SARRAF OLMAYAN HER TAŞI BİR İNCİ SANIR - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

9 Mart 2010 Salı

SARRAF OLMAYAN HER TAŞI BİR İNCİ SANIR


Ne bilsin Sarraf olmayan, her taşı bir inci sanır.
Cevheri bulunca bir dem, kıymetin bilmez taş sanır.
Ne bilsin o cahil olan, o ariflerin halinden
Kendi halini ariflik, ol arifi cahil sanır.

Edebali’ye göre,acımamız gereken kişiler;
cahiller arasındaki âlim,
zengin iken fakir düşen kişi,
hatırlı iken itibarını kaybedendir.
Ben de acımamız gereken bu kişilere “Kendi halini ariflik, arifleri de cahil sanandır” diye eklemek istediğim için, affola…
Dikkat edin:

Eğer bir kişi; ekibinin orkestra şefiymiş gibi havalara giriyorsa.
Çok patırtı gürültü edip çok iş yapıyor gibi görünüyorsa.
Düşünceli bir edayla hızlı hızlı yürüyorsa.
“Beşerdir şaşar” diye konuşup genelde şaşan beşer kendisi oluyorsa,
Olacakları önceden biliyormuş gibi davranıyorsa,
Üstlerine kibar, altlarına her zaman kendinin üst olduğunu hatırlatır bir tarzda konuşuyorsa
Başarısızlık belgelerini yok etmeyi unutmuyorsa,
Başkasının sözünü tekrarlamak pahasına da olsa illa son sözü toplantılarda hep o söylüyorsa. Dikkat edin o kişi henüz cehalet sınırlarının dışına taşamamış bir yetiye sahiptir.

Psikolog Justin Kruger ve David Dunning; “Dunning-Kruger etkisi”ismini verdikleri aşağıdaki teorileriyle bu konuda tarihe geçmeyi başarmışlar.
“-Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
—Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.
—Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.
—Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.”
demişler.

Atalarımızın öngörüleriyle yüzyıllar önce “cahil cesareti” dedikleri şeyler bunlar olsa gerek Bu yetersizlik ve haddini bilmeme durumunun kendini övme sınırlarını da zorlayıp kişiyi “kronik kendi eksikliğini bilmezliğe” götürebileceğini taa o günlerden söylemişler çok şükür. Çevremize ve kendimize dönüp baktığımızda nerelerde ne cahillikler yaptığımızın farkına varacağımız gerçeğini göz ardı etmeden Anadolu ermişlerinden “Hüdai’nin dilinden cahilin tanımıyla” bitirelim sözümüzü dedim. Hepinize sevgilerimle.

Faydası olmayan bahardan yazdan
Yüce dağ başının kışı makbuldür
Cahilin yaptığı sohbetten sözden
Kâmilin hayali düşü makbuldür.

Lokma yeme muhannetin elinden
Kurtulaman sonra acı dilinden
Namertlerin kaymağından balından
Mertin kuru yavan aşı makbuldür

Hüdai konuşur bir ince dilden
Hal ehli olmayan ne bilsin halden?
Bilgisiz duygusuz görgüsüz kuldan
Ölülerin mezar taşı makbuldür.

Resim:İmages com'dan alıntı.

21 yorum:

Ateş Böceği dedi ki...

Ne kadar çok ve hatta yakınlarki cahiller bir birimze :))

Arzu Breda dedi ki...

Canımın içi Tontinim;

Demişsin ya, yazının başında; "Ne bilsin sarraf olmayan, her taşı bir inci sanır."..
Ben de diyorum ki, her taşı inci sanan o cahil kişilere, "Eğer bir taşın inci olduğunu anlamak istiyorsan, 'dişlerinin arasına koyup iyice bastır, taş kırılırsa kesinlikle incidir, yok eğer dişin kırılırsa, o zaman inci değidir.' dene göreceksin."
Ayrıca, "inci" ile ilgili bir inci de ben döktüreyim, affınıza sığınarak: "Denizin dibindeki inci, boğulmayı göze alanların hakkıdır."

Cahil ile ilgili bir meşhur atasözümüz daha var ki, onu unutmuş olamazsın.. Mutlaka, bana bırakmışsındır, söylemem için.. :))
"Cahil dostun olacağına, bilge dostun olsun." demiş yüzyıllar önce, bilge atalar.. Ve ne de güzel söylemişler ki, çok da isabet etmişler söyledikleri sözde..

Her cümlesi ve sözcükleriyle ezberlenip, ders alınacak, yol gösteren bir yazı olmuş..
Ellerine, beynine ve yüreğine sağlık canım Tontinim.. Çok çok teşekkürler..

Ellerinden öpüyor, sevgilerimi bırakıyorum..

Recep Altun dedi ki...

Merhaba Sufi,

Edebali ile başlayan ve Hüdai ile sonlanan ve içinde cahil cümelayı anlatan bu güzel ders veren yazı dizininizi büyük bir keyif alarak ve zevkle okudum. Kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim.

Allah'a emanet olun ve sağlıcakla kalın.

HÜSEYİN USTA dedi ki...

"her kim ki kendini bir şey zannediyorsa,aslında o acınılacak zavallının tekidir"bir usta böyle demişti.ariflik pencereyle ilgilidir ne kadar beyin o kadar pencere aynı pencere büyüklüğünden bakanlar ayni şeyleri görürler.bu yüzden unutmamamız gereken tek şey sadece insan olduğumuz

alizafersapci dedi ki...

Dersimi öğrendim, yazılıya hazırım.
Çünkü önceden ben bu konuyu çalışmıştım. Teşekkürler!

sufi dedi ki...

Ateş Böceğim;
Cahiller o kadar yakın ki bizlere, hatta bize bizden yakınlar değil mi?
Kendi cahilliklerimiz de yabana atılası değil. sevgilerimle.
Arzukızım;
Demek ki sarraf olmaya bile gerek yok, mücevher taşını tespit için. bir mehenge de vurmasak,âma da olsak DİŞlerimiz ölçüp değerini biçebiliyor elimizdekinin.Hoş inci kırıldıktan sonra geriye getirmek mümkün olmasa da biz hep cevahirlerimizi kırıp döktükten sonra oyalanıp dururuz kum ve çakıl taşlarımızla.
O söz de: "cahil dostum olacağına, akıllı düşmanım olsun"şeklindeydi galiba.Seni sevgiyle kucaklıyorum canım sevgilerimle.
Sevgili Recep Altun;
"Vermeyince mabut neylesin sultan Mahmut" dostum.Bizim sözümüz de saf olan cahillere okumamışa değil zaten, kendini birşey sanıp, bu dünyanın gerçek sahibi olduğunu sananlaradır.Sevgilerimle.
Sevgili Hüseyin Usta;
Samanlıkta cennet hayali kuran eşeğin haline dönmeyiz bir gün inşaallah.Yeşil gözlüklerimizi takıp samanları yeşil görüyoruz da, ya gözlükler gözlerden düşerse kel görünür bir gün her nasılsa.Sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Sevgili Ali Zafer;
O dersi hergün çalışıyoruz da,malum kişiler tarafından, yazılı kağıtlarımızı toplanıp "bunlar ıslak yazı" diye atılmayalım sakın malum diyarlara!Sevgilerimle.

Arzu Breda dedi ki...

Canım Tontinim;

Bak gördün mü? Benim gibi, cahil olduğu halde, çok bilmişlik yapmaya kalkarsa insan, başına böyle çok şeyler gelir..

"O sözü bana bıraktın her halde" demenin cezası olmalı bu, aklından "düşmanın" sözcüğü geçerken, parmaklar tam aksini "dostun" sözcüğünü yazıverir..

Bir ukalalık daha yapayım da, başıma ne gelirse gelsin artık, demeden edemeyeceğim çünkü.. Bilirsin, aklıma düşen dilimdedir..

Diyeceğim şu; Bu atasözünde, "akıllı" kelimesi bilgili, bilge anlamında kullanılmış diye düşünüyorum ve bir çok yerde de "bilge" kullanıldığına şahit oldum.
Çünkü, akıl cahil insanlarda da var ama, bu akıl işletilen bir akıl değil. Akıl, bilgi ile işletilir. Öyle değil mi, Canım Tontinim?..

Bak gördün mü, ukalığımı.. Bir de sana tastik ettiriyorum düşüncelerimi..

Kusurlarımdan ötürü affola..

Tekrar teşekkür eder, Sevgilerimi gönderiyorum..

Arzu Breda dedi ki...

Canım Tontinim;

Ha, bir de o sözüm sadece cahillere idi.. Sarraf olmaya gerek yok, olur mu hiç?!.. Ve sadece incinin sahteliğini anlamaları için.. Bir defa dişini, ya da inciyi kırdı mı, akıllanır zaten, bir daha denemez, inciyi dişiyle ölçüp biçmeye..

Bir de, demişsin Wibiya'da;

Dinle sözüm al nasihat
Gözlerinde yaş incidir.
Cahil ile etme sohbet
Her sözü bir baş incitir.

Ben de bu dörtlüğe, şöyle karşılık vereyim istedim. Affola..

Dinler sözün alır nasihat
Sarfettiğin söz incidir
Sufi ile edin sohbet
Her sözü baş yüceltir

öykü dedi ki...

Her zaman
her yasta
ogrencegımız cok seyın var olusu
yasanır kılıyor dünyayı
Yoksa ogrenıp bıtırseydı ınsan bılgılerı
bı sure sonra
yasamak ıcın ne mana kalırdı kı..

KİANA dedi ki...

Sevgili sufi. Nekadar içten bir yorum yazmışsınız bana. Çok hoşuma gitti.Teşekkür ederim.


İnsan beşerdir şaşar... Taşı inci zannettiğim zamanlar, inciyide denizin dibine girmeye cesaret edenlerin hakkı olduğunu öğrendiğim zamanlar oldu. Nacizane bir itiraf benimkisi..Sağlıcakla kal..

sufi dedi ki...

Sevgili Arzukızım;
Tasavvuf yolcusu:AŞK yolcusudur bilirsin.Cebrailin giremeyip de kanatlarını, yani aklını yaktığı Hz .Muhammedin girdiği makamdır o; AŞK makamı.AŞK da akıl ötesidir biliyorsun."aklını bir yere koyamadın mı? der bilgeler.Akılla zeka konusunda benim hep bir iddiam olmuştur.Akıllı insan; TOplum menfaatlerini düşünen, zeki insan; şahsi menfaatlerini düşünendir gibi.Akılsız yola da gidilmiyor çünkü.Aklını iyiye kullananlardan olalım, o an gelince de bir kenara koyabilelim inşaallah.
Herbir sözün senin de incidir.
Söylersin sözün elif-den ba-dan
Muhabbet laf anlayanla güzeldir
Alırız nasibimizi pazarbaşı'ndan.
Bu da benden sana bir doğaçlama oldu sevgiyle kucaklandın.Tontini.

sufi dedi ki...

Sevgili Öykü'm;
İnsan birşeyleri öğrendikçe hiçbirşey bilmediğini daha çok anlıyor.Bilgide sınır yok çünkü.Mevlana'ya kitaplarını havuza attıran Şems acaba ne demek istemişti diye düşünmemiz gerek.Bizler bir kainatız ve tüm bilgiler bizde saklı...Saklı da, onu içerden dışarı çıkarabilmektir marifet.Nasip olur bizlere de inşaallah.Sevgilerimle.
Sevgili Kiana;
Aslında neyi nasıl görüyorsak o öyledir.Simya sanatını bilsek taşı inciye, altına çeviririz bir gün inşaallah denize dalmaya bile gerek kalmadan.Sevgilerimle.

Galadriel Ar Feiniel dedi ki...

of off yarama tuz bastın... çalışıyorum ben bu insanlarla :(

Arzu Breda dedi ki...

Canımın içi Tontinim;

Ben şimdiye kadar bir tek Mustafa Kemal Atatürk'ü gördüm, hem aklını, hem zekasını kullanan..
Ayrıca, yeri geldiğinde de, milleti için, halkı için, yani insanları için, aklını kenara koyup, aşk ile canını ortaya koyarak, HAK mücadelesine girişen, başka kimse tanımadım.. Ne yaşamımda, ne kitaplarda..
Halkı için savaştı ve onlar için verdi canını..

İnci olup akan yaş mı,
Gerdanda parlayan taş mı,
Önünde secdeye varıla
Aşk sözleri diyen baş mı

Bir doğaçlama da benden Tontinim..
Sevgiyle öptüm ellerini..

Derviş dedi ki...

Uzun süredir bloğunuzu takip ediyorum ve her yazınızı büyük bir zevkle okuyorum. Öncelikle tüm emekleriniz için binlerce teşekkür ederim.

Daha önceki yazılar gibi bu yazıda çok güzeldi. Bende çok sevdiğim bir hikayeyi kısaca özetleyerek katkıda bulunmak isterim.Umarım beğenirsiniz.

Genç bir adam mücevher ustası olmaya karar vermiş ve en iyi mücevher ustasının öğrencisi olmak için o kişiyi bulup meramını anlatmış. Usta genç adamın meramını dinledikten sonra eline bir taş vermiş ve "Bu yeşim taşıdır" demiş. "Bunu bir yıl boyunca avucunun içinde tutacaksın ve hiç bırakmayacaksın" diyerek göndermiş. Genç adama bu davranış çok garip gelmiş ve ustasına kızmış ama taşı da elinden bırakmamış. Bir yıl sonra ustasının karşısına çıkmış ve avucunu uzatmış sınavı geçtim diyerek gururla. Ustası "şimdi sana başka bir yeşim taşı vereceğim, onu da aynı şekilde bir yıl taşıyacaksın" demiş. Bunu duyan genç adam bağırıp çağırmaya başlamış, kızmış köpürmüş. Renkten renge girmiş. Genç adam bağırıp çağırırken ustası hissettirmeden avucunun içine bir taş sıkıştırıvermiş. Genç adam bir anda taşı hissetmiş.Durmuş, taşı biraz daha sıkmış ve heyecanla "Bu yeşim taşı değil usta" demiş. (Hoşcakalın)

dersaadet dedi ki...

harika bir yazı ...ders alınacak cinsten,izninizle sitemde yayınlayacağım...

sufi dedi ki...

Sevgili Galadriel;
Bu tür insanlar için söylenecek tek söz var canım o da:"Vermeyince mabut neylesin sultan Mahmut!" özdeyişi.Seyretmek en güzeli onların nasipleri de o kadarmış demekki!Sevgilerimle.
Sevgili Arzukızım;
Hem akıl hem zeka,hem teşkilatlandırıcılık, hem organize edicilik, hem şefkat ve merhamet, hem ileri görüşlülük, hem çağdaşlık, hem yaratıcılık,hem emsalsiz oluş ve böylece sıralanabilecek yüzlerce özellik...Zamanımızda yaşasaydı (hoş eserleriyle yaşıyor da) o ne emretse yapacak ve ona canımı verecek kadar aşık olurdum inan.Sevgilerimle.
Sevgili Derviş;
Ne güzel bir blog adı bulmuşsun kendine.Sessiz takipçimiz olman mutlu etti bizleri, bizler de iadeyi ziyaretlerimizle muhabbetimizi koyulaştırırız inşaallah.Çünkü herkesin birbirinden öğreneceği çok şey vardır, biz senden sen bizden yoksa yol uzun geçmez bu zaman.Ustalık yolunda bir yıl elimizde yeşim taşı tutarak ilerleyebilsek keşke.Birinci basamak: cevahir ustası bilge kişiymiş belli, ama çırakla da daha çok işi var bence.Daha 40 kapı içinde 40 cadde var onların hepsini geçebilmekse yürek işi.Sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Sevgili dersaadet;
Yazımızı link vererek blogunda yayınlamanda bizce hiçbir sakınca yoktur canım.Teşekkür ederiz beğenin için sevgilerimle.

Pırıltılı cadı dedi ki...

bir solukta okudum sufi.. sanki bu sıralar işyerinde bunları yasayan pırıltılıyı anlattın.. oakadar sırıtıyor ki bu insanlar, acaba bende mı sorun var dıyorum. ama sonra eger bu ınsanlar benım karsıma cıkıyorsa demekki benımde boyle bır yonum var dıye dusunup analız etmeye calısıyorum.. ama hakıkaten bu tıp ınsanlar benı yormaya basladı..ne olursa olsun..

Sishyphos dedi ki...

Yine çaktırmadan bir hayat dersi verdiniz tüm takipçilerinize.sağolun var olun.Blog dünyası sizle siz gibilerle daha keyifli.