ONLAR DAHA ÇOCUK - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

22 Ekim 2008 Çarşamba

ONLAR DAHA ÇOCUK



14 yaşında bir kız çocuğu düşünün. Neler yapar o kız, neler düşünür...
Yeni adım atmıştır ergenliğe. Çocukluktan çıkıp, yeni bir döneme adım atmanın şaşkınlığı içindedir bir kere. Vücudunda meydana gelen değişikliklerden dolayı adı -genç kız-dır ama aslında bal gibi çocuktur o. Yakantop oynamak ister, saklambaç, evcilik oynamak ister.
Yeni yeni makyaj yapmaya heveslenir, parmaklarına ojeler sürmek ister. Gizli gizli bile olsa dikkat çekmeye çalışır. Güzel giyinip, güzel görünmek başlıca isteklerinin başında gelir. Yüzünde çıkan sivilcelere isyan eder. Kusurlarını daha bir görmeye, farketmeye başlar. İlk aşk heyecanındadır belki. Kalbi güm güm atar. Gençlik başında dumandır. Kavak yelleri eser başında. Bir adıda Leyladır. Aklı bir karış havadadır çünkü. Hayat tozpembenin de ötesinde gezip, tozmak, heyecanlanmaktır onun için. Derslerini çalışır canı isterse, canı ister uyur, canı ister saatlerce telefonda konuşur. Herşeyi ister o kız, hala çocuktur çünkü her ne kadar büyümeye başladıysada...
Bu arada hiç düşünmediği şeyler de vardır tabii. Mesela ev temizliği, çamaşır, ütü... Akşama yapılacak yemek hakkında bir fikri yoktur. Gömlek nasıl ütülenir bilmez. Pantalonlardaki çift dikiş kabusunu görmez. Düğme nasıl dikilir haberi yoktur. Belki İpliği iğneden bile geçiremez. Dünyadan bir haberdir...
Çamaşırın üzerindeki yağ lekesi nasıl çıkarılır görmemiştir hiç yada bakmamıştır, umursamamıştır, nasıl olsa yapan biri vardır. O çocuktur hala. Onu ilgilendirmez ki bunlar.
Kadınlık aklının ucundan geçmez. Bir ev nasıl çekip çevrilir, bir bebeğe nasıl bakılır, hele bir eş nasıl mutlu edilir bilemez. Birde bu eş onun babası yaşındaysa.... Annem gibi olurum der geçer. Annesidir onun tek modeli ama annesinin neler yaşadığını, nasıl zorlandığını henüz tahmin edemez. 14 yaşındadır o nasıl bilsin, çocukluğunu, gençliğinin ilk yıllarını doya doya yaşaması varken nasıl yapsın ve asıl önemlisi neden yapmak, öğrenmek zorunda kalsın?...
Evlilik yaşının 14 yaşına indireleceğini duyunca yazmaya karar verdim bu yazıyı. İçimde kocaman bir öfkeyle. Kimilerine söverek ayrıca...
Sonra kendi 14 yaşımı düşündüm. Ürperdim. Çünkü bende 14 yaşındayken çocuktum. Bende evde yapılanlardan bihaberdim, bende saçımla oynar, saatlerce ayna karşısında zaman geçirirdim. Bende Leylaydım evet. Sonra o yaşta, şimdiki sorumluluklarımı aldığımı düşündüm. Komik bile geldi. Kendimi o günkü düşüncelerimle bir ev hanımı olarak gördüm, güldüm, kızdım, korktum...
Sonuç olarak kızgdım işte. Nasıl bir hastalıklı düşünce onaylayabilir, isteyebilir bunu, kimlerin eline kaldık Allahım. Bari çocuklarımızı rahat bırakın. El sürmeyin, bulaşmayın. Bırakın da okusunlar, doktor, mühendis, öğretmen olsunlar. Nasıl olsa tanışacaklar bir gün o sorumluluklarla. Kocaların için saçlarını süpürge edecekler er yada geç. Bırakın da kendi paralarını kazansınlar. En önemlisi çocukluklarını yaşasınlar. Çalışıp, didinen bir kadın olana kadar, çocuk gibi çocuk, genç kız gibi genç kız olsunlar. Onlar evlenmeyi isteyene kadar, gelin olduklarını artık rüyalarında görmeye başlayana kadar yapmayın, zorlamayın, onları rahat bırakın....
.

6 yorum:

jazzistan dedi ki...

Off yaa.. Bu konuyla ilgili ilk haberi okuduğum zman beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Kaç kere hakkında birşeyler yazmaya kalksam da her seferinde yarım bıraktım sinirden.

Bu kadar adice, bu kadar şerefsizce bir anlayış nasıl olabiliyor hakikaten anlayamıyorum.

Midemi bulandırıyorlar.

EBRU ve RİMA dedi ki...

Söylenecek ne varsa bir çırpıda söylemiş yazıya dökmüşsünüz çok güzel anlatmış çok güzel ifade etmişsiniz.İçinizden geçenler tıpkı bizim içimizden geçenler gibi...bu yazıya yorum olamaz.Susulur yada kocaman bir offf çekilir.

Beyaz Çiklet dedi ki...

Her yeni günde farklı iklimleri yaşayan bir ülkeyiz.Kendinden bi haber yeni yasa çıkartmayı marifet sayıyoruz maalesef.Toplumumuzun yapısı bozulmak istense ancak bu kadarı yapılabilir.Maalesef bir takım şarkılar yaparak ancak sanat dünyasına seslenebiliyoruz.İcraat eksikliği olduğu ortada.Allah kadınımızı korusun.Mecelle'den Medine Kanuna giden bir toplumun bu hallere gelmesi gerçekten kötü:(

ferkul dedi ki...

güzel, duyarlı ve duygulu bir blog

devamını dilerim

rebelon dedi ki...

aynen katılıyorum ben de o günlerde bloguma bu konuyu yazmak istemiştim ama iş güç zaman ayıramamıştım.senin blogunda görünce bu konuyu sevindim

arzu pinar dedi ki...

ben nerede yaşadığımıza inanamıyorum artık. cinsel tacizden tutuklanan vakit yazarını hapisten çıkarma için bu yasanın çıkarıldığı söyleniyor. ne diyeyim, yaptıklarını bulsunlar.