.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

29 Ocak 2009 Perşembe

FUZULİ DİVANI ŞERHİ:Bir mim konusu



"fullhousedurulife" tarafından mimlenmişiz. Bir mimdir iki mimdir üç mimdir… “1- Yakınınızda bulunan ilk kitabı alın.
2- 161. sayfayı açın.
3- 5. cümleyi okuyun.
4- Blog sayfanıza yazın.
5- En güzel cümle ve en güzel kitabı seçmeyin. Sadece yakınınızda olan ilk kitabı alın.
6- 5 blog arkadaşınıza yollayın.”
şeklindeydi. Teşekkürler fullhouse bizi hatırlayıp mim pasladığın için.
5 Ocaktan bu yana sizlerden uzakta olmak demek, sizleri unuttum demek değil inanın. Yaşadıklarım bir gün paylaşılmak üzere eminim pembe mor eflatun kelimelere dökülecek. Kara ve kederli kelimelerim ise zamanın örtüsünde acılıklarını yitirmiş olarak sizlere yansıtılacaktır inşallah. Ayağımızın tozuyla valizleri boşaltmaya fırsatımız dahi olmadan bu mime cevap vermek için sehpanın üzerindeki kitaba uzatıyorum elimi veeee…Adı “Fuzuli divanı şerhi” açıyorum 161. sayfasını… Âşıkların aşığı sevgili FUZULİ görelim bakalım neylemiş, bizlere neler söylemiş diyorum ve yazıyorummm:
161. sayfa:
1. cümle: Ey Fuzuli ben melâmet tahtının sultanıyım, ahımın şimşeği başımda altın tac, gözümden akan gümüş gibi yaş da fildişimden tahtımdır.
2. cümle: Melâmet evvelce izah edilmişti.
3.cümle: Bir sultan için taç ve taht lazımdır.
4. cümle: AŞK uğrunda herkesin levmine maruz kalan insan da mana âleminde bir sultandır.
5. cümle: Ahının şimşeği başında altın taç ve gümüş gibi gözyaşı da fildişi tahttır.

Ben de;
Sevgili Tutsak:
Sevgili Gizli nefes
Sevgili Nilambara
Sevgili Uma
Sevgili Brajeshwari’yi mimliyorum. İlla bu mime cevap vermek zorunda değilsiniz canlarım, sizleri seviyorum, dilek.
Devamı Buradan ...>>

28 Ocak 2009 Çarşamba

NEREDEN Mİ GELDİ AKLIMA?


Derin bir sessizlik vardı O gün evin içinde, 10 ila 11 yaşlarındayım sanırım. Annem babama "–Şimdi ne olacak diye soruyordu." Babam ise: " -Bilmiyorum yaşayıp göreceğiz diyordu, biz de istemiyoruz böyle olmasını ama buna zorladılar."
Akşam olunca yemekteki huzursuzluk bir şeylerin ters gittiğini gösteriyordu. Yemekten sonra anneme ne olmuş diye sordum " -Babanlar GREV'e gidiyor dedi." "Ne demek grev? "Diye sordum anneme, anlatmaya çalıştı benim yaşımdaki bir çocuğun anlayacağı bir dille. Ne yalan söyleyeyim anlayamamıştım ilk zamanlar, çocuk aklımca. Babası benim babam gibi greve giden arkadaşlarım ile ortak bir paydam olmuştu grev. Ama grev denilen şey, bana ve aileme zamanla gerçek yüzünü göstermeye başlamıştı. Babamlar tam 137 gün sürecek bir greve gitmişlerdi. bu dönem içerisinde bir şehir düşünün ki; her kez sizin gibi... Sizin gibi olmayanlar ise, sizin gibi olanlara ne kadar yardım edebilirlerse o kadar yardım yapıyorlardı. Bugün baktığımda bizi biz yapan unsurların geçmişte yaşadıklarımız olduklarını daha iyi anlıyorum. Bir ekmeğin değerini... makarnanın, çiçek yağının, kuyruğa girip sıranın gelmesini bekleyip eve yiyecek getiren bir çocuğun ne hissettiklerini... Emeğin değerinin ne olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.
Nereden mi geldi aklıma? Bir yerlerde grev yapan insanların enerjisi olsa gerek. Nereden mi geldi aklıma? İşten çıkarılanların enerjisi olsa gerek. Nereden mi geldi aklıma? İnsanların umutsuzluklarının ve gelecek endişelerinin enerjisi olsa gerek. Nerden mi geldi aklıma?
Bağdat’ta dükkânlar yanıyor çok şükür bizim dükkanımız yanmıyor dememek için. İçimizdeki güzellik enerjisi'ni yaymak için. Allah işsiz kalanların yardımcısı olsun.

Acıya dair bir söz:“Çekilen acılar olgunlaşmaya mecbur meyvelerdir” Aşkla....Sufi/Cem

Devamı Buradan ...>>

27 Ocak 2009 Salı

AÇ KAPILARINI AŞK'A HADİ


Aç kapılarını söz içerisinde yatan mana tık tıklarına. Girsin içeriye güzellikleri ile gelen sevgi cümlecikleri, temizleyecek seni en güzel kokulu harfleri ile yeniden doğacaksın yaşamın anlamlılığına karşı. Göreceksin gördüklerini gerçek suretleri ile bakanın sen olduğunu anlayacaksın ikilikten sıyrılıp. Mana gözünde birleyeceksin çokluk denizini bir İSİM de, ve adına BİZ koyacaksın ya da O ama her ikisi de senin senliğine dair bir şey olacak. Hadi aç kapılarını, söz içerisinde gizli mana tık tıklarına. Hadi!

Devamı Buradan ...>>

24 Ocak 2009 Cumartesi

İÇİNDE DEĞİL İNSANLAR SADECE ARASINDALAR


Uzun zaman önce izlediğim Bana bir şeyhler oluyor adlı tiyatro gösterisini tekrar hatırlatmak istedim. Hatırlamaya da gerçekten ihtiyacımız da varmış, Gösteri içerisinde geçen sözlerin bazılarını alta ekledim.İzlemeyenlere ısrarla önerebileceğim seyirliklerden.
"..sevmenin pek az çeşidi vardır gönül raflarında. Birini, ya da bir şeyi, seversiniz, ya da çok seversiniz. Ama iş "sevememeye" gelince, sonsuz seçenek vardır önünüzde. İster sinir olursunuz, ister gıcık olursunuz, iğrenirsiniz tiksinirsiniz, hatta sık sık nefret bile edersiniz. Ne yazık. Ne yazık insan, sevmeme çeşitlerine harcıyor mesaisini çoğunluk. Oysa sevin dedi tanrı. Adı "sevgili" olanlar bile karşılık istiyor kalbinin atış hızına. Ben seni seviyorum ama dur bakalım sen de beni "benim seni sevdiğim kadar" seviyor musun? Oysa sevin dedi tanrı. Önce sizi sevmeyenlerden başlayın işe, karşılık istemeden, pazarlıksız sevin, sizi seveni de sevmeyeni de. Oysa sevin dedi tanrı, önce sizi sevmeyenlerden başlayın işe, karşılık istemeden, pazarlıksız sevin, sizi seveni de sevmeyeni de. Oysa sevin dedi tanrı, önce, sizi sevmeyenlerden başlayın işe..."



"hiç kitap okumayan bir adam niçin merak eder seneye yazılacak kitapları?
Bu dünyada bile yaşamayı beceremeyen niçin merak eder diğer gezegenlerdeki hayati?
Geçmiş ve bu gün ne zaman bitirildi de gelecek sorgulanıyor?
İşler hala kalleşçe hallediliyor ikili ve uluslararası ilişkilerde...
Her ülkenin sinir komşuları dost ve kardeş düşman ülkeler.
Doğru düzgün top bile oynayamıyorlar kavgasız!
Oyunları savaş gibi görenler savaşı da oyun gibi görüyor elbet.
Aynı kadına sevdalananlar birbirini vuruyor, ayni şeyden nefret edenler can ciğer arkadaş.
bir şeyi, bir kadını, bir erkeği ya da bir ülkeyi sevmenin cezası ölüm bile olabiliyor bazı.
Devamı Buradan ...>>

23 Ocak 2009 Cuma

BİZİM EV DEĞİL DE NERESİ?


Mahallede bir adam ölmüştü. Cesedi bir tabuta kondu, mezara götürülüyordu. Tabutun arkasından bir çocuk hem ağlıyor hem bağırıyordu: -Babacığım, seni nereye götürüyorlar böyle? Seni toprağa gömecekler. Ah, babacığım, orası öyle daracık, öyle karanlık bir yer ki, orada ne ışık, ne pencere, ne hasır, ne kilim, ne de bir dilim ekmek var. Yemek kokusu bile yok
Çocuğun bu haykırışını Cuha işitmiş ve babasına: -Babacığım şu ölüyü bizim eve götürüyorlar. Demiş. Babası Cuha’ya: - Budala bize niye götürsünler? Cuha cevap vermiş: - Dinle bak; çocuk ne diyor? Öyle bir yere götürüyorlarmış ki, orada ne hasır, ne ışık, ne yemek, ne pencere hiçbir şey yokmuş. Bu bizim ev değil de neresi.
Devamı Buradan ...>>

22 Ocak 2009 Perşembe

BİZ HAYATI NE ZAMAN SEVDİK



Biz faytona ne zaman bindik
en son ne zaman.
Şapkası sünnet gözleri cennet hocam, o zaman.
Şapkası sünnet gözleri cennet hocam, o zaman.

Biz sinemaya ne zaman gittik
en son ne zaman.
Elimizde yastık cebimizde fıstık hocam, o zaman
elimizde yastık cebimizde fıstık hocam, o zaman.

Biz bu denize ne zaman girdik
en son ne zaman.
Martıların kanadına bindik hocam, o zaman
martıların kanadına bindik hocam, o zaman.

Biz ne zaman büyüdük
en son ne zaman
çocuklara yasaklar koyduk, ne zaman, ne zaman
biz ne zaman öldük
işte o zaman
Adam olduk, sevdalanmayı unuttuk hocam
adam olduk, sevdalanmayı unuttuk hocam.

Biz hayatı ne zaman sevdik ne zaman
en son ne zaman
Çocuktuk, sevdalandık hocam, o zaman
çocuktuk, sevdalandık hocam, o zaman.

Biz ne zaman büyüdük

en son ne zaman
çocuklara yasaklar koyduk, ne zaman, ne zaman
biz ne zaman öldük
işte o zaman
Adam olduk, sevdalanmayı unuttuk hocam
adam olduk, sevdalanmayı unuttuk hocam

Biz faytona ne zaman bindik
en son ne zaman
Şapkası sünnet gözleri cennet hocam, o zaman
şapkası sünnet gözleri cennet hocam, o zaman.

Biz okulu ne zaman kırdık
en son ne zaman
Bahar geldi, aklımızı çeldi hocam, o zaman
bahar geldi, aklımızı çeldi hocam, o zaman

Dört duvar arasında tanımadığımız ama hayatı bir zamanlar mutlu yaşamış şimdi Kimisi hasta olan, kiminin gözü görmeyen, Kiminin çocuğu aramayan,kimi ise çocuğu tarafından el üstünde tutulan Mirasçılarımızı, YAŞLILARI UNUTMAYALIM.

Devamı Buradan ...>>

21 Ocak 2009 Çarşamba

ZUHAL OLCAY AŞK'IN HALLERİ / DİNLENESİ


Uzun bir aradan sonra Zuhal Olcay'ın 7.albümü çıktı. Ben dinlerken çok zevk aldım sizleri de bu zevkten mahrum bırakmak istemedim.İki adet çalışmasını tadımlık sundum.Dinlenesi diyoruz.Bilmem siz ne dersiniz? AŞKLA....


Devamı Buradan ...>>

20 Ocak 2009 Salı

MİRAS

Hayat masasında kendime otopsi yapan kendim, derin bir çizik atıyor bağrımın tam ortasına, acı duyuyor gibiyim, hissettirmemeye çalışıyorum kendime. Acımasızca çıkarıyorum cansız olduğunu düşündüğüm bedenimden iç organlarımdan bir kaçını. Bunu neden yaptığımı bilmiyorum. Yüz yıllar öncesinden kalan bir mirasmışçasına olgunluk ve huşu içersinde, ibadet edercesine yapıyorum işimi. Kendimden kendime bir ses işitiyorum sanki toprağın derinliklerinden çıkan tohum misali. Kendim için yapıyorum bunu diyorum, her şeyin daha iyi olması için. Acı hissedenin ruhum olduğunu anlıyorum aslında. Keskin bir bakış atmadığımı anlıyorum (Gerçek şu ki insan, öz benliği üzerine yönelmiş keskin ve derin bir bakıştır; "Kıyamet suresi: 14 " Bedenimin içinde yatıyormuş gibi görünen ama onunla bir olan bana, bu keskin bakış.
İçimde boşluk oluşuyor bir anda anlıyorum ki artık içimde bir şey kalmamış. Sıra seni sen yapacak olanda diyor sessiz sözsüz konuşan gizemli ses. Gözlerimin karanlıkta kaldığını hissediyorum, dilimde yok fikrim de. Güzel bir duygu kaplıyor içimi üstüme örtülen örtüden midir nedir bilmem? Her şey tamam.
" Artık dirilme zamanı kendimi yeniden yapacağım" diyor kendim," içine BEN gireceğim."
Devamı Buradan ...>>

19 Ocak 2009 Pazartesi

THE COLOR PURPLE/ MOR YILLAR


İzlenesi filmde eğer izlemediyseniz hafızalarınızda iz bırakacağına inandığım filmlerden biri The Color Purple Türkçeye çevrimiyse Mor Yılları önermek istedik. Konusu ise kısaca şöyle:
1900'lerin başlarında, güneyli bir siyahî kız olan Celie, babası tarafından hamile bırakılır, ardından yıllar boyunca efendisi olarak göreceği adama evlenmek üzere satılır. Kocasından gördüğü şiddete rağmen tek tesellisi kız kardeşi Nettie'ye yazdığı mektuplardır. Fakat babası Nettie'nin cevaplarının ona ulaşmasına engel olmaktadır. Celie sonunda onun hayatını değiştirecek güçlü bir kadın olan Sofia ile tanışacak ve hayatında büyük bir değişim başlayacak. Mutlaka izlemelisiniz On Üzerinden dokuzluk bir film bizim için.


Devamı Buradan ...>>