O GÖRME ÖZÜRLÜ DEĞİL , YA BİZ? - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

23 Kasım 2009 Pazartesi

O GÖRME ÖZÜRLÜ DEĞİL , YA BİZ?

-Aloo,
-eFENdiimm!
—Anne. Ben Mehmet.
-CAnıMmm, Memedim ne haber yavrum nasılsın?
—İyiyim anne, birazdan Devlet memuriyet sınavına girecem dua et, himmet et de kazanayım.
—Yavrum, Hayırlısıysa olsun tabii. Senden iyisini mi bulacaklar!
-Sağol anacığım...
—Haydi, erenler yardımcın olsun yavrum, öpüyorum seni.
Bu tür görüşmeler 1996 Yılından bu yana Mehmet'le Tontini arasında defalarca yapıldı. Taa ilkokuldan üniversite yıllarına ve değişik iş başvuru sınavlarının öncesinde, bayramlarda, sıradan günlerde, kazanılmış sınavların ardında, birbirinin sesini duymak adına telefon numaraları çevrilip hatır-gönül alındı. Tontini Mehmet'i Antalya/Kaş'ta tanıdı. Kaşa gidenler Mehmet'i de tanır zaten.

O yıllarda camekânlı tekerlekli tezgâhında çekirdek fıstık satan 10–12 yaşlarında küçük bir çocuktu Mehmet. Yazları çalışıyor, kışın da okuluna gidiyordu.
"-Nereye kadar gidecem okula Anne?"dedi bir gün.
"-Durmak yok" dedi Tontini.
"-Sonuna kadar gideceksin.Yılmak yok elindeki bastonu atacaksın, başaracaksın.."diye telkin edile edile bu günlere gelinmiş ana-oğul arasındaki gönül bağları hiç koparılmamıştı.Kış olsun yaz olsun, Kaş’a adım attığımızda 3-5 saat geçmeden ilk”-Anne nerdesin?” diyen hep Mehmet’in sesi olmuştu.Bir gün “-nereden biliyorsun Kaş’a geldiğimi yoksa kuşlar mı söylüyor sana?” dediğimde;
“-Annee! Yerin kulağı var… Ben de turab olmuşum ya! Bir ceylan doğup anasından, ayak bassa toprağıma duyarım evelallah! Ona göre!!! “demişti. Patlatmıştı kahkahasını sevinçle, gururla.
Mehmet görme özürlüydü yani doğuştan kördü. Göz doktorlarına göre ise görme ihtimali hiç yoktu. Ortaokulu bitirdi, liseyi bitirdi üniversiteyi de bitirdi… O yıllarda bastonunu attı elinden. Telefonda;
“-Sihirli asamı attım anne müjde! “ diyen sesi, sanırdınız ki yeni bir kıta keşfetmiş bir kâşifin sesi olmuştu. Artık her yeri geziyorum hem de değneksiz diyor ardından o meşhur kahkahasını patlatıyordu.
“-Mehmet nerdesin? İstanbul’da geziyorum.”
“-Mehmet nerdesin? Ankara’da Sakarya’da çay içiyorum dostlarla.”
“-Mehmet nerdesin?” Çiçek pasajında arkadaşlarla yemek yiyoruz bira içiyorum anne.” Diyordu. Sonraları kendi gibi görme özürlü bir kıza âşık oldu. “Kör körü çukura götürür” diye kızın ailesi vermedi. Acı çekti Mehmet, sonrada olgunlaştı, pişti… Anıt mezarın orada kafe işletiyoruz o yıllar. Bahçe kapısından uğurluyorum Mehmet’i, artık koluna girip ulaşacağı yere kadar bırakmıyorum onu. Ona güveniyorum çünkü. Öylece arkasından bakakaldım. Uzunçarşıyı yokuş aşağı iniyorken önüne araç girmesin diye dikilen beton saksılar çıktı. O an “Eyvah!” dedim ve gözlerimi kapattım. Mehmet saksının çevresinden dolaşıp yoluna sağ salim devam etti ben de bir oh çektim sonrasında rahatladım. Başka bir gün nasıl başarıyorsun engebeleri atlamayı diye sorduğumda;
“-benim kafamın içinde bir yer var orası götürüyor beni istediğim yere ve beni tehlikeli durumlarda uyarıyor” dedi. Başka bir gün de alışverişten dönüyorum, baktım kalabalıkların içinde yürüyor Mehmet, yanına yaklaşıp ses çıkarmadan aynı hizada yürüdüm onun adımlarıyla, daha 3–5 adım atmadan bir anda durdu başını bana doğru çevirdi boz bulanık gri mavi gözleriyle bana bakıp:
“AnNEe ???” dedi. Bense gören gözlerimde iki damla yaşla sarıldım Mehmet’e “Bunca körün içinde gerçek gören sensin yavrum” dedim.

Mehmet sınavını kazandı. Özgüveni tavan yaptı ve mutlu şu anda. Bektaşi fıkraları anlatıp şen kahkahalar atıyor. Hepinize sevgilerimle.

Resim:İmages.com'dan alıntı.

19 yorum:

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ dedi ki...

İşte hep inandığım şey yüreğin gözü ile bakabilmek ve duyabilmek gerek

haykırış dedi ki...

Sayın Sufi,
Her zaman olduğu gibi ne de güzel ders veriyorsunuz bize. İhtiyacımız yok desek dahi ucundan kıyısından konuların içinde mutlaka kendimizi bulur oluyoruz. Nasiplenenlere ne mutlu.
Elinize sağlık.
Sağlıklı ve mutlu bir hafta diliyorum.
Sonsuz saygılarımla

Belgin dedi ki...

Allahim hepimizi dünya gözüyle degil, gönül gözüyle görenlerden eylesin:))
Mehmete selamlarimi iletirmisin ablam:)
Öpüyorum cokcaa:)

Belgin dedi ki...

Allahim hepimizi dünya gözüyle degil, gönül gözüyle görenlerden eylesin:))
Mehmete selamlarimi iletirmisin ablam:)
Öpüyorum cokcaa:)

elifin terazisi dedi ki...

Selam olsun Mehmet'e... sevgiler:)

Dalgaları Aşmak dedi ki...

"gözün açık iken içine bir üzüntü çökerse, üzülür, perişan olursan; bilmiş ol ki, gönül gözün kapalıdır; onu aç ki gamdan, elemden kurtulasın."

Mevlana

öykü dedi ki...

Gonuller engellı olmasın....
Cok dogru mesajları olan bısey yazmıssın sufıcım cok tskler bızımle paylastıgın ıcınde.

nanopolitika dedi ki...

Tontini hep insanın içinden kırlangıçlar uçuran yazılar yazıyorsun.İyide yapıyorsun sağol varol

sufi dedi ki...

Sevgili stil direktörüm;

Yüreğin gözleri,kulağın ve tavus kuşu gibi tüylerimizin gözleriyle de görmek önemli.

Sevgili Haykırış;

Günün konusu kendiliğinden çıkıyor.3 gün önce Milli eğitim memurluk sınavı öncesi aramıştı Mehmet.Yazmadan geçemedim.

Sevgili Belginim;

İzmire gelirsen, şöyle bir Kaş'a uzanırsak seninle, gönülden "anne" diyen mehmetle tanıştırırım seni de sevgilerimle.

Sevgili Elif;

Selamlarını iletirim canım teşekkürler sevgiler.

sufi dedi ki...

Dalgaları aşmak;

Gamdan elemden kurtuluşun formülü; beyninin içindeki bir yerlerle görenlerden alınabilir.İşte o zaman Mevlana'nın dediği gibi üzüntü ve sıkıntılarımızdan kurtulabiliriz demek ki.Sevgilerimle.

Sevgili Öykü;

Ben teşekkür ederim mesajları doğru değerlendirdiğiniz için sevgilerimle.

Sevgili nanopolitika;

Senin içinde kırlangıçlar yuva yaptıysa ve sen de onları besliyorsan uçmaları tedirgin etmesin sakın seni,dönüp gelirler onlar birgün sana.Sevgilerimle.

nalan dedi ki...

içimi titrettin sufi.
teşekkür ederim.

Tabiat Ana dedi ki...

mehmete ve sana kocaman sevgiler

SÖZÜN ÖZÜ dedi ki...

Etkileyiciydi. Teşekkürler Sufi.
Gönül gözüyle, Mehmet gibi görebilsek keşke şu fani dünyayı.
SAygılar...

efrasiyab dedi ki...

teşekürler sufi. hoşgeldin demişsin. ben biraz yavaşımdır. kusura bakma.
gözü gören ve yüreği görmeyen onca insana bakınca mehmetin hikayesi daha bir anlamlı oluyor.

sufi dedi ki...

Sevgili Nalan;
Tabiat ana;
Sözün özü;
Efrasiyab;

Mehmet'in yanına ona acıyanlar yaklaşamıyorlardı.Hatta sesimizden tanımasın diye o geçerken susuyorlardı.Mehmet bunların hepsini biliyordu.O normal bir insan gibi ona davranılsın istiyordu sadece. ben de herkese nasıl davranıyorsam ona da aynen öyle davranıyordum.Farkımız buradaydı galiba onun için güveniyordu bana.İnşaallah güvenini bundan sonra da kırmam.Hepinize yorumlarınızdan dolayı teşekkür ederim sağlıcakla kalın,benden de sizlere kocaman sevgiler.

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Bakmakla görmek arasında ki fark.
Mehme'de ve can dostuma sonsuz sevgiler...

Hüseyin Soykök dedi ki...

Umarız mehmet Bey kendisi bir blog açar bizde o engin yüreğinden ve sevgisinden faydanma şansı buluruz...Tüm mehmetlere devam diyorum...( Benim de annem görme engelli.) Onların engeli yok aslında onlara engel olan bizleriz...:(

Ömero dedi ki...

Her şey sonrasında devam etse de yine de çok fena... Biz bu hâlimizle durum okuması yapıyor ve ahlar, şükürler çekiyoruz. Bir de durum sahibi olmak var, Mutlaka hayata tutunulacak noktalar vardır, ama çoğu yer ateşten...
Allah sabır versin, cümlesine, cümlemize.

Brajeshwari dedi ki...

Mehmet beni duygulandırdı. Gerçekten artıları var onların... Umarım şansı hep açık olur.. Öpüyorum tontinim..