SİYAH, SARI ve BEYAZ - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

31 Ağustos 2008 Pazar

SİYAH, SARI ve BEYAZ




Siyah, Sarı ve Beyaz
Aslında bu hem biraz geç kalmış bir protesto yazısı benim için hem de birkaç ayrı yönde ders aldığım bir olayın hikâyesi.
Öncelikle sahipsiz sokak köpeklerini zehirli yiyecek atarak yaşam haklarını ellerinden alan tüm belediyeleri protesto ediyorum. Attıkları zehirli yiyeceklerle sadece başıboş sokak köpeklerini değil aynı zamanda (kontrolsüz bir şekilde yaptıkları için ) evlerimizde ailenin bir ferdi durumuna gelmiş olan bizim dostlarımızı da katlediyorlar farkında olmadan.

Anlatacağım hikâye de Antalya’nın Belek beldesinde yaşanmış bir olay..

hala devam ediyorlar mı bilmem ama orada yaşadığım 3 sene boyunca bayağı bir hayvan katliamına sebep olmuşlardı. Dilerim artık katliam yapmak yerine aşılarını yaptırıp gerekirse kısırlaştırıp yaşadıkları doğal ortama bırakma yönteminin farkına varmışlardır.
Belek sahilinde bir arkadaşımın işlettiği bir restoranda ikamet eden hem renkleri, hem de isimleri Siyah, Beyaz ve Sarı olan anneleri ve babaları bir sene öncesi belediye tarafından
atılan zehirli yiyeceklerle öldürülmüş 3 köpek yavrusu vardı. Arkadaşım onları müşterilerden kalan yemeklerle beslerdi ve şirinlikleri ile oraya gelen turistlerin maskotu olmuştu 3 ü de. O günlerde İstanbul’da işleri olan arkadaşım: benimde hayvanları çok sevdiğimi bildiğinden onların bakımı konusunda bana rica ederek 1 haftalığına İstanbul’a gitti. Ben de orada müzik yapıp orada kaldığım için: hem akşamüzeri onlar için ayrılmış olan yemek artıklarını onlara verir, hem de onların birbirleriyle didişmelerini izlerdim. Arkadaşın gittiği 4. gündü sanırım sabah erkenden balık tutmak için kalkmıştım. Sahile baktığımda Siyah yerde kıvranıyor öldü ölecek bir durumdaydı. Hemen diğerlerini aramaya başladım baktım az ileride beyaz daha iyi durumda ama o da yalpalaya yalpalaya yürümeye çalışıyor, Sarı da ise hiçbir şey yok. Siyah çok kısa bir süre içinde öldü. Bu arada ben de restorana gidip bir kap içine yoğurt koydurdum ve yemek istememesine rağmen zorla Beyaz a yedirdim. Neyse 2–3 gün içinde o da kendisini toparlayıp eski haline döndü. Belediyeciler yine yapacaklarını yapmışlardı. O gün civarda bir sürü köpek ölüsü bulduk. Yalnız arkadaşım gelip de konuştuğumuzda ikimizin de garibine giden bir şey olmuştu! Neden sadece Siyah ölmüştü de; Beyaz az etkilenmiş, Sarıya ise hiç bir şey olmamıştı? Onları yemek yerken izlediğimde kendi aralarında bir hiyerarşi oluşturduklarını görmüştüm. Yemek verildiğinde önce Siyah sahipleniyor o doyduktan sonra sıra Beyaz a geliyor ve de en son olarak ta Sarı kalanları yiyordu. Anladık ki o sabah zehirli yiyecek verildiğinde siyah gene hepsinden önce sahiplenmiş, Beyaz'a az bir şey kalmış ve Sarı yiyemediği için zarar görmeden kurtulabilmişti.

Bu olay da yine yaşamın ayetlerinden birisiydi bence. Kendisine kardeşleri ile paylaşılmak üzere verilenleri, paylaşmak yerine sahiplenenlerin başına neler gelebileceğini, Dünyanın da yaşamı paylaşmak üzere tüm canlılara verilen bir yer olduğunu bunu paylaşmak istemeyen ve diğerlerinin hakkına tecavüz edenlerin kendi kuyularını nasıl kazdıklarının bir örneğiydi.

Bize ait hiçbir şey yok ve olmayacak, ama bize sahip olan bir şey var ki biz ona sahip olabileceğimizi düşünüp önümüze çıkan her şeyi yok etmeyi bile düşünebiliyoruz. Bize hayatımız boyunca yaşamamız için gerekli tüm besinleri, bedenimizi, sahip olduğumuzu sandığımız her şeyi veren asıl sahibimiz verdikleri ile beraber bizi de geri alacak. Ne güzel söylemiş Aşık Veysel ;''BENİM SADIK YARİM KARA TOPRAK’tır'' diye.Sevgi ile kalın.
....

6 yorum:

dreamcatcher dedi ki...

ıste hayatın gercek yuzu ...
gercekten takdıre şayan bır yazı hayatta bu tıp olaylar ınsanlara gercekten buyuk tecrube katıyor hernekadar acı olsada... paylasımın ıcın tesekkur ederım ...

ela dedi ki...

Böyle bir şeyi nasıl bir görev aşkı yaptırabilir bir insana. Hiç mi dur diyen olmayacak bu insan kılığını girmiş canavarlara. Bence hayatı sevmek, insanları sevmek gibi hayvanları sevmek.Eğer sevmiyorsan, zarar veriyorsan bence insanları da sevmiyorsun demektir...
güzel ama acıydı.Teşekkürler Tutsak...

tutsak dedi ki...

Teşekkürler sevgili Rüyaavcısı aslında yaşanan herşey bizim için birer ders ama herzaman görebilsek keşke

tutsak dedi ki...

Sana da teşekkürler Ela
böyle birşeyi hiçbir görev aşkı yaptıramaz bir İNSAN a. İNSAN olabilmek bir meziyettir ayrıca. Ama dilerim onlarda İNSAN olma yolunda bişeyler öğreniyorlardır.

Serhat ERDEM dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Serhat ERDEM dedi ki...

Acı hatıranız bana başka bir anekdotu hatırlattı:

Üstad, talebesiyle kent sokaklarını turlarken neşe içinde birbiriyle sarmaş dolaş olmuş üç köpek yavrusu görmüş (biz onlara Siyah, Sarı ve Beyaz da diyebiliriz).

Talebesi hemen lafa girmiş: "Ne güzel bir manzara, keşke insanlar da aralarında böyle kardeşçe yaşayabilse..."

Üstad da eklemek de gecikmemiş: "Sen bir de aralarına bir tutam et attıktan sonra bak bakalım, kardeşlik kalıyor mu?"

Kıssa bu kadarcık, hisseyi sizlere bırakıyorum..

Ayrıca bloguma gösterdiğiniz alakadan dolayı ayrıca teşekkür ederim.

Sevgiyle kalın...