DERS:HAYAT BİLGİSİ,KONU:GÜVENLİĞİ ÖĞRENİYORUM - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

3 Ocak 2011 Pazartesi

DERS:HAYAT BİLGİSİ,KONU:GÜVENLİĞİ ÖĞRENİYORUM


















Evde bebeği olanlar çok iyi bilirler ki, "onlar" eve geldikleri andan itibaren herşeyi değiştirirler...Hatta bazı ailelerde iş bebek haberini alır almaz başlar. Eğer ev yeni bebeğe dar gelecekse apar topar taşınılır bile...Bu ailenin panik durumuna göre değişir :)
Biz çok fazla panik olmadan, hayatımızda çok fazla bir değişiklik yapmadan bekledik bebeğimizi... Hastaneden eve geldiğimiz ilk günden itibaren evde hiç bir şey eskisi gibi olmadı tabii... Aslında bir kaç değişiklik dışında gözle görülür bir değişiklik de yoktu. Ama bu hiç olmayacağı anlamına gelmiyordu...
Miniğimiz büyüdükçe evde bazı önlemler almamız gerektiğini anladık. O bize anlatmaya başladı daha doğrusu :) Yerde emeklemeye çalışıp, bol bol debelenme zamanı geldiğinde, halının çok tüylü olduğunu fark ettik mesela. Hemen değiştirdik başka bir odadakiyle.

Debelenme yerini yavaş yavaş emeklemeye bıraktı çok geçmeden. Sürekli yenen ellere saç, kıl yapışmasın diye süpür babam süpür, sil babam sil...Duvar diplerine saklanmış her çeşit kablo dikkat çekiverdi birden. Hepsi düzenlendi. Tehlikeden arındırıldı olabildiğince...Yastıklarla kurduğumuz emniyet şeridi çokkktan geçerliğini yitirmişti ve yerini çeşit çeşit güvenlik önlemleri almaya başlamıştı bile...Bir süre emekleme dönemi devam etti ama hız gittikçe artıyordu :) El çabukluğu da cabası...Mamasını hazırlamak için arkamı döndüğümde odadan yok olmaya başladığındaysa odaların kapısı kapatılmaya başlandı. Yada" kapı önü yastık barikatları" hazırlandı...Oyuncak haricinde herşeyin dikkatini çektiği o dönemde evde ne var ne yok herşey yer değiştirdi. Ortadaki kocaman, bir o kadarda tehlikeli caanım sehpam köşelere itiliverdi. Yapı gereği çok ıvır zıvır sevmeyen ben severek aldığım bir kaç süs eşyasını da kutularına geri gönderiverdim. Televizyonun yanında küçük bir sehpada duran uydu alıcısı televizyonun üzerine kaldırıldı. Hemen yanındaki sevdiğim birkaç saksı çiçeğim bir daha asla geri dönemeyecekleri odadan dışlandılar toprakları karışlanmaya başlayınca :)
En çok ilgi çeken mutfak çekmeceleriydi. Önce en alttaki çekmecenin kulbu söküldü...Bir hafta sonra ikincisi, sonra üçüncüsü ve nihayet hepsi...Kulpların yerini iki küçük delik almıştı ve gözüm bundan hiç hoşlanmamıştı...:) Yavaş yavaş adımlar atılmaya başlandı kiiiiii, hemen deterjanlar, ilaçlar ve tehlikeli ne varsa bütün ıvır zıvır üst raflarda yerini aldı. Bir dakika peşinden ayrılamama dönemi başlamıştı ve gerçekler çok acıydı... Olay kardeşinin çocuklarına bakıp, gezdirip, hoplatıp, zıplatıp eğlendirmekten çok farklıydı. :) Düpedüz asayişten sorumlu devlet bakanıydınız. En küçük bir hatanın da affı yoktu. :)
Pek fazla yürümeyen oğlum genelde koştu...Hep koştu :) "Run forest run" hesabı :) Tabii bende peşinden...İyi de oldu doğum sonrası kilolarımdan az da olsa kurtuldum bu sayede. Ama güvenlik çemberi her geçen gün zorlanmakta ve yeni tehlikelerle karşı karşıya kalmaktaydı. Balkon kabusu başladı sonra. Bebişime de yazık yaaa. Gözler sürekli ensesinde :) Ne yapalım görevliyiz...
Sonra deniz kenarı kabusları, sokak hayvanlarının ümüğünü sıkmadan sevmeyi öğretebilme, boğulmadan mısır yiyebilme alıştırmaları, dondurmayı yavaş yavaş yalama...
Hepsi ama hepsi önceden alınmış önlemler paketinde yerlerini aldılar...
Hatta eve yapılacak pima-pen ölçüleri, çok alçak olan iki pencerenin yükseltilmesi istemiyle tekrar değiştirildi. Ve sonuç çok başarılıydı :)
Ege büyüdükçe biz de bir evde ne gibi tehlikeler var öğrendik. Allah onu ve bütün çocukları korusun, çok acı deneyimler yaşamadık.
Ama şimdiye kadar aklımıza gelmeyen ve gözümüzden kaçan bir tehlike tam orda bizi bekliyordu. :)

Anne, baba balkonda güzel havanın tadını çıkarırken hemen yanıbaşlarında tv izleyen, daha önce kendisini yanlışlıkla banyoya kilitleme tecrübesi de bulunan Ege, birden yerinden kalkar ve aklına ne gelsiyse artık, kapının kilidini çeviriverir...
Şaşkın anne ve baba birbirlerine bakarlar veeee
- şimdi .oku yedik... (Biz dışarda o içerde)
-Egeeeee, çevir oğlum anahtarı hadi bebeğim.
Camın öteki tarafındaki gülen surat olayın farkında değildir ve pişmiş kelle gibi sırıtmaktadır... :)
- o tarafa değil oğlum bu tarafa çevir (nerden bilcekse çocuk o tarafı, bu tarafı:))
32 diş sırıtan çocuk anne ve babayla ne güzelde oynuyorum diye düşünmektedir ve keyiften dört köşedir...
-tamam o kapıyı bırak gel şu pencereyi aç...(balkona açılan küçük bir pencereye yönlendirilir)
-kaldır yukarı annecim. hızlı kaldır. iktir, iktiirrr...(off yeni yapılan pencereler ne de zor açılırrrrr)
o sırada baba hala kapıyı zorlamaktadır. hatta kırma aşamasına geçmektedir :)
Birden bir ışık yanar kafaların üstünde...O zaman kadar panikten akıllarına gelmemiştir.
Balkonun öbür tarafındaki sürgülü kapııııı....Yaşasıııınnn.
-tak tak tak... egeee burayı aç oğlum hadi...
O zamana kadar bin kere açılıp kapatılan, artık açması kolaylaşmış sürgü yağ gibi kayaar ve kapı aralanır.
-aferin oğlumaaaaaaa...
Hafif bir baş dönmesi ve bulantı...
Babanın kapı kolunu zorlayan elleri şişer, annenin nabız 160'larda, oturup bütün güvenlik önlemleri paketini yeniden yapılandırmaya giderler. Asla tam olarak başaramıycaklarını bilerek...güvenliK:
Yeni Kural: 1- Başına gelen bu gibi olaylar karşısında soğuk kanlılığını yitirme ki sürgülü kapı daha önce aklına gelee.
Yeni kural: 2- İki kişi birden balkondaysa kapı açık bırakıla.
Yeni kural: 3- Balkon kapısı üzerindeki anahtarlar derhal toplatılaaaa ... ;)

Sevgiler benden hepinize...*ELA*

16 yorum:

FADİŞ dedi ki...

Çok geçmiş olsun. Oğluşun anahtarlara olan ilgisi şu sıralar çok fazla ve bu yüzden olaki anahtarı çevirmeyi becerir korkusuyla evdeki odaların anahtarlarını topladım bir ay önce. Aklımdan çıkmıyordu hep, ya kendini kazara bir odaya kilitlerse diye, bak olabiliyormuş işte şimdi okudum:)

alizafersapci dedi ki...

Keşke başımıza gelmeden öğrenebilsek.
Dostlukla.
Resim de çok iyiydi.

Aynur (Küçük Hala) dedi ki...

çocuklu her evde her daim yaşanılan her türlü olayı harika anlatmışsınız
umarım çocuklarımız hayatları boyunca başka güvenlik önlemleri almaya gerek kalmadan huzurlu bir şekilde yaşarlar
temennim bu ama bilemiyorum tabi güzel ülkemde bu nasıl mümkün olacak
inşaAllah iyi olacak herşey diyorum ben yine de...
sevgiler

bilge dedi ki...

2 yetişkin çocuğu olan bir anne olarak neler geçirmedikki allah esirgesin yavruları hele emekleme devresinde o kadar hızlı emekliyorlarki anlatılmaz..hele benim gibi çalışan bir anne ve çocuk bakıcısıyla beraberse her an yüreğiniz ağzınızda ..çalışırsınız..
sevgiler..

y. dedi ki...

nasıl da değişiyor dünyanın merkezi, sonra daha da büyüyorlar, ah sen bize neler yapmıştın diyoruz.. büyüyorlar, yaşlanıyoruz, bebeklikleri bitiyor, çocuklukları asla. sevgiyle...

İzDüŞümLeR dedi ki...

Merhaba, evde en küçük hatanın bile affı yok derken ne kadar doğru söylemişsiniz.

Bir arkadaşımın alt komşusunun oğlu o eski kasa büyük ekran (82 filan sanırım )çizgi film izlerken tv sehpasını itiyor ve dengesiz duran tv çocuğun üzerine düşüyor.Maalesef çocuk kurtulamadı.Ve çok basit bir ihmal bir ailenin sonu oldu :((


Allah korusun ama gerçekten belli bir yaşa gelene kadar çok çok çok dikkat etmek gerekiyor böyle detaylara.

Melekler korusun bütün çocukları.

Sevgiler.

guguk kuşu dedi ki...

bana kolay gele o zaman.....

Ela'dan Mektuplar dedi ki...

Sevgili Fadiş; Çok teşekkür ederim. Yazıyı yazarken düşündüm zaten annelerden biri bile okuyup önlemini alsa istediğim olmuş olacaktı. Olmuş bile:) Aman dikkat Ege daha önce de banyoya kendisini kilitlemişti ama o kilide sabit anahtarlandı ve allahtan çabuk çevrilebiliyordu. Ama normal kilitler için geçerli değilmiş bu. Yaşadık, öğrendik...Sevgiler.

Sevgili alizafersapci; Maalesef bazı şeyleri yaşamadan öğrenemiyoruz işte...Söz konusu çocuklarsa hele herşeyi onlar öğretiyor diyebilirim...Dostlukla.

Sevgili Aynur; Güzel dileklerine katılıyorum bende. Bir süre sonra güvenliklerini de kendileri sağlamaları gerekecekse bizim görevimiz onları bu gibi durumlara hazırlamak aslında. Dediğin gibi, üst geçit varken, hızla giden arabaların içine dalan insanların çoğunlukta olduğu bir ülkedeysek hele işimiz daha da zor...Sevgiler sana da...

Ela'dan Mektuplar dedi ki...

Sevgili bilge; Emekleme dönemi zaten anne için olayın tamamen değiştiği bir dönem...O zamana kadar kucaklarda uslu uslu oynayan, koyduğun yerden çok da uzaklaşamayan bebeğinizin bir gün farkla ne kadar da hız kazanabildiğini tecrübe ediyorsunuz :) Bir gün önce gayet güvenli diye düşündüğünüz eviniz bir anda tehlike çemberine dönüyor resmen. Ve ondan sonrası hep böyle devam ediyor...Ediyormuş yani...Hele hele bakıcıyla büyüyen çocukların anneleri offfff düşünmek istemiyorum. Çocuktan çok anneye zor. Allah yardım etsin ve korusun diyebilirim ancak.
Sevgiyle...

Sevgili y.; Şimdilik çocuk olmasından çok memnunum, kocaman bir çocuk olduğunda da böyle sarmaş dolaş olabilmeyi diliyorum ben kii herkes bunun olmayacağını söylüyor :( Bence bir sakıncası yok hep çocuk kalabilir...

Sevgili izdüşümler; Kimbilir ne kadar çok örneği vardır. Bir araştırsak neler çıkar acaba. Evlerimiz de sokaklar kadar tehliyeliymiş ben bunu anladım. Allah hiç bir anne babaya yaşatmasın dilerim. Sevgiler...

elifin terazisi dedi ki...

Çok geçmiş olsun, kazasız belasız atlatmışsınız şükür.
Benim başıma da tam tersi gelmişti, beni balkona kilitledi. Balkon kapısının önünden ayrılmasın, ocakla, bucakla haşir neşir olmasın diye neler yapmıştım. Bu arada da Ankara'nın kuru ayazında nasıl titremiştim.

Dalgaları Aşmak dedi ki...

ödülünüz var kabul buyurur musunuz :)

Ela'dan Mektuplar dedi ki...

Sevgili guguk kuşu: Sana kolay gelsin ve allah yardım etsin :)) Ama biliyo musun bir sürü ip ucu verdim sana ve senin gibi yeni annelere...Bu da güzel oldu benim için. Sağlıklı zamanlar diliyorum hepinize...

Sevgili Elif;
Çok teşekkürler. Evet atlattık ama korkulu bir tecrübe oldu bizim için...Bizim ki de aynı durumdu aslında. Yani biz dışardaydık, o içerde...Yani tehlike çemberinin tam da ortasında veee yalnız...;) offf ürpertici...Sevgiyle kal.

Sevgili Dalgaları Aşmak; Tabii ki kabul buyururuz. Çok teşekkür ederiz. Sevgilerimizi de göndeririz ;)

Herkese ayrı ayrı teşekkür ederim arkadaşlar...Sevgiyle...

JİVAGO dedi ki...

Çok faydalı bir yazı Ela kardeşim. Bu yazıyı okuyunca çok eskilere gittim. Bizim çocuklar da tay tayları bitirdikten sonra (1 yaş
sonrası) elektrikli aletlere ve prizlere parmak sokmak istediklerini görünce, bütün prizleri ve elektrikli aletleri ulaşamayacakları yere almıştım. Bu durumu önemli bulduğum için siz annelere özellikle belirtmek istedim. Sevgilerimle..

Ela'dan Mektuplar dedi ki...

Sevgili Jivago: Çok teşekkür ederim...Aslında senin de üzerinde durduğun gibi elektrikli aletler ve özellikle prizler en başta önmel alınması gerekenlerden...Sonraki sırayı da ocak alıyor bence. Üzerinde pişen yemek, kaynayan su...Ve ne yazık ki çocukların çoğunun dikkatini en başta bunlar çekiyor. Mesela bizim evimizde prizler maalesef yere yakın. Ben bir daha taşınırsak eğer ilk onlara bakacağım...Anne ve baba olmak hiç kolay değil. Teşekkürler ve sevgiler...

İzDüŞümLeR dedi ki...

Sevgili,Sufiler aşure dağıtır gibi olacak ama blogumda ödülünüz var.

Sevgiler :)

ozgur dedi ki...

Geçmiş olsun,
Kızımın küçüklüğü geçti gözümün önünden,
parmağını çekmeceye sıkıştırmıştı 2 yaşındayken-o minicik tırnağı yerinden çıkmıştı,çok fenaydı,
aman gözünüzü üstünden ayırmayın,kolaylıklar,sevgiler :)