STATÜKOYA BAKIŞ - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

21 Ekim 2010 Perşembe

STATÜKOYA BAKIŞ

Bugünkü hikayemiz "Körler ülkesi" HG WELLS'in kaleminden: efsanelere konu olan Kadıköy değil, başka bir körler ülkesinin hikayesi.
Dere tepe, dağ ova dolaşmayı seven tek gözlü bir adam varmış. Yürür yürür gidermiş, gider gider yürürmüş.Bir gün uzaklarda renkleri karmakarışık bir köy görmüş; alacalı bulacalı garip bir köy. Yaklaşmış köye doğru. Yolları bir tuhaf, evleri bir tuhaf, insanları bir tuhafmış köyün...Girince köyün içine anlamış meseleyi. Körler köyüymüş burası.Kadınların, erkeklerin, çocukların, velhasıl herkesin sımsıkı kapalıymış gözleri...Gezginci adam karar vermiş burada yaşamaya.Hiç değilse benim bir gözüm var, diyormuş.Körler ülkesinde şaşılar kral olur, derler; ben de bunların başına geçer, burada güzelce yaşarım.
Körlerin gözleri yokmuş ama;

elleri, kulakları, burunları çok hassasmış. Kendilerine göre kurdukları bir düzen içinde yuvarlanıp gidiyorlarmış.Adam şaşkın hallerine bakıyormuş onların. Yürümeleri, konuşmaları doğrusu başka türlüymüş.Bir gün körlerden biri öteki körün malını aşırmış! Sadece tek gözlü adam görmüş bunu.
Bağırarak ilan etmiş:
- Filanca malını çaldı falancanın.
Körler:
- Nereden biliyorsun o kadar uzaktan duyulmaz ki, demişler.
- Ben duymadım, gördüm. Gözüm var benim. Görüyorum.
Körler göz diye, görmek diye bir şey bilmiyorlarmış. Uzun yıllar içinde çoktan unutmuşlar bu hissi.
- Ne demek görmek, demişler, nasıl görüyorsun yani, duyulmayacak mesafeden anlıyor musun ne olup bittiğini?
- Anlıyorum tabii...
- İnanmayız, imtihan edeceğiz seni...
Adamı almışlar, uzakça bir yere dikmişler. Tecrübeleriyle biliyorlarmış o uzaklıktan hiçbir şeyin işitilmeyeceğini.
- Anlat bakalım, şimdi biz ne yapıyoruz, demişler.
Adam anlatmış:
- Oturuyorsunuz, konuşuyorsunuz, Şu ayağa kalktı, bu elini oynattı, beriki bacağını sallıyor vs...Derken körler bir evin içine girmişler, bağırmışlar:
- Anlatsana...
- İçeri girdiniz göremiyorum ki...Körler bilmedikleri için içeri girmenin ne olduğunu:
- Ne olmuş yani içeri girmişsek. Elli santim fark etti, anlat anlat, demişler.
- Arada duvar var görmüyorum.Körler :
- Sen atıyorsun, demişler. Demincek tesadüf etti.Bak, şimdi bilemiyorsun.
- Çıkın dışarı, söyleyeyim.
- Bu kadar uzaktan duyunca ha içersi, ha dışarısı, ne çıkar yani...- Ben duymuyorum, ben görüyorum, diyormuş adam.
- Öyle şey olmaz, demişler. Var sende bir bozukluk. Saçmalıyorsun, acayip şeyler söylüyorsun.Hekime muayene ettireceğiz seni...Adamı yaka paça köyün hekimine götürmüşler.Hekim de kör tabii...Elleriyle yoklamaya başlamış adamı. Yoklamış ve parmaklarını adamın yüzünde gezdirirken:
- Buldum, demiş. Bozukluk burada...Adamın açık olan gözünü kastediyormuş hekim ve
- Saçmalaması bundan dolayı, diyormuş. Ben şimdi hallederim, düzeltirim onu...
Körler ülkesine kral olmaya kalkan gezginci zor bela kurtarmış kendini oradan.
Körler görenleri anlayamazlar.Saçmalıyor sanırlar ve onu da düzeltip kendilerine benzetmek için gözlerini çıkarmaya uğraşırlar.

Görenler; körlerin dili ve ahvaline bürünüp ormandan çıkıp statükoya uygun konuşsa, belki sonuç varmazdı buralara.Körlerin fili tarif etmesi hikayesini bilirsiniz, onlar tuttukları şeyin ellerinde olan kısmı kadar file şekil verebilir ve tarif edebilirler.Ya gözlünün durumu aynı mı? Resmin ve cismin tamamını görmektedir de; yolunda gitmeyen hal ve gidişatı, anlatamaz gözü görmeyenlere.
Vay bazı ülkelerdeki gözleri çıkarılmak istenen onca gözlünün haline?
Sözümüz kıssadan hisse çıkarmak isteyenler içindi kusurumuz varsa affola.
Hepinize sevgilerimle, Tontini.

12 yorum:

AyŞeGüL KuŞ dedi ki...

Tontini'm,yazdıklarını yanında dizlerinin yanına kıvrılıp,elimi çeneme koyup gözlerimi senden ayırmadan dinlemek ne kadar keyifli olurdu..Bu hikayeleri senden dinlemek harika canım benim..Hem sarılıp hem öpüyorum kocaman :))

haykırış dedi ki...

Sevgili Tontini öyle güzel kıssadan hisseler çıkacak bir konu ki tam günümüze uyarlanacak türden.. Gören gözlerin ilk kez görmez olduğunu bile bile hemde yaşıyoruz.
Elinize sağlık.
Sevgi ve saygılarımla

JİVAGO dedi ki...

Gerçeklerle aramıza duvar örüldüğünü düşünürsek, çoğunluğumuzun bakar kör olduğu varsayımı ile işimiz zor dost sufi. Bana bunu anımsattın. Kartal gibi göz vardır görmez, kör vardır görür. Erketeyi görenlerden nasip etsin. Sevgilerimle..

beenmaya dedi ki...

sevgili aysema'nın bir yazısında yaptığım gibi şu an okumakta olduğum Jose Saramago'nun Körlük kitabından aynı alıntıyı yazmak istiyorum buraya. ve bu kitap okunmalı, okunmuş olsa bile tekrar okunmalı diyorum.

"Korku, insanı kör eder, dedi koyu renk gözlüklü genç kız.

Haklısınız, gözlerimiz görmemeye başlamazdan önce bizler zaten kör olmuştuk, korku bizi kör etmişti. Aynı korku yüzünden körlüğümüz sürüp gidecek.

Konuşan kim, dedi doktor.

Bir kör, diye yanıt verdi ses. Sıradan bir kör, buradakiler gibi...

Bunun üzerine gözü siyah bantlı yaşlı adam sordu; körlüğün tam olarak var olabilmesi için, kaç kişinin kör olması gerekir?

Bu soruya kimse yanıt veremedi."

KÖRLÜK/JOSE SARAMAGO

ayşegül dedi ki...

İyı ve hayır'lı cumalar ablacım.
sevgılerrr

EFLATUN :

"Şefkatli ol.Karşılaştığın herkes
zor bir mücadele veriyor."


OSCAR WILDE :

"Çok kolaydır insanların acıya duyarlı davranmaları. Ne zordur düşünceye duyarlı olmaları..."

Zeugma dedi ki...

Kıssadan hisse elbette ki çıkarıldı..
Ama körlerle yatanlar bir bir şaşı kalkıyorlar sufim...
Üstelik öyle çoğaldılar ki...

Yüreğine sağlık...
Sevgilerimle...

Esmir dedi ki...

Gözlerine inanamayıp sadece duyduklarına inananlara; "gözü kör olası-ca!","gözün kör olmaya!" deriz ya hani...
şimdi her yanımız körlerle dolu!..

Sevgili Sufi'm, kıssadan hisseler çıkarılacak bu güzel anlatımlarınla farklı keyifler aldığım yazılarını "aracılığınla duyduklarımı:)" genellikle; sorguluyorum, düşünüyorum...
ama hani!.. , tartışılabilir!., çoğunlukla da ne kadar da doğru tespitler, diyorum...

Ama ama ama!.. son zamanlarda yaşanılanlar karşısında, gördüklerime hiççç inanamıyorum!..

tüm bunlar bir tiyatro olsa, hikaye olsa, mitolojik bir masal! olsalardı da keşke GÖRMESEYDİK!..diyorum...

Yüreğine sağlık sufi'm
Sevgilerimle...

bilge dedi ki...

bakmak var görmek var ..birde nasıl gördüğümüz var yoksa görmek istediğimiz gibimi görüyoruz ..güzel bir hikaye ..sevgiler..

elifin terazisi dedi ki...

Tontinim, bazen ve hatta çoğunlukla yazılarını dönüp dolaşıp yeniden okuyorum, söylenecek söz kalmamış gibi oluyor. Böyle zamanlarda ben sadece selam verip geçeyim, sen okuduğumu anla , olur mu?
Beni de böyle şaşkın okuyucu kabul et:)

düş dedi ki...

toplum bilmece gibidir, bazı durumlarda, parçaların özelliklerini bilmeden bütüne dair yorum asla yapılamaz, yapılırsa körlerin fili tanımlaması gibi olur diyerek bu örneği anlattım dün girdiğim her derste Sufim, nasıl bir eşzamanlık sen de yazmışsın...

hasret senfonileri dedi ki...

ben de ayşegülün yaptığını yapmak istiyorum sevgili dileğim.. Hele bugün o derinden gelen sesini dakikalarca dinledikten sonra..

Arzu Pınar dedi ki...

:) çok güzel yazmışsın. her toplumda, her çağda görenleri çarmıha gerdi, yaktı, parçaladı bu toplum. lakin insanoğlu azıcık özgürlük kazanabildiyse de, bu da görenlerin fedakarlıkları, cesaretleri, susmamamaları, körleri körlüklerine terk etmeyen yüce gönüllülükleri sayesinde oldu.