YOKSULLUK/POVERTY - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

15 Ekim 2008 Çarşamba

YOKSULLUK/POVERTY


Çok soğuk bir yılbaşı gecesiydi. Herkes evine koştururken, sıcacık yemeklerine, huzurlu yuvalarına gitmek için acele ederken, o buz gibi mermer bir basamakta kibritlerini alacak birinin gelmesini umuyordu. Bir çorba parası kadar parası olsa hemen koşturacaktı büyükannesinin yanına...
Karşıdan karşıya geçerken arabaların üzerine üzerine gelmesinden korkarak koşunca, terlikleri de fırlamıştı ayağından. Onları geri almak için dönünce de onları alıp kaçan çocuklar görmüştü ne yazık. Çok soğuktu, parmaklarının ucunu hissetmiyordu. Kibritlerinden birini yaktı..

Birdenbire sanki bir ocağın önündeymiş gibi içi ısındı. Üzerinde bir kürk manto, ayaklarında halis yünden çoraplar varmış gibi ısındığını hissetti. Derken kibrit söndü. Acı kaldığı yerden devam ediyordu parmakları donuyordu. Bir tane daha yaktı. Rüzgar söndürmesin diye duvara dönünce birden o duvarın açıldığını sandı. İçeride muhteşem yemeklerle dolu bir masa vardı, yanan bir şömine, hatta şamdanlarda yanan mumlar bile vardı. Herşey tam da istediği gibiydi. Yine söndü kibrit. Düşünmeden bir tane daha yaktı. Bu sefer bir yaz akşamı büyük bir ağacın altında yıldızları seyrederken gördü kendini, gece olmasına rağmen hava sıcaktı. Altındaki toprak gündüz güneş ışığını içine çekmişti. Yıldızlara baktı. Kayan bir yıldız görüp ' işte yine birisi öldü' dedi büyükannesi öyle öğretmişti çünkü. İşte büyükannesi de geliyordu, karşısında tıpkı bir melek gibi ona bakıyordu. Geldi, onu kucakladı ve göklere uçurdu...
Ertesi sabah yoldan geçenler küçük kızın, mermer basamakta donmuş bedenini buldular. O bütün Yoksulluğuna rağmen hayalleriyle, gülümseyerek ölmüştü. Hiç kimse yaşadıklarını, hayallerini, ölmeden önce gördüklerini bilemeyecekti...
Hepimiz hatırlarız kibritçi kızın o sonu kötü biten masalını. Kısaca anlattım size.Yoksulluk deyince aklıma ilk gelen yine çocuklar oldu. Oysa en az çocukların umurundadır hayat. Eline tutuşturduğunuz küçücük bir parayla mutlu olan tek varlıktır onlar. Paranın hükmünü bilmezler. Bazen parayla bir bebekle oynadıkları gibi oynarlar hatta. Ama yinede en çok onları etkiler yoksulluk. Büyüdükçe anlarlar bir dondurma almanın bile ne kadar zor olduğunu. Bazıları evlerine 3-5 kuruş götürebilmek için küçücük yaşta çalışır. O minik bedenleriyle kocaman yoksulluğa inat bir kibritle, bir mendille meydan okurlar...
Şöyle bir durup düşündüğümüzde, bu yoksulluk dünyasında biz neredeyiz acaba. Biz kimiz, hangi roldeyiz. Terlikleri alıp kaçanlardan mıyız, onun kibritlerinden bir tane olsun almayıp, görmemezlikten gelen, önünden gelip geçen insanlardan mıyız, yoksa o kibritlerden bir tane daha olsun çakan, mum tutan,sönmeyecek bir ateş yakanlardan mıyız?
Yoksa bizde mi bir kibritçi kızız?...
...

11 yorum:

Hüseyin Soykök dedi ki...

Ustam; "Neye baktığının bir önemi yok. Tüm mesele neyle ve ne niyetle baktığındır. der ve eklerdi..Hüseyin göz sadece bakar, Gören ise beyindir.. onun gözünü açan tek şey bilgidir..Bilgi ise her yerde almasını bilene derdi..

Sokakta mendil satan çocuklar, veya trafik lambalarında duran arabaların camlarını silmek için ellerindeki kirli bezlerle öncamınıza saldıran çocuklar..PKK gösterilerinde ön saflara sürülen polise ve askere taş atan çocuklar..Tüm bunlar yoksulluğun ve siyasetin ve hatta ticaretin çocukların üzerinden yapılmakta olduğunun göstergesi...
Asıl yoksulluk insanların maneviyatlarındaymış gibi geliyor..
Şimdii asıl mesele; Bu çocukların sattıklarını alacak ve sömürüye devamın işaretinimi vereceksiniz..Yoksa almayıp vicdanınızın zırıltısını mı dinleyeceksiniz..
:((

ela dedi ki...

Evet yazdıklarınızın her kelimesine katılıyorum. Çirkin emellere alet edilen çocukları. maalesef izlemekten başka birşey yapamıyoruz. Ama vicdanımız sızlayacağına, gören beynimizle, yada içgüdülerimizle diyelim ihtiyaç sahiplerini azıcık sevindirmekten yanayım...Yorumuna teşekkürler.

ela dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
haccecan dedi ki...

Çocukluğumda etkilendiğim bir hikayeyi tekrar okumak hüzünlü bir güzellikti. Teşşekkürler...

Artık genel düşünmek beni çok yoruyor. Dünyadaki bütün açların, yoksulların, haksızlığa uğrayanların sıkıntılarını sanki ben taşıyormuş gibi yoruyor beni bu konular.
Sonra toparlanıyorum. Ben bildiklerimden sorumluyum diye elimden geleni yapmaya çalışıyorum ama yetmiyor... Herkes birşey yapmalıki düzelsin bu çarpık sistem... O günü görebilirmiyiz sizce?

Yaşamın Kıyısında dedi ki...

Sokaktaki çocuklarımız, bizim çocuklarımız. Geleceğimiz, nesilimiz.
Ne yazık ki biz onları ya dondukları zaman görüyoruz yada kapkaç yaparken.
Bu hikayeyi tekrar anımsattığın için teşekkür ederim.
Sevgiler...

mehtap dedi ki...

Kibritçi kız gerçekten benimde derinden etkilendiğim ve de duygulandığım bir öyküydü.tekrar hatırlatmış oldunuz.Biz maalesef sanıyorum görmemezlikten gelenlerdeniz.Ne acı.Herkes kendi hayatını yaşıyor.çok güzeldi.yüreğinize,ellerinize sağlık.Bende kendimce birşeyler yazdım.sevgiler.

ela dedi ki...

Sevgili Arkadaşlar; burada yazdığım yazılar ne kadar can acıtıcı olursa olsun sizlerle beraber moral buluyorum. Okuyorum ve anlayabiliyorum ki benim gibi düşünen, yada insan gibi düşünen diyelim, insanların varlığı yeniden bir umut yüklüyor korkularıma, kızgınlıklarıma. Karamsarlığımı biraz olsun hafiflettiğiniz için hepinize sonsuz teşekkürler.

etki alanı dedi ki...

Sönmeyecek bir ateş yakabilir miyim?
Çünkü kim gerçek,kim yalancı ayırt edmiyorum.Hiç değilse kurunun yanında yaş yanmaz...
Her zamanki gibi aldın götürdün beni...
Bu başlıktaki tüm yazıları okurken,karın bölgemde tuhaf karıncalanmalar oluyor,dokunsalar dökülecğim...
Sevgilerimle,
TüTü

EBRU ve RİMA dedi ki...

Bu kibritci kız nasılda üzer insanı küçükken okur okur üzülür ama bidaha okurdum.Şimdi kızımın var "Kibritci kız Hikaye kitabı" bazen bakıyoruz bırlıkde anlatıyorum ona, nasıl mahsun bir ifade ile dinliyor, nasıl üzülüyor anlatamam.2 yasında henüz ama biliyor kibritci kızın yoksullugunu ,nasıl üşüdüğünü, nasıl acıkdıgını ve huzunlenıyor.
Ben gercekden inandığım yoksullara elimden geleni yapıyorum kendi çapımda.Ama dikkatinizi çekerim gercekden yoksul olanlara diyorum.Cunku bunun bile sahtelerı olabiliyor:(

Aylin Yaprak dedi ki...

Üzücü ama bir o kadarda gerçeğe yakın bir hikaye.Okuyunca canlandırdım gözümün önünde.Kendi adıma birşeyler yapmanın savaşındayım tabii ne kadar kişiye yettiğim malum...Keşke herşey çok daha farklı olsa,olanakları olan kişiler daha duyarlı davransa,bir beden başka bir beden yüzünden yitip gitmese,yaşasa,yaşadığını anlasa...
Emeğine sağlık...

ela dedi ki...

Konunun Yoksulluk olduğunu öğrenip, düşünmeye başladım. O kadar çok ki aklıma gelenler hangisini yazsam diye düşünürken; eşime fikrini sordum. birden kibritçi kız dedi. hafızamı zorladım ama yeteri kadar hatırlayamadım. Açıp okudum ve mahvoldum. çünkü masalın sonunda kızın öldüğünü unutmuştum:((
Hepinize teker teker teşekkür ederim. Dedim ya sayenizde ümitliyim...