KEŞİŞ GİBİ YALNIZ YAŞAMA - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

8 Mayıs 2009 Cuma

KEŞİŞ GİBİ YALNIZ YAŞAMA


Montaigne, yaşamın çok nazik ve hassas olduğunu, çok kolay kırılabildiğini belirtir. Genellikle, çok küçük ve önemsiz aksilikler problem çıkarır. Nasıl küçücük mektuplar en çok gözyaşı döktürürse, işte bu küçücük sıkıntılar da bizi öyle rahatsız eder ve izin verdiğimiz an günümüzü kapkaranlık eder.
Siz izin vermedikçe... Hiç kimse mutlu olmanıza ve elinizden gelenin en iyisini yapmanıza engel olamaz. Unutmayın ki, bir anın öfkesini bastırabilen bir insan, sorunlu bir günün önüne geçmiş olur.
Günlük yaşamımızda karşılaşabileceğimiz küçük sanşsızlıklar ve can sıkıcı imaların üzerine gidilip büyütülürse,

korkunç zararlara yol açabilirler. Bunları dikkate almaz ve kafanızdan kovarsanız gittikçe üzerinizdeki etkilerini kaybedeceklerdir. Her yerde kıskanç insan vardır. Unutmayın ki, kıskançlık solucan gibi, hep en güzel elmanın peşine düşer.
Bir keşiş gibi yalnız yaşayarak yaşamınızda ilerleme sağlayamazsınız. Bu nedenle dünyayla, aksilikleriyle ve yergici insanlarıyla anlaşma yapmak zorundasınız.
Hiç kimsenin yaşamınıza gözyaşı yağdırmasına ve bir kasvet örtüsü yayarak, gününüze yenilgi saçmasına izin vermeyin. Unutmayın ki hata bulmak için ayrıca bir yeteneğe, özveriye, beyine, karaktere gereksinim yoktur. Siz izin vermedikçe hiçbir dış etken üzerinizde güç oluşturamaz. Zamanınız, aşağılık, kıskançlık, nefret ve imrenme duygularıyla savaşarak harcanmayacak denli değerlidir. Kırılması çok kolay olan yaşamınızı dikkatlice koruyun. Yalnızca Tanrı bir çiçeğe biçim verebilir. Ama aptal bir çocuk bu çiçegi kolayca koparabilir.
Og Mandino

27 yorum:

düş dedi ki...

dünyada yaşayıp, insanlarla ilişki içinde olayım, her birinin bana hizmet ediyor OLdugunu bileyim, O'nun tecellisi hepsi de ANlayayim ve bana (s)bendeki ÖZü anlatırlar duyayım, nefsimi onlarla bileyim ve dünya içimde degil ben dunyanin içindeyim, içimde sadece O var..ne guzel söyledini yazdın caanım Sufim, içimde olani buradan da yazmak nasip oldu, yasamakta marifetle nasip olsun, sagol..

beenmaya dedi ki...

etrafımıza duvar örmek kendi kendimizi hapsetmek demektir sadece öyle değil mi...

Prima Rima dedi ki...

Son iki cümle koca bir yazının özü olmuş Sufı çok sevdım çok.

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

İnsanlarla iç içe yaşamalı ama zaman zaman yalnız da kalmalı insan. Çünkü ilişkilerimiz, hatalarımız, üzüntülerimiz ya da bunların tam aksi olan şeyler üzerine düşünüp onları özümseyebilmek için sanırım ara ara yaşamlarımıza uzaktan bakmaya ihtiyacımız var. Asıl olan bu ikisi arasındaki dengeyi sağlayabilmek. Ne kalabalıktan boğulacak kadar insanlarla, ne de yalnızlıktan bunalacak kadar tek başına...

sufi dedi ki...

Sevgili Düş;
Halk içinde hakka varmak bizden yansıyanı BİZ de bilmek ..Bize hizmet eden her yaratılmışa şükran duymak zor bir yolculuk da olsa, başarmalıyız dostum. Ölenle ölmek, doğanla doğmak gibi bir şey bu, sevgilerimle.

Yuki dedi ki...

Nurundan ruhuma değmişse,
özenip vermişse camdan bir kalp,
ipekten bir ten,
çelikten irade..
ne inciltirim kendimi
ne de soyutlarım yarattıklarından.

Rabb hepimizi hayırsız şeylerden korusun.

..:yazınızı da pek beğendim.

sufi dedi ki...

Sevgili beenmaya;
Eskiden dervişler iç aydınlıklarını bulmak için,tefekküre girerlermiş günde 2-3 zeytin yiyerek ve karanlık dapdaracık yerlerde iki büklüm oturarak.Bu tür sanal çalışmalar Halk içinde özü bulma uğraşından daha kolay görünüyor bize hernedense.
Sevgilerimizle

sufi dedi ki...

Sevgili primarima;
Hoş, şimdiki çocuklar asla aptal değiller ama, yine de biz aptal büyükler feleğin ne tür engellerle bizi sınadığını ve yaşamın bir hayal olduğunu zaman zaman unutabiliyoruz.

sufi dedi ki...

Sevgili aydan atlayan kedi;
Yaşam zaten gel-gitler serenomisi.Bir aydınlık bir karanlık, bir çokluk bir teklik...Tabi ki zaman zaman o sese kulak vermek için yalnızlığa ihtiyaç duyuyor insan.Senin gözlemleyen yanın empati konusunda ne kadar deneyimli olduğunu gösteriyor zaten.Bir gözbebeğinden dünyayı seyretmek gibi bir şey bu olsa gerek.

sufi dedi ki...

Sevgili yuki;
Nurundan ve ruhundan üflemişse ve halifem demişse bize, bir de eklemişse sözüne "insanı en güzel surette yarattım"sözünü, bizler nasıl onun boyasına boyanma çabasında olmayız da,o hayırsız şeylerin cazibesine kapılıp gayya kuyularında ateşlerde yanarız? Allah korusun dostum.

Dolunay dedi ki...

yazın çok güzel olmuş.sankı bana yazmıssın gıbı.

yonca dedi ki...

Herkesin kalbine dokunabilen sevgili sufi, öyle can simidi gibi yetişiyorsu ki hayatlarımıza teşekkür ederim kendi adıma
sevgilerimle

guguk kuşu dedi ki...

peki sufim bu tip olaylarla insanlarla nasıl bir anlaşma yapabiliriz sence?

sufi dedi ki...

Sevgili Dolunay;Öğreneceğimiz ve düşüneceğimiz ne çok şey var değil mi?
Sevgili Yonca;"Kalplere dokunmak" puta tapanda bile sadece Onun varlığının olduğunun kabulünde yatıyor da, kalabalıkların arasında nedeni niçini sormadan kabule ve teslimiyete varabilmekte neden sorunlar yaşıyoruz zaman zaman bilmiyorum.
Sevgili guguk kuşum;Başarabilmişlerden olmak nasip olsun diyeceğim yine de .Zaman zaman kendi kendimizi gaflet uykusundan kaldırmayı az birşey başarabiliyoruz o kadar, başaran biz miyiz o da tartışılır tabi.Kendimize tembihlerle o senin yansıman diye diye.Öven de övülen de ,seven de döven de ölen de öldüren de O diye diye ezberlemeye çalışıyoruz galiba dersimizi.Bu bilince ulaşmaları kolaylaştırılanlardan olmamız dileğimizle.

moonlight_esin dedi ki...

''Tanrı bir çiçeğe biçim verebilir.Ama aptal bir çocuk bu çiçeği kolayca koparabilir.''

Suç çiçeği koparan çocuk ta mı? yoksa ona çiçeğin de bir canlı olduğunu öğretemeyenlerde mi?

Ona önce kokla, sonra fırlat at diyen biz değilmiyiz.Çiçeğin dalında güzel koktuğunu öğretmek yerine cam fanuslara tıkan da yine biz değilmiyiz ? Çiçeği görüntü olarak gören, ama onunda bir canlı olduğunu her daim unutan.


Kontrolsüz sevgide bunun gibi, bilmeden de sevgimizle boğabiliriz...

Rabbim her dem, hatalarımızı görebilmeyi ihsan eylesin...

Sevgilerimle...

Aşk Meleği dedi ki...

insanlar bazı şeyleri tecrübe ettikçe öğreniyor gerçekten diyor ve insanlara hakettikleri kadar değer verilmesi gerektiğini düşünüyorum şahsen.Bir de beklentilerimiz ne kadar az olursa okadar az hayal kırıklığına uğrarız, bu da kendi kendimizi mutsuz etmemiz için bir yöntemdir bence - benim uyguladığım...

Filiz dedi ki...

O kadar çok şey öğrendim ki, sizlerden Sevgili Dilek...
Bilmiyorum hakkınızı nasıl ödeyeceğim...
Yine çok güzel bir yazı.
Ellerinize sağlık..
Sevgilerimle...

öykü dedi ki...

Dılekcım
bu bı kac gundur ben de kendımı ıyı hıssetmıyrodum boyle bı ara karamsarlıgın kollarına bıraktım kendımı
ve gıderek daha kotu geldı hersey
sonra bugun bı sılkelendım
kızdım kendıme ve pembe gozluklerımı taktım yıne
anladım kı ıyı baktıkca
ıyı bıseylerı gorme sansı olabılıyor
kendımı yenıledım
daha ıyıyım..
senın yazılrında ıste aynı bu etkıyı verıyor
dusundurucu
ve ıyılık asılayıcı
cok tskler canım benım.

Pırıltılı cadı dedi ki...

işte bu nedenle, kendi hayatlarımızın dizginlerini bizler almalıyız, düşünsene sufi, öyle anlarımız oluyorki farkına varamıyoruz.. bakmayı değil görmeyi bilmek gerek sanırım.

Sishyphos dedi ki...

Ama kırılması kolay olan yaşamımızı korumanın yollarından biri de beynimize duvarlar örerek zarar verebileceklerin içeri girmesini engellemek değilmidir?Şahsen yaptığım budur, ki beni biraz az sayıda insanla yaşamaya sevk etse bile korumaktadır.

sufi dedi ki...

Sevgili ayışığım;Her ne hata görüyorsak zaten gözümüzdeki çöpten dememiş mi Mevlana? Ektiklerimizi biçiyoruz herzaman.Abartmadan, sonsuz kabulle ve teslimiyetle çıkılan yoldaki engeller göze de ayağa da takılmadan atlanıp geçiliyor.Sadece illasız olmak gerekiyor o kadar.Sevgilerimle.

Sevgili aşk meleği;ne kadar isabetli bir tesbitte bulunmuşsun "beklentilerimiz ne kadar az olursa o kadar az hayal kırıklığına uğrarız" sözünle. Beklenti yok ki sükutu hayal olsun?Yargısızlığı da ekledik mi her olayın içine, cennet dedikleri tam orada işte.Sevgilerimle.

Sevgili Filizim;O nasıl söz canım? Birlikte öğreniyoruz hep birlikte gerçeği bulmaya çalışacağız.Tek başına gidilen yolun ne güzelliği ne keyfi olurdu değil mi?Yine tek başına varacağız menzile ama, hepimiz birleşip bir olarak inşaallah.

sufi dedi ki...

Sevgili Öyküm;Ot yemeyen eşeğinin gözüne yeşil gözlük takan Bilgenin hikayesini bilirsin canım.Biz de gerçekten senin yaptığın gibi pembe gözlüklerimizi hiç çıkarmamalıyız gözümüzden, dilimizden de şükürlerimizi.İyi olduğuna sevindim, sevgilerimle canım.

Sevgili Pırıltılı cadı;
Belki bilirsin eskiler "ağzı dualı " diye bir tabir kullanırlar, şifa ve nazar duası okuturlardı çocuklarına.Verdiğimiz sözleri tuttuğumuzda evren de bize aynı yansıyor, bize de verilen sözler tutuluyor.Gören gönül gözlerine kavuşmamız dileğiyle.

Sevgili Sishyphos;İçeriye yolculuk başlayınca Evrende kendinden başka hiçbirşey kalmıyor ve sana zarar veremiyor zaten.Senin fikirlerinde ve anlayışında değilse o, senden sen istemeden uzaklaşıyor.Yani herkes yoluna gidiyor galiba.Sevgilerimle.

Evren dedi ki...

kendi duvarlarını örmek ve hapsolmak içinde, gelip birinin kırmasını beklemek sonra... ne yorucu...

oysa duvarcının derdi kendi duvarı diye yazmıştım bir yazımda o satır ve o günler geldi aklıma...

sufi dedi ki...

Sevgili Evrencim;
Duvarsız ve sınırsız bir Dünya düşlerken ne gerek var kendine duvar örmek,kapatmak kapılarını ardına dek.
Kendi kendin olanlarla yüzleşip kucaklamalı,bence de duvarcının işini de kolaylaştırmalı.

Adsız dedi ki...

Kendimi kötü hissetiğim bir anda ve yolculuga cıkmak üzereyken tesadüfen keşfettiğim Blog'un ve bu güzel yazı içime aydınlattı. çok teşekkürler. bana başka hiç bir şey iyi gelemezdi şu an. sevgiler...

Kelebeğin Ömrü dedi ki...

keşke dediklerini hayata geçirebilsek ama çok zor insan ister istemez karanlıkta bulabiliyor kendisini bazen ...

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Çok sevgili Can Dost'um
Anneler gününü kutlar, yavruların ve torunlarınla uzun ve sağlıklı çok güzel günlere erişmeni dlerim
Sevgi ile kal