ELLERİN TOPRAĞA DÜŞME ZAMANI - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

20 Aralık 2009 Pazar

ELLERİN TOPRAĞA DÜŞME ZAMANI

Islak bir gecenin sabahında; yağmurdan arta kalan su birikintilerinin içinde bulutların ve ağaçların yansımalarına ışık tutuyordu güneş. Başımı kaldırıp da gök fanusa diktim gözlerimi ve o sıra dalgalana dalgalana düştü suyun içine bir çınarın eli. Ne çok kurumuş, yarı ıslak, sarı-turuncu el vardı yerlerde çınarların gövdesinden kopup yerlere serilen! Adımlarımı yavaşlattım sek sek oynar gibi yürüdüm üzerlerine basmadan. “Ellerin toprağa düşme zamanı” diye geçti içimden. Çöpçülere tembih etmeli; “elleri toplayıp ait oldukları ağaçların dibine dökmeli” diye. Köy yerlerinde insanlar bilerek ya da bilmeyerek yaprakları toplar yine ait oldukları ağaçların dibine gömerdi çocukluğumda.


Narın yaprağı; ağacının köküne, çınarınki çınara, limonunki limona cevizinki de cevizin gövdesine süpürülürdü bir çalı süpürgesiyle. Öyle görmüştüm ben. Ve nedenini sormamıştım o zaman. “Kızımmm, bunlar baharın yeşil yaprak olarak yerleşecek ağacın dalına” demişti bir gün bir yaşlı nine. O zaman anlamıştım hiçbir şeyin vardan yok, yoktan da var olmadığını.”Her şey devri daimdedir” derdi babam,
“Basülbadelmevt” diye de sözüne söz eklerdi. O zaman ne olduğunu anlamasam da anlamış gibi başımı sallardım.
O gündür bu gündür bu söze cevap aramışımdır. Toprağa düşen sararmış solmuş kurumuş ellerin; bahar ve yaz zamanları altlarında oturan canları sallantılarıyla serinletip güneşin yakıcı sıcağından korumak için nasıl şems-iye olduklarını düşünmüşümdür. Şimdi ise toprağı kucaklayan ellere dönmüşler sanki. Nasıl kıyarım onların üstüne basmaya?
Bir andı diyorum yaşadıklarım, düz bir çizgi üstündeki inişli çıkışlı kalp elektrosu misali. Ki ne zaman o yükselen ve alçalan kalp atışları düze çıkıp dıııttttt…layacak benim de düşecek toprağa bedenimin elleri.Sonra süpürecekler, köklerimden yürüyeceğim belki de yeniden yağmurlarla dallarıma doğru.
Alfabedeki sesli harflerin uzayan vurgusunda burnuma hafif ıslak nemli toprağın kokusu doluyor uzun uzadıya. Şükrediyorum tüm yaratılmışa ve yaratanın henüz fehmedemediğim sırlarına.
Sevgilerimle.

Resim:shutterstock.com'dan alıntı.

16 yorum:

Evren dedi ki...

hafif ıslak nemli toprağın kokusu geldi burnuma... güne güzel uyanmıştım, anlamını katladın anlattığınla aldığım nefesin... iyi ki varsın sımsıcak yürekli güzel insan...

Evren dedi ki...

hafif ıslak nemli toprağın kokusu geldi burnuma... güne güzel uyanmıştım, anlamını katladın anlattığınla aldığım nefesin... iyi ki varsın sımsıcak yürekli güzel insan...

bilge dedi ki...

bence dünyada yaratılan hiç bir şey heba olmamalı olamazda zaten her şeyin bir yaratılma nedeni var .ben ağaçtan dökülen meyveleri yapraklarını devamlı toprağa gömerim çünkü.kendi vitaminidir.onu canlandıran.selamlar..

funda dedi ki...

Yine birşey daha öğrendim Sufim :)
Hakkını helal edesin :)

Galadriel Ar Feiniel dedi ki...

Dileğim şu yazın pazar sabahında okunabilecek en güzel yazılardan... elimde çayım yazını okuduktan sonra şöyle bir pencereden baktım, gülümsedim yere düşen ellere.. sonra kendi etrafıma baktım nerede benim yere düşen ellerim? birileri süpürüyor ve göremediğim bir yere koyuyor besbelli.. şimdi onları bulmaya çıkıyorum :) Kocaman sevgiler. Ve evet şükürler olsun. :)

öykü dedi ki...

Sufıcım merhaba
Blog arkadaslrımızdan Haykırıs sıze ulasmadıgı ıcın bana ( yorum ) olarak mesaj yollamıs
Kendısı cıddı bı rahatsızlık yasıyor ..
Mesajını blogumda aynen yayınladım..
Bılgınız olsun..

Çınar dedi ki...

Canım Sufi'm; bu ne tesadüftür. Sabah yürüyüş yaparken eşimle aynı konuyu konuştuk, düşen yaprakların artık kararmaya ve toprağa karışmaya başladığını görünce. Doğa sürekli bir devridaim içinde. Bir ağacın gelişmesine en büyük yardım, yine zamanı geldiğinde döktüğü yapraklar. En güzel gübre çürümüş yapraklar ağaç için. Şimdilerde kuru yapraklar toplanıp bir yerde sıkıştırılıp çürütülerek gübre olarak kullanılıyormuş ve en faydalı gübre buymuş.

Tüm güzelliklerini görüp, yaradana ve yarattıklarına şükretmek nasib olsun herkese her zaman.

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Çok güzel bir yazıydı Sevgili Sufi.
Evet doğa devamlı bir devri daim içinde, bir organizmanın artıkları diğer bir organizma için faydalı olabiliyor.Ormanlarda düşen yapraklar, kimse onları toplamadığı halde birikmiyor.Çürüyen yapraklar başka bitkilere ve böceklere besin oluyor.Ölen bir hayvan yine diğer bitki ve hayvanlara gidiyor.Ama ne yazık ki insanoğlu tarafından kirletilen çevre tüm yaşamı tehdit ediyor.

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Sevgili Sufi, sabah yürüyüşlerimin eşlikçisi bu elelr benim de. Evet toprağa gömülür çürüyüp hem toprağı daha verimli hale getirirler, hemde geldikleri yere geri dönerler dönüşürler.

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Çok sevgili arkadaşım,
Evdeki çiçeklerimin yaprakları sarardıkça yada düştükçe alıp saksının içine bırakırım, kısır döngüsünü tamamlamaları için. Sokaktaki yapraklara bende çok üzülürüm, bu nedenle yeşilin tükendiğini düşünürüm hep. Çocukluğumuzda bahçede düşen yaprakları toplatıp bir kenarda biriktirip gübre yaptırırlardı bize. Doğaya saygı tüm hızıyla azalıyor can dostum ve ben çok üzülüyorum. Gelecek nesilin hızla uzay mekiğine hazırlanmalarına.
Sevgiler canım...

LODOSCU dedi ki...

Sessizce şükrettim sizinle birlikte..yaratılmış her şey için yaradana.
Teşekkürler Sufi.

SeRiOuuS dedi ki...

Nasıl severin sararn yapraklarla dolu yollarda yurumeyı, hele ki ruzgarlı bır gunde onların ucusmalarını ızlemek bir harıkadır. Çok şanslıyım kı bahcelı bır evde oturuyorum. her mevsımın farklı bır tadı oluyor bahcelı bır evde, kısın kuru dallara dolanan karlar baharda beyaz pembe cıceklerle dolup, yazın meyvelenıyor ama sonbahar hepsınden bir başka ..

SeRiOuuS dedi ki...

Nasıl severin sararn yapraklarla dolu yollarda yurumeyı, hele ki ruzgarlı bır gunde onların ucusmalarını ızlemek bir harıkadır. Çok şanslıyım kı bahcelı bır evde oturuyorum. her mevsımın farklı bır tadı oluyor bahcelı bır evde, kısın kuru dallara dolanan karlar baharda beyaz pembe cıceklerle dolup, yazın meyvelenıyor ama sonbahar hepsınden bir başka ..

sufi dedi ki...

Sevgili Evren'im;
"Sımsıcak yürekli" diyen bana,kişi kendini anlatır daima.Sevgilerimle.
Sevgili Bilge;
Yaratılmış her şey kalıp değiştirir, form değiştirir yine var olur değil mi? Kömürün yanınca enerjiye dönüşmesi gibi..Sevgilerimle.
Sevgili Fundam;
Canımmm helal olsun biz sadece seyyar satıcılık yapıyor yaşımız gereği öğrendiklerimi satıyoruz.Sevgilerimle.
Sevgili Galadriel Ar Feiniel;
Dilerim yerlere dökülen eller karşılamıştır seni de dışarı çıktığında.Çöpçülere tembih etmeyi de unutmamışsındır umarım.Sevgilerimle.
Sevgili Öyküm;
Haykırışla bir daha görüşebildin mi Merak ettik canım.Haber alabilirsen bildir lütfen sevgilerimle.
Sevgili Çınar;
Blog dostlarımızla aynı ruh halinde ve zaman zaman aynı konulara meyilli oluşumuzdan aynı RUH olduğumuza daha çok inanıyorum.
Aynı özden yansıyan gölgeleriz demek ki biz de aynı şeylere odaklanmışız.Şükürler olsun sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Sevgili
Dalgaları aşmak;
Lale;
Nur;
Lodoscu;
SeRİOuus;

İnsanın da beden ölümü gerçekleştiğinde toprağa ait olan tenini; toprak dönüştürmüş olmasa kimbilir dünya ne tür kokardı! Oysa mezarlıkların topraklarında mis kokulu çiçekler açabiliyor.Şükürler olsun bu dönüşümlerin farkında olan tüm güzel yürekli dostlarım için.Hepinize kucak dolusu sevgilerimle.

Elçin dedi ki...

Çok ama çok güzel bir yazı, ellerinize sağlık..