İÇSEL YOLCULUK: - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

19 Kasım 2008 Çarşamba

İÇSEL YOLCULUK:

Tasavvufta YOL’a gitmek vardır. Allah’a giden YOL’ da yol ALMAK mesele… Ama en zoru ise YOL OLMAK eğilip sırtından atlatmaktır yola gidenleri. Çerini çöpünü toplayıp kurtarmaktır mesele, batağa batanları. Bunları yapabilenlere aşk olsun… Açmak 4 kapıyı sırasıyla, geçebilmek 4x10 caddeyi edebinle. Temizlemek lazımdır attığın her adımda, basılan her toprağı. Fark edip hataları kusurları bir bir ayıklamalı. 4 kapıda da vize gerek, pasaportun damgalanmalı.
“Bir kral halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verdi. Yapımı tamamlanan yolu halka açmadan önce, bir yarışma düzenlemeye karar verdi.

İsteyenin bu yarışmaya katılabileceğini ilan ettiren kral, yoldan en güzel geçecek kişiyi belirleyeceğini söyledi.
Yarışma günü, insanlar akın ettiler. Bazıları en güzel arabalarını, bazıları en güzel elbiselerini getirmişti: Kadınlardan kimileri saçlarını en güzel biçimde yaptırmıştı, kimi de yanlarında en güzel yiyecekleri getirmişti. Gençlerden bazıları spor kıyafetler içinde yol boyunca koşmaya hazırlanıyordu.
Nihayet, tüm gün insanlar yoldan geçtiler, fakat yolu kat edip tekrar kralın yanına döndüklerine hepsi aynı şikâyette bulundu: Yolun bir yerinde büyükçe bir taş ve moloz yığını vardı ve bu moloz yığını yolculuğu zorlaştırıyordu.
Günün sonunda yalnız bir yolcu da bitiş çizgisine yorgun argın ulaştı. Üstü başı toz toprak içindeydi, ama krala büyük bir saygıyla yönelerek elindeki altın kesesini uzattı:
“-Yolculuğum sırasında, yolu tıkayan taş ve moloz yığınını kaldırmak için durmuştum. Bu altın kesesini onun altında buldum. Bu altınlar size ait olmalı.
Kral gülümseyerek cevap verdi:
"-O altınlar sana ait delikanlı."
"-Hayır, benim değil. Benim hiçbir zaman o kadar çok param olmadı."
"-Evet" dedi kral. "Bu altınları sen kazandın, zira yarışmanın galibi sensin. Yoldan en güzel geçen kişi sensin."
Çünkü yoldan en güzel geçen kişi, ardından gelenler için yoldaki engelleri kaldıran kişidir.Sevgilerimizle.
Hikâye: Bütün dünya’dan
Resim:Dilek özmen

16 yorum:

tutsak dedi ki...

Bu hikayeyi duyduğumda Rahmetli babamızın bir sözü gelir hep aklıma.''Yolda bir taş ayağınıza takıldığında kızıp sinirlenmeyin bu taşı buraya kim koymuş demeyin! Kendi kendinize sorun ve düşünün'' derdi:'' ben nerede ne hata yaptımda bu taş benim ayağıma dolandı''
diye.

Buzcevheri dedi ki...

O düşüncenin üstüne taşı kaldırmak da güzel olur elbet.

Yine güzel bir hikaye. Bütün Dünya'nın 3-4 sayısı bende de var. Eski sayılarını da Olgunlara gidip alsam mı acaba? Fena fikir değil. Hem küçücük hem dolucuk bir dergi. =)

haccecan dedi ki...

Bütün Dünya okurları burada toplanmış duyduğuma göre, Bendee bendeeeee :) Bayadır almıyordum, iyiki hatırlattınız kitaplığımda yerini almalılar....
Hikaye bildiğim ve hatırlamaktan zevk aldığım bir hikayeydi. Gönlüne sağlık...

fethiparisa dedi ki...

Ne ironiktir elimdeki tek bütün düya dergisindeki hikayeyi kaleme alman
ve ihtiyacım olan bir anda kıssadan hisse mi almam
Teşekkürler.

Brajeshwari dedi ki...

Yol güzeldi.Hikaye de..Ama unutmamasi gereken birşey var sanırım, molozu ve taşı kaldırıp altından altın bulan gencin yaptıgı davranis erdemli bir davranıs olsa da, bu senin dediginde "yok bu benim olamaz" dersek, tanrı peki der, vermez o ödülü..Bazen vermek gibi almayı da bilmeli..

yazılarınızı seviyorum.
sevgilerimle..

sufi dedi ki...

Sevgili Tutsak'cım
Babamız "ne ararsan ara herşeyi kendinde ara" da derdi.Biz hata yaptıkmı o yine kendinde bulurdu suçu.

Sevgili buz cevheri,
bilgisayarımız olmadığı zamanlarda o dolucuk dergicikle aşk yaşıyorduk bizde.Sevgiler.

sufi dedi ki...

Sevgili Haccecan,
Bütün Dünya Formundan ve kalitesinden hiçbir şey kaybetmeyen vazgeçilmez dergilerden biri bize göre de.Sevgilerimle.

Sevgili Fethiparise
Duyduk ki İzmir'e gelmişsin.Hoş geldin arkadaş, seveceksin buraları.
İlham perisi ordusu var buralarda.Sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Sevgili Brajeshwari
Öyle isabetli bir konuya değinmişsin ki! Madde ve parayı hep ittirmişimdir.Sanki döngümü ve devinimimi bozar diye korkmuşumdur maddeden.Oysa bir dönüşüm aracı olduğunu dilim de hep söyler, gönlüme söz geçiremiyorum desem! İnsanın seçtiği hikaye de kendini anlatıyor değil mi?Sevgilerimle.

Hüseyin Soykök dedi ki...

Hikaye güzel yazının eline sağlıkta, bir soru sorsam cevap gelir mi dersiniz.?

Soru:
Yol mu daha değerlidir. Yoksa, yolcu mu.?

sufi dedi ki...

Sevgili Hüseyin
Yolu yolcudan ayırmak denince durup düşünmem gerekti...Bir gün o yolcu da yol olacak ya!nasıl ayırayım birbirinden? İki gözüm var ama tek görüyorum...Kimi kimden ayırayım?

noname.morosophe dedi ki...

haddimi aşıyorsam affola.. Yol ve yolcu... bu bir yolculuk hikayesiyse eğer aslolan yolcu ve nihayi varış noktasıdır diye düşünürüm ben.. Kimi yolu bilmez saatlerce dolanır o noktanın etrafında, noktadan habersiz.. Kimi en uzak noktadan bile varır gitmek istediği yere zahmetsiz..

Aylin Yaprak dedi ki...

Çok güzel bir hikayeymiş ama ne yazık ki günümüzde arkadan gelenleri düşünecek çok fazla genç yetişmiyor.Belki yarın...

sufi dedi ki...

Sevgili noname
Hani demiştik ya: en zoru ise, YOL OLMAK eğilip sırtından atlatmaktır yola gidenleri. Çerini çöpünü toplayıp kurtarmaktır mesele, batağa batanları.Yol olan da hikayede yoldaki çeri çöpü toplayan kişi.Yolu bilmeyenlere rehber olan kişi tabi ki yolcu kadar önemli.Sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Sevgili Aylincim,
Arkadan gelenleri düşünenler BİZ lik bilincine ulaşanlar değil mi zaten?Sevgilerimle.

Boogie dedi ki...

Çok güzel bir hikaye. O taşlardan çocukluğumdan beri yoluma çok çıktı ama hepsini taşları temizleyerek geçmeyi başardım. İnşallah ömrümün kalanında da bunu yapabilirim. Bu arada ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim. Aramızda kalacağı için yorumu yayınlamıyorum. Ne de olsa söz verdik değil mi? :) Sevgiler size...

sufi dedi ki...

Sevgili boogie
İnceliğin ve nazikliğin çocukluğundan beri yaptıklarından anlaşılıyor.İnşaallah maddi ya da manevi ödülünü bir gün alırsın.Sevgiler