BİR İŞ BAŞVURUSU ve BİR MÜLAKATTAN NOTLAR: - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

31 Ağustos 2008 Pazar

BİR İŞ BAŞVURUSU ve BİR MÜLAKATTAN NOTLAR:



Sevgili günlük
Sevgili bloglu-blogsuz tüm dostlarım.
Dostunuz Tontini yani Dilek 4.Torunu Ata’sını beklediği şu günlerde bir çılgınlığa daha imza attı. Ne mi yaptı?
Büyük bir yabancı kuruluşun İzmir’de açacağı Mağaza Müdürlüğü mülakatına katıldı. Tabi önce CV gönderdi, yalan yanlış hiçbir bilgi olmadan ve doğum tarihinde hiçbir sapma yapmadan.
”29 Ağustos günü şu saatte sizi ……Otelinde mülakata bekliyoruz “dedi telefondaki o yumuşacık ses.Bu kadın, yani Tontini 27 ağustos gecesi apar-topar karnında dokuz aylık bebeğiyle gelinini ve oğluşunu İstanbul’da bırakıp gece vakti İzmir’e hareket ettiii.Oğluna sordu ama “istersen gitmeyeyim “diye. “Hayır, git anne” diye cevap aldı. Yaşını ona kimse hatırlatmadı nedense. Onun da zaten haberi bile yok yaşından. Sanki 18 inde ve yeni işe giriyor zavallı. Ata’nın doğumuna 1–2 hafta daha var oluşu da tesellisi…..

Sonra üst üste yığılıyor düşünceler, ne giyeceğim? Ciddi görünmeliyim. İlk intiba ne de olsa gibi. Sonra başka bir ses “Kızım sen kendini bildin bileli yöneticilik yaptın, hem de en alasını” diyor.”Sağlığın da yerinde, daha ne isterler hıı”diyor başka bir ses. Henüz akıl defterimde yazan yaşımı fısıldayacak bir ses hiç duyulmuyor.

Yıllardır spor ayakkabı ve sandaletlere öyle alışmışım ki, yüksek topuk zarif ayakkabılar kutularında içlerine girecek ayak beklemekten yorulmuş. Neyse giyiniyorum bir dirhem bir çekirdek(bu hallerde aynada kendimi görmeyeli epey bir zaman olmuş) düşüyorum yollara. Otel lobisinde bekliyorum. Görevli “Saat 10.da yeterli sayıda aday gelmediği için bizlerin 11 e alındığını “söylüyor. Bekletiliyoruz… Vazgeçmenin kıyısından dönüyorum kendimce. Ben vazgeçilmez, aranılan bir adayım ya! Ojeli ayak tırnaklarım sanki bana göz kırpıyor.
“-Şu ayakkabıları ayağımdan çıkarıp şöyle bir mermerin üstünde çıplak ayak salınsam aday milleti acaba ne der?”diyorum. Sonra dakka bir, gol bir; üçüncü kez giydiğim yabancı marka ayakkabının sol teki göbeğinden ikiye bölünüyor. Buyurun cenaze namazına.
“-Kızım, sen istedin bunun böyle olmasını. Ayakkabılarını eline alır, özürler diler insanlardan “–Vallahi, otelin lobisinde oldu, olsun ben sizinle böyle de görüşebilirim.”dersin diyorum kendi kendime. O ses var ya o ses içteki, diyor ki:”Ne ciddiyetsiz firma, boş ver çalışma bunlarla. Baştan kaybettiler.10 da dediler 11 e ertelediler. Sor onlara bakalım “Ben bir saat işe geç gelsem anlayış gösterir misiniz” diye. Söz: namus kardeşim, bir dakikanın nelere mal olacağı kazındı senin beynine diyor sessizce o malum ses. Neysee vakit geliyor.

Mülakata davet ediliyoruz:3.KAT
10 çıtır fıstık bayan, ben içlerinde asırlık çınar.Kapı gibiyim maşallah.U masanın etrafında konuşlanıyoruz.Masalarımızda bir bardak su, bir şeker, bir dosya.Herkes birbirinden bakışlarını kaçırıyor nedense.Rakip miyiz ne?Ben de gülücükler dağıtıyorum.Hatta yol veriyorum arkamdakilere öne geçsinler diye.Özgüven rekor seviyede.O bana yaşımı hatırlatacak o sesten hiç ses yok yine.Ayakkabı da henüz ayağımda çok şükür.Tanışma seremonisi ardından,

Grup MÜLAKAT: Başlıyor, drama toplantısı gibi aynen. Sorular hepimizden genç, güzel, saçları dik dik jölelenmiş şık bir bayanın ağzından soruluyor. Bu cici kız o kadar çalıştığı firmayla özdeşleşmiş ki sanıyorsunuz o yabancı firma bedenleşmiş karşınızda oturuyor. Bu iyi bir izlenim benim için çalışan; işverenden memnunsa bu tür özümsenmiş bir davranış sergiler.
Seçici kurul ben ve adaylar karşımda sıralanmış heyecanlı.
1.Soru:
Firma hakkında ne biliyorsunuz?
Cevap; Muhtelif adayların ağızlarından muhtelif sözcükler olarak aynı anda dökülüveriyor.
Biri ikisi internetten öğrenmiş firma içeriğini, kimi hep alış-veriş ediyormuş zaten, çok beğeniyorlarmış ürünlerini vb. gibi cevaplar. Ben de hiç ses yok, seçici benim ya.
2.Soru:
Bize ne katabilirsiniz?
Elle tutulur bir cevap alamıyorum,”etim sizin kemiğim benim” kıvamında bir sessizlik ve teslimiyet söz konusu.
3.4.5. sorular: Başınıza şöyle bir olay geldi, ne yapar nasıl karar alırsınız babında.
1.Sarışın aday: Başına şu gelse çuvallar, panik atak kendisi.
2.Aday: Beyaz yırtmaçlı etekli mor bandanalı kendini öne çıkartma meyilli, Biz’lik ve yaratıcılık bilincinden uzak, insan kaynağını hiçe sayacak biri.
3.Aday: Yaratıcılığı teşvik edecek ve açık iletişim kurabilecek özelliklerden yoksun.
4.Aday: Organizasyonda sinerji yaratabilecek, tüm çalışanların yönetime katılımını sağlayacak özelliklerin tamamından habersiz.
Yani sizin anlayacağınız bence adayların hepsi: Odaklanma, bizlik bilinci, gelecek vizyonu, çağdaş rekabet prensiplerinin yerinde kullanımı, fark ettirmeden kontrol mekanizmasının kullanımından, karlılık arttırma yöntemlerinden habersizler. Empatinin semtine bile uğrayacaklarını sanmıyorum. Yani sizin anlayacağınız kimseye yöneticiliği layık göremedim.

O arada incecikten bir ses geldi kulağıma:
“_Siz güzel bayan, şişşşt sağlıklı enerjik, gerektiğinde bütün yaz 16 saat gençlere taş çıkartacak bir eforla çalışabilen, yorulmak bilmeyen bayan;Hıııı!Alooo...

SİZİN YAŞINIZ KAÇ?”
Ne önemi var ki yaşımın.Seçici kurulum ben.
....

12 yorum:

Yaşamın Kıyısında dedi ki...

Sonrasını merak ettim arkadaşım.
Bende çalışmayı çok severim,ah biri iş verse seve seve çalışırım. Ama zaten torunlara verilen saat, çalışma kadar değerli.
Yeni torun hayırlı uğurlu olsun.Allah hayırlısıyla dünyaya gelmeyi nasip etsin. Benim 3.toruna da inşallah Aralık başı gibi kavuşacağız.
Sevgile kal...

ela dedi ki...

Kıyamam ben sana canım benimm:)Sen yeri geldiğinde benim diyen gençlere taş çıkaracak kadar çok çalıştın. Uykusuz,yorgun,argın çalıştın. hepimizden gençsin sen bence, ruhun genç önemli olan da o değil mi zaten;) çok eğlenceli bir iş görüşmesi olmuş ya. Umarım sonucu sizin için hayırlı olur. isteğim severek çalışacağınız bir işinizin olmasıdır orası yada burası öenmli değil.sçs

etki alanı dedi ki...

Aynı sorunlarla ben de boğuşuyorum...49 yaşındayım ve yakında mağaza yöneticisi olarak işe başlıyorum...Üstelik teklif karşıdan geldi....
Ne dersin seçici kurulum...
Harikasın...Bir nefeste okudum yazını...Adeta beni yansıtıyor...Ne çok kapıdan geri döndüm anlatamam...İnternetten başvurularımda,bana verilen cevap neydi biliyor musun?

"Teyze sen git bulaşık yıka!"

Kahkahalarla güldüm...
Bir de üniversite imtihanlarına girip,238 puanla,açık öğretimde halkla ilişkiler okuduğumu duysa ne yapar acaba bu işveren?

Çünkü o,benim yaşıma gelince sanırım bir köşede oturacak...İnsan gücünden faydalanılmadığı için,emeklilikten hemen sonra ölenlerin sayısı gittikçe artıyor...

Duyun insan kaynakları!
Şu an çalışmaya hazır iki eleman bekliyor...
Kocaman öptüm seni...

beenmaya dedi ki...

sonunu merak ettiğim gibi valla sizi inanılmaz takdir ettim. bir kağıt parçasında yazılan rakamlar mı gerçekten yaşın karşılığıdır yoksa yaşananlar mı...

sufi dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
sufi dedi ki...

Sevgili Yaşamın kıyısında,
Sevgili ela'm
Sevgili etki alanı
Sevgili beenmaya,
Bir iş başvurusuyla ilgili yazı yazdım.Sayfaya "ABD VATANDAŞI OLUN" mesajı geldi.Siz ne dersiniz hı?
Öptüm hepinizi Sevgilerimle.

ela dedi ki...

bence bu bir uyarı:P Türkiye senin kıymetini bilemiyo buraya gel diyolar yaaaa:))

arzu dedi ki...

:) bu aralar iş görüşmeleriyle boğuşan birisi olarak, tam anlamıyla empati kurdum yazınızla. sanki görüşmeye giderken, şirketi satın alacak gibi bir havayla herşeyi gözlemlemeye başlıyorum. güvenlik görevlileri güler yüzlü mü? bekletildim mi? CV m ellerinde varken, saatlerce tekrar form dolduruldum mu? vs.

bence yaşı aklınıza bile getirmeyin. siz ona odaklandıkça, karşınızdakiler de hisseder muhtemelen. eminim bir yerlerde açık fikirler, etiketlere takılmayan işverenler de vardır.
sevgilerimle,

sewimsizbilgin dedi ki...

yemin ederim çok manyak olmuş bu yazı yaw.
birde sende biraz manyaksın sanırım

sufi dedi ki...

Sevgili arzu teşekkür ederim yorumun için.Yaşımı aklıma getirmek şöyle dursun, hissetmiyorum çevrem de hissettirmiyor herhalde.Sana da iş aş ve aşk hayatında başarılar diliyorum.Gönlünde zerre kadar aşk varsa dağlara yürü demeye yetkilisin inan ki.Sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Sevgili sewimsiz bilgin;
Ben manyak artı çılgın olabilirim, hatta deli de olabilirim ama sen bence sevimsiz değilsin.Bloğunu bulamadım.Sevgilerimle.

sewimsizbilgin dedi ki...

:)
manyak sana blogumun adresini veriyorum:
www.sewimsizbilgin.blogspot.com
beğendin mi?