YAKIT YÜKLÜ ARAÇ GİBİ - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

16 Şubat 2010 Salı

YAKIT YÜKLÜ ARAÇ GİBİ

Ekonomik koşulların neden olduğu sanılan duygu yozlaşmalarının çözümü,ekonomik ferahlıktan çok "SEVGİ ÜRETİMİYLE" olası bence..."Duygu yozlaşması" Deyip de geçmemeli.Bilgelikten uzak bir yaklaşımla diyebilirim ki ,sevgi dolu kişi;Yakıt yüklü araç gibidir..Sevgisizlik özveriyi tutsak etmekle birlikte hareket mekanizmasına da sekte vurmakta,yozlaştırmakta,ittirip-kaktırmakta yakıtsız araç gibi...köylünün tarlasına,kentlinin yoluna,gereğinde bir hastaya,bir doktora,bir bayana,bir baya, akyazmalı, karayazmalıya tüm canlı ve cansızların hizmetine koşulabiliyor araç;YAKIT yüklü olunca...Kontağı çeviriyorsunuz,debriyajdan ayağınızı çektiğinizde gaza basılı ayağınız itiyor makinenizi istediğiniz yere menzile...
Homurdanmıyor, söylenmiyor, teklemiyor, sinirlendirmiyor sevgiden yoksun insanların yoz davranış bozuklukları gibi

Sevmeli kişi:Önce kendini,Tanrıyı,doğayı,insanları,canlıları,cansızı bile."Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır" Derler.Hele o dil sevgi ile tatlanmışsa..Babam:25 yıl önce İzmir-Karşıyaka'da iki katlı eski bir evin alt katını kiraladığında evi,benim de görmemi istemişti.Samimi söyleyeyim evin ne iç düzeni, ne dış görünümü ve nede bahçesinde oturulabilir bir özellik bulabilmiştim..Paslı teneke kutuları,toprak,kiremit,tuğla gibi inşaat artıklarıyla kümelenmiş,yer yer kum rengi yabani otlar alabildiğine boy atmıştı bahçede..Ufak sirke sinekleri,sivrisinek ve örümceklerle birlikte,tarla fareleri mutlu umutlu yaşamlarını sürdürüyorlardı o adı geçen bahçede.Babam "bahçeli ev" diyerek eşe-dosta öyle ballandırarak anlatıyordu ki,bahçeli evi ilk gördüğümde,onca senelik babamın toprağa olan tutkusunu bilmekle beraber hayal bozgununa uğramaktan kendimi alamamıştım."yaşlandı" dedim."kişi kocayınca diline vuruyor...Önemli olan çirkini de sevebilmektir,güzeli herkes sever derdi babam.Ama bu kadarı da olmaz...Neyse yarı gönüllü yarı gönülsüz ev için" eh işte fena değil" diyebilmiştim.Gerçek düşüncemi söyleyebilmem olası değil.Aradan bir buçuk yıl kadar geçmişti.İşim dolayısıyla bulunduğum şehir Kırşehir'den ailemi ziyarete gittiğimde o bahçeli evi kolayca bulduğumu söyleyemem..Renk-renk çiçeklerin açtığı,az görülmüş kaktüslerin biçim biçim çiçekleri,ağaç mineleri,zıpçıktılar, sarmaşık,çiçeklerinden bal damlayan mum çiçekleri,senede sadece bir gün açan adı "bir gececik gelin" denen bitki harikasıyla daha adını bilmediğim onlarca yeşil yaprak çiçek açmıştı o eski bahçede..Turunç ağacı meyve vermiş,erikler ağacının dallarını ağırlaştırmıştı..Arka bahçede marul,maydanoz,dereotu,taze soğan,patates,fasulye domates,mısır...Kendi deyimiyle "üretime katkıda bulunuyordu" sevgili babam...Sevgi yüküydü babam;yakıt yüklü araç gibi..Konuşurdu çiçekleriyle,evrende her şeyin bir cinsiyeti vardır ve her şey sevgiye muhtaçtır derdi..Benim doğum günümde beni doğurduğu için anneme hediye alan biriydi.O,seni dokuz ay karnında taşıdı derdi..Her akşam günbatımı eline süzgecini alır:"benim kızım bugün güneşte mi kaldı" derdi Arap fulüne..Yaprakları okşar,özenle tozlarını siler ve sulardı tüm çiçeklerini..Bitmez bir seremoni..Babam:"Sevdikçe mutlu yaşar kişi."derdi.Babamı sevdiğine yani Allah’ına uğurladığımız tam 10 yıl oldu..Söylediklerinin hepsinde haklı olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum ve onu şimdi daha çok özlüyorum... 29.01.2008
Resim:Babam ve Ben

26 yorum:

đerkenαя dedi ki...

Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun sufim..
Ne güzel bir tabir o öyle :(
Malesef çoğu zaman sevgiden yoksun bol sinir ve bol kaprisle itmeye çalışıyoruz araçlarımızı..
Mutluluk ve sevgi peşinizi bırakmasın..
Sevgi ve saygılarımla..

Efsa dedi ki...

"Konuşurdu çiçekleriyle,evrende her şeyin bir cinsiyeti vardır ve her şey sevgiye muhtaçtır derdi.." demişsin ya, durup düşündüm. Ben bırak canlı olanları cansızları bile cinsiyeti varmışcasına seviyorum. Meyvelerim, cep telefonum, renklerim. hepsi gözümde çok değerliler.

Müsait bir zamanda bizim bahçemizin de bir resmini sana mail olarak göndermeyi isterim kabul edersen. Ben çok fazla sevmem çiçekleri, ama babamın emeğini görmek her zaman coşkuyla bakmamıza neden olur bahçemizde.

Sevgiler ve bol gülümsemeler.

nanopolitika dedi ki...

Sevgili Sufi sevgi yükliydi baban ama sevgi yük değil tohumdur.Aynı görevi sende yeşillendi ve yaşıyor sende bu sevgisiz vahşi acımasız laşan dünyada bizim sevgili kutup yıldızımızsın.Yolumuuz şaşırınca sen gösteriyorsun bize kuzeyi ve ona bakarak yolumuuz buluyoruz.Sana sevgi ile kal demek kendinle kal demektir.Kendinle kal.

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

nasıl bir yazıydı bu, sel oldum aktım...

:)den dedi ki...

Evet, gerçekten sevdikçe mutlu yaşıyor insan. Yaşamı tadışı, koklayışı, algılayışı değişiyor bir kere. Sevgiyle gören gözler çirkini de seviyor. Biliyor ki güzeli doğuran çirkin. Kalbi sevgiyle dolu olan gökkuşağı gibi rengarenk ışık saçıyor.
Sevgili babanıza selamlar.
Sevgiler...

alizafersapci dedi ki...

Sevgi üzerine güzel bir paylaşım.
Paylaşanlarda sevgiyi çoğaltacak...

JİVAGO dedi ki...

Dost sufi,sevgi birazda doğuştan
kromozonlarlada ilgili olabilirmi?
Sağol yine güzel paylaşımına.....

Saygılarımla,

öykü dedi ki...

Allah rahmet eylesın sufıcım..
Huzur ıcınde olsunlar..
Fotografa bayıldım..

sufi dedi ki...

Sevgili Derkenar;
Gün be gün babamın hasreti içimde büyüyor.Araçlarımızın yağı suyu yakıtı yıllık bakımını nasıl ihmal etmiyorsak sevgilerimizin de bakıma ihtiyacı olduğunu unutmamamız gerek gibi geliyor bana.Sevgilerimle.
Sevgili Efsa'cım;
Doğa'da cansız hiçbir şey olmadığını bilim bile artık kabul ediyor biliyorsun.Ben de herşeyin ruhu olduğuna inananlardanım.Bizim evde her eşyanın bile ismi vardır.İşleri bitince onlara teşekkür edilir hizmetlerinden dolayı.Çamaşır makinama sesli çalıştığında yalvardığımı bilirim "beyaz-cım sakın bozulma ben çok üzülürüm sonra" diye.Benim gibiler de varmış demek ki. Sevgilerimle.
Sevgili nanopolitika;
"Sevgi yük değil tohumdur" demişsin,
Ham-ile olan kadın için de anadoluda "yüklü" denir.Buradaki yükten kasdim; Dolu oluşdu zaten sen biliyorsun.Evet babam sözleri ve davranışlarıyla bana binlerce tohum ekti Hak ondan razı olsun.Ah dostum kutup yıldızımızdan aldığımız ışık yanıltıyordur gözlerini. İnan ki hiç bir şey bizden değildir herşey sahibindendir. sen de sevgiyle çoğal, tontini.

sufi dedi ki...

Sevgili Lale;
Hayatımızın akışına yön veren kişiler vardır.Düstur etmişizdir sözlerini ve onları çoğaltıp form tutmuşuzdur ya, benim de babam öyle bir insandı işte.Yine de ucundan kenarından anlattım kendisini, sevgilerimle.
Sevgili :)den;
Sevginin yaydığı o tatlı ve sıcak frekansa takılıp da mutluluktan " bana ne oluyor" demeyecek kaç kişi vardır ki? Çeliği bile kesebilen suyun tüm güzel özelliklerini özünde barındırıyor değil mi?Sevgilerimle.
Sevgili alizafersapci;
Paylaşanların da sevgiyi çoğaltacağını duymak bile mutluluk, sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Sevgili Jivago;
Ne kadar yerinde bir konuya değinmişsin dost.İşte onun için sevgisiz insanlarda suç bulamıyorum.İnsanın tarlasına ne ekildiyse o bitiyor galiba.Sevilmeyen sevemiyor mu ne?Sevgilerimle.
Sevgili Öyküm;
Hak onlardan, bize sevgiyi ve sevmeyi öğretenlerden razı olsun canım.Benden de sana sevgilerimle.

Kara Kalem dedi ki...

Sufim millet şimdi aracın vitesini boşa alıyorlarki, hiç olmazsa yokuş aşağı yakıt yakmayalım diye. Sevgi esirger olduk birbirimizden. Saklıyoruz onu. Öyle derin sarıyoruz ki, günü geliyor, ihtiyaç duyduğumuz da, unuttuğumuz, hafızamız da izleri silinmiş bir belirsizlik olarak kalıyor. Soruyorum işte. Şu dünyada onca olup biteni görünce ve yaşayınca gözlerim söylermisin nereye gitti onca sevgimiz. Nereye.

Asuman Yelen dedi ki...

Sevgili Sufi, sen babanı yazmışsın, ben babamı okudum sanki. Adıyaman' da bir virane olan evimizin bahçesini gulzara çeviren, her iş dönüşü en az bir saat elinde hortumla çiçek sularken dinlenen, huzur bulan babamı. O huzurla kimseleri kırmadan sesini yükseltmeden, hak ve haram yemeden yaşayıp ardında bir sevgi halesi bırakıp giden babamı.
Nur içinde yatsınlar...

sufi dedi ki...

Sevgili karakalem;
Boşa alınca vitesi, (sevgi verildikçe eksilir sanısıyla) frenlerin tutmayabileceği kazalara neden olabileceğimiz duvardaki portreler gibi ruhsuz ve boş boş dünyaya bakacağımız hiç gelmiyor aklımıza.Senin kızına gösterdiğin o özen ve sevgi var ya, sen esirgeme o güzelden o duygunu dilerim.Benim babam da sen gibiydi.Mandolinle ninniler çalıp uyuturdu beni. 23 yaşında koca kızken bile, bir lokma daha yiyeyim diye beni lafa tutup çatalıma ben görmeden helva yerleştirendi.Ah karakalem ah!
Güzel kızına ve duygu yüklü babasına Sevgilerimle .

sufi dedi ki...

Sevgili Asuman;
Güller gibi özenle yetiştirip, gülen, şefkatli ve sevgi dolu bir insan yaratan babalarımıza şükürler olsun.Ne kadar şanslıymışız ki bu yaşantımızda gerçek sevgi ve erdemi görme fırsatımız oldu .Bize kalan bu mirası ne kadar geniş kitlelere ulaştırabilirsek ancak bize verilenin bedelini ödemiş olacağız canım.Sevgilerimle.

SÖZÜN ÖZÜ dedi ki...

Üstadım çok güzel bir betimlemeyle özene bezene benzetmişsin yozlaşmayı.
Hoş bir yazıydı.
Yakıtı katıksız sevgiyle yüklü olan insanlar eksik olmasın çevremizden.

SAygılar...

SeRiOuuS dedi ki...

Ne de güzel anlatmışsın sufim. Allah rahmet eylesin babana.. sizede yokluğu için sabır versin.. Aile başka bişey :(

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Nur içinde yatsınlar, huzur içinde uyusunlar.
Bir daha asla gelmeyecek nesildi onlar, bulunması rastlanması zor.
Baban,babam,babalarımız!
Yüreğine sağlık can dostum,çok akıcı.
Sevgiler...

sufi dedi ki...

Sevgili Sözün Özü;
Benzinle çalışması gereken bir araca mazot yüklersen gider gider de, dura kalka gider.Ama o da nereye kadar dostum? Nefretin cehennem ateşi gibi kendikendine zararı var, çevreye de sıçradı mı vay haline yanıp yakılmaların.Sevgiyle yolalalım inşaallah.
Sevgili SeriOUus;
Ben yokolduğunu hala kabul etmiyorum ki. Bak hala yaşıyor hafızalarımızda.Elinin ve gönlünün ürettikleriyle başbaşayım.Sevgilerimle.
Sevgili Nur;
Ne güzel söylemişsin "rastlanması zor bir nesil" derken!O nasıl bir eğitimdi onların bize verdiği? Bizleri dövmeden, otoritelerini koruyup hem saygı, sevgi ve hem korkuyu bir arada usul usul zerketmişlerdi bizlere.Vaki miydi gözlerine baka baka yalan söylediğimiz? Nur olsunlar...
Sevgilerimle.

Esmir dedi ki...

Sevgili Sufi,

Kendinize ait gerçek bir yaşam kesitinden örnek vererek, nasıl güzel anlatmışsınız sevgiyi!

Siz de babanızdan ne güzel bilgece değerler almışsınız ve öylesine güzel beslenmiş yüreğiniz sevgi ile ...o güzel değerleri paylaşırken evrene yaydığınız ışığınız bizlere kadar ulaşıyor hep...

Sevgili babanız nasıl güzel görebilmiş otlarla kaplı bahçeyi ve sevgisiyle nasıl donatmış her yerini...

Sevgi dolu yüreği ile; kimbilir orda da nice otlarla kaplı alanları cennet bahçesine dönüştürüyordur..

Sevgi dolu dualarımız gitsin değerli babanıza...

Allah rahmet eylesin mekanı binbir renkli çiçekler içinde cennet olsun sufim...

sevgilerimle..

Hacivat dedi ki...

Allah rahmet etsin...

Umut GURSEL dedi ki...

O bahçede bir Erik ağacı, yeşil ekşi kocaman erik verirdi, o erikler bütün mahalleye yeterdi,

Daha dün Kış Olimpiyatlarında kucağımda Ata'mla artistik buzpateni seyrederken oğluma söyledim, dedem bayılırdı bu spora oturur saatlerce seyrederdi.

Nur içinde yatsın

sufi dedi ki...

Sevgili Esmir;
Güzel yorumun ve duaların için teşekkür ederim canım.Kızların hayatında babaların rolünün ne denli önemli olduğunu bilenler beni daha iyi anlayacaktır.Bizlerin her zaman erkek modelimiz babalarımız olmuştur.Onca nazik ve duygusal davranışları baba evinde görenler ne yazık ki daha sonraki yaşamlarında o modeli ararken hep çıkmaz sokaklarda kayboluyor, Bedeli ağır ödüyorlar...

Aşkla kal canım, sevgilerimle.
Sevgili Hacivat;
Teşekkür ederim güzel dua-na, sevgilerimle.

Canım oğlum;
Ben dedeni yazarken ağlamıştım sen de okurken ağladın sanırım.Dans, müzik, spor, güzel sanatların neredeyse her dalı sürprizleri ve esprileriyle,yakışıklılığı da torunlarına yansımış zaten ne güzel insandı değil mi deden?
Seni de ne çok severdi aynı ben gibi değil mi canım? sevgilerimle.

Uma dedi ki...

fotografi gorur gormez animsadim yaziyi, hemen yeni bastan okudum. Her gun koysan bunu hergun okurum :)

Seviyorum ben babani :)

Recep Altun dedi ki...

Tuzladaki fabrika açılışında kordela kesilmesi için Başbakan Adnan Menderes'e üzerinde makas bulunan bir tepsiyi sunduğunuzda mutlaka flaşlar patlamıştır. Keşke buraya bir de o resminizi yerleştirseydiniz.

Düşen uçakta Başbakan Adnan Menderes ve onunla birlikte uçanlardan 9 kişi ölmez, kurtulurlar. Ama neden kurtulurlar. Vade yetmediği için. Vade yetseydi onlar da ölürlerdi.

Adnan Menderes'te hızlı yükseldiği için mi düşüşü ölümcül oldu?

Tarihin takvim yapraklarında yer alan bu haberi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim.

En güzele emanet olun ve sağlıcakla kalın.

sufi dedi ki...

Sevgili Uma;
Ben de babamı seviyorum 10 yıl geçse de eksilmeyen sevgi bu galiba.
Sevgili RecepAltun;
Flaşlar patlamaz mı? Gözlerim kamaşmıştı da kapatmıştım gözlerimi. Yanağımdaki ıslaklığı sildiğim ellerim bu sefer siperi olmuştu gözlerimin.
Sen de hayırlara karşı ol kardeşim sevgilerimle.