İNCE HİCİV/ ŞAİR EŞREF - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

9 Aralık 2010 Perşembe

İNCE HİCİV/ ŞAİR EŞREF

Söz söylemenin de, hakkını savunmanın da, yolunda gitmeyen düzene baş-kaldırmanın da bir yolu-yordamı olmalı.Geçmişin söz ustaları protest bir ruhNeyzen gibi,"özrün kabahatinden büyük olsun" diyen padişaha "özür dilerim sultanım sizi valide sultan zannettim" diyen İncili çavuş gibi, Şair Eşref'in yaptığı gibi söylenilen söz cuk yerine oturmalı.Eşref'in dediği gibi "numarasız gözlük" herkesin gözüne uymalı değil mi?

1847 de Manisa Kırkağaç ilçesi Gelenbe kasabasında dünyaya gelen Şair Eşref:

birçok il ve ilçede kaymakamlık vali yardımcılığı yaptığı yıllarda tanık olduğu yolsuzlukların üzerine çekinmeden giden usta bir kalemdir. Ancak sözlerini öyle usturuplu söyler ki; anlayan anlar...Eliyle ve zehirli diliyle dokunduğu yaprak incinse de yırtılmaz o zaman. Esref'e sormuşlar: "Neden o zehirli taşlamalarinda çogu kez isim kullanmiyorsun, kimin için yazildiklari belli degil ?" diye; Esref,
" Neden olacak, bütün alçaklara uygulanip,numarasiz gözlük gibi kullanılsın diye.." cevabını vermiş.

Sair Esref, birgün eşeğe binmiş,yolda giderken arkadan Izmir Valisi Kâmil Pasa'nin arabasi ile gelmekte olduğunu görmüş ve yol vermek için sol kenara çekilmiş. Yolun sol kenarinda da büyük bir çukur varmış.Kamil Paşa espri olsun diye:
" Esref,çok kenara çekilme,çukura düşersin! " deyince...Eşref:
" Merak etme Paşam,eşek kâmildir "cevabini vermiş.

Kâmil Paşa,Kıbrıs'a geziye giderken, Eşref'e " Bir isteğin varsa getireyim " demiş.Eşref buna çok sevinip: " Paşam görüyorsunuz artik yaşlandim,yürüyünce yoruluyorum yokuş da çikamiyorum.Bana bir Kıbrıs eşeği getirirseniz ömür boyu size duacı olurum " demiş.
Kâmil Paşa'yi dönüşünde,Eşref de karşilamaya gitmiş. Paşa, Eşref'i görünce: " Aaa, Eşref, affedersin istediğini getirmeyi unutmuşum, seni görünce eşek aklıma geldi " demiş. Esref'de:
" Aman Pasam,üzülmeyin,o eşek gelmese de olur,siz geldiniz,ya,sağolun" cevabını vermiş.

İzmir Valisi Kâmil Paşa trenle İzmir'e giderken,o tarihte Kırkağaç Kaymakamı bulunan Şair Eşref hemen İstasyona koşar:

-Paşam, İzmirliler kâfi derecede lûtfunuza nail oldular. Biraz da bizim beldemize misafirliğe tenezzül buyurun ve bizi de şereflendirin, der. Kalabalık önünde söylenen bu söz, Kâmil Paşayı daveti kabule mecbur etmiş. Paşa, zaten ötedenberi himaye ettiği Eşref’in bu ricasını kırmamış ve bir gün Kırkağaç'a gelmiş.Gündüz Kaymakamlık makamında resmi protokoller bitince Eşref mütevazi evinde Kâmil Paşayı misafir etmiş. Öteden beri hâmisi (koruyucusu) olan Kâmil Paşaya, Eşref; elinden geleni esirgemeyerek, yemek içmek, saz, söz, hasılı her türlü eğlenceli bir gece geçirtmiş. Bu güzel gecenin bir vaktinde Paşa ayakyoluna (WC)'ye girince ne görsün? (WC) kapısının iç tarafında kendi resmi asılı değil mi? Hiçbir mana veremediği bir şaşkınlık ve öfke ile dışarı fırlayarak Eşref'e
-Ben ki senin amirinim, benim resmimi memişhaneye(WC) nasıl asarsın? Sende hiç utanma, arlanma yok mudur? Deyince; Eşref, hürmetle el bağlayıp boyun bükerek şu cevabı vermiş:
-Bu bir utanma meselesi değildir efendim, müthiş bir korku ifadesidir! Bu nedenle oraya resminiz asılmıştır; deyince Paşa: -Ne demek istiyorsun? demiş. Eşref, arz edeyim Paşam diyerek şunları söylemiş:
-Mâlûmu âliniz bendeniz sizden pek ziyade korkarım. Son zamanlarda kölenize müthiş bir "kabızlık" ârız oldu; deyince, Paşa büsbütün çıldırmış. Bunun üzerine Eşref hemen atılmış:
-Müsaade buyurun efendim. Baktım ki kabızdan şişip çatlayacağım, derhal resminizi, "ayakyoluna" (WC) astım. İçeri girip heybetli fotoğrafınızı görünce, korkudan bir anda...!!!

Ve Eşref daha sözünü tamamlamadan, Kâmil Paşa ve salonda bulunanlar kahkahadan kırılıp bitap düşmüşler.

Bizler başaramıyoruz söyledik mi de kafa-göz yarıyoruz ama, böylesi ince hicivle söz söylemeyi bilenlerin de ruhları şad ola.
Hepinize sevgilerimle.
Resim: Samy Al Olabi

15 yorum:

hasret senfonileri dedi ki...

günaydın sevgili sufim dileğim... sabah sabah güne güzel şen ve düşünerek başlamamı sağladın sağol canım...
Ben ömrüm boyunca, dozunda tam ayarlamayı beceremesem de bu muhteşem nüktedan insanların izinde yürümeye çalıştım..
Ruhları şâd olsun..

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi'm,

Şair Eşref'ten bir dörtlük de ben yazayım. Numarasız gözlük gibi, olsun, bu döneme de uysun...

"Her biri kendince zulüm etmekte:

İnsan bir memur görünce eşkıya sanıyor...

Ey zavallı, boş yere yakınma, bağırıp çağırma;

Çünkü ezilenlerin ahını işiten hükümet bunu musiki sanıyor!"

Sevgilerimle...

alizafersapci dedi ki...

"Bütün alçaklara uygulanıp numarasız gözlük gibi kullanılsın diye isim vermiyorum" sözü yazınızın ahahtar cümlesi benim anladığım. Şimdilerde var mı bizim bilmediğimiz şair Eşrefler acaba? Maaşa bağlanmamış yazar, çizer pek az kaldı. Yazınızın sözünü söylemekten korkanlara yol göstermesini dilerim.

Asuman Yelen dedi ki...

Ne kadar güzel bir yazıydı sevgili Sufi, keyifle okudum.
Günümüzde maalesef senin "kafa göz yarmak" dediğin şeyi çoğunluk açık yüreklilik, samimiyet, maskesizlik olarak nitelendiriliyor. Bu tavrı sergileyenler sevgi saygı ve sınırsız anlayış görüyorlar.
Bahsettiğin o zekice zerafetin adı da onlara göre ardına saklanılan "maske".
Sevgiler dostum...

beenmaya dedi ki...

hala var mıdır böyle insanlar? varsa da duyurabiliyorlar mıdır seslerini?

Ateş Böceği dedi ki...

Neyzen teyfikte böyledir değil mi ablam ,ne güzel insanlar aslında bu çok büyük bir zekanın göstergesdir..

Esmir dedi ki...

Sevgili Suf'm
Şair Eşref'in en meşhur dörtlüklerinden birini de ben ekleyeyim...
*****
Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için
Gelmesin, reddeylerim billahi öz kardeşimi,
Gözlerim ebnâ-yı âdemden o kadar yıldı ki,
İstemem ben fatiha, tek çalmasınlar taşımı...
*****
(gözüm insanlardan o kadar yıldı ki, kabrimi ziyaret etmek için öz kardeşim dahi gelse kovarım. Ben insanlardan fatiha dahi istemem, yeterki mezar taşımı çalmasınlar)

Çok güzel bir yazıydı sevgili Sufi'm...Öylesine ince hiciv edilmiş!..anlayana...teşekkürler paylaşımın için...

Sevgilerimle...

İzDüŞümLeR dedi ki...

Sevgili Sufi,hicvetmek için ince bir ruh ince bir zeka ve mizah anlayışı lazım bence...

Kimse meselelere böyle yaklaşmıyor.Maalesef şimdilerde kibrit çöpü büyüklüğündeki meseleleri baltayla kesmeye çalışıyorlar.

Sevgiler.

Gezginay dedi ki...

Paylaşımınızı ve yorumları okumak çok güzeldi.

Şair Eşref'i tanımıyordum.İnşallah hakkın da daha fazla bilgi edinmek için araştıracağım.

Selam ve sevgilerimle

FKH dedi ki...

hicvi bu kadar güzel kılan sanırım bu kadar güzel yapanlar...

harika bir yazı olmuş yine. elinize emeğinize sağlık.

sufi dedi ki...

Sevgili Gülsen'im;
Ne mutlu bana, güne güzel başlamanı sağlayabildiysem.Nüktedan insanların zekalarına ben de hayran olanlardanım sen gibi.Sevgilerimle.

Sevgili Aysema'm;
Söz söyledikçe düşündüren, zehiri biz gibi içinde saklamadan söylemek istediğini gizleyip bohçalayıp söyleyebilenlerden olmayı ne kadar isterdim ben de.
Sevgili alizafer;
Bilgeler hep ortaya söz söyler ve herkes kendine göre yorumlar ve dersini alır."Kilimi dövmezsen tozu nasıl çıkar" sözünden alınacak ibretler gibi örneğin.

sufi dedi ki...

Sevgili Asuman;
Sevgili Ateş böceği'm;

O ince zekalıların başı da Nasrettin Hoca olsa gerek. "Adamın birine borç verir alacağını alamaz, sonunda adamın evinin kapısını çalar.Karısı açar kapıyı, "aa beyim evde yok çarşıya gitti" der kadın.O arada pencerelerden birinin perdesi açılıp kapanır.Hoca adamı görmüştür." Hanım hanım beyin çarşıda ama başını evde unutmuş "der ve gider...
Sevgili beenmaya'm;
Öyle insanlar her devirde eminim vardır da şimdilerde "meczup" olarak nitelendiriliyor böyleleri.

Zeugma dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Zeugma dedi ki...

Çok güzeldi anekdotlar, ilgiyle okudum sevgili suficim..

Birçok kaynak Neyzen'in şair Eşrefi kendisine hoca edindiğini yazıyor bu arada.
Bir de Eşref'in şöyle bir dörtlüğü var:
Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için
Gelmesin, reddeylerim billahi öz kardeşimi,
Gözlerim ebnâ-yı âdemden o kadar yıldı ki,
İstemem ben fatiha, tek çalmasınlar taşımı...


ebnâ-yı âdem: İnsanların aşağılık olanlarından

İşin ilginç yanı; bu şiirden sonra başliyor ve Eşref'in mezar taşı vefatından sonra kabrinin bulunduğu Kırkağaç'tan sayısız kez çalınıyor..

Teşekkür ve sevgilerimle...

sufi dedi ki...

Sevgili
Ateş Böceği;
Esmir;
İZdüşümler;
Gezginay;
FKH;
Zeugma;

Şimdilerde söylenecek söz :"manda yuva yapmış söğüt dalına, yavrusunu inek kapmış gördün mü?"demekten başka bir söz değil.Ama geçmişin hiciv ustaları olsa kimbilir ne tür bir edebiyat doğardı bu ortamda, değil mi?
Canlar, hepinize yorumlarınız için teşekkür eder sevgilerimi gönderirim, Tontini.