YUVARLAK YEŞİL NANELİ ŞEKER - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

29 Eylül 2008 Pazartesi

YUVARLAK YEŞİL NANELİ ŞEKER



Bayram deyince aklıma ilk gelen şey şekerdir. Ne var bunda, tabii şeker gelir demeyin. Bu başka şeker. Bu yuvarlak, yeşil, naneli şeker. Bu nefes boruma kapak olan şeker.
En fazla 7 yaşındaydım. Çocukluğumda bayramlar yaz aylarına geldiğinden mütevellit, ailecek İzmir'deydik. Kalabalıktı o zaman bayramlar, güzeldi, eğlenceliydi. Harran gürren, bi telaştır geçer giderdi. Tadına doyulmaz dediğimiz cinsten yani...
Yine bir bayram sabahı, güzel anneannemin o şirin evinin balkonundaydım. Şekerliğin içindeki bütün yuvarlak, yeşil, naneli şekerleri seçip cebime doldurmuştum. Kardeşimden saklamak içinde, elimi cebimin üzerine kapatıyordum; görüp anneme söylemesin diye. Neyse bayram dolayısyla elime geçen, sınırsız şeker yeme özgürlüğünün tadını çıkarıyordum işte siz düşünün..
Birden emiş gücüme hakim olamadığımı hatırlıyorum.
2000walt çekiş gücü olan elektirkli süpürge gibi bir anda sömürdüm şekeri. İçime çekmemle boğazıma kaçması bir oldu tabii....

Nefes almaya çalışıyorum. Çekiyorum çekiyorummmmm hava yok. Öylece kalakaldım. O can havliyle anneme koşturdum. Sonradan anlatılana göre bembeyazmışım. Nasıl bir hal aldıysam artık annem beni görür görmez anladı ve başladı sırtıma vurmaya gümm gümm gümmmm...
Yok takılmıştı . Ne ileri, ne geri.... Ben o panikle etrafıma bakınırken ve annem beni tartaklarken:) odaya bir dev girdi . Devamında ağzımın içine giren bir parmak hatırlıyorum. Küçük dilimi aşıp bademciklerime doğru ilerliyordu :) O parmakların sahibi dayımdı. 1.80lik boyu bana ne kadar uzun gelirdi o zaman Allahım. Dünyanın en uzunu zannederdim dayımı ve günden sonra en uzun parmaklı adamı:)...
Neyse Boğazımda gezinen o parmak çekti aldı şekeri nefes borumdan. Ohhh o huzur, nefes alabilmenin verdiği dayanılmaz hafiflik anlatılmaz tabii...
Canım dayıcımm iyiki oradaydın ve iyiki parmakların o kadar uzundu:))
O günden sonra takdir edersiniz ki şekere her elimi uzattığımda arkamdan bir ses ' çabukk kır o şekeri, öyle ye'...
Annem o günden sonra olaya el attı tabii.:) Şu an 29 yaşındayım ve hala şekerleri emerek değil kırıp, çiğneyerek yiyorum. İşte benim aklıma gelen bir bayram anısı:)
Bu arada herkese bayram gibi bayramlar diliyorum. Şekerlerinizi kırıp, öyle yiyin diyorum;) Kalabalıkla geçsin bayramlarınız. Kuru kalabalık değil ama. Sevdiklerinizle olsun ki bayram olsun.
Sevgiyle...
..

5 yorum:

Tabiat Ana dedi ki...

tüm sufi-saja ekibi hepinize en içten sevgilerimle iyi bayramlar

Aylin Yaprak dedi ki...

İyi bayramlar diliyorum ve ben şekeri kırarak yiyorum:)Şanslı olmalıyım:)

sufi dedi ki...

Sevgili Ela;
Emiş gücüne, 2000 walt çekiş gücüne söyle, bir daha başına böyle şeyler getirmesin pardon boğazında böyle şeyleri tutmasın.Yoksa biz sensiz ne yaparız? Sana ve aileyi cemaatinize sevgilerimizle.

EBRU ve RİMA dedi ki...

Yazınızı okurken bir yandan da düşünüyordum her çocuğun böyle bir boğulma anı oluyor sanırım diye benim kardeşiminde o yaş civarlarında siyah bonbon şeker takılmışdı boğazına ama o ağzında okoca bonbon şeker var iken su içmek gibi bir hataya kurban gidiyordu.Şimdi ise 2 yaşındaki kızımı düşünüyorum sürekli "Allahım o korkuyu yaşatmasın".şeker yemesini genellikle engelliyorum korkumdan, çukulata yada lokum ile idare etsin artık napalım:)
Sevgiler...

ela dedi ki...

sevgili Ebru ve rima yorumunu okurken birden gelecekteki halim canlandı gözümde. Her bayramda gözüm oğlumun üzerinde olacak ve sanırım o da sırf bu yüzden şekerleri kırıp yiyecek:) Bu böyle anadan oğlulaaa sürüp gidecek işte:) Allah böyle tehlikelerden korurusun diyorum...