MİSKE-MUSKE-MİKİ FAREE - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

6 Aralık 2010 Pazartesi

MİSKE-MUSKE-MİKİ FAREE

Okul hayatım boyunca doldurduğum anketlerin haddi hesabı yoktur...Özellikle lisede kredili sisteme denk gelen şanssızlar grubunda olduğumdan, her ders ayrı sınıflara gitmek için ordan oraya koştururken, arada rastlaştığım arkadaşlar elime tutuşturuverirlerdi hep bir ansiklopedi kalınlağındaki anket defterlerini. "Tamam alıyorum ama akşam cevaplar yarın getiririm" derdim belki vermekten vazgeçerler diye ama ne çare! Mübarek sanki öss sorusu cevaplıyorum. Yaz yaz bitmez... Cevapla cevapla sonu gelmez...
Sorulan sorulara verdiğim cevaplar o dönemin ruh hallerine göre değişirdi tabii. İşte kullandığım parfümden tutun da, sevdiğim, dinlediğim şarkılara, kullandığım markalardan, seçmek istediğim mesleğe kadar...Gençlik işte bir günü bir gününü tutar mı hiç? Bütün cevaplar değişebilirdi de, bir tanesi vardı ya, işte o hep aynıydı. Değişmeyen tek cevap FOBİLERİNİZ?...

Şimdi bir araştırsam bulsam o anketleri eminim hepsinde aynı cevabı bulurum...Böcekler, sürüngenler ve fareleeer :)
Bu konuyla ilgili korkularımı mantıklı düşününce saçma bulsam da, hiç bir zaman yenemedim maalesef...Bazıları der ya hani; " ben korkmuyorum iğreniyorum" diye, ben baya baya korkanlardanım...Gördüğü zaman dünyası kararanlardan...Aslında bu konuda biraz da şanslı sayıldım, sayılırdım... Kaş'a yerleşince tanıştığım, bence mutasyona uğramış ve devleşmiş "uçan kabus kakalak" hariç :) çok karşılaştırmadım fobiciklerimle...
Şanslı sayılır(dım) evet...Taki geçen haftalard,a banyodan çıkınca yüzüme vuran serinlikle yatak odamın balkon kapısının açık kaldığını fark edip, kapatmak için odaya girene kadar...
Akşam olmuştu, oda karanlıktı haliyle...Yanımda bacaklarımda sarılı oğlum "bekle annecim kapıyı kapatalım, bak oda soğuk olmuş" elim düğmeye ulaştı nihayet. Bastım açıldı...O an aydınlanan odanın aksine, içimin kararacağını nerden bilebilirdim ki:)) o an işte o an benim için bir dönemin kapanması demekti işte. Hani şimdiye kadar" en büyük fobilerimden biriyle karşılaşmama dönemi" var ya işte o... :)
Birden gözlerime inanmak istemesem de kocaman bir fare görmüştüm...Evet evet koca bir fare hem de. Jet gibi girdi yatakcağızımın altına. O kadar hızlıydı ki, gözgöze gelemedik kendisiyle...Upuzun kuyruğuydu aslında karaltısından başka görebildiğim şey...Hemen Ege'yi kaptığım gibi dışarı çıktım ve kapıyı da kapattım...
Ve tabikiii
"Anneeeeeeeeei, Efe-eeeeeeee çabuk koşunn. Odada fare vaaaaarr... üüüüüüü!"
Annem en az benim kadar şaşkın yüzüme bakıyordu..Bayıldım, bayılıcam :) Fareden korkmaması gereken evin reisi yollandı odaya. Korkulu bekleyiş başladı dışarıda..
- Buldun mu?
- yoooooo!
- nasıl yoooo? yatağın altına girdi.
- yatağı kaldırıp altına bakamıyorum biriniz gelin.
- neeee? gelemeyiz, ölürüz de gelmeyiz:) telefona sarılıp bir arkadaş arandı...
- Okaaan çabuk geeel... böyle böylee..
- dalga mı geçiyosun ela?
- yooo... Beş dakika sonra beklenen yardım geldi...Bütün oda dışarıya çıkartıldı. Ziyaretçi ortada yok!!!
- çıkmıştır o.
- ne çabuk çıktı ya, bir yerlere girdiyse...
- heryere baktık işte yok... her şey bana tek tek gösterildi onaylatıldı. Balkon kapısı kapatıldı. Bense hala içimden konuşmaktaydım. "offf bu kadar çabuk çıkamaz. Ya bi yere girdiyse, saklandıysa...ben burda oğlumu nasıl yatırcam, neyse nöbet tutucam artık sabaha kadar". Oğlum uykuya dalmıştı bile...Dilime dolanmış ninni, beynimi kemiren korku eşliğinde perdeyi aralayıp, balkonu gözetlemeye başladım. Çok geçmeden arkadaş göründü. Ordaydı ve babasının balkonundaymış gibi geziniyordu. :) Tam bağıracaktım ki, dışarıda olduğunu idrak edebildim :) "her yer kapalı gelemez, korkma, birazdan geldiği gibi gider"...
Ertesi gün saat başı kontrol ettim balkonu, hiç görünmedi bizimki. "ohhh gitti galiba" ama kendisiyle çok konuşmuştum ya bir önceki akşam, aferin beni dinleyip gitmişti...Akşam olmuştu yine...Ve biz babamızı yan,i fareden korkmayan tek ferdimizi 10 günlüğüne yurt dışına uğurladık o gece... neyse, yine uyku saati gelmişti cancaazımın...Uyuyana kadar bekledim...Daldığından emin olunca yine perdeyi aralayıp bakıyım bi dedimm kiiiiiii! açmamla yine karşılaştık kendisiyle..".aaa bu kadarı da fazla 2 günde 3 kere" :) O gece bir yerlerden giremeyeceğini bildiğim halde bozulan sinirlerimin etkisiyle hiç uyuyamadım. Onunla telepatik yollardan anlaşmayı denedim..."Lütfen git, bak baba da yok, nolur nerden geldiysen ordan in. yavaşça in, düşme ama inemiyosan atla napıyım :))
Maalesef beni dinlemedi... Ev sahibimizin nuh nebiden kalma, kafesli kapanının içine girdiğinde son kez karşılaştık.. Neyseki canlıydı. Öbür türlü görsem birde bozulan psikolojimle uğraşacaktım çünkü biliyorum... İsteyerek hiç bir canlıya zarar vermeyen, verenlerden de hep tiksinen biri olarak olayın diğer tarafını da kabuslarla yaşadığımı itiraf etmeliyim :( Çuvalın içinde terketti evimizi...Gitti...Bütün gün "neden geldin be canım be neden ben bu kadar sene sonra"...üzüldüm...
Bütün gün izlediğimiz "miskeee, muskeee, miki fareeeee" yüzünden olmasın sakın? Zavallı onu çağırdığımızı mı sandı acaba?..
Neyse, hala korkuyormuyum evet, neden mi bilmiyorum... FOBİ işte...
Yine üzerine gidemedim, değiştiremedim ve birşey yapamadım. Aaa yaptım yaptım, geldiğini tahmin ettiğimiz yolun önüne, "fareler giremez, kakalaklar da gelmezse sevinirim" tabelasını koydum. Gönlümden ve içimden...
Korkusuz günler dilerim hepinize...;)
*ELA*

9 yorum:

Galadriel Ar FeinieL dedi ki...

canım bnmmm :))

Çınar dedi ki...

Ohh! nihayet. Geçmiş olsun

Sevgiler

y. dedi ki...

ah, çok geçmiş olsun. öte yandan uçan dev kakalak mı dedi birisi, hemen uzaklaşıyorum buradan, okumaya bile dayanamıyorum o ismi.

Funda dedi ki...

benim de korkulu rüyamdır görmekten çekindiğim...

Tabiat Ana dedi ki...

ayyyyy annecim,bayramdan dönüşünden beri iş yerinde onlarla uğraşıyoruz bizde.Yazıp yazmamakta kararsızdım ama yazayım bari maceramızı bende bloğa :))

bozbek dedi ki...

off off hiç görülesi bir hayvan değil ki :( Biz de yakalayana kadar 2 gün boyunca misafir etmiştik kendilerini ve zarar vererek yaklamak zorunda kalmıştık ki günlerce aklımdan gitmedi :((

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Çok geçmiş olsun, hayatta tek korktuğum canlıdır kendileri. Ne ölüsünü ne de dirisini ve hatta resmine bile tahammülüm yok. Okurkenden baktım ki büzüşmüşüm:)
Hoşgeldin Ela, özlemişim.

Ela'dan Mektuplar dedi ki...

Sevgili;

*Galedriel; :))bana dedin dimi...yoksa fareye mi? :)

*Çınar; çok teşekkür ederim. Aslında tam geçti diyemem.Hala yatak odamın ışığını yakmaya korkuyorum ve karaltılar görüyorum :)

*y.; İnanamazsın. Daha fazlada anlatıp yaşatmak istemem sana...Evde ilk gördüğümde, ocakta pişen yemeğimi kapattığım gibi attım kendimi dışarılara :) Ben hala yemeği kapatmayı nasıl akıl ettim o ara ona şaşıyorum...

*Funda; Umarım görmezsin hiç bir zaman. Miki fareyi özellikle yüksek sesle izleme sakın :)

Teşekkür ederim arkadaşlarım...

Ela'dan Mektuplar dedi ki...

Sevgili;


*Tabiat Ana; Daha gitmedi mi yoksa ? Bekliyoruz o zaman maceralarını...Benim başıma gelse işi bırakabilirdim... :)

*bozbek; İşin o tarafını, yani bizim evden çıtıktan sonrasını hiç düşünmek istemiyorum. Düşünmüyorum da...Seni çok iyi anlıyorum...Suçsuz, günahsız bir varlığa kendi korkularımız yüzünden zarar verdiğimiz düşünülürse ve aslında onunda bizden bir o kadar korktuğunu...offf
Ben çok özür diledim ve af istedim...

*Yaşamın Kıyısında; Benim de yok aynı duyguları paylaşıyoruz ama acaba tahammülüm yok diye mi geldi diye de düşünmekten alamıyorum kendimi...:) İstemediğim ot burnumun dibinde bitiverdi işte...
Çok teşekkür ederim...Özlenmek güzel ve aynı duygularla özlemek...

Sevgiler hepiciğinize...