ATATÜRK BİZDEN BİRİDİR - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

10 Kasım 2010 Çarşamba

ATATÜRK BİZDEN BİRİDİR


Cumhuriyetin 12. yıldönümü için, görevli erkân çeşitli dövizler hazırlamışlardı;
"Atatürk bizim en büyüğümüzdür."
"Atatürk bu milletin en yücesidir."
"Türk milleti asırlardır bağrından bir Mustafa Kemal çıkardı" gibi.Atatürk yazılanları dikkatle gözden geçirdi ve onları tek tek sildi.Hepsinin yerine şunu yazdı:
"Atatürk bizden biridir..."
***************************************************************
Yıl 1922. 14 Ocak gece yarısı:

Mustafa Kemal'in özel treni Eskişehir'e doğru gidiyor. Bu yolculuk bir kamuoyu yolculuğu olacak ve Gazi, savaş sonrası Anadolu'sunda bazı şehirlerin nabzını yoklaya yoklaya İzmir'e gidip annesini görecek. Ve Latife'yi.
Ama o gece çok sıkıntısı var Mustafa Kemal'in ve bir türlü uyku tutturamıyor.Ali Çavuş kompartımanın kapısı önünde sigara üstüne sigara içiyor. Kapıya dayanmış karanlığı seyrederken bir yandan da kendi kendine mırıldanıp duruyordu:
"Bu işin bu kadar çabuk oluvereceğini hiç düşünmedim. İşte, sonunda şifreli telgraf geldi. Zübeyde anamızı yitirdik. Peki, ne duruyorum. İçeri girip onu uyandırmalıyım. Ama işe bak, giremiyorum. Kıyamıyorum paşama. Nasıl derim ki: 'Anamız öldü paşam!'. Diyemem. Onun yüreği anası için atar. Hep söyler. Vatanı kurtarmakla anasını kurtarmak aynı anlama gelir onun için. Kapıyı açsam, telgrafı uzatsam, 'Paşam sen sağ ol' desem 'Eyvah demez mi?' 'Koca vatanı kurtardım ama anamı kurtaramadım demez mi?"
Ali Çavuş, anlattığına göre birden yerinden sıçramış. İçeriden bir ses geliyor. Mustafa Kemal sesleniyor.
Çavuş kompartıman kapısını açıp selam duruyor:
"Emret Paşam".
Mustafa Kemal yatağa oturmuş soruyor telaş ile:
"Ne demeye kapıda bekliyorsun sen?"
"Uyku tutturamadım da Paşam"
"Annemden bir haber mi var?"
"Az önce bir telgraf geldi dediler, şifreyi çözünce size sunacaklar."
"Boşuna kıvranma Ali, benden de saklamaya çalışma. Ben haberi aldım."
Ali Çavuş bir şey yokmuş gibi durmaya çalışıyor ve merakla soruyor:
"Ne olan, ne haber aldın ki paşam? Hayır haber inşallah."

Mustafa Kemal usul usul anlatıyor.

"Az önce dalmışım, rüyamda yeşil bir ovada anamla el ele geziniyorduk. Hep olduğu gibi bana birşeyler anlatıyordu. Birden bir fırtına çıktı. Bir sel bastırdı, anamızı aldı götürdü. Ben Hiçbir şey yapamadım. Hiç, hiç!..."

Çavuşu bir titremedir almıştı. Derken.. Mustafa Kemal emri verdi:
"Çocuk! Al getir şu telgrafı, hemen!"
Ali Çavuş kompartımandan çıkar çıkmaz, çözümü getiren görevliyle karşılaştı.
"Ver onu" dedi. "Paşamız bekliyor."
Kağıdı aldı, içeri girdi, selam durdu ve: "Sen sağol paşam" dedi.
"Millet sağ olsun."
Gözünden iri bir damla göz yaşı akıvermişti. Çavuş "Ağlama paşam" diye yalvardı.
"Neden? Ben insan değil miyim? Anam öldü. Ben buna ağlarım. Ama, Anavatan kurtuldu. Bununla da teselli bulurum. Benim için ikisi bir."
İşte ben bunun için:
"Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini" diye cevap vermedim mi Namık Kemal'e?
Birden Mustafa Kemal ile Ali Çavuş birbirlerine sarılıyorlar ve açık açık, hıçkırıklarla, içli içli ağlıyorlardı.

Bizden biri olan Atamızı özlemek de, emanetini taşıyamadığımızda için için ağlamak da bizim en insani hakkımız değil mi?
Hepinize sevgilerimizle.

14 yorum:

alizafersapci dedi ki...

Dilerim okuyanı çok olsun!
Teşekkürler.

AVRAM USTA dedi ki...

11 Ekim 1925 tarihinde,Alsancak Kordon'daki evinde,balkonda (Şimdiki Atatürk Müzesi) oturan Mustafa Kemal Paşa'ya Karşıyaka'lılar, simgelerinden olan körfez vapurundan tezahürat yapmışlardır. Atatürk de bu tezagurat karşısında Karşıyaka'lılara şu sözleri söylemiştir:

"İzmir'in Karşıyaka'lıları, sizleri muhabbet ile selamlarım. Ben bütün İzmir ve İzmir'lileri severim. Güzel İzmir'in temiz kalpli insanlarının da beni sevdiklerinden eminim. Yalnız bir rastlantı beni Karşıyaka'ya daha fazla bağlamıştır.

Karşıyaka'lılar!
Anam sizin sinenizde! Sizin topraklarınızda yatıyor!

Karşıyaka'lılar, İzmir'i gördügüm gün öncelikle Karşıyaka'yı ve orada sizin topraklarınızda yatan anamın mezarını gördüm."
Küçük bir mezardır;kaya var başında.Yamanlar Dağından getirilen bir kaya.Küçük bir camiinin avlusunda (Osman Bey Camii)Alaybey çocuklarının ve bölge çocuklarının oyun alanıydı , mezarlığın arkasını yasladığı koruluk veiçindeki park.Sıradan bizden biri gibi dururdu ve hala öyle duruyor.Çocuklara mezarlıkların kasvetini yansıtmayan , onlarla bir olan belki de uzaktan uzaktan izleyen...Hiçbir zaman mezarlık olarak görmedik;bir parkın bankında oturan sevimli ve sevilen yaşlı bir teyze gibi baktık.Hala öyle.

A-H dedi ki...

Aglattin beni sevgili sufi, simdi gelde anlat elin gavurcuklarina neden agladigimi, hepsi suratima bakiyor ne oldu diye...

hasret senfonileri dedi ki...

Bir insanın çok yönlü olması, edebiyat ve sanat dallarında kabiliyetinin olması anlamına gelmez sadece.. Önce İNSAN olması gerekir bu meziyetleri hak edebilmek için..
Böyle bir insanı özlüyor işte bu millet sevgili Sufi, dileğim..

Ve sen.. sen .. benim değerli dostum, anımsatman ve bunu sunmanla yine mükemmel bir örnek oldun hepimize. Sağol.

haykırış dedi ki...

O halktan biri idi, yüksekleri bilemedi hiç. Her kesimden insanı sevgiyle dinledi ve hiç birine de "ananı da al git" demedi.
Yinede değerini bilemedik ATAM affet bizi.
Ruhun şâd olsun.

YEMEK VAKTİ AYLİN dedi ki...

SAYGIYLA ANIYORUZ..

beenmaya dedi ki...

en sevdiğim sözlerinden biridir;

''Siz genç arkadaşlar, yorulmadan beni takibe söz vermişsiniz. İşte ben bilhassa bu sözden çok duygulandım. Yorulmadan beni takip edeceginizi söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar, yorulmadan ne demek? Yorulmamak olur mu? Elbette yorulacaksınız. Benim istediğim yorulmamak değil, yoruldugunuz zaman dahi durmadan yürümek, yoruldugunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir. Yorgunluk her insan her mahluk için tabii bir haldir. Fakat insanda yorgunlugu yenebilecek manevi bir kuvvet vardır ki işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür. Sizler, yeni türkiyenin Genç evlatları: yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.''

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

özgür dedi ki...

Tontini tam senlik bir anı bulmuşsun canım.Ellerine aklına ve yüreğine sağlık.

elifin terazisi dedi ki...

Evet bizden biridir,Bizden olmayan bilemez. Biraz önce Anıtkabir'den geldim, çocuklar, gençler, yaşlılar görmeye değerdi Tontinim...

Uma dedi ki...

bunca yildir okudugum en guzel Ataturk yazisi...
Ne guzelsin!

Aydedeye havlayan dedi ki...

çok güzel bir yazı.. saygıyla anıyoruz Atamızı..

Brajeshwari dedi ki...

Bugün Atatürk'e dair yazılan birçok şey, olması gerektigi icin yazılırken canim acidi. Ama bu yazı gerçekten çok güzeldi. Teşekkürler tontini...

JİVAGO dedi ki...

Ata'mız öylesine bizdendir ki, ebediyete kadar sevgimizle yaşatacağız dostum.Dünya bir daha böyle bir lider göremeyecektir dost.

Esmir dedi ki...

Çok güzel bir yazıydı sevgili sufim...O istsina varlık...O sonsuza dek yüreklerimizden hiç silinmeyecek yüce insan...O'nu özlemle ve saygıyla anıyorum...