.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

2 Ocak 2008 Çarşamba

NOKTANIN SONSUZLUĞU



İnsan, varlığının farkına vardığı andan itibaren bir yandan kâinatı tanımaya çalışırken, diğer taraftan kendi derinliklerinde varlığını hissettiği "Gerçek Ben"i aramaya yönelmiş, farklı din ve inanca sahip pekçok insan kendi din ve inançları merkez olmak üzere Yaradan'a ulaşmaya çalışmışlardır.kendisi hakka geçtiğimiz günlerde can kuşunu havalandırmıştır başımız sağolsun......

İnsanın kendini tanıması ve kendinde var olanı görmesi fikir gözünün açılması ile mümkündür. Ancak o zaman insan fânide bâkiyi zevk edebilecektir.

Fikir gözü ya da gönül gözü ile seyredebilmek için cehil adı verilen karanlıktan kurtulup ilmin aydınlığına yönelmekten başka çare yoktur.

Asıl olan kişinin kendini gönül gözü ile görmesi ve kendinde var olan esasın farkına varmasıdır. Dört ciltten oluşan bu eser, işte bu arayışın meyvesidir.

Kitap içinde tasavvufi terminoloji mümkün olduğu kadar korunarak bunların bugünkü karşılıkları parantez içindeki bilgilerle verilmeye çalışılmıştır.

Kitapta yeralan sure ve ayetlerin yanlarındaki numaralarla Kur'an'daki yerleri işaret edilmiştir ( <2-156> gibi ).

Osman Dede ve Kenzî Aziz Şenol'dan bir ömür boyunca aldığı öğretiyi, kendi düşünce ve ilhamı ile harmanlayıp ifadeye çalıştığı bu bilgilerin aktarıldığı sohbetlerden elde edilen notların bir araya getirilip düzenlenmesi ile son halini alan bu sözlerin "dildeki tercümanı" Lütfi FİLİZ, fâni dünyada "Fâni" ismiyle kendini hep gizlemiş, yaşadığımız şu zamanın karmaşası içinde bile sade bir dil ve anlaşılır örneklerle bilinmezi anlatmaya çalışmıştır.
Devamı Buradan ...>>

VEEEE BAŞLIYORRRR


Devamı Buradan ...>>

TANRILAR OKULU


Size ‘öğretilen ve anlatılan dünyanın’, anlatıldığı gibi olduğunu söyleyenler sadece anlatanlardır. Korkmanız, çekinmeniz, endişe etmeniz gerektiği söylenen her şey, bu betimlemenin pençesindeki insanların fikirleridir. Oysa bunlar olumsuz duygulardır ve hiçbiri dünyaya geldiği haliyle insanın mayasında olan hisler değillerdir. İnsan korkusuz doğar. Korku, zorla ‘öğretilir’.
Hastalıklar ‘öğretilir’. Ne hastalıklar, ne ilaçlar, ne de tedaviler gerçektir. Hastalıklar, benlikteki olumsuz yöndeki değişimlere karşılık gelen semptomlardır. Onlar bizi ancak kendimizi kanalize etmemiz gereken düşünce şekli için uyarma amaçlı ortaya çıkabilirler. Bizi fiziken zor durumda bırakmak için değil.
Hayatınızda önünüze çıkan herkesin özel bir görev ile karşınıza geldiğine emin olun. Ve ona varlığı için teşekkür edin. Özellikle düşmanınızsa.
Herkes sizi gösterir. Çünkü herkesi siz yarattınız. Bu dünyayı siz yarattınız. Bu sizin dünyanız. Sizi arayan arkadaşınız sizsiniz. Çalışanlarınız, üstleriniz, aileniz, hepsi sizsiniz. Yay da, ok da, hedef tahtası da; hepsi sizsiniz.
Önünüzde gelecek varken, geçmişle uğraşmayın. Ama geleceği de yeni bir ‘eski geçmiş’ yaratmak için yaşamayın. Onu şekillendirin; bu kez şekillendirin; geçmişinizin tekrarlarından kurtulun.
Mea Culpa’ felsefesini inkar ederek yaşamaktan vazgeçin. Başınıza gelmiş ve gelecek her şeyin tek sorumlusunun kendiniz olduğu gerçeğiyle barışmayı reddettiğiniz her gün tedavi süreciniz gecikecek, ‘yeni bir eski geçmiş’ için her seferinde yeni bir adım attığınızla kalacaksınız.
Başınıza gelmiş ve gelecek her şey, düşünsel faaliyet kalitenizin, olaylar dünyasına uyarlanmış halidir. Düşlemezseniz, yaratamazsınız. Gerçek, düş artı zamandır. İnanmak için görmeyi beklemeyin. İnanın ki, görebilin.
Beden olmadan düşleyemezsiniz. Düşleyen bedendir. Ona çok iyi bakın.
Gereğinin ötesinde yiyecek, içecek, gereğinin ötesinde uyku, gereğinin ötesinde seks, hiçbir şeyin çözümü olmadığı gibi, çözümün üstünü örten uyuşturuculardır. Uyuşturucu almayın. Beyninizi örtmeyin. Orada geleceğiniz şekilleniyor.
Dünyadaki en büyük ekonomik gerçek ‘mutluluk’tur. Ekonominin tanımı Mutluluk’tan başka hiçbir şey değildir. Her zaman iyi bir ekonomist olun.
Düşleyin, düşleyin, düşleyin. Düş, var olan en gerçek şeydir.
Devamı Buradan ...>>

Sukut-u Harf




Üç harftir, Fazlullah, Nesimi ve Lazarus bu romanda, Adem'in üç harfine den düşen -ta ki harf sükut edene, kalübela'da başladıkları noktaya dönene kadar: "Bu daire üzerinde hareket edersen her zaman başladığın noktaya dönersin. Başladığın nokta, arayışın sonundaki hakikattir. Keramet baştadır. Pervane olanın başı döner ki başa dönsün. Bu sebeple hiç yoktan kanat çırpsın. Dönerken kanat çırpar pervane. Hakikati kanat çırpmak zanneder. Aslolan ışığa gark olmaktar. Sonrasında ışığa konar ve de yanar kül olur. Küllerinden yeniden doğar Zümrüd-ü Anka gibi. İşte doğmak, başladığın noktaya dönmektir."mutlaka okunmalı
Devamı Buradan ...>>

The Mission


Peder Gabriel (Jeremy Irons), Brezilya'nın dağlarına, hristiyanlığı yaymak için gidiyor. Hristiyanlığın gelmesiyle birlikte bu dağlarda yaşayanların altın çağı da başlamış oluyor. Bir köleci olan Mendoza (Robert De Niro), kardeşini öldürmüş ve Peder Gabriel sayesinde intihar etmekten vazgeçmiştir. Peder Gabriel, misyonunda yardım etmesi için Mendoza'yı yanına getirtiyor. Burada huzura kavuşan Mendoza, rahip olmak için başvuruyor. Baskı altında olan kilise, Portekizlilere karşı çıkamadığından, topraklarda yeniden kölecilerin olmasını da karşı koyamıyor. Mendoza sözünü tutmayıp, yerlilerin kendilerini nasıl savunması gerektiğini onlara gösteriyor, ancak Peder Gabriel, Mendoza'nın yerlilere bir rahip olarak yardım etmesini istiyor.insanlığın ve sevginin sistem tarafından engellenişi.mutlaka izleyin
Devamı Buradan ...>>

BEYNİNİZİN HANGİ LOPUNU KULLANIYORSUNUZ

image001.gif (GIF grafiği, 300x400 piksel)linkteki bayanın sağa saat yönünde döndüğünü görüyorsanız beyninizin sağ tarafını kullanıyorsunuz .Eğer öbür yönde görüyorsanız, beyninizin sol tarafını kullanıyorsunuz.
Bazı insanlar her iki yönde de döndüğünü görüyorlar. Fakat çoğu insan sadece tek yönde görür.
Eğer siz diğer yönde de görmeye çalışırsanız ve görürseniz, IQ' nuz 160' ın üzerine ve hemen hemen dahi derecesindesiniz demektir.
BU BİR ŞAKA DEĞİLDİR. HER İKİ YÖNDE DÖNDÜĞÜ GÖRÜLEBİLİR...
Devamı Buradan ...>>

DİN


Din anlayışı semavi kitapların tümünde aynı şeyi anlatmıştır.fakat onları okuyan beyinler kendi kalıplarının içinde sıkışıp, anlatılmak istenen ana temayı idrak edememişlerdir.işin başlangıç noktası tüm yüce öğreticilerin arkasından gelen insanların mirasa sahip çıkamayıp, gerçekliği kendi menfaat lerine kullanmaları ile başlamıştır.kutsal kitapların hepsi insanın insan olmasını kendi varlığını farketmesi mantığına dayandırılmıştır. bakan göz baktıgı şeyi kendi anlayışı doğrultusunda anlamıştır.anlayış :sevgi ve insanın içinde bulunan yüce kudreti ortaya çıkartmak olmalıdır.
yol kendini bilme yolculuğudur.
Devamı Buradan ...>>

ÖLÜ DENİZ


1946'da bir çoban tarafından ürdün'ün kumran köyü yakınlarında bir mağarada bulunan yazmalar, hristiyanlığın en eski yazılı kaynaklarıdır. karbon-14 testlerine göre hz isanın yaşadığı döneme ait olan yazmalar, kutsal kase hikayesini maria magdalena'ya bağlar ve isa'nin peygamberliğini de insani terimler içinde açıklar. ayrıca isa'nin hristiyan kilisesinin kuruluş emirlerini havarilerden petrus'a değil, karısı maria magdalena'ya verdiği de yazıyor.

Bunlara ölüdeniz yazitlari da denirdi. kumran yazitlari israil ve urdun arasinda bulunan kumran koyunde magrada bulunan ibranice ve su anda kullanilmayan aramice dilinde bakir, deri gibi plakalar uzerine yazilmis 600 civarinda el yazmalaridir. hristiyanligin ve museviligin bilinen en eski yazili kaynaklarindandir yaklaik olarak 2000 yasindadirlar. hristiyanlar bulunan metinlerin yayinlanmasini onlemek isterken museviler tum metinleri yayinlayarak ciddi bir tartismaya neden olmuslardir.

Kumran yazitleri bundan 2000 yil once yasamis esseniler tarikati tarafindan yazilmisti ve hz.isa hakkinda daha once duyulmamis iddalara yer vermekteydi. bu yazilarda hz.isa'nin da esseni oldugu soyleniyor ve ailesi ve kardeslerinden bahsediyordu. bu hristiyanliktaki hz.isa'nin allah'in oglu oldugu gercegini sarsan bir kanitti. kumran yazilarina karbon testi uygulandiginda yazilarin orjinal oldugu ortaya cikmis ve en yenilerinin bile hz.isa'nin dogumundan 60 yil sonra yazildigi anlasilmistir.

Vatikan yillar boyu kumran yazilarinin elindeki kisimlarini gizlemisti fakat yazitlarin buyuk bir cogunlugu hatta tamami israil'in elinde bulunmaktaydi ve israil elindeki kumran yazilarini yayinladi. amac hristiyanligin ayri bir din degil musevilikten cikmis degisik bir inanc sistemi oldugunu savunmakti.
Devamı Buradan ...>>

ÇÖREK OTU


Haziran-temmuz ayları arasında yeşille karışık açık mâvi renkli çiçekler açan, 20-40 cm boyunda bir senelik, otsu bir bitkidir. Yol kenarları ve bilhassa ekin tarlaları içinde bulunur. Gövde dik ve kısa tüylüdür. Yaprakların alttakileri saplı, üsttekileri sapsızdır. Çiçekler uzun saplı ve tek tektir. Taç yaprakları iki loplu ve bal özü bezleri taşıyan 8 tâne küçük parça hâlindedir. Meyveleri çok tohumlu olup, tohumlar siyah renkli ve oval şekillidir. Güney Avrupa, Balkan memleketleri, Kuzey Afrika, Türkiye ve Hindistan’da yetiştirilmektedir. Bitkinin kullanılan kısımları tohumlarıdır. Tohumları tamâmen olgunlaştıktan sonra toplanır ve güneşte kurutulur. Çörekotu tohumlarında uçucu ve sabit yağ, tanen, şekerler, glikozit bünyeli bir saponin ve alkaloitler bulunmuştur. Tohumları gaz söktürücü, uyarıcı ve idrar söktürücü olarak kullanılmaktadır. Güzel kokusu sebebiyle müshil ilâçlarının içine ilâve edilen iyi bir lezzet ve koku değiştiricidir.
Devamı Buradan ...>>