DİLEK'ten mektuplar :2 - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

11 Ocak 2008 Cuma

DİLEK'ten mektuplar :2














YAŞAMIN GİZEMİ
Bir büyüsü vardır yaşamın.Henüz birkaç saat önce doğmuş bir bebeğin ebenin kollarından annesinin kollarına bırakıldığında o büyü ile açılır bir kuş gibi ağzı.Anasının memesine döner yüzü.Büyü gibidir o içgüdüsel refleksi.O kutsal beyaz sıvıyla beslenir yaşama göz açan insan yavrusu.O büyü ile yağar yağmur yerküreye gökyüzünde asılı duran tonlarca ağırlıktaki bulutlardan .Dereler ırmaklara,ırmaklar nehirlere,nehirler denizlere ulaşır .Soğuklarla birlikte son yaprak toprağa düşünce aynı büyüyle göç eder göçmen kuşlar İskandinav ülkelerinden Elbe,Mein,Tuna'yı izleyerek güneye doğru.O büyü öptürür kişiye çocuğunun ayaklarını koltuk altlarını.Gözbebeklerinde büyür büyü, aşkla yaşamaya böyle koşturur dolu-dizgin kişi.Beğeni sevgiye sevgi Aşka dönüşür akıl ötesi.

Eğer biran gelip delice coşkular içine düşmediysek,içimiz çektiği gibi isteyemediysek yaşam sürecinde bir şeyi,en ciddi oturumda kendimizi tüm dünyadan soyutlayıp on milyar ışık yılı uzaklıktaki yeni bir galakside yeni bir yaşam kurmadıysak sevdiklerimize ve kendimize neden başladık yaşama?..Bayramlarda el öpmek gün 24 saat 12 saatini bordrolara bağlı kalarak çalışmak için mi?Hayır ufak şeylerdir bizleri yaşama bağlayan.Şefkatli bir bakıştır,ufak bir temas sıcak bir tebessüm,eşi bulunmaz pahalı armağanlar yerine küçük bir anımsayış,kuru bir kırçiçeğidir..Gönül alıştır.Geceler düşlerdeki sevgilinin bakışıyla aydınlanabiliyorsa güzeldir.kırık dökük anıların ağlatan yanı sevginin ütüsüyle düzeltilmeli.Vazgeçilmez bir aşk gibi parlamalı içimizde yanan ateş.Yoksa yaşantımızın özündeki giz kayboldumu uçsuz bucaksız okyanus ortasında yolcusuz ve küreksiz kalmış başıboş sandala döner tüm saatler.
İşimin en yoğun olduğu bir anda soyutlayıp kendimi kendimden sevdiğim bir kentte yağmur yüklü bulutlara yaslanabilmeliyim.okşayabilmeliyim Napoli'de meyva suyu satan mavi gözlü çocuğun sarı saçını.Oradan atlamalı gümüş kanatlı atım,dünyanın damındaki ülke Tibet'e karanlık dağları aşan gökırmak'a ılaşmalıyım..Şimdi Nairobİ'deyim.değişik bir müzik kulaklarımda bilmediğim aletlerle çalınan,gözlerim kapalı müziğin ritmine uydurmalıyım çıplak ayaklarımı.Vahşi bir canavar eskimemiş gözleri,dişleri ağzı;sevecen pençelerinde yokolabilmeliyim.En sinirlendiğim bir anda _Bu iş buraya kadar,herşey burada biter..diyebilmeliyim özgürce...

Mutluluk;7.25 dediğim sabahın aydınlığında,tarak yorgun- argın geziniyorsa saçlarımda,aynadaki gözlerim bana beğeniden uzak bakıyorsa,yabancı ise ellerim usuma belleğime,içimde 18 yaşının heyecanı bekleyişi kalmadıysa,ben zaten yaşamıyorum demektir.Yaşam 3 öğün yemek yemek,düzmece kalıplarda erimek,gerektiğinde gülümseyip,gerektiğinde 90 derece saygıyla eğilmek demek değil ki.Yaşarken ölmek demek ,,kötü huylarımızda haset fesat kinimizde ölmek ,sevgide aşkta o yüce okyanusta uyanmak demek.onunla onda O Olmak demek.


İçimizdeki sesin düğmesini sonuna dek çevirip Keşiş dağının gediğinde zümrü-dü anka kuşu gibi haykıramadıktan sonra 'İşte yaşıyorum' demek değil,'Eh işte yaşıyorum...' demektir bu.
Sevgiyle uçsun gümüş kanatlı atınız sonsuzluklara...

5 yorum:

ebru dedi ki...

bunu yapabilen kaç kişi var acaba bilmiyorum ama ben eskiden yapıyordum şimdi ise eh işte yaşıyorum...eline sağlık tontini kendimi tekrar gözden geçirmem gerektiğine karar verdim

Adsız dedi ki...

yaşama taklidi, ölü değil diriyiz taklidi, yaptığımız...
Peki niye bu telaş, ölmeden evvel ölmek için?Ya yaşamdan tat al ölme,
dünyanın tüm zevklerini yudumla,vazgeç öbür dünyadan...Ya da zevk vermesin hiçbirşey dik gözlerini öbür dünyaya, tat içinde tatsızlığa, zevk içinde zevksizliğe...Hangisi tercihin ey insanoğlu acaba bir kere mi geldik dünyaya?..Sevgiler, Lilly

Adsız dedi ki...

kardeşim derin konu bunlar. Günümüzde insanlar buldukları bir öğün için lütufkar olurken, geçim derdi hayatımızı kısıtlarken nasıl inelim derinlere?Şahsen bugün Zümrüt-ü Anka'yı görse bir vatandaş''ulan bundan güzel akşam yemeği olur!'' diye düşünebilir. dolayısı ile biraz daha güncele eğilirseniz daha iyi olur konu seçimlerinizde. Tşkr ve saygılarımla..MUSTAFA

Hülya dedi ki...

Hangisi?
Nefes alıp vermekse yaşamak,
Birşeyler yiyerek su içmek...
Uyuyup uyanabilmekse,
Kalp çırpınışlarını hissederek..
Sesleri işitebilmekse,
Bravo siz yaşıyorsunuz..

Yaşamak hissetmekse,
Çiçekleri koklamak gökkuşağına dokunmak..
Aç bir kediye süt vermekse,
Bakan bir çift göze gülümseyerek
''ne güzel bir gün'' diyebilmekse..
Binlerce bravo..
Siz yaşatıyorsunuz.

Sevgili Tontinicim, senin o güzel gözlerinde,bizi yaşatan ve evreni kucaklayan o enerji gizli..Yazdıkların, yazamadıkların; söylediklerin,söyleyemediklerin; ama her zaman hissettirdiğin güzellikler için yüreğine sağlık..Bende büyüyünce senin gibi olmak istiyorum:) Seni seviyorum...

kadir hoca dedi ki...

Dünya nimetlerine tamah etmek zındıklıktır. Önemli olan ahirettir. Dünya da para, ahirette iman gerektir insan olana. Başkası yalandır. 5 vaktini aksatmayan her ikisine de nail olur.