MEDUSA, ATHENA, POSEİDON - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

14 Temmuz 2009 Salı

MEDUSA, ATHENA, POSEİDON


Dünya kuruldu kurulalı GÜZELler hep kıskanılmış. Türlü hile, entrika ve dolaplarla oyunlara getirilmiş. Güzeller güzelliklerinin kendilerinden olmadığını bilememişler “güvenme güzelliğine bir sivilce yeter” sözünü o zaman duymadıklarından, kâinatın hâkimi gibi gezinip sudaki akislerine bakıp bakıp böbürlenmişler. Hani eskiler der ya;” tahrik ve teşvik eden suçu işleyen kadar suçlu diye!”Yalnız güzellik mi kıskanılan, çatlatır insanoğlunu haset ve fesattan TEVAZU dışında her erdem. Bu Hikâye de böyle bir şey işte:
Çağlar öncesi eski Yunanda Olympos Tanrıları büyük bir şehir kurmak istemişler:
Toplamışlar jüriyi “şehre bir kral lazım önce “demişler.

Nasıl etmeli, yarışma düzenlemeli:
“kim verirse bu şehre en güzel insanlığa yararlı hediyeyi, o başa geçirilmeli yüce KRAL işte O seçilmeli." Yüce Jüpiter başparmağını kaldırmış göğe sonra indirmiş toprağa ve başlatmış yarışmayı, türlü hünerler sergilemiş nice kahramanlar. Oylamalar devam ederken Tanrıların başı yüce Zeus’un kardeşi “denizler, depremler, atlar tanrısı” Poseidon atlamış meydana.3 başlı mızrağını yere vurduğunda yarılmış yer, yağız bir beyaz AT çıkmış ortaya.
İşte demiş Yüce Poseidon “Bu gördüğünüz evcil bir attır; insanı istediği yere yorulmadan götürür. Savaşlarda en yakın dostu ve arkadaşı olur insanın, üstünde taşıdığını kahramanlık makamına kavuşturur.”Atın şaha kalkıp kişnemesiyle; Gözler fal taşı gibi açılıp ak büyü ile büyülenmiş yüzler. Bütün jüri ayağa kalkmış heyecanla…
Zeus’un kızı çılgın bakire Athena; kalkan ve baykuşu ile çıkmış alana, alaylı küçük bir gülümseme dudaklarında, saplamış mızrağını hışımla toprağa. Meraklı yüzler topraktan büyüyen filize döndürmüş gözlerini, filiz büyüyüp ağaç olup meyve verene kadar gizleyememişler hayretlerini. Athena’nın gür sesiyle bozulmuş sessizlik. İşte demiş:
” İnsanlığa en yararlı kutsal ağaç BU! ZEYTİN ağacıdır adı. Ondan yiyip şifa bulacaksınız, yağını yakıp aydınlanacaksınız.” Jüriden bir alkıştır kopmuş, oy çoğunluğuyla o an Athena’yı şehrin sahibi seçivermişler. Bu şehrin adını da şu an bildiğimiz ATHİNA koymuşlar.
Bir kadına hatta Zeus’un kızı, öz yeğenine yenilmeyi kabul edemeyen koca Poseidon işte o zaman hırs ve gücüne yenik düşüp, 3 uçlu yabasını fırlatmış denizlere, gömmüş ATLANTİS’i suların en dibine.
Athena’nın Athina’daki tapınaklarının birinde, biri MEDUSA diğerleri Euryale ve Stheno adında 3 kız kardeş yaşarmış. Medusa o kadar güzelmiş ki, Tanrılar bile zaman zaman onun peşinden koşturur, tanrıçalar bile sadece onun güzelliğini kıskanırmış. Tanrıça Athena ( Zeus’un en çok sevdiği kızı) da onun güzelliğinden rahatsız, için için bu güzele diş bilermiş. Medusa ise söylentilerden habersiz, her zaman tapınakta ve duasında ibadetindeymiş sessizce. Dillerden dillere anlatılan bu güzellik Poseidon’un da kulağına gelmiş bir gün. Kendini dünyanın hâkimi sanan Athena’ya yenilgisini hazmedemeyen Poseidon bir gün mabede gelip Medusa’yı görmesiyle yüreğine bir aşk düşmüş, sanki büyülenmiş. Gel zaman git zaman bu güzellikten öyle başı dönmüş ki bir gece vakti zorla MEDUSA’ya sahip çıkmış işte.
Çok geçmeden duyulmuş tüm olanlar, taa Athena’nın kulağına kadar gelmiş dedikodular.

Bu durumu kendisi için aşağılayıcı bulan Athena, Medusa’yı gorgon yaparak cezalandırmış. Onu çok çirkinleştirip, o güzelim saçlarını yılana dönüştürmüş, artık yüzüne bakanlar taş kesilmekteymiş. Öfkesi geçmeyen ölümsüz Athena iş birliği yaparak bu sefer Medusa’nın başını kestirmiş üvey kardeşi Perseus’a. Başı kesildiği anda Medusa’nın Poseidon’dan olma çocukları Pegasus ve Chrysar gövdesinden fırlamış dışarıya. Medusa’dan sıçrayan kandamlaları Libya çöllerine düşüp birer yılana dönüşmüş.
Perseus, Medusa’nın kesik başını alıp gitmiş. Athena ise Medusa’nın derisini yüzüp Aegis’in markası yapmış. İki damla kanını da kral Erichthonius’a armağan edip, bu iki damla kandan birini öldürücü zehir, diğerini ise tüm hastalıklara deva panzehir yapmış.
Bugüne kadar Medusa anlatılmış güzelliği ve bakışıyla taş etmesiyle,
Athena; anlatılmış cesareti bakireliği ve kahramanlığıyla…
Poseidon ise; Tanrıların tanrısı denizler ve depremler tanrılığıyla…
Ben de anlatmak istedim size onları en güncel hırs öfke ve var olan kıskançlıklarıyla.

Hatalarım var ise affola.

10 yorum:

Beyaz Çiklet dedi ki...

Sevgili Dilek;
Ben de tarih hocamdan böyle efsaneleri dinlerken çok eğlenirdim.Çok güzeldi,seve seve okudum.

Teşekkürler:)

funda dedi ki...

ne doğru laf "güvenme güzelliğe bir sivilce yeter güvenme zenginliğe bir kıvılcım yeter"
Ayrıca da böyle mitolojik satırları okumayı yeni şeyler öğrenmeyi de çok seviyorum ellerine sağlık Dilekcim :))

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi,

Senin yazılarınla öğrencilik yıllarıma gidiyorum bir süreliğine de olsa...
Bu yazınla Batı edebiyatı,bazılarıyla da ,en çok, Eski Türk edebiyatı dersine...

Kalemine sağlık.
Sevgilerimle...

MeDuSa dedi ki...

benim bildiğimden biraz daha değişik bir hikaye yaklaşık 8-9 yıl önce bir arkadaşım anlatmıştı "gözlerin Medusanın gözleri gibi" diyince o gün bugündür Medusayım (:

büyük zevkle okudum yazını emeğine sağlık..

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Sevgili Candost,
Senin hkayelerinle hep geçmişe gitmek çok hoşuma gidiyor.
Kalemine, yüreğine sağlık.
Sanırım yerleştin, güle güle ve huzurla otur.
Sevgiler...

sufi dedi ki...

Sevgili Beyaz Çiklet;
Sevgili Funda;
Sevgili Aysema;
Sevgili Medusa;
Sevgili Nur;

Gelecekle ilgili masalımsı hikayeler anlatabilmekten yoksunuz her nedense!Ama geçmişle ilgili dağarcığımız öyle dolu ki anlat anlatabildiğin kadar... Yaşını başını almış olanlar bilirler, (görsel yayınların TV nin olmadığı zamanlarda) biz hayaller ve masallarla büyüdük.Bir edebiyat hocam vardı kürsünün üstüne konulan sandalyeye oturur gözünü kapatır edebiyatı bizlere; geçmiş tarihlerin kıyısında köşesinde hayaller kurdurarak, ağzından tükürüklerini saçarak aşkla ve coşkuyla anlatırdı.Ben de o tükürüklere en çok muhatap olanlardandım, belki de onun için bu tür efsaneleri anlatmaktan hoşnut oluyorum ,sevgilerimle.

Çınar dedi ki...

Edebiyat hocandan Allah razı olsun. İyi ki tükürmüş de aşılamış bu sevgiyi sana:)) Çok büyük bir keyifle okuyorum yazılarını. Yüreğine sağlık.

Sevgiler

efsa dedi ki...

dinledikçe dinleyesi geliyor insanın.
teşekkür ederim

sufi dedi ki...

Sevgili Çınar;
Sevgili Efsa;


Edebiyat hocam Ankara edebiyat fakültesinde profesörlük yapmış emekli olduktan sonra Diyarbakır lisesinde 1 yıl bizlere ders vermiş çok değerli bir insandı.Allah rahmet eylesin.Albert Enstein'e çok benzerdi, bizler de onu dinlerken zilin sesini falan duymazdık inanın. Ders sonu arkadaşlarımın "yıkandın mı?" espirilerine muhatap olsam da, sıçrayan Tükürükleri benim asla umurumda olmadı...Sevgilerimle.

Esmir dedi ki...

Sevgili Sufim...

Medusa ile ilgili pek çok efsane var...paylaşmış olduğun rivayet sayfamda yer alan 2. medusa ile ilgili rivayetin benzeri olmakla birlikte çok daha kapsamlı ve daha anlaşılır..hele ki senin kaleminden okumak hikayeleri inan bir başka keyif...(orada ters ve yan bakan medusa başlarının nedeni üzerinde durulmuş sanırım ağırlıklı olarak)şimdi senin yazından da ne çok şey öğrendim medusaya dair.:))
teşekkür ederim paylaşımın için...
müsade edersen sayfama link vereceğim bu yazını...

sevgilerimle...