ÜJE ALDIM BEJE SATTIM - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

29 Eylül 2010 Çarşamba

ÜJE ALDIM BEJE SATTIM

Yıldızlı gökyüzünün saten örtüsünü örtüp üstüme, balkonda uykuya yattığım bir gecenin sabahıydı o sabah.Çimenlerin üstüne yağan çiği tenimde hissetmek ve gecenin perdelerini güne yavaş yavaş aralama zevkine ermek de insana sunulan en güzel ayrıcalık olsa gerek, diye düşündüm.Ta ezelden çobanlığa özenme nedenim ise, anneannemin "güneş üstünüze doğmasın" sözünün gizeminden kaynaklanıyordu belki de.Güneş doğmadan uyanmam için çoban olmam gerekti, bu yüzden çocukluğumda hayallerimi süsleyen: çobanlıktı ileride olmak istediğim meslek.Çocukluk işte...Koyunlarım olacaktı...Dağlarda kuşlar gibi gezecektim ve gece yıldızları yakıp bir-bir, sabah onları gökyüzünden tek tek toplayacaktım...


O gece de balkondaki tahtıma yerleşmeden önce kafesindeki Mavişle vedalaşıp iyi uykular dilemiştik birbirimize.Maviş: ortanca oğlum tarafından Eren'le Yasemin'e 2. kez alınmış, mavi bir kuş . Birinci Maviş hastalanıp ölünce, çocuklara farkettirmeden ölenin yerine alınan ve 1.ye çok benzeyen sevimli bir canlı işte.Neyse henüz bahçenin kuşları ötmeden o sabah bir ses geldi kulağıma "üjealdımbeje sattım" diyordu sanki gizlice. "Üje aldım beje sattım..."Kim olabilir diye düşünürken kafesinden bana bakan mavişe takıldı gözlerim. "Neyi üçe alıp beşe sattın mavişim?" dediğimde yine aynı cevabı vermesiyle mutlu-mesut gülümsedim."Vardır bir nedenin ,Ticaret adamıydın bir zamanlar herhalde" dedim.
Hikayeyi gelinime anlattığımda "ah zavallım! keşke kafesini açıp gitse kendi doğasında yaşasa akşam da dönüp mekanına gelse ne olurdu sanki?" dedi.Hayvanları doğal ortamlarından ayırmayı o da benim gibi hiç sevmiyordu çünkü. Özgür yaşamalıydı onlar.
O günün akşamı ne mi oldu dostlar?
Biz arabamızı hareket ettirip İzmir'e yolalmamızın hemen akabinde oğlum telefonda ağlamaklı bir sesle "anne maviş kafesini açıp kaçmış!" demişti.Çocuklara ne anlatılacaktı onunda çaresini bulmuş "annesini özlediği için gitti" demişlerdi.
"Siz kafesi açık bırakın belki akşam döner gelir" dedim oğluma.Ama gidiş o gidiş ne çare! Maviş gitti, "üçe alıp beşe" satmaya.
Hepinize sevgilerimle.

10 yorum:

masal dedi ki...

Üzülüyorum ben de hayvanları kafes içinde,boynunda tasmayla gördükçe.Özgür olamamalılar.
Hayvanat Bahçesini her ziyarete gittiğimizde üzülüyorum.Ormanlar kralı aslana bakıyorum..Sen yine de ormanın kralısın diyorum.Nede olsa aslansın..

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi,
Üçe alıp beşe satmak eskidendi, şimdilerde bire bin kazanıyorlar...
Neyse kuş özgürlüğü seçmiş,alınıp satılmaktan bıkmış belli ki... Darısı bazı insanların başına.

Bizim çocukların da su kaplumbağası ölmüştü de gizlice yenisini alıp koymuştuk yerine... Anımsattın, paylaşmak istedim.

aysegulkus dedi ki...

Maviş,kendi yolunu çizip özgürlüğü seçmiş sevgili Sufi..Saygı duymak gerek :) Küçücük kafeslerde yaşamaları hep canımı acıtmıştır benim.Çocuklara söylenene bayıldım.Annesini özlediği için gitti..Çok hoş:)) Sevgilerimle..

alizafersapci dedi ki...

Anlatımınız çok etkileyici: " Yıldızlı gökyüzünün saten örtüsü..."
Sevgiyle.

sufi dedi ki...

Sevgili Masal;
Hayvanat bahçeleri ve sirkler gitmek istemediğim mekanlar. Hayvanları doğaları dışı ortamlarda insanların eğlencesi haline getirip kâr sağlamak ya da şifa bulmak amaçlı kullananlara HAYIR diyorum.Hayır diyeceğimiz öyle çok şey var ki!!!!
Sevgili Aysema'm;
Sevgili gelinim öyle içi yanarak can-ı gönülden söylemişti ki o sözü
ben "insanın gönlünün yapamayacağı şey yoktur" olarak algıladım o günün mesajını.Dönüp gelseydi Maviş, benim gönlümün de yaptırım gücü olduğuna inanacaktım ama dönmedi işte.
aysegulkuş;
İlk kuş veterinere gidip geri dönmeyince hastanede iyileşmesini bekliyoruz denmiş ve yerine ona tıpatıp benzeyen 2. kuş alınmıştı.1. kuş maviş evin içinde kafesin kapısı açık özgürce dolaşıyor çocukların omuzunda elinde dolaşıyordu, öpüyordu onları.2. maviş pek sokulgan olmadığından fark farkedildi ama "hastalık geçirdi onun için huy değiştirdi" denmişti.Konu anne özlemi olunca çocuklar da gönülden bağışladılar mavişi çok şükür.Sevgilerimle.

elifin terazisi dedi ki...

Seneler önce bize de bir mavi kuş gelmişti. Kimbilir belki sizin gönlünüzden geçen de olmuştur.Kendi yuvasına gelmiştir belki, sevgiler:)

Dolunay dedi ki...

keşke gelininizin dediği gibi olsa ....sevgılerımle.

nalan dedi ki...

belki de daha minikken çocuklara aşılamak lazım.
büyüklerinden hayvanlara kötü muamele gören çocuklar da aynısını yapacak. sirkler ve diğer tutsak hayvanların sergilendiği yerlerden de rahatsız olmayacaklar.
ama bunun için önce büyüklerin mi eğitilmesi şart acaba?
bu arada hafta sonu dünya güzeli bir caretta gördüm ben çeşme'de. hem de 15 metrede !

sufi dedi ki...

Sevgili alizafersapci;
Teşekkür ediyorum dost Ali.
Sevgili Elif;
Dilerim bizim maviş de güzel bir kapı bulmuştur.Teşekkürler ve sevgilerimle.
Sevgili Dolunay;
O kadar gönülden söylemişti ki maviş de duyup cesaret aldı herhalde.Sevgilerimle.
Sevgili Nalan;
Bir gün en büyük torunum sirke gitmek istiyor bizim de gelmemizi istiyordu.Ben gitmek istememiş, "Hayvanlara yapılan zulmü kabul etmediğimi" söylemiştim ona.Sirke gittiler hayvanların kırbaçlandığını görünce annesine "ben birdaha buraya gelmem!" demiş o da.Merhamet sonradan edinilen erdemlerden galiba.
Sen denizdibindeki dostları okşamaya devam et.Gözümüz yok doğrusu.Sevgilerimle.

Elif Gizem dedi ki...

Öyleyse Maviş yüreğinin götürdüğü yerde.