereket olsun diye nar kırmanın tam zamanı: ŞİMDİ...
Neden mi?
"Doğruluğun simgesi" Yahudi inancına göre..Hıristiyan ve Biz müslümanlarca ise "bereket"i temsil ediyor."Çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane?" gibi bilmecelere konu olduğu için önemli...
Kurandaki Enam suresi 99-141. ayetler, Rahman:68. ayetlerle Allah'ın yarattığı güzel şeylerin bir örneği olduğu anlatıldığı için önemli bir meyve NAR yani "Punica granatum"...
Yetkililerce: NAR;
Prostat kanserine, prostat hiperplazisine, diyabete, lenfomaya, rinovirüs enfeksiyonuna, soğuk algınlığına, strese, koroner arter hastalıklarına iyi geldiği söylenen C vitamini ve potasyum kaynağı antioksidan çünkü.
dişeti iltihaplarını giderdiği,
Yüksek tansiyonu düşürdüğü,
Kalbimizi koruyup düzenli çalışmasına destek olduğu,
Enfeksiyona karşı vücut direncini koruyup arttırdığı,
Enerji verip, yorgunluğu giderdiği,
İdrar söktürücü etkisiyle toksin atımını sağladığı,
Bağışıklık sistemini güçlendirip hastalıklara karşı bizleri koruduğu,
Kolesterol ve kan şekerimizi regüle ettiği,
Bağırsak parazitlerinin düşmanı olup, iyi bakterilerin artmasını sağladığı,
İshali (diare) önleyip, tedavide destek sağladığı,
Ciltte olumlu katkılarından dolayı, pürüzsüz görünüm sağladığı,
Cilt enfeksiyonlarında olumlu katkısı olduğu,
Böbrek iltihaplarının giderilmesinde etkisi anlatılmakta.
Mitolojiye göre ise;NAR acıklı bir efsaneye konu olmuş bir meyve...
Geçmiş zamanlarda Demeter'ken yeryüzündeki tarlaların tanrıçası(şimdi bu işlere kim bakıyor bilmiyorum)...O zamanlar bereketi, verimi temsil ederdi kendileri... Öncelikle bir ANA-ydı...Zeus'tan olma ak tenli ak gerdanlı güzel kızı Kore'yi çok severdi. Kore arkadaşlarıyla çiçek toplayıp, kırlarda oynarkeeen bir gün... Gök gürledi, Yer yarıldı ve arabasıyla yeraltı tanrısı Hades çıktı topraktan... Demeter'in güzel kızını kavradığı gibi belinden, ikisi birden kayboldu gözden kimselere görünmeden.Oracıkta Hades Kore'ye 4 nar tanesi (kimilerine göre 7 nar tanesi) yedirdi..Kızın adını da değiştirip Persephone koydu. Genç kız Yeraltında birşey yemenin cezasının, ölüler ülkesinden ebediyen çıkamamak olduğunu o an bilemedi ...
Küstü hayata Demeter ana.. Kızını kaybetmenin acısıyla kapattı kendini yaşama...Günlerden bir gün bir çığlık duydu... Bu kızının sesiydi sanki... Sesin nereden geldiğini aradı ama bulamadı. Yaşadığı acıyla dokuz gün boyunca dünyayı dolaşıp aradı biricik kızını. Onuncu gün güneşe rastladı. Güneş ona; "Kore'yi Zeus'un gizli rızasıyla Hades kaçırdı, onu ölüler ülkesi'nde ebedi karısı yaptı" dedi. Demeter duyduklarına isyan edip terketti Olimpos'u... İnsanlar arasında yaşamaya başladı. Yaşlı bir kadın kılığında Eleusis'e vardı. Bir kuyunun yanında zeytin ağaçlarının altında otururken, kuyudan su almaya gelen kral Keleos'un kızları yaşlı kadını alıp eve götürdü. Böylece Demeter kızların küçük kardeşi Demophon'un dadısı oldu. Demeter ölümsüzlük kazandırmak için geceleri çocuğun bedenini "tanrıların yiyeceği" AMBROSİA ile sıvayıp yanmakta olan ateşe tutmaktaydı. Bir gece çocuğun annesi olaya tanık olunca, dehşete düştü ve sorgu sual edinceee. Demeter şaşkınlıkla çocuğu elinden ateşe düşürdü. "Hiçbir kötü niyeti olmadığını çocuğu ölümsüzlüğe kavuşturmak için böyle bir işlem yaptığını" kadına anlatamadı bile.Demeter Eleusis'te kaldığı süre boyunca toprağı verimli kılmayı reddettiğinden ülkede açlık hüküm sürmekteydi.Demophon'u ateşe düşürmesini affettirebilmek için Demeter, (Kral Keleos ve eşi kendini bağışlasınlar diye) Persephone'un kardeşi olan oğlu Tripolemos'a kanatlı ejderhaların çektiği bir araba verdi ve ona buğday serpe serpe tüm dünyayı dolaşmasını emretti. insanların çektiği acılara üzülen tanrılar Demeter'e yakardılar, o da kızını görmek şartıyla onların isteklerini de yapacağına söz verdi... Ve böylece Persephone Hades'in ölüler ülkesinden yeryüzüne doğru yola çıkarıldı. Kızını görmenin coşkusuyla Demeter toprağı çiçekler ve yapraklarla kapladı. Ve ilkbahar yeryüzünde işte böylece başladı...
Konumuz NAR olunca, Kürdilihicazkar bir şarkının sözleriyle noktalayalım sözlerimizi:
"Kırk odanin kırkında da kırk güzel,
kırk aynada cengi cengi bir guzel,
çağlar otesinde bir avuc nota,
gunaydınım, NAR çiçeğim, sevdiğim.."
Hepinizin bildiği, Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun dizelerini de anmadan geçemeyeceğim:
Karadutum, çatal karam, çingenem
NAR tanem, nur tanem, bir tanem
Agaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın, ağulum
Günahımsın, vebalimsin.
Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koydugum
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktin bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan NARımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın"
Hepinize sağlıklı ve mutlu, mevsiminde NAR sulu günler dilerim .Sevgilerimle Tontini.
Devamı Buradan ...>>
28 Kasım 2011 Pazartesi
NAR
Gönderen
sufi
zaman:
13:27
19
yorum
Etiketler: DİLEK'ten mektuplar...
10 Kasım 2011 Perşembe
ATATÜRK 'ÜMÜN RESMİ VE İMZASI VAR

1931 Yılının kasım ayında Atatürk, başarılarından ötürü ünlü güresçi Kurtdereli'ye ödül olarak üzerinde kendi resmi olan 1000 liralik bir İŞ Bankasi çeki verir.Altını Kemal Atatürk diye imzalar. Pehlivan çeki İŞ Bankasi' na götürür, kendisine 1000 lira ödenir. O günün koşullarına göre muazzam bir paradır bu. Ama Kurtdereli hala gişenin önünde beklemektedir.
"Ne bekliyorsun pehlivan?" diye sorduklarinda çeki beklediğini söyler.
Görevliler:
"Parayi aldin ya, çek bizde kalacak" derler. Kurtdereli pehlivan gözü yaşlı:
"O zaman alın 1000 liranizi, verin çekimi geri" der.
"ONDA ATATÜRK'ÜMÜN RESMİ VE İMZASI VAR"
Pehlivan Parayi iade eder, Atatürk resimli ve imzali çekini sevgiyle cebine kor ve bankadan gider. Bu hikayeden sonra bize: "ATA'm GÖNLÜMÜZDESİN" demekten başka söylenecek söz mü kalır?
Devamı Buradan ...>>
Gönderen
sufi
zaman:
12:07
15
yorum
Etiketler: DİLEK'ten mektuplar...











