BEDEN ve MEZAR - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

18 Aralık 2008 Perşembe

BEDEN ve MEZAR
















Ben AŞK idim öldüm mezara kondum,
Korku, kuşku, hırsı mezarda buldum,
Mezarımı hep bunlarla doldurdum,
Yoktu mezarımda AŞK'a bir mekan.

Bu mezara münkir, nekir geldiler.
Benden AŞK’ı bu diyarda sordular.
Aradıkta bulamadık dediler.
Nerde mezarında AŞK a bir mekân?

Hapsedildim bu mezara unuttum.
Âdem oldum cennetten de kovuldum.
Tanısam şeytanı ben kurtulurdum.
Nerde mezarımda AŞK a bir mekân?

Şeytan dedi;"kuşku, vesvese benim.
Boş mezar bulunca hemen girenim.
Ben de bir şeylerden korkar giderim.
Varsa mezarında AŞK a bir mekân"

Tutsak Kamil der ki;"mezardan çıksam
Dünya benliğime bir kurşun sıksam
Yeniden dirilsem bana kavuşsam
Olsam da mezarsız AŞKla LA-MEKÂN."

Bugüne kadar öğrendiğimiz ya da bize dayatılan bazı dinsel kavramları tersinden düşünürsek ne olurdu acaba. Örneğin Ölüm, Cennet, Cehennem, Sorgu melekleri ve vs. vs. Ancak bütün bunu gene dinsel kitapların bize anlattıklarından yola çıkarak yapmaya çalışacağım.
Öncelikle yaratılış kavramını inceleyelim;...
‘’Yemin olsun ki biz insanı topraktan yarattık ruhumuzdan üfledik ‘’
Ancak bu yaratılış büyük bir ihtimalle cennetten kovulma sonrasındaki yaratılış olmalı, çünkü
- Dedik ki: "Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yiyin’’
- Bunun üzerine şeytan onları oradan kaydırdı, içinde bulunduklarından çıkardı. Biz de: "Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasip vardır." dedik.
Cennetten çıkarılan Âdem ile Havva yani insan nereye indi (Birbirinize düşman olarak inin) Dünya olabilir mi ya da başka bir bakış açısı ile maddesel yaşam. Burada başka bir boyut ortaya çıkıyor bence. Önce cennet kavramını bir inceleyelim isterseniz;
- Rab'leri, onları kendi katından bir rahmet, bir rıza ve bir cennetle müjdeler ki o cennette onlar için bitmez tükenmez nimetler vardır.
- Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, altlarından ırmaklar akan cennetler vaad buyurdu. Orada ebedi kalacaklardır. Hem de Adn cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah'ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük kurtuluş da budur.
- İşte onlara Adn cennetleri vardır; altlarından ırmaklar akar, orada altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekliden yeşil elbiseler giyerek koltuklar üzerine dayanıp kurulacaklar. O ne güzel karşılık ve ne güzel kalma yeri!
Herhangi bir zorluk, herhangi bir deneme, herhangi bir sınav görünmüyor ortalıkta (ekmek elden su gölden misali). Sanırım bu ruhsal boyut (ya da enerji boyutu) diyebileceğimiz bir boyut olmalı. Bir de Dünyaya bakalım ya cehennemin tarifine bu konuda ne diyor Kur’an;
- Ödül ve ikram olarak, bu mu daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı? O ağaç ki, zalimler için onu bir fitne yaptık. Cehennemin ta dibinden çıkan bir ağaçtır o.(zakkum un nerede yetiştigini hepimiz biliyoruz.)
- Ayetlerimizi inkâr edenleri yakında bir ateşe yaslayacağız. Derileri piştikçe, azabı tatsınlar diye, derilerini öncekinden başka derilerle değiştireceğiz. Allah Azîz ve Hakîm'dir. (acaba tekâmül tamamlanıncaya kadar sınav ortamını; tekrar, tekrar dünyaya gelmeyi mi anlatıyor)
- İçinizden hiçbiri istisna edilmemek üzere mutlaka herkes cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür.
Ruh (enerji=ya da daha ötesinde bir şey) ve Madde
Cennet ve Cehennem
Bir de ara bir boyut var sanırım o da maddesel yaşamı deneyimleyip tekâmülünü tamamlayamamış olan ruhsal ve maddesel boyutu her ikisini de aynı anda görebilen bir boyut ki onu da Kur’an A’raf olarak adlandırıyor:
- Cennetliklerle cehennemlikler arasında bir perde vardır. A'raf üzerinde de, her iki taraftakileri simalarından tanıyan kişiler vardır. Bunlar cennetliklere: "selâm olsun size" diye seslenirler. Bunlar henüz cennete girmemiş, fakat girmeyi arzu eden kimselerdir.

Sınırsız, sonsuz, zamansız bir varlık olan ruhun kendi varlığını unutmuş olarak topraktan yapılmış bir bedende; kendisinin sadece bu bedenden ibaret olduğunu sanarak yaşaması onun ölüp mezara konmuş olması değil midir? Ve bizden istenen sadece bu bedenden ibaret olmadığımızın farkına varmamız mı acaba? Daha da ötesi: Dünya, A’raf, Cennet, Cehennem Hepsi varlık âlemi. Yunus Emre’nin dediği gibi; ‘’İsteyene ver onları,
bana seni gerek seni’’
daha da ötesi mi erişilmesi gereken yer? Mevlana’nın dediği gibi VUSLAT a ermek mi? BU ŞEB-i ARUZ gününde.

14 yorum:

Portakalmavisi dedi ki...

İnan ki çok güzel bir yazı olmuş...Bilmeyenler için belkide bilip unutanlar için...BEn bu aralar bilmeye taktığım için ve bilemediğim şeylerin peşine düştüğüm içinde belkide çok hoşuma gitti...
Sevgilerimle...

beenmaya dedi ki...

beden ve ruh...biri olmadan diğerinin yarım kaldığı, eksik yaşadığı iki ayrı kavram. ama biz ne bedenimize ne de ruhumuza hak ettiği değeri verip sahip çıkamıyoruz...

Fasulye dedi ki...

sevgili sufi
topraklar mezar olsa da, bedenimiz asla mezar olmamalı ruhumuza, biz tanrının ruhundan üflenenler, en az onun kadar ışık saçmalıyız ruhumuzla..
eger kutsal kitapta anlatılan mucizeleri gormeye ve anlamaya aklı yetseydi herkesin bunu onlarda anlayacaklardı ki, biz ruhlar içinde en zor gorevi üstlenenleriz ki bedenlenmeyi seçip dünyaya geldik. cennet ve cehennem yeryüzünde çünkü her bedenlenişimizde ve her gelişimizde tadacağımız acı ve mutluluklar olacak daima. altından ırmaklar akan cennetleri bulacak herkes bir gün aşkta :)

PrimaRima dedi ki...

ÇOK TEŞEKKÜRLER:) YAZILARINIZI OKUMAK HER ZAMAN ÖĞRETİCİ VE HER ZAMAN KEYİFLİ OLUYOR.

tutsak dedi ki...

Değerli
Portakalmavisi
hepimiz bilmek öğrenmek içim varız sanırım öğrenecek şeyler olduğu sürece de varolacağız :D

beenmaya
sizin de söylediğiniz gibi toprağında ruhun da kaynağı tek. Sadece bize anlatılandan farklı bir portre çizmek istedim.(cehennemde alevler içinde yanacaksınız diyen mantığa alternatif olarak)

Fasulye
(kendisinin sadece bu bedenden ibaret olduğunu sanarak yaşaması onun ölüp mezara konmuş olması değil midir? Ve bizden istenen sadece bu bedenden ibaret olmadığımızın farkına varmamız mı acaba?) o ışığı yayabilmek için öncelikle özümüzü bilmemiz gerekmiyormu

PrimaRima
Bir aradaysak mutlaka hepimiz birbirimizden bişeyler öğreniyoruz
SEVGİ İLE KALIN

haccecan dedi ki...

Bedenimin içinde ruhumun hapis hayatı yaşadığını düşünen ben, bu yazıyla biraz olsada huzur buldum. Verdiğiniz huzurun çok daha fazlası sizi bulsun...
Mevlanaya, Mevlana'nın yolundan gittiği Hz. Muhammet'e, Mevlananın yolundan giden Erenlere selam olsun.... Bu yol büyük, herkese yer var değil mi?

tutsak dedi ki...

Degerli HACCECAN
Olmasa der miydi büyük usta ''Kim olursan ol yine gel'' diye.

Nilambara dedi ki...

Gerçek aşkı tadan yüreğin Gerçek Sevgili'ye kavuştuğu, Vuslat'a erdiği gün Kutlu Olsun...

*

Sana çıkan heryol tapınağımdır
Sana ulaşan her adım ayinimdır
Sana getiren her söz şarkımdır
Sana açılan her kapı ışığımdır
Sana ulaşan her çığlığım aşkımdır
Sana görünen her dansım hazzımdır...
nd / 09.10.2007

tutsak dedi ki...

DEĞERLİ NİLAMBARA
Gerçek aşkı tatmak ve vuslata ermek hepimize nasip olsun inşaallah

su dedi ki...

İnsan kendini arar..

Yolculuğu bu yüzden..

Zamanın birinde yurt dışında okuyan bir arkadaım için :

_Sen sufi misin demiştim..

_Keşke demişti sufilik o elbiseyi giymem kadar kolay olsa..

Mevlana derki kendini arayanlara..

_Her kaptan içinde bulunduran dışarı sızar..

Anlaşıldığımı ummak ümidi ile..

tutsak dedi ki...

DEĞERLİ SU
Her kaptan sızan sen değilmisin ?

su dedi ki...

ben değilim desem hal ehline ukalalık etmiş olurum...

Benim desem?

Olmadığım bir çok sıfatı,üzerime almış olurum..

Yusuf.as derki;

''Ben nefsimi temize çıkaramam''

Yterli mi?

Güzeli bulmak adına çıktığımız bu yolda Tarot falıyla cennete gidilemeyeceğini düşünenlerdenim sadece..

sufi dedi ki...

Görünmeyen sevgili SU'ya;
Yunus'ladır cevabım;

"cennet cennet dedikleri
birkaç köşkle birkaç huri
isteyene ver sen onu
bana seni gerek seni."

Cennet sevgilinin olmadığı yer ise; cehennemdir bize.Gaybdaki SU ya sevgilerimizle.Dilek.

Nilambara dedi ki...

Sevgili Tutsak, güzel dileğine yürekten "inşaallah" diyorum...