RUH'a GIDA/ CAN'a SAFA: MÜZİK - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

29 Temmuz 2009 Çarşamba

RUH'a GIDA/ CAN'a SAFA: MÜZİK


“Bütün sazların sesi ruhlar âleminde bulunan derderten adlı bir sazdan çıkarmış.
Allah Âdemi yarattığı vakit ruh onun çamurdan bedenine girmek istememiş, Allah o vakit derderten sesini cennete göndermiş. Ruh bu ses ile kendinden geçip mest olunca Âdem’in bedenine girivermiş. İşte bugün musikinin ruha gıda, cana safa olmasının sebebi oymuş.”
İskender pala, Katre-i Mateminde böyle yazıyor.

M.Ö.(580-500) yılları arasında yaşamış olan Pisagor; “ vücuttaki harmoninin bozulması ile oluşan hastalıkların en etkin devası MÜZİKtir” demiş onun ardından Platon, Aristo, İslam’da Razi, Ud’un mucidi Farabi, İbn-i Sina gibi bilginler “nabzın vuruşları makamların usullerine göredir, aykırı ise bu hayırlı bir belirti değildir “diye belirtmişlerdir. Seher vakti doğa uyanış mahmurluğundayken
SABA makamındaki;

“Ben kalender meşrebim güzel çirkin aramam
Gönlüme bir eğlence isterim olsun
Dideleri şahbaz, gerdanı beyaz
Biraz da nazlı olsun”
Şarkısını dinlediğimizde ruhumuzun okşanacağı tespit edilmiş.
*********

RAST makamında;
“Açılan bir gül gibi gir kalbe gönül gibi
Coşarım sen gülersen, ağlarım ben küsersen
Kalbime gir, bahar ol yüreğim tazelensin.
Kalbime gir, bahar ol yüreğim tazelensin.” Ya da;
********
“Güle sorma o bilmez aşkı sevdayı neşeyi
Laleye sor çiğdeme sor mor menekşeye sor
Ne güzel de oynarsın fıkır fıkır kaynarsın
Şen şakrak hem güzelsin ateşine yakarsın.”
********
“Rüya gibi her hatıra her yaşantı bana
Ne bulduysa kaybetti gönül aşktan yana
Ömür çiçek kadar narin bir gün kadar kısa
Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına.”
Şarkılarını dinlersek içimize neşe ve huzurun doğacağını, nabzımızın yükselmesine yardımcı olacağını, kemiklerimize ve beynimize safa getireceğini tespit etmişler.
********
UŞŞAK makamında bir beste dinlediğimizde; örneğin,

“Bu akşam gün batarken gel sakın geç kalma erken gel
Tahammül kalmadı artık, sakın geç kalma erken gel
Cefa etme bana mah’ım, sonra tutar seni ahım
Üzme beni şivekârım, sakın geç kalma erken gel.”
Şarkısını dinleyip de içimize sevinç ve gülme hissi dolacağını kalp ve ayak, karaciğer sıtma ve mide ağrılarımıza iyi geleceğini söylemişler.
********
ACEMAŞİRAN makamında;

Kemikler ve beynin etkileneceği, yaratıcılık ve ilhamımızın artacağı doğumun kolaylaşacağı, anne karnındaki çocuğun yanlış duruşunun düzeleceği, ağrı ve spazmların çözüleceği Yaratıcılık duygusu ile ilham vereceği anlatılmış.

Türk Müziği makamlarının ruha olan etkileri Farabi’ye göre ise şöyle sınıflandırılmıştır:
Rast makamı: İnsana neşe ve huzur verir. Rehavi makamı: İnsana sonsuzluk fikri
Kuçek makamı: Hüzün ve elem Büzürk makamı: Korku
İsfahan makamı: Hareket kabiliyeti güven hissi.
Neva makamı: Lezzet ve ferahlık.
Uşşak makamı: Gülme hissi.
Zirgüle makamı: uyku
Saba ve buselik makamı: Cesaret ve kuvvet
Hüseyni makamı: Sükûnet ve rahatlık
Hicaz makamı: Alçakgönüllülük yani tevazu verirmiş.

1682 yılında Edirne’yi ziyaret eden Evliya Çelebi: Sultan 2. Beyazıt külliyesinden “Orada bir Darüşşifa vardır ki dil ile tarif ve kalemler ile yazılmaz”.
Diye bahsetmiş. Ünlü seyyah külliye için şu ilginç tanımlamaları kullanmıştı. “Böyle dikkat ve özenle yapılmış şifa yurdunun anlatılan odalarında çeşitli hastalıklara tutulmuş zengin ve fakir, ihtiyar ve genç doludur” “Bazı odalarda ilkbaharda delilik mevsiminde Edirne’nin aşk denizi derinliğine düşmüş sevdalı âşıklar çoğalıp, hekimin emriyle bu tımarhaneye getirilerek altun ve gümüş yaldızlı zincirlerle kerevetlerine takılıp, her biri aslan yatağında yatar gibi kükreyip yatarlar. Kimisi havuz ve şadırvanlara bakıp kalender hülyası kabilinden söz eder, nicesi dahi o kemerli kubbenin etrafında olan gülistan ve bağ ve bostan içindeki binlerce kuşların cıvıltılarını dinleyip, delilerin perdesiz ve ölçüsüz sesleriyle feryada başlarlar”.
Evliya Çelebi, hastanenin musiki ile tedavi konusunu da şöyle anlatmış.
“Merhum ve Mağfur Bayezid Veli Hazretleri Vakfiyesinde, hastalara deva, dertlere şifa, divanelerin ruhuna gıda ve defi seva olmak üzere 10 adet hanende ve sazende gulan tayin etmiş ki, üçü hanende, biri neyzen, biri kemancı, biri musikarcı, biri santurcu, biri çengi, biri çenk santurcu, biri udcu olup, haftada üç kez gelerek hastalara ve delilere musiki faslı ederler. Allahın emriyle, nivesi saz sesinden hoşlanır ve rahat ederler. Doğrusu musiki ilminde neva, rast, dügah, segah, çargah, suzinak makamları onlara mahsustur. Ama zengule makamı ile buselik makamında rast karar kılsa insana hayat verir. Bütün saz ve makamlarda ruha gıda vardır.”demektedir.

Ya unutulmaya yüz tutmuş Türk sanat müziği dinlemek yerine olur olmaz müzikler dinleyerek ruhumuza sukunet ve sağlık yerine gerginlik taşkınlık ve öfke aşılayan müziklerle bundan böyle gençlerimizin ruh sağlığı nereye varacak dersiniz?
Bestekâr Rüştü Şardağ’ın hepinizin hatırlayacağı RAST makamındaki şarkısının sözleriyle konuyu noktalıyoruz;

"Bu kadar yürekten çağırma beni Bir gece ansızın gelebilirim
Beni bekliyorsan uyumamışsan Sevinçten kapında ölebilirim
Beni bekliyorsan uyumamışsan Sevinçten kapında ölebilirim
Bir gece ansızın gelebilirim”

Sevgilerimle.

12 yorum:

Ateş Böceği dedi ki...

Müzik ruhun gidasıdır diye boşuna demeişler .Gerçi şimdiki müziklerle bunlar kıyas bile olunmaz ama olsun dinliyoruz dinleniyoruz :):)

Sevgilerimle

umidim dedi ki...

Elinize, dilinize, ruhunuza sağlık ne güzel bilgiler bunlar.

Kolaylıklar

öykü dedi ki...

eskı sarkıların sozlerınde
daha derın anlamlar buluyorum ben..

Belgin dedi ki...

Ablacim, bu yazdigin sarkilarin hepsini dinlemeyi de, söylemeyi de cok seviyorum (yarim yamalakta olsa):))
Simdiki sarki sözlerine iyice kulak verdim mi, ninecigim bir sözü aklima geliyor: "Kizim bunlar da sarki mi, bunlar uskur-peskir sarkisi!" derdi rahmetli:))
Verdigin güzel bilgiler icin cok cok sagol ablam:))

beenmaya dedi ki...

eskiler bir başka güzel, bir başka anlamlı her zaman. şimdilerde müzik yerine gürültü kirliliği yapılıyor daha çok ne yazık ki...

Evren dedi ki...

şimdi sevgili sufi; şu durumu bana açıklar mısın: bu ruha gıda, cana safa olan müzikler nasıl oluyor da ban rakı oluyor :)) oysa hiç aklımda yoktu, hiç :))

Bugünü Yaşama Arzu'su dedi ki...

Çok güzeldi teşekkür ediyorum:)

sufi dedi ki...

Sevgili ATEŞ BÖCEĞİ,UMİDİM
ÖYKÜ,BELGİN,BEENMAYA,EVREN,ARZU

Neredeyse her tür müziği dinliyoruz.Bozlak,türkü,Türk ve yabancı klasik müzik,ya da maya, uzun hava, oryantal, kanto,rock,tango, marşlar, ninniler, sonatlar orotoryolar, pop. Hepsinin farkedersek ruhumuzda farklı farklı izler bıraktıklarını yadsıyamayız.Kiminde dinleniyor, kiminde coşa geliyoruz, kiminde ruhumuzun en derin köşelerinden fışkıran gözyaşlarımıza şahit oluyoruz, kimini dinlerken sakinleşip huzur ekiyoruz ruh tarlalarımıza, kiminde de ülkeler fethedebilecek güç ve cesarete kavuşuyoruz.Kiminde efkarlanıp rakı sofrasında fasıllar düzenliyoruz hep bir ağızdan. Müziğin bizlere yaptırım gücüne alkış tutmaktan başka ne gelir elimizden? Hepinize sevgilerimle.

sokratesya dedi ki...

'suskunlar' geldi aklıma..
güzel bi yazı olmuş :)

umit dedi ki...

Müzik, hayatın vazgeçilmezlerinden ve zaten hayatın kendisinden. Her ne tarz dinlersek dinleyelim, bize hissettirdikleri, alıp nerelere götürdüğü ve neleri getirdiği önemli. Sözleri ve besteleriyle günümüzde diğer pek çok şey de olduğu gibi amaçlanan tek şey, pazarlama ve tüketim maalesef.

Benim de aklıma Suskunlar geldi :)

Musiki sessizliğe ne kadar yakın olursa o kadar mükemmel olur cümlesi aklımda hâlâ...

Esmir dedi ki...

Müziğin insan ruhunu besleyen, dinlendiren bunca olumlu etkileri varken, yanlış müzikler yolu ilede tersi bir durumu yaşamamak için, seçici olmak da yine bizlere düşüyor.
Ne varsa eskilerde var..Nice emekler vererek ürettikleri güzel eserler ve besteleriyle hala bizleri beslemeye devam ediyorlar...

Güzel bilgiler için size ve güzel eserleri bizlere kazandıran tüm üstadlarımıza da bir kez daha sonsuz teşekkürler...
***
"Zülfün görenlerin hep bahtı siyah olurmuş
Tek zülfünü görseydim bahtım siyah olaydı!
Güçmüş vefa yolunda Nevres murada ermek
Ey kaşi kuy-i yare bir başka rah olaydı!"(*)Nihavend Beste: Ali Rıfaf Çağatay-Usul: Lenk Fahte
***
:)

sufi dedi ki...

Sevgili Sokratesya;
Sevgili Umit;

"Suskunlar"ı okumamıştım ve nasıl olduysa duymamıştım da ama en kısa zamanda okuyacağım inşaallah,sevgilerimle.
Sevgili Esmir;
Zülüfden bahsedince benim de aklıma Zeki Müren'den dinlediğim bu şarkı geldi,Sevgilerimle.
Dök zülfünü meydana gel
Sür atını ferzane gel
Al daireni hengame gel

Bülbül senin gülşen senin
Yar amman amman
Aşkınım hayli zaman
Dil muntazır teşrifine gel amman

Verdin cevap unvan ile
Yaktın sinem Suzan ile
Müştak sana bin can ile

Bülbül senin gülşen senin
Yar yar amman amman
Aşıkınım hayli zaman
Dil muntazır teşrifine gel amman

Kestin mi tar-ı ülfeti
Kırdın mı cam-ı sohbeti
Çektirme bari fırkati

Bülbül senin gülşen senin
Yar yar amman amman
Aşkınım hayli zaman
Dil muntazır teşrifine gel Amman