ÖFKE, HIRS VE NEFİSLERİNİN KÖLESİ OLANLARA DUYURULA - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

19 Şubat 2010 Cuma

ÖFKE, HIRS VE NEFİSLERİNİN KÖLESİ OLANLARA DUYURULA

Diyojen (Diogenes)in aslen Sinop’ lu olduğunu bilirsiniz de, asıl mesleği kuyumculuk olan ve parayı çok sevdiği için kalp para basan bir kalpazanın oğlu olduğunu bilmem bilir misiniz? Ben de bilmezdim ama bu güne kadar öğrenmemiş olmam da bana bir şey kaybettirmedi doğrusu. “bir vezirden bir rezil, bir rezilden bir vezir olabileceği” atasözünü anımsattı bana sadece. Paraya düşkün bir adamın meteliğe ve dünyaya değer vermeyen oğlu olabileceğini hatırlattı. Ailenin Sinop’tan sürülüp Atina’ya yerleşmeleri sonrası Diyojen hayatını sefalet içinde geçirmiş, farelere imrenecek kadar yokluklar çekmiştir. O zamanların ünlü filozofu Antistene’den felsefe dersleri almasına rağmen fıçı içinde yaşamını sürdürmüştür. Fıçısından başka bir de çanağı vardır.

Bir gün çeşmeden avucuyla su içen çocuğu görünce çanağını da kırıp atmış ve “ bu çocuk bana fazladan eşyam olduğunu öğretti” demiştir. Gündüz vakti elinde fenerle Atina sokaklarında, “adam arıyorum! Adam arıyorum! Ama bulamıyorum” diye dolaşan bilge adamdır O. Günün hatiplerine “zamanın uşakları” diye hitap eden, çok güzel konuşan, üstün zekâsı ile herkesi etkileyebilen ünlü filozof hayvanlardan hangileri en vahşidir sorusuna, “Dalkavuklar ve insanın gıyabında konuşanlardır” diye cevaplandırandır. ”
Diyojen, “Pek itibarlı bir köpeğim ben!” der muhabbetlerinde. “Ama beni beğenenlerden hiç birisinde benimle ava çıkacak kadar cesaret yok.”Pis yerlerde oturduğu için hakkında ileri geri konuşanlara ise,“güneş daha pis yerlere girer ama asla bozulmaz” karşılığını verir.

Bir gün Büyük İskender fethettiği ülkeleri ziyaretinde Diyojen’ in yaşadığı şehre de ordusuyla sefer düzenlemiş, bütün ahali ellerinde güllerle imparatorlarını karşılamışlardır. “Beni tanımayıp bana ve orduma itaat etmeyen kimse kaldı mı ülkede?” sorusuna zamanın ispiyoncusu,” efendim size itaat etmeyip huzura gelmeyen bir kişi var!” diye haber uçurmuştur. İskender, “vay nasıl olur, benim ayağıma nasıl gelmez? “ diye hırslanmış kılıcını kalkanını kuşanıp Diyojen’ in karşısına dikilmiş;
”Be hey zavallı, be hey zalim! Neden emrime riayet edip huzuruma gelmeyi reddettin?”diye kafa tutmuş, Diyojen; hiç istifini bozmadan
“sen benim kölelerimin kölesisin senin ayağına neden geleyim ki?” Deyince İskender kılıcını öfkeyle kınından çıkarıp” sen bana karşı mı geliyorsun?”sözüne Diyojen, “Bak bak, bu öfke işte. Bir zaman ben onun kölesiydim, azat ettim kendimden yolladım şimdi sen onun kölesi olmuşsun, ben kölemin kölesine baş eğmem!” diye karşılık vermiştir.

Diyojen sözüne devam eder: “Benim 3 sahibim vardı: biri öfke, biri hırs, biri nefis bir zaman onlarla vakit geçirip eğleştim, baktım olmuyor onları azad ettim kendimden benden gittiler. Bakıyorum sen benim kölelerimin kölesi olmuşsun. Neden sana secde edip ayağına kapanayım ki?”deyince, Büyük İskender diz çöküp “ dile benden ne dilersen?” sözünü söylemiş. Diyojen, güneşe başını döndürüp asırlardan asırlara dilimize pelesenk olan;
“gölge etme başka ihsan istemem!” cevabını işte o zaman vermiştir.”
Bu kıssadan hisse: önce kendime, sonra da Öfke, hırs ve nefislerinin kölesi olanlara duyurula…
Sevgilerimle.

Resim:images.com'dan alıntı.

19 yorum:

alizafersapci dedi ki...

Teşekkürler.

Ateş Böceği dedi ki...

Ama her birimiz zaman zaman bunların kölesi oluyoruz hem nefsin hemde öfkenin ..insan olmanın gereği bu en önemlisi bunu en aza indirgemek galiba..

Yenik düşmeyen zamnında kölesi Olmayan varmı insan olupta Peygamberler dışında ..

Yok galiba..

Efsa dedi ki...

Tek kelime ile hırsımın kölesiyim. Öfekeyi ve nefsi bir miktar köreltebilsemde kendimde. İknar edemeyeceğim biçimde hırslarıma kurban olabiliyorum.

JİVAGO dedi ki...

Dost Sufi,öfke,hırs,intikam günümüzün insanında bulunan dünyevi olgulardır.Sabah kalkıpta sokağa çıktığında insanoğlu
yaşadığı stresin etkisiyle daha da katmerlenerek düzenin parçası,bu olguların parçaları haline gelmektedir.

Kendini aşmış filozoflarıda katagorilere ayırabiliriz.Kimisi varlık içinde (Montaigne gibi),
kimisi "üretkenliğini"
yoklukta-sefalette-basitlikte
varetmiştir.

Diyojen,halk adamı,sokak adamı olarak ve sokağın kurallarını iyi özümsediği için korkusuz bir dahidir.Korkusuzluğunu ; yaşadığı serserilikte,sertliğinde,
sevgisizliğinde,sürgünlüğünde edindiği acımasızlıkta aramak doğrudur.Onu Diyojen yapan,dahiliğin yanı sıra bu şartlardır.Diğerleriyse,
gözlemleriyle üretmişlerdir.
Diyojen ise yaşadığı pratiği felsefeye dönüştürmüştür.O'nu diğerlerinden farklı ve özel yapan da bu olsa gerek.(sadelik)
Sevgilerimle,

Arzu Breda dedi ki...

Canımın içi Tontinim;

Görüşmeyeli nasılsınız? Umarım ve dilerim hepiniz iyisinizdir..

Sonrasında, beni evrene sorduğunuzu öğrendim, evrenden.. Dedim evrene; Niye benim hali ahvalimi Tontinime haber vermedin?.. Dedi evren; Ne yapayım, bu kargaşa, hırgür arasında, dalgınlıkla unutmuşum..

Tontinim, o sıralar benim sevgili kuzenim evlendi.. Bizler de onun tatlı telaşıyla haşır neşirdik.. O nedenle biraz uzak kaldı cismimiz birbirimizden.. Ama, her daim kalbimiz ve ruhumuzdan ayırmadık sizleri..

x x x

Şimdi Diyojen'in insanlığa verdiği çok önemli derse dönecek olursak, burada söylenecek hem çok söz var, hem de fazla söze gerek yok.. Diyojen, kimlerin kölesi iken kurtulmuş, önce ona bakalım..

ÖFKE : Hırsla aynı anlama gelse de, öfke genelde anlık kontrol dışı davranışlar olarak anlaşılmakta.. Ani sinirlenmeler, kızgınlıklar, parlamalar ve celallenmeler öfke kavramını tanımlar..
HIRS: İhtirasla aynı anlama geldiği gibi, saplantı, gazap, tamah ve tutku anlamlarına da gelmekte.. Bu nedenle öfkeden çok daha kötü bir davranış şeklidir.. Burada tutku anlamında alınan hırs, bazen insanları gelişme yönünde teşvik etme şeklinde alınabiliyor..
NEFİS: Bu kelime bir çok anlamda kullanılabiliyor.. 1.anlamı, harika, zarif, şaheser, latif, çarpıcı ve göz kamaştırıcı gibi anlamlar ifade etmekte.. 2. anlamı ise, benlik, bünye, fıtrat, haslet, karakter, kişilik, meşrep, nitrelik, tabiat ve yaratılış gibi bir çok anlamı barındırır içinde..

Öfke genelde çabuk geçebilen, ani tutum ve davranışlar olduğuna göre, bunun insandan izole edilebilmesi, kontrol altına alınabilmesi sanırım daha kolaydır.. Bu durum biraz da kişinin yetişme tarzı ve genlerinden gelen bir davranış şeklidir. Bu davranışa sahip kişilikler, eğer bir de gücü elinde tutan kişiler ise, karşılarındaki kişiyi çok çabuk kırıp rencide edebilirler..
Hırs, yani tutkuyu dizginlemek biraz daha zordur, öfkeye göre.. Bunu dizginlemenin de yolları vardır elbette.. Hırsı dizginlemeye çocuklukta ailesinde başlar, okulda ve çevreden alabileceği eğitimlerle bu duygularını törpülemeyi başarmışsa, olgunluğa bir adım yaklaşmış olur..
Nefsi terbiye etmek ise en zorudur bana göre.. Öyle zordur ki, çoğu insan ancak öldükten sonra nefsi, benliği ve hasletleri son bulur.. O zamana kadar bununla mücadele içinde olsa bile, ancak belli ölçüde azaltabilir, nefsini törpüleyebilir..

İşte insan için en tehlikeli, onu bağlayıcı ve esir edici bu tutum ve davranışlarla yaşadığı müddetçe mücale etmek zorundadır. Diyojen, Büyük İskender'e o ünlü sözü söylerken acaba, içinde bu mücadele yok muydu?.. O mücadeleyi terk ettiği anda tekrar o duyguların esiri olacaktır..

Son söz olarak, hepimizin bu duygulardan arınma mücadelesi ve azmini kaybetmememizi dilerim..

Bu güzel ve anlamlı kıssan için, çok teşekkür ediyorum canım Tontinim..
Ellerinden ve yanaklarından öpüyor..
Sevgiler bırakıyorum hanenize, kucak dolusu..

sufi dedi ki...

Sevgili Ali zafer;
Ben teşekkür ederim sizlere yazımı sabırla okuduğunuz için sevgilerimle.
Sevgili ateş böceğim;
Öfkesini tutabilen, nefsine hakim olabilenlerden olmaya çalışıyoruz hiç değilse.Amacımız gönül kırmamak,kendi menfaatimiz değil de toplum menfaatini düşünmek olunca az bir yol alıyoruz demektir. sevgilerimle.
Sevgili Efsa;
Hırsın kölesi olmak; azla yetinmeyip en en çoğu istemekse, hep en başa geçip herkesi sollamaksa, zaman zaman hırsı güzel enerjilere döndürüp statik olana dinamiklik kazandırmayı başarmak olarak değerlendirilebilir.Bu bile kârımızdır.Sevgilerimle.

nanopolitika dedi ki...

sevgili Tontini hırs nefis öfke günümüz insanı için vazgeçilmez duygulardır.Ve tek tek bireylerin bu duyguları terk etmesi zordur.Çünkü bunlar bireyin güçlü ve acımasız bir sistem karşısında kendisini ve ailesini korumak için vazgeçilmez bir savunma mekanizmasıdır.Gelecek korkusu insanaları geleceğini garantiye almak için hırsla çalışması çalması sahip olmaya çalışmasına neden oluur.bu hırs kendi dışındakilerine karşı öfkeli bir düşmanlık ardındanda bencillık oluşturuyor.Yani nefsini kendini düşünen bir insan.Yani mevcut sistem insanların hırslı bencıl ve istediklerini elde edemeyınce öfkelenen kişiler üretir.Tek başına mevcut duvarın bireyleri için bencil öfkli ve hırslı olmak birey için çıldırmaması için kaçınılmaz bir savunma mekanizmasıdır.Ve mevcut duvar değişmedikçe gönüllü olarak hırslı ofkelı ve bencıl bırer tuğla olacaktır ınsanalr.Sevgilerimle

sufi dedi ki...

Sevgili Jivago;
Kimi ermişler varlık içinde ermişlerdir. Ki hiç kimseye verilmemiş bir saltanat içinde peygamberliğini koruyan Hz. Süleyman ve hatta Hz Eyüp bile dünyasal malvarlıklarının yanısıra gönüllerini asla hakkın varlığından çevirmemiş ve öylece makamlarını korumuşlardır.Dert ve sıkıntı yoksulluk içinde ermek o kadar zor olmasa da varlık içinde, sahip olunanların hiçbirinin zerre kadar değeri olmadığı bilincinde olabilmek daha zordur bence.Yoksa; yokla yetinirsin.Varsa; Varlığının hepsinde fakir fukaranın nafakası vardır. Bu çizgiyi koruyabilmek daha çok mücadele gerektiriyor gibi geliyor bana.
Diyojen'in sadeliği divanelik ölçülerini aşmış görünüyor.Bu dünyada HİÇliği deneyimliyor. Varlık içindeki zenginlerinse vay haline dostum. sevgilerimle.
Sevgili Arzu kızım;
Cismimiz birbirine aşina değilken canların ve manaların birlikteliğinde tefekküre dalıp benim seni, senin de beni algılaman mümkündü belki de."Senin sıcak bir telaş içinde olduğunu ve senden yana endişelenmemem gerektiğini" iç sesim söylese de dünyasal yanım "merak ettim seni!" diye dile geldi işte.
ÖFKE gelince bedene, akıl baştan gidiyor ya; Aklımıza hakim olarak öfkemizi tutmamız olası bence.Dinamiklik kazandırmanın yollarını araştırmalıyız önce.HIRS için de aynı şeyleri söyleyebiliriz değil Mi?Nefse gelince: senin de dediğin gibi 40 kapı içindeki geçilmesi gereken 40 cadde gibi...Hepimize kolay gele...Sevgiyle kucaklarım seni küçük kızım.

sufi dedi ki...

Sevgili nanopolitika;
Hırs öfke ve nefsi öyle ballandırarak ve o kadar doğal bir dille, insan naturasının gereği gibi anlatmışsın ki, neredeyse milattan önce yaşayan Diyojen'in zamanlarına gidip "hey Üstad, senin azad ettiğin köleler var ya hani (öfke,hırs,nefs)gel sen onlarla biraz daha eğleş de, insanoğlunun yaşamı için ne menem gerekli ve yararlı olduklarını gör" diyesim geldi.Hı ne dersin dostum?
Şaka-şaka...Teşekkürler ve sevgilerimle.

nanopolitika dedi ki...

Sevgili sufi öfkenin tek nedeni doyrulmamış arzu ve isteklerdir.Daha hayatın başında başlanılan yarışlar sınavlar okullar iş dünyası rekabetı insanalrın hep daha büyük arzu ve istek içinde olmasına neden olur.Kaçınılmazdır.Şunu demek istiyorum mevcut sallakça sistem insanalra doğuştn bir zehir veriyor ve bunu ideolojk ve baskı aygıtları ıle empoze edıyor ınsanalra.İlkokuldan başlıyorsun senden ıstedıkelrını ogrenmeye ogrenmezsen sınıfta kalıyorsun.İşe giriyorsun senden yalancı olmanı kotu urunu ıyı dıye satmanı arkadasını dovmenı satmanı ıstıyor.Sadece paran varsa her kapı aılıyor sana oyle olunca şairin dedığı gıbı her sy satılık olmaya calısıyordıl ogrenmek ıcın vucudunu satan kızlar pahalı arabaya bınıp kızlara hava atmak için ınsanlıgını satan yakışıklı oğlanlar yada kendını evıne kapatan zavallı zayıf ınsanlar.Bunu soylemek ıstıyorum.Diyojen su içtiği tası kırmış bu ınsanlar çocuğunun kolej parasını odemek ıcın kafalarını kıryorlar dıyojen golge etme baska ıhsan ıstemem demış bu ınsnalr allahım ban syısal lotoyu bağışla başka ihsan ıstemem dıyor dıyojen kolelerını azat etmış bu ınsnalar gonullu olarak tontını gonullu olarak anlıyormusun gonulllu olarak kolelıgı seçıyorlar.Hırs ofke nefıs bunları terk etmek ıse gunumuz ınsanının varlık nedenelrını teerk etmesı olacaktır.Terk etmezler hele hele ofke gibi tatlı hırs gibi tahrık edıcı bencıllık gıbı mutluluk verıcı duyguları bu ınsnalrın terk etmesı ıcın bu duygualrının dayanagı ortadan kalkmalı.ah tontını ah bıreyler ne kadar zavallı ve acınacak durumdalar ne kadar zayıf ve acızler bu acızlık vbu zavallılık ancak durup nefes alıp ya ben ne yapıyorum ya demeyı gerektırır.Ama bunu yapanlara herkes cuzzamlı gıbı davrndıgı ıcın cogunluk cuzzzamlı olmaktnsa yasasın kolelık dıyorlar.Gunumuz ınsanının varlık sebebı bu kolelık.Dusunsene hemen yanında 6 mılyon okyanusun otesınden gelen acımasız ve guclu sılahalrla oldururuldu.En ıyısı gormezlıkten gelmek demnıyormu ınsanlar ne kadar sıradan bırdurum gıbı degerlendırılıyor.Oysa bır uçak akzası bıle daha çok yoruor beynımıız ve daha çok konuşuyoruz.Ben sdece bır gerçekliği senıon yazından yola çıkarak yazmaya çalıştımtontını.Yoksa ınsanın yolculuğu uzaya olan yolculuğu hıkaye bır yolculuk ama içe yolculuğumuz elbebette doğrusu bu ama bunu kaçımız yapabiliyoruz ben yapamıyorum sen becerıklılılerımızdensın oyuzden senın yazılarını okuyup marketten hazır kıyma alır gıbı bılgı alıyorum ya.Ama ne ypalım ben sana bır realıteyı anlatmaya çlıştım.ozur dılerım tontını ben kolelerı yuceltmıyorum.Kolelere teslım olmuş insanı da yuceltmıyorum.Sadece ınsanın ne kdar yuce oldugunu ama bunu farkında olmadan teslım oldugunu kolelestıgını anlatmya calısıyorum.Sevgılerımle.

nanopolitika dedi ki...

Sevgili tontını tabıkı asıl amaç kendini bilmek ama ben baska bir pencereden bakmak ıstedım.Cok selamalr.Yada az ama candan selamalr.

đerkenαя dedi ki...

Çok güzel ve çok değerli bir paylaşımdı, kalemine sağlık dost.
Nefis, hırs ve öfkesini azad edebilenlerden olmak duasıyla..
Sevgi ve saygılar..

Recep Altun dedi ki...

Her ne kadar kin, öfke ve nefsimize esir olmamamız gerektiğini her zaman kolayca dile getiriyor isek te, iş bu zehirlerden uzak kalmaya gelince, bunu kimilerimiz becerebiliyor, kimilerimiz de beceremeiyor ve bu kötü illetlerin esiri oluyor malesef.

Sabreden ve şükreden bir kul olma yolunda ilerlemeye devam etmeliyiz. Sabır ve şükrün bizi bu illetlerden uzaklaştıracağı ve onların kölesi olmaktan bizi alıkoyacağına inanıyorum.

Bu konuyu bizimle paylaşan kaleme, emeğe ve yüreğe sevgi ve saygılarımı sunarım.

En güzele emanet olun ve sağlıcakla kalın.

beenmaya dedi ki...

bu hisler gerçekten çok mu kötü yoksa onları kötülük boyutuna taşıyan onların esiri olan bizler miyiz acaba...

hani hırsın olması gerektiğini ama elbette fazlasının zarar olduğunu düşündüm de bu geldi aklıma...

sufi dedi ki...

Sevgili nanopolitika;
"en becerıklılılerımızdensın o yuzden senın yazılarını okuyup marketten hazır kıyma alır gıbı bılgı alıyorum ya" demişsin.Olumlu düşünmeye çalışmaktan başka hiçbirşey yapmıyorum ben aslında.Ama gizli gizli hak yiyenlerin, adaletli davranmayanların, yalan riya ikiyüzlülükle köleleştirenlerin bir gün cezalarını çekecekleri hayalini de kurmaktan geri kalmıyorum.Aramızda Diyojen gibi serden geçenlerin olmasını diliyorum gizlice. Kendindeki kendini bilenlerden olmamız umuduyla, sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Sevgili
Derkenar;
Recep Altun
Beenmaya;

Bu ortamda biz azad ettikçe, bizim azad ettiklerimizin kölesi olanlar çoğalıyor mu ne? Diyojen kemik karıştırırken İskender merak edip sormuş "ne yapıyorsun" diye."Senin dedelerinin kemiklerini arıyorum" demiş.Sonunda bu saltanat kimseye kalmaz, ilk sahibine döner birgün bize de sabretmek düşüyor kanımca.Hepinize teşekkürler ve Sevgilerimle.

Ali İkizkaya dedi ki...

Sevgili Can Dost Sufi, Tontini !
Üç büyük ve kötü efendiyi ne kadar güzel anlatmışsın >Diojen üzerinden. Her şeyden önce ellerine ruhuna sağlık. Bu üç büyüğe yüzünü dönmüşsen dünya malına secde edicisin, yok hiçliğe dönmüşsen alemler sana secde edicidir.
Tam teşekküllü ifade etmek gerekirse;
Zenginler hep e maliktirler. Bu hepin hiç olduğunu görmek fakire nazaran onlar için çok yıkıcıdır.
Zengin iken gafil isen mala secde edicisin. Hakikati bulma serveti ile gani isen kainat sana secde edicidir. Zira sen her an görürsünki kainat sana secdededir.
Karar olan nefsi yok etmek değilde nefis etmek olmalı.
Sevgiyle ...

sufi dedi ki...

Sevgili Ali Dost;
Dünkü muhabbetimizin bir bölümünde "muti kable ente muti"olanlar ölmeden önce ölenler ve bunu başaramayanların durumlarıyla ilgili ay yüzlünün beyanatları vardı.Sanıyorum o güzel tefekkürlerinle sen de muhabbetin ortasındaydın ki; "birinci ölümle ölmeyi başaranlardan olduğunda kainatın sana secde edeceği" gerçeğini belirtmişsin yorumunda.O güzel yüreğine sağlık sevgilerimle.

Aydedeye havlayan dedi ki...

bu güzel hatırlatma için çok çok teşekkürler sufi.. bugünlerde hepimizin hatırlaması gereken bi hikaye bu. sevgiler..