ÇABALARDIR İNSANIN KANATLARI - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

22 Aralık 2008 Pazartesi

ÇABALARDIR İNSANIN KANATLARI


Bir gün, ipeğin kozasında küçük bir delik belirdi; bir adam oturup kelebeğin saatler boyunca bedenini bu küçük delikten çıkarmak için harcadığı çabayı izledi.
Ardından sanki ilerlemek için çaba harcamaktan vazgeçmiş gibi geldi ona.
Sanki elinden gelen her şeyi yapmış ve artık yapabileceği bir şey kalmamış gibiydi.
Böylece adam, kelebeğe yardım etmeye karar verdi. Eline küçük bir makas alıp

kozadaki deliği büyütmeye başladı.
Bunun üzerine kelebek kolayca dışarı çıkıverdi.
Fakat bedeni kuru ve küçücük, kanatları buruş buruştu.

Adam izlemeye devam etti. Çünkü her an kelebeğin kanatlarının açılıp genişleyeceğini ve bedenini taşıyacak kadar güçleneceğini umuyordu.
Ama bunlardan hiç biri olmadı! Kelebek, hayatının geri kalanını kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi.

Ne kadar denese de asla uçamadı.

Adamın iyi niyeti ve yardım severliği ile anlayamadığı şey, kozanın kısıtlayıcılığının ve buna karşılık kelebeğin daracık bir delikten çıkmak için göstermesi gereken çabanın, Tanrının kelebeğin bedenindeki sıvıyı onun kanatlarına göndermek ve bu sayede de kozanın kısıtlayıcılığından kurtulduğu anda uçmasını sağlamak için seçtiği yol olduğuydu.

Bazen yaşamda tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey çabalardır.

Eğer Tanrı, yaşamda herhangi bir çaba olmadan ilerlememize izin verseydi, o zaman bir anlamda sakat kalırdık. O zaman olabileceğimiz kadar güçlenemezdik. Asla uçamazdık.

Güçlü olmak istedim:
Ve Tanrı beni güçlendirmek için zorluklar yolladı.
Bilgelik istedim.
Ve Tanrı çözmem için sorunlar yolladı.
Başarı istedim:
Ve Tanrı bana çalışmam için zekâ ve kas gücü verdi.
Cesaret istedim:
Ve Tanrı bana üstesinden gelmem gereken sorunlar verdi.
Sevgi istedim:
Ve Tanrı bana, yardımcı olmam için Sorunlu insanlar yolladı.
İyilik istedim:
Ve Tanrı bana fırsatlar yolladı.

İstediğim hiçbir şeyi elde edemedim...
Ama ihtiyaç duyduğum her şeyi elde ettim.Alıntı

12 yorum:

aysema dedi ki...

Harika bir öykü. Daha önce de okumuştum, ama yine etkilendim.

Özellikle çocuk yetiştirenlerin okuması gerekiyor değil mi?

funda dedi ki...

çok güzel bir öykü ve aysema ya katılıyorum bir anne olarak ve evet her zaman bu öykü gelecek aklıma...

beenmaya dedi ki...

aklıma "hep denedin. hep yenildin. olsun. gene dene. gene yenil. daha iyi yenil" sözü geldi...çünkü yenilmek de bir anlamda kazanmak değil midir...

Tabiat Ana dedi ki...

benim için zamanlaması tamamen doğru çok güzel bir hikaye teşekkür ederim.

Hüseyin Soykök dedi ki...

Yazı kendi içinde çelişik bir yazı ve Konuya tepetaklak bakmakta..
:((
Böylesi durumlar daha çok bir şeyi olduğu gibi değil görmek istediğimiz gibi görmeye çalıştığımızda meydana gelir.
Amacınız yaşamdan bir kuru avuntu elde etmekse ne diyelim haydir kolay gele
:(

Bugünü Yaşama Arzu'su dedi ki...

Her zaman iyiylik yapmak yardımcı olmak demek değildir. İkili ilişkilerde hep sınırını kaçırdığımız birşey bu. bazen yardımcı olmak isterken kendimize bağımlı kılabiliyoruz ya da birinden yardım beklerken onun ilgisine bağımlı olabiliyoruz. Eşit ilişkiler kuramıyoruz bu yüzden.
Aslında buna benzer bir öykü yazmak istemiştim ama benim hikayemin öznesi güve idi. Kelebekler daha ön plandadırlar ama güveler ipek yaparlar. Bu yeteneklerini olgunlaşma sürecinden alırlar.
Güzel bir hikayeydi kalemine sağlıkş suficiğim:)

tutsak dedi ki...

bence bir algılama hatası var sevgili Soykök.
Yaşamın ana kurallarından birisidir
Yardım istemeyen kişiye yardım etme çabalarınız asla başarıya ulaşmayacaktır. Ancak sizden yardım isteyene yardım etme yetkisine sahipsiniz. Doğa yı izlediyseniz bir aslan bir sürüye saldırdığında en güçsüz olan kendisini feda eder. siz onu kurtarma çabası içine girerseniz
ileride hastalıklı sağlıksız doğaya uyum sağlayamayan nesiller üretilmesine katkıda bulunabilirsiniz ancak.pek çok örnek verebilirim bu konuda sürekli hijyenik ortamda yetiştirilen bir çocukla olduğu gibi yaşayan bir çocuk arasında dünyalar kadar büyük bir fark fardır. sürekli hijyenik ortama alışan bir çocuk dışarıda 1 gün olsun arkadaşları ile oyun oynamaya kalksa bünyesi mikroplara alışkın olmadığı için ertesi gün yatak dçşek yatmak zorunda kalacaktır. Başka bir örnek elinizde 2 fare ve 1 labirent var
1. fareyi ilk deneyimde peynirin yanına bırakıyorsunuz. ikinci deneyimde her iki fareyide labirentin başına bırakırsanız deneyimsiz farenin peyniri çok daha kolay bulduğunu göreceksiniz.SEVGİ İLE KALIN

PrimaRima dedi ki...

Bu öyküyü belki yüzlerce kere okudum ama burda okumak daha bi başka geliyor bana.Yorumlarıda bir bir okudum ve hiç bu açıdan bakmadığımı farkettim bir anne gözü ile yani.Şimdi bu öyküyü birkezde anne olarak okuduğumda almam gerekeni aldım.Teşekkürler.

Hüseyin Soykök dedi ki...

Algılama hatası olduğu doğru zaten bende aynı konuya değindim. Ancak, hata bende değil topyekun herkeste gibi geliyor..Hala doğaya bir hayal perdesinin gerisinden; sosyal ve dinsel şartlanmaların süzgecin bakılıyor. Basit doğal olaylardan sosyal ve dinsel sonuçlar çıkarsama çabaları sonuçu belki arzu ettiğiniz sonuçları çıkarsıya bilirsiniz ancak, bunu hayatın bir gerçeği gibi göremezsiniz.
Ama yine de siz bilirsiniz.
Ne de olsa doğrular özneldir.

Brajeshwari dedi ki...

Suficim
ne güzel bir yazı yine.. Sayfana gelip, mest çıkıyorum her seferinde.. Ne doğru, ne güzeldi yine...

Sevgilerimle..

ilham perisi dedi ki...

Güçlü olmak istedim:
Ve Tanrı beni güçlendirmek için zorluklar yolladı.
Cesaret istedim:
Ve Tanrı bana üstesinden gelmem gereken sorunlar verdi.
Sevgi istedim:
Ve Tanrı bana, yardımcı olmam için Sorunlu insanlar yolladı.
İyilik istedim:
Ve Tanrı bana fırsatlar yolladı.


Sufim beni ben yapan bu satırlar işte..Hayatımda fazlasıyla varlar..Sevgiler Sufime..

sufi dedi ki...

Yorum yapan CAN'lar öncelikle uğrayıp güzel tümcelerinizden ve paylaşımlarınızdan dolayı hepinize çok teşekkür ederim.
Sevgili Aysema;
Sevgili Funda;
Sevgili beenmaya
Sevgili Tabiat ana;
Sevgili Hüseyin Soykök
Sevgili Bugünü yaşama arzusu
Sevgili Tutsak
Sevgili Prima rima
Sevgili Brajeshwari
Sevgili Perim

Yardım konusunda talep varsa; arz olması daha uygun görünüyor, eğer talep yok da dışarıdan olaylara müdahale etmek isteğimize engel olmamız zorda olan bir insansa da"yardım etmemi ister misiniz" diye sormamız daha uygun bence de. Belki bir yardım bir tekâmüle engel olacaktır bizim buna hakkımız var mı tartışılır. Medeni kanunda karı-koca kavgalarında bile ancak kadın evinin dışına çıkıp bağırıp yardım dilerse müdahale hakkı vardır. Çocuk yetiştirirken "sen yapamazsın" deyip yardım etmek değil ona yapmak istediği şeyi uygunsa yapmasına müsaade edip gözlemci olmak da o çocuğun kendine güvenmesi ve başarması zevkini ona armağan etmek gibi bir şey demektir.
"Fırtına varsa ağaçlar köklerini sağlamlaştırır."Bu atasözünü de ben uydurdum, sevgilerimle Dilek