YOLUNMUŞ TAVUĞA DÖNMEK - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

26 Ekim 2009 Pazartesi

YOLUNMUŞ TAVUĞA DÖNMEK

Neden kızlar genelde belli bir ergenliğe ulaştıklarında ilk iş olarak saçlarını sarıya boyamak isterler?
“Ben çocukluktan kurtuldum çok şükür” diye düşündükleri için mi?
“Ben artık genç ve güzel bir kadınım.”
“Eski görüntümden kurtulmam lazım.”
“Annemle aramdaki göbek kordonunu artık kesmem gerek.”
Yoksa” sarışın olursam daha bir güzel olurum, çevremdekiler beni daha çok beğenir” diye düşündükleri için mi tutarlar izinli izinsiz kuaförün yolunu? Ne için o hengâme, oryal ve boyanın saç diplerini kökten tırmalayışı?
20–22 yaşlarında ben de yaptım aynı hatayı. Bankacılık yanı sıra, ara sıra müdürümden aldığım izinle mankenlik de yapıyordum. Profesyonel mankenlik diplomam var ya, boşa mı gitsin o kâğıt parçası!O zamanlar mankenler de,

parmakla sayılacak kadar az Türkiye’de. Küçükken gözlerim yeşil olsa diye iç geçirirken “çok ağlarsan gözlerin yeşil olur” demişti birileri, çok ağladım ve gerçekten yeşil oldu gözlerim ister inanın ister inanmayın. Şimdi de saçlarımı sarı yapmak istiyorum ama ne mümkün babamın böyle bir şeye müsaade etmesi? Neyse saç defilesi falan filan bahanesine ikna ettim babacığımı. “Yolunmuş tavuğa dönmeden gel olur mu güzel kızım?” diye de tembihlendim üstelik. Olsun izin koparmıştım ya! Tuttum kuaförün yolunu, tam 8 saat ben o çileye nasıl katlandım bilmiyorum. Belime kadar uzanan kızıl ışıltılı su gibi fındıkkabuğu rengi güzelim saçlarım beni işte o gün terk etmişti. Defilelerde Türkiye’nin Jane Fondası diye takdim ediliyordum ya, şimdi tam benzemiştim zat-ı muhtereme. Ama olmuştum onun 40–50 yaş haliii. Daha o gün pişman olmuş aynalarda aramıştım kendi yansımamı. Ama ne mümkün? Kuaför;” artık bugün olmaz saçların elinde kalır yoksa kökü sende mevcut nasılsa, saç diplerin dinlensin sonra çeviririz eski rengine saçlarını“ demişti. Yani sizin anlayacağınız bir daha asla o güzelim saçlarıma kavuşamadım. Bu yaşımda saçlarım geçmişteki gibi uzun ve fındıkkabuğu renginde ama ne yazık ki boyalı kendileri.
Uzunsa; kısa saça özenirsin, kısaysa uzuna, kıvırcık saçlıysan düzleştirmek, düz saçlıysan kıvırtma hayali. Hep bir özenti sürüp gider ömür biter. Gençken giyersin zifiri karanlık elbiseleri, yaşlanınca açılır saçılır sarılar mavilere turunculara dönüşür biz bu kadınların tercihleri. Hep sahip olmadığımız şeylere özlem duymak, komşunun tavuğunun gözümüze kaz görünmesinden ötürü. İlkokul kitaplarımızda “altın pencereli ev” diye bir hikâye vardı hatırlarsınız. Çocuk vadinin öbür yakasındaki pencereleri yaldır yaldır yanan evi merak edip gider ne görsün (ev eski mi eski) tozlu camları. Bir de döner bakar ki karşı tarafta kendi evinin camları parlamakta altın gibi.
Bütün bunları düşündüğüm sırada güneşin turuncu tepsisi yarı beline kadar denize gömülmüşken, ince bir sis perdesi şehrin üstüne hafif bir esintiyle serildi. Yeşil hırkamı omuzlarıma çekip susuz dede sırtlarına doğru adım atmaktayım şimdi. Başımı tepeye çevirdiğimde yüce simyacının nasıl boyadığını görüyorum evlerin pencerelerini. Sanki teyid ediyor biraz önceki düşüncelerimi. Önümde 20–25 yaşlarında 3 kız yürüyor. Üçünün de saçları sarı, üçünün de kapkara pantolon ve tişörtleri. Adımlarımı hızlandırıp yanlarına varıyorum, damdan düşer gibi tepedeki altın pencereli evleri gösterip, “ne de güzel parlıyorlar değil mi çocuklar?” diyorum. Gençliklerinin o cıvıldayan enerjisiyle “Ayy gerÇEKteen, keşke bizim pencerelerimiz de öyle altın gibi parıldasa!” deyip kıkırdaşıyorlar.”Sizin pencereleriniz zaten altın gibi parıldıyor” diyorum ve yanlarından uzaklaşıyorum, işte bugünümün kısa özeti.
Sevgilerimle.

Resim:www.ewav.com'dan alıntı.

20 yorum:

guguk kuşu dedi ki...

ne garip insan o yaşlarda, en güzel pırıltının kendi rengine ait olduğunu bilemiyor işte, yıprattığı saçları gibi, yıprattığı ruhu ve bedeni de sonralarda bi daha asla öyle parlamıyor.

Hayat dedi ki...

Geç kalmış sayılırsın benim yanımda, Dilek' ciğim... :))
Onaltı yaşımı sürüyordum kızıl-kestane saçlarla tanıştığımda...
Ablam yurtdışındaydı benim. O yıllarda yurtdışından her şey ortalıklara dökülmemişti şimdiki gibi...
17-18 yaşlarımda gece ve gündüz maskeleri, fondöten deneme listemdeydi.
20 yaşımda hepsinden vazgeçip makyajsız hayata geçtim.
Yaptığım en fazla makyaj belli belirsiz gözaltı kalemi ve belli belirsiz rimel olur düğüne gideceksem bile...
Kendini ispat çabası mı, beğenilme arzusu muydu bilemem? O da öyle bir dönemdi demek ki... :))
Sevgiler canım.

Haykırış dedi ki...

Ergenliğimin ilk günleri yeni yeni terlemeye başlayan bıyıklarımın uzaktan belli olması için canım anacağımın çantasından aşırdığım parayla fındık alarak gaz ocağında kömür yapıp bıyıklarımıza az sürmedik... Bir heves işte. Ahlaki değerlere zeval getirilmediği müddetçe gençlerin heveslerini alması taraftarıyım.
Sevgi ve saygılar.

Ela'dan Mektuplar dedi ki...

Kadınların saç renkleri, bakımlı olup olmadıkları...vs tamamen ruh halleriyle ilgili bunu biliyoruz. Ben yaşayarak öğrendim bunu. Ne zaman canım sıkılsa, bunalıma girsem, sevgilimle kavga etsem soluğu kuaförde alırdım. Hatta bir keresinde kendiliğinden dalgalı olan saçlarımı perma yaptırmak için oturdum kuaförümün koltuğuna.:) Çabuk bana perma yaaaap diye. Allahtan beni tanıyan ve tek derdi para kazanmak olmayan bir insan olduğundan bir çırpıda vazgeçirdi beni bu kararımdan. Tatlı diliyle tabii. Ee bunalımdayım ya üzerime gelirse hiç dinlemem biliyor:))) Ama ne kadar bunalımda olursam olayım sapsarıyı hiç düşünmedim bak. Denesem mi acaba:)
Kendi adıma konuşmak gerekirse ben saçlarımın rengini zırp pırt değiştirmeyi seviyorum. Ne biliyim, hiç bir şeyi o kadar kolay değiştiremediğim için olabilir mi dersin?...
Sevgiler.

Belgin dedi ki...

16-17 yaslarindayken zaten lüle lüle olan saclarimi perma yaptirip mahvetmistim, babamdan yedigim zindikta üstüne tuz biber ekmisti:)) Nedir bu bizde olmayanlara özenme duygusu bilmem. Kendi güzelligimizin farkina varsak, kendi piriltimizi bir görebilsek, ama o yaslarda olmuyor/olamiyor nedense.
Öpüyorum ablacim:)

..::Lal-ı Reyhan::.. dedi ki...

saçlarımı ilk boyattığım zaman üniversite birinci sınıftaydım sanırım annem ısrar etmişti üstelik..herkesin annesi boyatma der benim ki beni zorla kuaföre götürür bi de sarı olacak diye ısrar eder.ben de bi hevesle kuaföre gittim ama sarıya cesaret edemeyerek sadece bakır gölge attırmıştım saçlarıma tabi annem de hiç beğenmedi bunu..bi daha boyatmak yok falan dedi..aradan biraz zaman geçince ben istedim sarı olmasını ama neden istedim hala bilmiyorum ama yaptığım en büyük hataydı diyebilirim sarıdan dönmek için defalarca saçımı boyatmak zorunda kaldım her seferinde biraz daha koyultarak anca bu seme kendi rengime kavuştum..yaklaşık bir buçuk yıldır da boyatmıyorum..kendi saçlarımın rengi daha güzelmiş meğerse..ve tabi ki en üzücü tarafı saçlar o kadar işlemden sonra yarı yarıya azalıyormuş :(

öykü dedi ki...

O kadar guzel anlatmıssın kı
elımızdekılerın kıymetını bılmeyısımızi...

Zeugma dedi ki...

Bir solukta okudum yine, teşekkür ederim suficiğim.Çok güzel yazmışsın.
Ve bunları yazanın profesyonel mankenlik yapmış, su gibi hoş bir hanım olduğu yerleşti kafama iyiden.Tebessümler içindeyim:)

Yazdıkların çok doğru.Benim saçlarım da dümdüzdür. Tersini isteyeceğim ya.. O yaşlarda hep kıvırcık merakım vardı.Sarar dururdum.Olmadı kaç kere kuaföre perma yaptırdım. Bir keresinde uzun saça iri dalga diye gittim ama beni tamamen Bonus yapıp gönderdiler :( Kaç gün ağladım bilmem. Düzelmesi de mümkün değildi tabii.
Ah bu kuaförler..Az can yakmıyorlar..
Sevgilerimle....

içimdeki yolculuk dedi ki...

şimdi herkes saç olayını ruh haliyle ilğili ya da kadın mutsuzsa saçıyla oynar deniyor değilmi?? ben kendimi bildim bileli saçlarım şekilden şekile renkten renge girdi hadi o dönemler ruh hali iyi değildi vs ee şimdi ruhum ayna gibi mutsuzda değilim!..ama yine saçıma takmış bi durumdayım ben rengine yazık adamvezim her akşam saçımı ne renk yapsam sorusundan bıktı:))) benim saçlarım düz kıvırcık ya da dalğalı yapmak için en savaşlar verdim..özentimi kıskançlık mı bilemedim bilemedim

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Çok kısa sürede beyaza dönmeye başladığından erken boyamak zorunda kaldım saçlarımı, ama hiç renk değiştirmeden, seviyorum galiba kendi rengimi.
Özenti, böyle sevimli anlatımından çok mutlu olmuştur Dilek'cim.
Sevgiler canım...

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ dedi ki...

Ay çok güzel anlatıyorsun sen ya, cidden bu saç olayı fena ama saçlar değil ki boyalı olan gönüller bence :) Herkesin gönlü toz pembe boyalı olsun, ne güzel bu şekilde pozitif anılar hikayeler paylaşman

Uzağa Giden Kadın dedi ki...

Ergenlik bireysel bir keşif.
Herkes kendi yolundan gitmeyi diliyor.
Oysa yol aynı sadece yüklenen anlam farklı.
Belki bu nedenle kuşaklar çatışıyor.
İlginç olan ben de üniversite yıllarım boyunca saçlarımı hiç değiştirmemem nedeniyle eleştirildim. Yıllığa bile yazdılar. Belki gerçekten tutucuydum. Uzun ve siyah saçlar direnişti belki taaaaaa çocukluğumda bir kez kesilen saçlarıma ağıttı belki.

İnsan bir şeye direniyorsa orada korduğu bir şey var. Değişimle de belki vurguladığı. Şekil değişiklikliklerini özümsemeyince ancak tanzimat devrinde salon süsü olarak kalan piyanolar gibi olmak pahasına bile...

selamlarımla.

sufi dedi ki...

Sevgili dostlarım;

Ne olur hepinize tek bir yorum yapmam konusunda kırılmayın.Ben çoğunlukla sizlerin bloglarınıza iadeyi ziyaret yapıp hiç değilse sizin son yazdıklarınıza ve hatta daha önce gözden kaçırıp da okuyamadıklarıma yorum bırakmayı daha çok tercih ediyorum.
Hepinize kıymetli zamanlarınızı benimle geçirdiğiniz için teşekkür ederim.
Yazdığım anılar konusunda söyleyecek tek bir sözüm var o da uzun yaşıyan yıllarına yıllar ekleyenlerin biriktirdikleri işte böyle çok oluyor.Onun dışında güzel iltifatlarınıza layık olacak başka birşey yaptığımı sanmıyorum.Masalcı NİNE gibi birşeyim işte.Üzücü olanların bir kısmını ayıklayıp sizleri yaralamamak için bir kenara ayırdım.Bir kez "sen gitmezsen kendimi öldürürüm anne" diye bir anımı yazmıştım bir zamanlar (bir kadının hikayesi gibi) anladım ki sizleri üzmüşüm,ikinci bölümünü ve sonrakileri ve o tür yazılar yayınlamayı terkettim.Çünkü hepimizin duyguları dünyada yaşananlardan dolayı öyle yıpranık ki! aslında hepimiz gülmeyi hakettik de onun için de mizahi yönümüzü harekete geçirmemiz gerek gibi düşünüyorum .Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum.Bir kahkaha bir kilo pirzola misali hep gülün diliyorum.Sevgilerimle.

beenmaya dedi ki...

ne güzel seni okumak he seferinde kendinden birşeyler bulmak, düşünmek üzerine düşündürmek...

sufi dedi ki...

Can mayam;
Ben de sizlerin yazdıklarınızda gençliğimi buluyorum.Sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Can mayam;
Ben de sizlerin yazdıklarınızda gençliğimi buluyorum.Sevgilerimle.

Hülya dedi ki...

Benimde upuzun kestane saçlarım vardı üniversite bitene kadar...Sonra okul bitti, iş hayatına atıldım..Baktım bana hala öğrenci muamelesi yapıyorlar, gittim kuaföre; kısacık kestirip birde röfle attırdım:(( Eee ye kürküm ye dünyası, o zaman Hülya hanımlığa terfi edebildim..
Sonuç: Değişim güzeldir, ama içimize sinsin yeterki....

guguk kuşu dedi ki...

canm sufim, bence defazlasıyla acıklı şeyleri paylaşmaktan ben kesinlikle kaçınıyorum, o tip bloglara pek takılmıyorum.
bu acıklı olaylar var ve hep olacak biz bloggerlar bunların zaten farkındda olan insnlarız. aynı şeyleri tekrar tekrar insanların gözüne sokmaya gerek yok. mutluluklara ve neşeye çok ihtiyacımız var.

sufi dedi ki...

Sevgili Hülya'm;
Doğru tesbit olmuş canım"hanımlığa terfi etmek" tabiri... Tabii ya, ben de saçımı sarıya boyattığımda çevrem bayağ mesafeli davranmıştı bana."ye kürküm ye" meselesi demek ki.Sevgilerimle.
Sevgili guguk kuşum;
Karnındaki cennette yaşayan bebeğin, annesinin üzülmesini hiç ister mi? Ben sana ne dedim? o seni koruyor bebeğim.Sevgilerimle.

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Büyük kızım doğduğunda sapsarıydı. Altın kız derlerdi hatta. Büyüdükçe koyulaştı saçları. Lisede yeniden sarışın olmaya karar verdi, çaktırmadan yavaş yavaş açmaya başladı saç rengini. Sonra da sapsarı oldu bir kaç yıl. Bir gün İngiliz danışmanları türk kadınlarının hepsi sarışın mı? diye sormuş. Bir salona baktım, hepimiz sarı saçlıyız dedi. Ertesi gün saç rengini koyulaştırdı.

Ama bu saç macerası süresinde aynen sizin ddiğiniz gibi, eski sağlıklı saçlarına kavuşması uzun sürdü. Bir kuaförün verdiği bitkisel reçete gerçekten çok etkili oldu.

Sevgiler size