VAN: 2 - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

17 Nisan 2010 Cumartesi

VAN: 2

"Rüyalarımın götürdüğü şehir VAN"ı okumadıysanız buradan okuyabilirsiniz. "Van:2" o postun devamıdır haberiniz ola.

Yola çıktıktan beş dakika sonra erkek kardeşim "abla, benim nüfus cüzdanım kayıp biliyormusun, muhtardan bir suret çıkarttırdım, yeterli olur mu acaba? diyor.Saat başı kimlik kontrolü yapılan o yollarda nasıl bir heyecan yaşayacağımız baştan belli oluyor.Tutsak işsiz o sıralar ve ben de ablalık işte, bir iş öğrensin istiyorum. Kendisi profesyonel müzisyen ama bir türlü dikiş tutturamıyor o meslekte. Eşi de kıskanç mı kıskanç...Tutsak'ın eşinin rızasını almadan geldiğinden de haberim sonradan oluyor. Bir an otobüsü durdurup inesim var, ama ne çare "bindik bir alamete gidiyoruz nereye?" belli değil sizin anlayacağınız.

Otobüs garajdan hareket ediyooor bu sefer Sufi Cem yok.Herhalde ailesi izin vermedi diye düşünüyorum. Ama yapacağımız iş de 2 kişilik bir iş değil. ekip gerektiriyor. Otobüs Bornovadan yolcu almak için durduğunda ışıklarını yakarak bir taksi yetişiyor ardımızdan.Cebindeki son kuruşuna kadar şoföre verip Cem de yetişiyor çok şükür bizlere. Uzun bir soluklanmanın ardından ben onlara hesap soracağıma onlar başlıyorlar beni sorgulamaya."EEe söyle bakalım, bir Van'dır tutturdun gidiyoruz, ne göreceğiz bakalım orada?" diyorlar.
Erzincan otobüs garajında iki şekerli demli çaylarımızı içerken biz, kıpkızıl kesiliveriyor çektirdiğimiz fotoğraflarımız nedense. Sonra Erzurum ve nihayet Van otobüsündeyiz şimdi...Saat başı polis ya da jandarmalar var yol boyu... Otobüs yanaşıyor sağa, indiriliyor bütün erkekler, tek sıra diziliyor, kimlik kontrolü, arama, tarama...Kalbim yüreğimde Tutsak'ı alıkoymak istiyorlar aynı bir terörist yakalamışlar gibi."Nüfus cüzdanı sureti geçersiz" bahanesiyle. Ben dilim döndüğünce kem-küm anlatmaya çalışırken durumumuzu, polis bir bayan bana dönerek gülümsüyor ve "ben tanıyorum sizi!" diyor.Allah allah! ben hiç hatırlamıyorum kendisini.Ben, İzmir POlis Okulu mezunuyum geçen sene siz bizim okulumuzda seminer verip, bizleri sigortalamıştınız, adınız Dilek değil mi? diyor sevecen bir dille ve ben de seviniyorum bir hısmımı bir akrabamı dağbaşında bulmuşcasına... Böylece izin çıkıyor çok şükür ve istikametimiz yine VAN işte...Benim dilimde bestesi güftesi belli değil uydurulmuş bir türkü;
"En batıdan çıktım yola,
Güneşin ilk doğduğu hana,
yayımı gerip attım okumu,
öpüştüler batıyla doğu.
Van'a gidiyorum VAN'a,
Aşkım kanat sevdam ayakta,
Alıkoymak günahtır dostum,
Rüyalarım yol açtı bana."diyorum "saçmalıyorsun yine" diyor dostlarım.Yol çekiyordu beni taa uzaktaki,Adı yok bir sevdaydı bu bendeki.Ne zaman Van toprağına bastık kadem, sanki arzla arş birleşti efsanelerdeki gibi.Ak kanatlı güvercinler pike inişi yapıp üstümüzde bir inip kalkarak giriş izni verip mühürlediler biletlerimizi o an sanki.Bunların hepsi benim için bir işaret, bir simge bir gizdi.
Rüyalarımdan artakalan soruları soruyordum şimdi kendime."Ne,neden,niçin, neydi burada beni bekleyen?"Magripten maşruka kanat açtırıp neydi beni buralara getiren? İş değil, sigorta, poliçe değil yaşanılmış izlerini ve acısını unutmadığım belki de hasretini çektiğim bir aşktı beni buraya sürükleyen."Van gölü!" diye fısıldadım bir anda."Tamam tamam!" dedi ekip arkadaşlarım. "sorup soruşturalım önce, yarın ilk işimiz yola çıkmak olsun senin gönlünce."

Cumhuriyet caddesindeki "Büyük Asur oteli"ne yerleşiyoruz.Odama çekiliyorum ve otelin şuanda elimde olan, sararmış antetli kağıdına; "Güneş;yüreğimde ısıtmak için var,yıldızlar gözlerimde dilimde çakılmış çiviler gibi..Geçmişin gri penceresinden atlayıp gelen zaman hep vardı zaten.Tüm sevgileri ve nefretleri üstlenip tavında altına dönüştürelim diye bugün buradayım"yazıyorum gideceği bir adres olmayan mektubuma ve son cümlemi; "her haliyle biz yaşayan sevgiyiz." sözleriyle bitiriyorum.Yıl:Temmuz:1996

Devamı:belki yarın, belki yarından sonra.

Resim:Boris İndrikov

16 yorum:

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi,

Önceki yazını kaçırmışım, şimdi ikisini birden okudum.

Erzincan'da sizinle o demli çaydan içmek geçti içimden. Semaverde demlenmiştir mutlaka ve oradakiler kıtlama içiyorlardır.

Yolculuk ilginç, merakla beklemekteyim...

illegalizma dedi ki...

Sufi Yorumlamaya devam edeyim. Van Türkiye'nin en eski Türk yerleşkelerinin başında yer almaktadır. Van'ın Asıl milleti Ermeni kökenli ve Azeri kökenli'dir. Azerilerin büyük Çopunluğu Mustafa Kemal Atatürk'ün eşsiz davet Mektubuyla Vana yerleşmiştir. Aynı zamanda bütün Aileler o zamanın nüfus işlemleri ve Atamızın onayı ile Soyadlarının sonuna TÜRK ibaresini eklemişlerdir. ( Öztürk - Öntürk - Baştürk - Tunçtürk gibi ) Ki bu Türklük Zaten ruhlarındaymış. (Bir de 80lerin Vandaki en gözde esnafı Yahudi Mişosu var. Onu da yarın yada yarından daha yakın zamanda yazayım en iyisi...

bilge dedi ki...

sevgili sufi van şehrimizle ilgili yazılarını ilgiyle okudum oralara gittim van'a giriş muhteşem çok yükseklerden aşağıya inen yolları kalesi gölü harika ben erzincanı görmedim arabayla gittiğimizden dolayı harika günler geçirmiştim ..sevgiler ve konya dan selamlar...

Dalgaları Aşmak dedi ki...

5 sene kadar önce 3 günlük bir geziyle gitmiştim Van'a, o günden beri içimde tekrar gitmeliyim arzusu var sevgili Sufi...Doğasında ,havasında beni çeken değişik bir şey var...

elifin terazisi dedi ki...

Şimdi babamı hastanede ziyaretten geldim, kafam dağılsın diye blogu açtım. Yazının devamını görünce ,bir heyecanla açtım. Bekliyoruz Sufim devamını, gönlüne sağlık:)

JİVAGO dedi ki...

İyi pazarlar dost Sufi .
İllegalizmanın dediklerine katılıyor,
ilave olarak, Kürt nüfus başta olmak üzere, Arap nüfusuna da sahip bir şehirdir. Uydurulan türküler gibi,
nice anonim şarkı, türkü sözleri
vardır. Sıra gecelerinde okunup,
kulaktan kulağa geçerek gençlere miras kalır. Sevgilerimle

DEZ dedi ki...

o zamanlar ben 9-10 yaşlarımdaymışım.. 23 yıldır içinde olup buralardan gitmek isteyen biriyim ben de.. van artık boğuyor beni. biliyorum diğer kentler nefes de aldırmyacak ama.. çocukluğumun şehri yokoldu artık . eskilerden hiç bir tad yok.. bu şehri de yaktı eline alan herkes..

hasretsenfonileri, dedi ki...

"olmuş"u hayal edercesine, hayali gerçek gibi anlatışına vurgunum.. Gördüğüm yerleri senin kaleminden ilk görüyor ve tanıyor gibi okumak ne hoş bilemezsin..

Ay sonunu seni görebilme ümidi ile zor ederken, seyahate yasak koyan doktorumdan nefret ediyorum sevgili dileğim!!!

sufi dedi ki...

Sevgili Aysema'm;
Erzincan'da şeker fabrikasında çalışma yapmış öğretmen evinde kalmıştık.O şekilsiz şekerlerinin tadı hala damağımda.Kıtlama içmeyi de bir türlü onlar gibi beceremedim.Sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Sevgili İllegalizma;
Senin yorumların benim Van dizisi yazılarımın bir parçası oldu doğrusu.Van aşkının önünde saygıyla eğiliyorum.Mustafa Kemal Atatürk'ün eşşiz davet mektubunun inceliğine bak, bugün açılım adı altında olanlara bak demeden de edemedim.Erenlerden biri;"Yok bizim davamız kimseyle, sendeki canan ile"demişti onun sözünün aynını söylüyorum ben de.Teşekkürler sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Sevgili Bilge;
Erzincan'a Recep Yazıcıoğlu zamanında gitmek vardı dostum.Ne muhteşem bir yönetimi vardı muhterem zatın anlatılmaz.Kendi arabası dahil bütün protokolün arabalarını sattırmış tek bir minübüsü servis olarak kullanıp her üst düzey çalışanını sabah bizzat kendisi evlerinden alan bir valiydi kendisi. Hani aynı şimdikiler gibi...Konya'ya ve o toprağın yetiştirdiği Mevlana'ya aşk-ı niyazlarımızla.Sevgiler canım.

sufi dedi ki...

Sevgili Dalgaları aşmak;
Yeniden bir gezi mi düzenlesek, güneşin doğduğu gözeye kadar gitsek?İnsanın yüreğine hasret kondu mu yollar açılıyor ya, belki de nasip olur yeniden oraları alıcı gözle görmek.Teşekkürler ve sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Sevgili Elif;
Babana acil şifalar diliyorum.Umarım tehlikeli bir durumu yoktur.Sen de kendini fazla üzmemişsindir inşaallah.Ben sana teşekkür eder sevgilerimi gönderirim.

sufi dedi ki...

Sevgili Jivago;
Sıra gecelerinin gizemini de bir gün sen anlatırsın dilerim.
Bahçelerde kereviz,
biz kereviz severiz
Bize Van'lılar derler,
Bİz çayı Çooğ severiz.gibi tekerlemeleri de arayıp bulup yazmak gerek.Anadoludan çıkan her söz bizlere birşey anlatır aslında.Sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Sevgili DEZ;
Her nereye gidersen git dostum içsıkıntın ve isyanın seninle birlikte gelir.Bir dönem eğlenip söyleşirsin yine yüreğini vatan hasreti çeker götürür yaşadığın topraklara. Teşekkürler ve sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Sevgili Hasretsenfonileri Gülsen'im
Umarım seyahatine engel olan şey ciddi bir şey değildir.Ben gelememenin sebebini kendimde buldum.Birincisi seni can-ı gönülden istediğimi sanıyordum,demek ki başaramamışım.İkincisi: İstanbuldaki oğlum gelinim ve torunumun 22 sinde İzmir'e geleceğini duydum.Bu sevincim seninle istediğim gibi ilgilenemeyeceğim endişesiyle karıştı.Dün kitap fuarına gitsem de standların hiçbirini gezmedim inan.Çünkü sen yoktun gönül kuşum.
"Elbet bir gün buluşacağız,
bu böyle yarım kalmayacak"
dostum.Kucaklar öperim seni sevgilerimle.