SERZENİŞ - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

13 Kasım 2009 Cuma

SERZENİŞ

Resmin göz alıcı çerçevesinden içeriğine çevirseydik gözlerimizi; işte o zaman renklerin manaların ve desenin sırrına varabilirdik belki.”Hani her işte bir hayır vardır” deyip üstünü örtmez de olayların görünmeyen versiyonlarına dikerdik gözlerimizi. Oyalanmak şöyle dursun gizleri çözerdik; Ebcet, cifir, simyada olduğu gibi. Kimyasal denklemler kurar bilimsel bir kanıt koyardık belki de ortaya. Ama bizler şekle ve surete takılıp unuttuk, varlık içindeki görünmeyen nuru ve ruhu. Hani Mevlana “ancak öküz bilmez; içtiği suyun nereden gelip nereye gittiğini” diyor ya! Biz neyi biliyoruz ki?

Hep gözardı ediyoruz, ön sebebin ve son sebebin yaratılmasındaki görevlileri. Kiraladığımız evin duvar içlerinden geçen elektrik kabloları, su ve kalorifer borularını döşeyen usta umurumuzda değil ki! Düşünmeyiz muslukların üretiminde marifet gösteren parmakların maharetlerini? Ya cam işçisini, pencere çerçevecisini, mutfağın ahşap dolaplarının üretimi için ormandan ağaç kesicisini, mermer mutfak tezgâhını silerken o mermerin hangi yörenin toprak altından blok olarak çıkarılıp kesilip biçilip ölçüsüne uydurulup slimlendikten sonra özenle taşınıp bankonun üzerine nasıl yerleştirildiğini hiç merak etmeyiz. Neyden çıkan sese büyülenip kendimizden geçeriz de, hiç sormayız sazlıklardan onu kesip diğer sazlarla kardeşçe hevengledikten sonra ney üreticisinin eline geçene kadarki hikâyesini. Hiç düşündünüz mü elinizin altındaki bilgisayarınızın bu hale gelebilmesi için kaç işçinin el emeği göz nuru akan terini? Giyinince ısındığınız kazağınızın hangi kınalı kızın şişlerinden çıkan çıt-çıt sesleriyle muhatap olduğunu… İç çamaşırlarınızın lastiğinin üreticisini bilmezsiniz, yediğiniz ekmeğin hamurunun yoğurucusunu…Hiç düşündünüz mü, sizi aydınlatan ampulün içindeki elektriği ilk üretip insanlığa sunan yüce kudreti? Şükredip, gönderdiniz mi o görünmeyenlere teşekkürlerinizi? O zaman şu anda başımıza gelenlerin ve yönetilme şeklimizin de bilmiyoruz ana ve ön sebeplerini. Öyleyse biz nerelerde hata yaptık diye bir kez ve son kez durup düşünmeli.
Sizlere değil, kendimedir bu sözlerim ve serzenişlerimin külli sebebi..
Sevgilerimle.

Resim:www.gettyimages.com'dan alıntı.

12 yorum:

nalan dedi ki...

başımıza gelen her kötülüğü ilahi takdir diye yutturmuşlar bir kere. o yüzen iyinin de kötünün de muhasebesini koyvermişiz...

Anne İş'te dedi ki...

öyle hızlı yaşıyor ve öyle hızlı tüketiyoruz ki,kendimizi bile dinlemez olduk...

giderek insan olmayı unuttuk...

oysa küçük diye bir şey yokturu biliriz bilmesine de,bilmek sorumluluk da yükler ya insana ,bilmiyormuş gibi yapar

mişli,muşlu yaşar gideriz..yaşadığımızı sanarak..

beenmaya dedi ki...

bakmakla görmek aynı şey sanıyoruz. şikayet etmekle birşeyler değişsin diye çabalamak da öyle sanki...

Elif dedi ki...

Tüm bildiklerimiz okyanusta bir damla bile değil...Bir de "üzümünü ye bağını sorma diyen" atalarımıza,ne desem bilmem ki...

haykırış dedi ki...

Sayın Sufi,
Halâ "buna da şükür" diyor isek, tam manasıyla analiz yeteneğini kaybetmişiz demek ki, Allah akıl vermiş, kulum yararına olanını kullansın diye ama kul, köleliği, avuç açmayı yeğlemiş ise kim ne diyebilir ki..
Sağlıklı günler diliyorum.
Saygılarımla

Ela'dan Mektuplar dedi ki...

Hiç birşey bilmiyoruz biz. Senin yazdıklarını okurken o kadar çok eklemeler yaptım ki kafamda. Direk kendimle alakalı olanlar bile o kadar fazla ki. Burun kıvırdığımız bir sürü şey,olay başka insanların emeğini taşıyor. Hemde ne emek.Belki mecburiyet taşıyor, belki bir boyun eğiş. Belki sevgiyle işleniyor, belki de gözyaşlarıyla. Sadece emek değil hayat taşıyorlar yani. Şimdi burda şükredip, teşekkür ediyorum ama ne zaman kadar ne kadar aklıma gelir ki bu hayat koşturmacasında. Bide özür diliyim bari hatırlamadıklarım yada unutacaklarım için...

dusunenbalik dedi ki...

Güzel paylaşım için çok teşekkürler.
Kendi adıma evet zaman zaman düşünüyorum bu dediklerini ve şükrediyorum.
Ama hala gezegende bir noktayım :)

öykü dedi ki...

kader deyıp akısa bırakmamak onemlı
cunku akıl fıkır verılmıs bıze
gosterecegımız cabalar hayatın ıcınde durusumuz kazanımlarımız ıcın onemlı.

salih yıldırım dedi ki...

Olayların özüne inme zahmeti göstermeden başkalarının sözüne itibar eder olduk. Allah akıl fikir vermiş ki kul düşünsünde doğruyu bulsun diye! Sorgulanacak ne çok şey var aslında.
Bir nebze anımsattığın için teşekkürler,Yüreğin dert görmesin.
HErkese
SEvgiler,
SAygılar...

Zeugma dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Zeugma dedi ki...

Hayatın içinde yer almış olanları hep bu kadar detaylı düşünebilseydik, her şey çok daha farklı olacaktı eminim..
En azından daha sevgi saygı dolu olacaktık birbirimize. Elimizde bulunanların kıymetini bilecektik.

Hayatı ve yaşadıklarımızı da bu şekilde sorgulamalı.Elimizden geldiğince..Ve maddi manevi boyutunu düşünmeden..
Çok önemli bu gerçekten..

Anımsattığın için teşekkürler sevgili sufim.
Sevgilerimle..

sufi dedi ki...

Sevgili Güzel Dostlarım;
Eğer evrendeki sesleri duymayı öğrenseydik sessizliğin içindeki ses kimbilir bizlere neler söylerdi.Düşünün bir kez ayağımızdaki postalla bir taş parçasına tekme attığımızda taşın feryadı ve ayakkabının istemeden bir şeye zarar verdiğini düşünmesinin acısını."ben seni soğuktan korumakla görevliyim, sana hizmet ediyorum toza toprağa suya çamura senin ayakların yerine ben basıp seni koruyorum bu yaptığın işmi?" diye isyan ettiğini işitseydiniz.O zaman VAY halimize ki ne VAY!!!!
Hepinize yorumlarınız için teşekkür ederim sevgilerimle.