ZONGULDAK KARADON MADEN OCAĞI ve BİR ANANIN KEMAL'E MEKTUBU - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

19 Mayıs 2010 Çarşamba

ZONGULDAK KARADON MADEN OCAĞI ve BİR ANANIN KEMAL'E MEKTUBU


Bir işçi televizyon kanallarında şunu söylüyordu; “Ben susuz çalışmam dedim, beni işten attılar” ‘Susuz’dan kasıt şudur: O galerinin açılmasında kullanılan delici makineler taşı delerken toz çıkarır. Tozun çıkmaması için su verilir. Su havada toz oluşumunu önlediğinden tozun işçilerin ciğerlerine gitmesi de böylece engellenmiş olur. Su kullanıldığında ilerleme zayıflar. İlerleme zayıflayınca da taşeron firmanın geliri düşmüş olur. Bunun için işçiye taşeron firmaca susuz çalışması dayatılmış. İşçi bunun kendisi için bir ölüm olduğunu bildiğinden “susuz çalışmam” demiş ve işten atılmış.

Bu 19 Mayısta Yine anaların,yine eşlerin, evlatların yüreği yanıyor.Sevgili Aysema arkadaşımın blogundan aldığım eşi benzeri bu cihana bir daha gelmeyen Mustafa Kemal'e yazılmış H.H.Korkmazgil'den hasret kokan, acı tüten bir ana mektubunu sizlerle paylaşmak istedim.Bizlerin de bu 19 mayıs'ta yüreğimiz yanıyor dostlarım, sevgilerimle.

YAŞLANMAYAN ANANIN YAŞLANMAYAN MEKTUBU
Sen hep Samsun' a mı çıkarsın ay oğul, ay KEMAL' im
Hele bir de buralara
Çık hele bir
Çık hele bir
Kemal'im.
Yol uzak
Hane viran
Dersen eğer Kemal'im
Dilediğin yere çık.
Çık hele bir
Çık hele bir
Kemal'im

Gör ki ne haldedir "Ey Türk Gençlik " in
Gör ki ne haldedir "Bu yurdun efendisi"
Gör ki ne haldedir " Bursa'da dediklerin "
Sen hep Samsun 'a mı çıkarsın ay oğul, ay Kemal'im
Hele bir de oralara
Çık hele bir
Çık hele bir
Kemal'im

Karadeniz derler bir kara derya
Abanmış üstüne Kozlu'da çocukların
Kömür müdür yürek midir ocaklardaki
Ağıt mıdır fiğan mıdır bacalardaki

Zonguldak Zonguldak vurur yüreğim
Zonguldak dertlerim günde beş öğün
Katarlarım al bayraklı cenazelerim
Kimi ağlar ekmek ekmek ne bilem
Kimi ağlar okul okul ne bilsin

Ne bilsin grizuyu, grevi, sendikayı Kemal'im
Ne bilsin yoksul, yetim.

Sen hep Samsun 'a mı çıkarsın ay oğul , ay Kemal'im
Hele bir de kömürlere
Çık hele bir
Çık hele bir
KEMAL'İM.

(H.H.Korkmazgil)

17 yorum:

beenmaya dedi ki...

her şeye rağmen kutlu olsun demek istiyorum ben yine de kutlu olsun ki bu bayramlar umutlarımız için bir vesile olsun...

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi'm,

Yazın her zamanki gibi çok güzel olmuş. Yüreğine sağlık.

Bugünkü (Ay Oğul Ay Kemal'im) yazımda "Yaşlanmayan Ananın Yaşlanmayan Şiiri"nin devamını da yayınladım.

Sevgilerimle...

alizafersapci dedi ki...

Teşekkürler, selamlar!

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

Bu ülke kendi çocuklarını yerken gençliğin bayramını içimiz buruk kutluyoruz. Ülke ana değil midir? Kendi anası çocuklarının hayatlarını umursamazsa, bütün bu genç insanlar bayrama inanırlar mı? Babaları işten kovulurken, ölürken, kendileri ellerinde üniversite diplomasıyla sokaklarda aç ve işsiz dolaşırken bu çocukları nasıl inandırabiliriz ki onların bayramına? İçim kıyılıyor düşündükçe...

hayatınortasında dedi ki...

acı yüklü bir şiir, sarsıcı :(

Çınar dedi ki...

İnsan onuruna yakışmayan şartlarda üç kuruş ekmek parasına çalışırken göçük altında kalan işçilerimiz için yüreğimiz yanıyor yine. Dışarda bekleyen yakınlarına sabırlar diliyorum. Umarım bir mucize olur ama hep mi mucizelere kalacak işimiz? İnsan hayatının ve iş güvenliğinin herşeyden önde geldiği, çalışma ortamında, işçinin mutluluğu ve rahatının önkoşul sayıldığı çalışma koşullarının ülkemizde de birgün uygulanmasını beklemek çok mu hayalperestlik olur?


Umudumuz yarınlarımız gençlerimiz ve hepimizin bayramı kutlu olsun.

Sevgiler

elifin terazisi dedi ki...

Umutsuz olmuyor, inşallah kısa zaman içinde çifte bayram sevinci yaşayacağız...

Newbahar dedi ki...

Bu ülkede insan hayatına verilen değer malum. İŞte bu kadar ucuz.
30 can gider, 30 can geri gelir, çünkü millet işsiz, ailesini doyurma peşinde. Para kazanmak için kendi hayatını hiçe saymak zorunda bıraktılar insanları.
Bugünki 19 mayıs törenlerinde acaba protokoldeki malum insanlardan kaç kişinin aklına madencilerimiz ve aileleri geldi. Ateş düştüğü yeri yaksada, vicdanı olanın yüreği sızlar.

WarhaWk dedi ki...

İki gün sonra unutulur,fazla üzülmeyin. Rabbim rabbim diye yağmur
duasına çıkanlar, şimdi *KÖMÜR-KÖMÜR*
diye rablerinden dua istesinler...

19 Mayıs Bayramımız kutlu olsun.

Cenk

Zeugma dedi ki...

Korkunç bir uygulama. Kimin ölümü kimin umurunda çok belli...
Bunu duyup o işçiye sahip çıkacak biri yok mu bu devlette? Bu kadar mı ucuzdur insan hayatı?

Şiir yürek parçalayıcı.Anaların yüreği dağlanmasın.. 19 Mayıslarda hiç dağlanmasın..

Sevgilerimle...

Hülya dedi ki...

Her grizu patlamasında aklıma Grup Yorum'un ''madenciden'' şarkısı gelir ve için daha bir burkulur..

Allah hepsinin yardımcısı olsun ve yüzlerine güneş doğsun dilerim..

Bu şarkının sonundaki gibi onlarında hikayeleri mutlu bitsin...

indim maden ocağına kara elmas diyarına
yeryüzü sıcak olsun diye dost
yıllar boyu kazma salladım suskunca bu zindanda
çocuklarım gülsün diye dost
oysa bizim evde gülen yok

yürü derler yürü derler açlığa yürü derler
kara elmas tabut olmuş gerekirse ölün derler
günü gelir utanmadan ağlaşana gülün derler
yalanlara artık sabrım yok

bugün maden ocağına kara elmas diyarına
inmedik selam olsun sana dost
ölesiye ışık hasretiyle solmuş bu yüzlere
grev grev güneş doğmuş dost
artık kaybedecek birşey yok

yeraltında ezilenler yeryüzüne seslenirler
madenler bizim derler gerekirse ölüm derler
günü geldi grev derler dost
artık kaybedecek birşey yok

yerin derinliklerinden geldiler
ellerinde susmak bilmeyen bir yeraltı güneşiyle
ne kadar diplere bastırılsa
o kadar boğulmak bilmez yankısıyla yüreklerinin
ağır ağır geldiler...
sonra hergün geldiler artarak geldiler
kadınları çocukları ve alkışlarıyla
yoğurt mayalar gibi geldiler
pişkin ekmekleri bölüp de paylaşır gibi
su gibi ateş gibi
her gün yeni ağızlar eklendi ağızlarına
yeni yollarla tanıştı ayakları
her gün yeni kabuklar çatladı
yeni kulaklar işitmeye başladı söylediklerini
bir kent oldular sonunda
ve adını değiştirdiler ülkenin

Hülya dedi ki...

Her grizu patlamasında aklıma Grup Yorum'un ''madenciden'' şarkısı gelir ve için daha bir burkulur..

Allah hepsinin yardımcısı olsun ve yüzlerine güneş doğsun dilerim..

Bu şarkının sonundaki gibi onlarında hikayeleri mutlu bitsin...

indim maden ocağına kara elmas diyarına
yeryüzü sıcak olsun diye dost
yıllar boyu kazma salladım suskunca bu zindanda
çocuklarım gülsün diye dost
oysa bizim evde gülen yok

yürü derler yürü derler açlığa yürü derler
kara elmas tabut olmuş gerekirse ölün derler
günü gelir utanmadan ağlaşana gülün derler
yalanlara artık sabrım yok

bugün maden ocağına kara elmas diyarına
inmedik selam olsun sana dost
ölesiye ışık hasretiyle solmuş bu yüzlere
grev grev güneş doğmuş dost
artık kaybedecek birşey yok

yeraltında ezilenler yeryüzüne seslenirler
madenler bizim derler gerekirse ölüm derler
günü geldi grev derler dost
artık kaybedecek birşey yok

yerin derinliklerinden geldiler
ellerinde susmak bilmeyen bir yeraltı güneşiyle
ne kadar diplere bastırılsa
o kadar boğulmak bilmez yankısıyla yüreklerinin
ağır ağır geldiler...
sonra hergün geldiler artarak geldiler
kadınları çocukları ve alkışlarıyla
yoğurt mayalar gibi geldiler
pişkin ekmekleri bölüp de paylaşır gibi
su gibi ateş gibi
her gün yeni ağızlar eklendi ağızlarına
yeni yollarla tanıştı ayakları
her gün yeni kabuklar çatladı
yeni kulaklar işitmeye başladı söylediklerini
bir kent oldular sonunda
ve adını değiştirdiler ülkenin

ayşegül dedi ki...

Off ıcım cok ama cok acıyor Sufı
ablacım.Ihmalı olanlardan hesap sorulmasını ıstıorum.

Sevgılerrr

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Son bir yıl içinde kaçıncı bu?
İnsan o kadar ucuz ki bu ülkede! "ölen ölür kalan sağlar bizimdir" misali yaşar olduk.
İnsanın insana vermediği değer kadar acımasız birşey olamaz.
Günlerdir içeride kalan işçileri kurtarmak için hiç bir uğraşı yok.
Çok acı çok!!!

Mektup yürek sızlatıyor...

lithuas dedi ki...

onlar giderken ben ölüyorum.
suret bir hayalet oluyor...
ben yabancı oluyorum yasadıgım hayata
neden
olması gereken bu muydu?

sufi dedi ki...

Beenmayam
Aysema;
Alizafer;
Aydan atlayan kedi;
Hayatın ortasında;
Çınar;
Elif;
Newbahar;
Warhawk;
Zeugma;
Hülya;
ayşegül;
Nur;
Lithuas;
Küçüklüğünde madene indirilmiş olan Oda tv yazarı Mümtaz İdil bakın neler diyor dostlarım.
"Zifiri karanlığı orada öğreniyor insan. Kafasına taktığı kaskın önündeki sönük ışıklı fenerle önünü aydınlatabiliyor ancak. Her taraf siyah, her tarafta koyu karanlık ve bir elinde kazma ile yalnız kalıyor madenci.
Yaşamını ucuna bağladığı kazmayla... Bu grizu patlamaları en çok neden olur bilir misiniz? Nereden bileceksiniz: Kazmanın kazayla bir kayaya çarpması sonucu çıkan kıvılcımın, karbon monoksit gazını tutuşturmasıyla.
Bir anda cehenneme dönermiş galeriler... Kurtulabilenlerden dinlediğimiz kadarıyla.
Komik bir günlük maaş karşılığı.
Her mezara girişinde, geri nasıl döneceğinin hesabını yapıyor. Yukarı çıkan gıcırtılı asansör onu hayata bağlamıyor, tam tersine bir sonraki inişe bağlıyor.
Ve bir gün beklenen oluyor. Müthiş bir patlama ile galeriler arasındaki duvar kapanıyor.
Geri dönüş yok artık."

Bugün karaelması bizlere sunmak için canlarını feda eden insanlara Allah'tan rahmet ve yakınlarına devletten merhamet diliyorum.Bu gün gündemde denilen hiçbir olayla zerrece ilgilenmek istemiyorum.Çünkü o madende ölen 30 kardeşimizin cesetleri içimizde bir yerlerde şuanda.Hepinize Sevgilerimle.

Ali İkizkaya dedi ki...

Can Dost Sufi !
Yine o melun hadiselerden bir tanesi için güzel yüreğin ağlamış. Olmayan devletin işleri yine can pazarında satışa çıkmış. Yaptıkları anayasa birbirlerinden birbirlerinin mabadını korumak için. Oysa gerçek anayasa vatandaşı korumak ve gözetmek için.
Hep başımız sağ olacak Ankara Cumhuriyetinin işgali altında.
Sevgiyle...