HER KAPINA GELENİ HIZIR BİL - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

19 Kasım 2009 Perşembe

HER KAPINA GELENİ HIZIR BİL







Dilden dile, kulaktan kulağa tarih boyu söylenmiş Hızır hikâyeleri çoktur bilirsiniz. Çocukluğumuzda "Her kapına geleni Hızır bil" diye büyüklerimiz bizi tembihlerdi. Bu devirde anne-babaların çocuklarına, kimseye güvenmemelerini telkin etme sebepleri ise yaşanan acı olaylar olsa gerek. Nasıl desinler ki? Artık anneler çocuklarına sıkı-sıkı tembihleyip "Kapıyı sakın kimseye açma" "Kimseden sakın bir şey alma" diyebiliyorlar. Zaman mı değişti? Yoksa insanların düşünceleri ve tembihleri değiştiği için mi bazı tatsız olaylar yaşanıyor tartışılır. Bizler de tanımadığımız bir kişi gördüğümüzde hayal dünyamızın kapılarını ardına kadar açar, hele ak yüzlü sevecen biriyse o zat; "kesin bu amca Hızır'dır" diye düşünürdük. Zamanımızda bizler gibi yetiştirilmiş bir çocuk merak edip dururmuş. Hızır’ı görmek istermiş. Neyse adamın biri onun bu isteğini öğrenmiş ve eliyle kapının üst iskelesine dokunup "bak oğlum bu gün bu kapının üstüne elini kim değdirirse o Hızır’dır bilesin” demiş ve gitmiş. Çocukcağız sabahtan akşama o kapının altında bekleyip durmuş. Ama kimse elini oraya değdirmemiş. Eve gidip konuyu anlattığında, Babası;” sabahki adam elini değdirdi mi?” diye sormuş, çocuk; “eveeet! “deyince,Baba; “ işte oğlum demek ki Hızır oymuş “deyivermiş. Neyse, biz Hızır görmek isteyen padişahın hikâyesine dönelim, bakalım o görebilmiş mi öğrenelim...

Bir padişah Hızır'ı görmek istiyordu. Bir gün bunun için tellallar çağırttı: "Kim bana Hızır'ı gösterirse onu armağanlara boğacağım" dedi. Birçok oğlu uşağı olan fakir bir adam bu işe talip oldu. Karısına dedi ki:"Hanım ben padişaha Hızır'ı bulacağımı söyleyip ondan kırk gün müsaade alacağım. Bu kırk gün için padişahtan size ömrünüz boyunca yetecek yiyecek, içecek ve para alırım. Kırk günün sonunda Hızır'ı bulamayacağım için benim kelle gider, ama siz rahat olursunuz" Adamın karısı kanaatkâr biriydi. "Efendi biz nasıl olsa alıştık böyle kıt kanaat geçinmeye. Bundan sonra da idare ederiz. Vazgeç bu tehlikeli işten" dedi.
Ama adam kafaya koymuştu. Padişaha gidip, Hızır'ı bulacağını söyledi. Bunun için kırk gün izin istedi. Hızır’ı bulmak için koşuşturacağı kırk gün zarfında, ailesinin geçimi için sarayın ambarından tonlarca yiyecek, içecek ve nakit para aldı. Bunları evine teslim edip, kırk gün ortalıktan kayboldu. Kırk günün bitiminde padişahın huzuruna çıkıp, her şeyi itiraf etti:
“Benim aslında Hızır'ı falan bulacağım yoktu. Ailece sıkıntı çekiyorduk. Hızır'ı bulacağım diye sizden dünyalık almak istedim" dedi. Padişah buna çok kızdı:
"Padişahı kandırmanın cezasını hayatınla ödeyeceğini hiç düşünmedin mi?" diye bağırdı. Adam da her şeyi göze aldığını söyledi. Bunun üzerine Padişah yanında bulunan üç veziriyle görüş alış verişinde bulundu. Birinci vezire sordu:
- Padişahı kandıran bu adama ne ceza verelim?
— Efendimiz, bu adamın boğazını keselim, etini parçalayıp çengellere asalım.
Bu sırada peyda olan, nurani, aksakallı bir ihtiyar birinci vezirin sözleri üzerine söyle dedi:
- "Küllü şeyin yerciu ila asıhı" Padişah ikinci vezirine sordu:
- Bu adama ne ceza verelim?
— Hükümdarım, bu adamın derisini yüzüp içine saman dolduralım. Biraz önce ansızın ortaya çıkan ihtiyar yine:
- "Küllü şeyin yerciu ila aslını" dedi. Padişah üçüncü vezire sordu:
- Ey vezirim, sen ne dersin, beni kandıran bu adama ne ceza verelim?
— Padişahım bana göre, bu adamı affedin. Size yakışan, sizden beklenen budur. Bu adam önemli bir suç isledi, ama sanıldığı kadar da kötü biri değil. Çünkü çoluk çocuğunun rahatı için kendini feda edebilecek kadar da iyi yürekli. Nurani ihtiyar yine söze karıştı:
- "Küllü şeyin yerciu ila asıhı"Bu defa padişah o yaşlı zata yöneldi:
- Sen kimsin? İkide bir tekrarladığın o laf ne demektir? İhtiyar cevap verdi:
- Senin birinci vezirinin babası kasaptı. Onun için kesmekten, etini çengellere asmaktan bahsetti. Yani aslını gösterdi. İkinci vezirin babası yorgancı idi. Yorgan yastık, yatak yüzlerine yün, pamuk vb doldururdu. O da babasına çekti. Üçüncü vezirin ise babası da vezirdi. O da soyuna çekti, büyüklüğünü gösterdi. Benim söylediğim söz, "Herkes aslına çeker" demektir. Vezir istersen (3.veziri göstererek) işte vezir, Hızır istersen (kendini göstererek) işte Hızır, bu adamı mahcup etmemek için sana göründüm, dedi ve kayboldu...

Resim:elnellis.com'dan alıntı.

28 yorum:

Belgin dedi ki...

Cok güzel ve cok ince bir hikaye bu. Ne güzel söylemis "Herkes aslina ceker" diye, öyle ya armut agacinda elma yetismeyecegine göre:)) Ben bagladim bunu baglayacagim yerlere. Bu ince ince dokundurmalarina hayranim bilesin:))
Sarilip öptüm güzel yanaklarindan:))

kara kitap dedi ki...

tüylerim diken diken oldu.hızır hikayeleri beni hep çok dugulandırır.bu hikayeyi ilk defa duydum ve aklıma yazdım.

Elçin dedi ki...

Tek kelime ile harika bir hikaye.Yüreğinize sağlık..

Anne İş'te dedi ki...

Sahi değil mi???Annem anlatır hep,bizim mahallede kapılarımı hiç kilitlemezdik bile diye??Ki annem,henüz 61 yaşında.

İlk hikayede dedim ki;gerçekten bakmak ve görmek çok farklı.Baktığımızda göremediğimiz nice sır var evrende:((Bunun için ne yapmalı,gönül gözünü nasıl açık tutmalı ki daha çok görebilelim???

İkinci hikaye;ilk defa duyduğum ama içime işleyen bir hikaye oldu.Kendime göre paylar çıkardığım.Ama yine de şunu düşünmeden edemedim Sufî'm;aslı insanı hep kovalar mı??İnsan iradesi,vicdanı nerede??

Sevgilerimle...

umidim dedi ki...

hikaye fevkalade idi.

"hızır gibi yetişenler" Allah'ın, yetişenin suretinde gönderdiği Hızır'dır belki de.

Kolaylıklar

dusunenbalik dedi ki...

Zaman değişti,her şey değişti,tatsızlaştı ne yazık ki.
Hikaye ise güzeldi.

funda dedi ki...

tüylerim diken diken oldu gerçekten aslımızı kovalıyoruz...

beenmaya dedi ki...

hep zaman değişti deriz de zamanı değiştiren bizler değil miyiz. yani değişen aslında bizleriz...

harika bir hikaye her zamanki gibi can sufim...

puck-robin dedi ki...

çok güzel bir hikaye, paylaştığınız için çok teşekkürler.

SeRiOuuS dedi ki...

Armut dibine düşer, heskes aslina çeker.
Saol paylaşım için sufii.

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

kayınpederim, kapıya gelen kimseyi boş çevirmeyin, belki Hızırdır derdi bize. Herşey aslına çeker sözü ise çok doğru bence de. Sevgiyle

sufi dedi ki...

Belgin'im;
Hızır ne güzel ders vermiş değilmi? Kendini de göz ve idraklerden nihan ederek başarmış işini herzamanki gibi."Hızır'ı bulurum" diyen adamın safiyane yalanını da gerçeğe çevirmiş, vezirlerin de kişiliklerini padişaha tek sözüyle ayan etmiş.Sevgilerimle.
Sevgili Karakitap;
Yokluk çeken, içi yanan, acı çeken saf gönüllerin kapısında Hızır bitiyor nasılsa!"Kul sıkışmayınca Hızır yetişmiyor" yani.Sevgilerimle.
Sevgili Elçin;
Eskileri bir dinlesek Hızır hakkında daha ne hikayeler duyardık değil mi?

haykırış dedi ki...

Sayın Sufi,
İllaki görünmesi gerekiyorsa da “Hızır” bazen yazılarıyla da ortaya çıkabiliyor "Hızır" gibisiniz maşallah. Hızır, oturduğu kuru yerden kalktığında oranın yeşerip yeşillenmesine sebep olmuşsa sizde yazılarınızla bizlere, saadeti ve huzuru tattıran "Hızır"sınız.
"Hızır Anne" daha mı uygun oldu ne?
Sonsuz saygılarımla

sufi dedi ki...

Sevgili Anne;
Ben de yakın zamana kadar kapılarımı kitlemiyordum.Böyle öğrenmiştik çünkü biz.Başıma da çok şükür herhangi bir kötü olay gelmemiştir,Evime açık camdan giren 3 küçük çocuğun dışında.Belki onların da öğreneceği bir şey vardı, sırtları sıvandı aileleriyle görüşüldü ve tarafımdan çocukların hiçbir suçu olmadığı gözlemlendi.Birinin ailesi pide dükkanları varken oğullarını bu işe bizzat teşvik ediyordu, anlasana.Şimdi kapımı kapatıyorum ama o çocukları korumak adına.İnsanı aslı hep takip eder mi sorusu zor bir soru."Dede erik çalar torunun dişi kamaşır" sözü yalan mı söylenmiş.
Sevgili umidim;
Ne güzel söylemişsin "yetişenin suretinde" derken.Biz bir zata bir sureti yakıştırıp onu arıyoruz oysa her kalıptan görünebilenlerden O.Biri vasıta oluyor gönlü yanana işte.Sevgilerimle.
Sevgili duşunenbalık;
Aslında sadece biz değiştik saf ve temizliğimiz yerini kirlenmeye şek ve şüphelere bıraktı.Sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Sevgili Funda;
"Bir Ana-babanın çocuğu kendi amelini yansıtır"derdi dedelerimiz.Hatta çocuğu bir hata yaptığında anne "ne günah işledim de bu başıma geldi" derdi.Burada yapanın hiç mi suçu yok diyeceksin.O konu da tartışılır uzun uzun.Sevgilerimle.
Sevgili Mayam;
Ne güzel söylemişsin "bizler değiştik" diye.Akıllandık, karıştık,özümüzü kaybettik.Akıl ve mantık; lambadan çıkan ve "dile benden ne dilersen?" diyen dev hayallerimizi sildi yok etti.Sevgilerimle.
Sevgili puck-robin;
Ben de sizlere teşekkür ederim sabırla beni okuduğunuz için.
Sevgili seRİOuus;
Mevlana'nın dediği gibi "arpa ekip buğday biçen" hiç olmuş mu? Bu GDO dan sonra belki balığın içinden domates çıkabilir ama o zaman da ona göre ata sözleri gelişir belki.
Sevgili Lale;
Zaten "ne varsa eskilerde var" diyesim geliyor da, yeni gençliği de biz yetiştirdik. Sorumlu hissetmeliyiz yine de kendimizi. Acaba biz nerede yanlış yaptık?

sufi dedi ki...

Sevgili Meslekdaşım;
Hakkımdaki güzel düşüncelerinizi eğilerek ve BENliğime yani EGOma mal etmiyor ve ÖZe bağlıyorum.Özden eşiniz ve size "aynada gördüğün sensin dostum" mesajını iletiyorum.Benim de kalıbım kalkıp da yerinden, ait olduğu toprağa gittiğinde, geride kalan öze ait kelimelere saklı manalar kalacak geride sadece diyorum.Tüm ailenize sevgi ve muhabbetlerimle.

Dalgaları Aşmak dedi ki...

küçükken, soframızda yanlışlıkla fazla çatal kaşık oldumu,annem, hızır var ellemeyin kalsın derdi...

Ali İkizkaya dedi ki...

Can Dost Sufi !
Yine ne güzel yazmışsın. Nerelere götürdü beni. Büyük anneme kadar gittim. Bu Hızır yada İlyas meselesi öyle derindir ki evrenin tecelliyatı açısından. Hz. İbrahim meselesinde bile o vardır. Son dakikanın son saniyesinde her yerdedir. İşarettir ümidsizliğin içindeki..
Hanen ferah gönlün aşkla engin olsun.
Merak etme dostun gitmez senden uzaklara...

Elif dedi ki...

Babam çok eskiden bir çiftlikte bekçilik yapıyordu.Bir gece kar tipiye çevirmiş, kapı çalınmış ,önce korkmuş sonra açmış.Eski ve ince kıyafetleri olan,yaşlı bir adam açım yemeğin var mı demiş.Babamda da 8 zeytin, yarım ekmek varmış.Yarısını yaşlı adama vermiş, adam dua edip gitmiş.Babam amca şu tarafta bir köy var, istersen oraya git demek için peşinden koşmuş ama ne adamı ne de ayak izini görememiş.Babam hep hızır olduğuna inanır.Sevgiler...

halimcegünce dedi ki...

Çok güzel bir hikayeydi, ilkkez okudum,
evet aslın neyse neslin o dur derler, ama insanlar kendilerini değiştirip, geliştiremezler mi?

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Çok güzel bir hikaye, "kul sıkışmayınca hızır yetişmez"
padişah hiç sıkılmadığı için hızır bilmez, dostumuz da sıkıldığında hızır hemen orda işte.
Sağolasın dostum, eskiden anlatırlardı seve seve dinlerdik, unutulmaya başlanılan hikayeler parmaklarında can buluyor beni hep geçmişe götürüyor. Çocuk oluyorum seni okurken.
Sevgiler...

sufi dedi ki...

Sevgili dalgaları aşmak;
Hatta Fazladan masaya tabak ve çatal kaşık koydururlardı.Bizlerin inancı belki o günlerden geliyor.
Can Ali;
Önce hoşgeldin dost diyelim.Senin oralardan bir cızırtı geliyordu ama gelmiş geçmiş olsun.
Hızırın hikayesini bilirsin kuran'dada geçer Musa peygamberken hikmet öğrenmek ister yol kardeşi Yuşa (genç arkadaşı der kuran)ile yola çıkar Hızır'ı bulmaya. Kuran keyf suresinde böyle yazıyor ve devam ediyor biliyorsun.Her zamana ve her devre parmak basan zat o zaten.ben de bekliyorum kendisini, "börek yapınca gelir " diyorlar.İnanıyorum.Senin de hanen çiçek kokularıyla dolsun tamam mı?
Sevgilerimle.
Sevgili Elif'cim;
Kimbilir o zeytinler paylaşılırken orada ne muhabbetler oldu babanı dinlemek lazım.Zaten elinden kaçırdıktan sonra insanın aklı başına geliyor ya!.Sevgilerimle.
Sevgili halimcegünce;
İnsan yeter ki istesin, yapamayacağı hiçbirşey olamaz bence.Irmağın öbür kıyısına geçmemiz putlarımızı kırmamız gerek zannımca.Sevgilerimle.
Sevgili Nur'um;
O lafı ne çok duyardık değil mi? biz inandığımız için de en sıkıldığımız anda bir mucize olur düze çıkıverirdik. "Yetiş ya hızır" deyip bankada aradığım müşteri kartını bulmuşluğum çoktur.
Birşeylere inanmak çok umut verici birşeydi.Şimdilerde kime inanacağımızı bilemiyoruz doğrusu.
Zaten biz daha küçücük çocuklarız ki dostum, sevgilerimle.

Asuman Yelen dedi ki...

Sevgili Sufi,
Hikayelerini okumak çok güzeldi. Şunu iyi biliyorum. İnsan zorda kalınca bir yetişen mutlaka oluyor. Bir arkadaş, bir akraba, bir amir ya da bir yabancı, varlığıyla, tavrıyla, söylediği bir kaç cümleyle hatta bazan içten bir tebessümle derman olabiliyor.
Ama malesef tam tersi de fazlaca yaşanıyor. Sen birilerine derman olmaya çalışırken devamlı istismar ediliyorsun. Malesef öyle bir hale geldik ki her selamın arkasınden ne gelecek diye kuşkuyla bekler olduk çünkü artık kimse normal şartlarda birbirine selam dahi vermiyor.
Hikayeler için teşekkür ederim.
Sevgiyle kal...

Palyözi dedi ki...

padişahın hızır'ı ne güzel anlatılmış....hem hızır'ı hem veziri GÖSTERMİŞ gören güzel gözleri ile....

Allah herkese nasip eder inşallah güzel gönül gözünü:)

salih yıldırım dedi ki...

Çok güzel bir paylaşımdı teşekkürler sufi...
Zaman kötü malesef biliyorum ama yine de, kapılarımı ardına kadar açıp, Hızırı görebilmeyi diliyorum ...

herkese Sevgiler,SAygılar...

Zeugma dedi ki...

Bu yazının altında yorumum vardı benim.Görmüştüm, eminim..
Neden silinip temizlendiğine anlam veremedim..

Zeugma dedi ki...

Bu yazı olduğundan eminim ben ama.
Bumerang bu olaydan sonra yorumladığım yazınız..

Birkaç kere gelip baktım bu yazının altına.Arada cevaplanmamış, unutulmuştu çünkü buradaki üst sıralardaki bu yorumum.Ola ki sonradan görülmüştür diye...
Sonradan biri silmiş ne yazık ki o zaman...Kim olduğunu bilemem.
Çok eminim ben.. Yüzde 1500 eminim..

Saygı ve sevgilerimle...

sufi dedi ki...

Sevgili Asuman;
"Attığın zaman, sen atmadın"diyor kuranda.Hızır beklerken hayallerimizde belirlediğimizin kılığında değil de bir dostun suretinde gelebiliyor gelen. Yardımı sunan da aracısını alet ediyor el hakkın eli oluyor biz de "hızır gibi yetiştin" diyoruz dostumuza.Talep yoksa sunulan çareler ters tepebiliyor ne yapabiliriz?Yardıma muhtaç olana uzatmak gerek belki de yardım elini sevgilerimle.
Sevgili Palyözi;
Duaların dilerim gerçekleşir bizlerde nasipleniriz.Teşekkürler canım sevgilerimle.
Sevgili Salih;
Eğer kapılarımızı sıkı sıkı 3-5 kilitle kapatıyorsak ancak hırsızların ve kötü niyetlilerin dikkatini çekiyoruz.Açıyorsak sonuna kadar mutlaka bir gün selamünaleyküm diyen biri çıkar gelir karşımıza.Sevgilerimle.
Sevgili Zeugmam;
Ben hiç senin yorumunu silermiyim güzel kuşum.Son 3 yazımdan bahsedip "attığın herşey sana geri döner"yazısının altına koyduruvermişsin yorumunu haberin olsun.Meleğim kimse bana sormadan silemez yorumları.En olmadık eleştiri dolu lüzumsuz yorumları bile silmedik.Ancak şimdi ben de merak ettim.Hızır kendine mi sakladı acaba güzel sözlerini hıı? ne dersin? sevgilerimle.