KALP DON ve NERGİS - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

21 Aralık 2009 Pazartesi

KALP DON ve NERGİS

Bugün Göztepe gevrek fırınının karşısındaki tretuvara biri KALBİNİ düşürmüş… Uzanıp aldım yerden, arabalar üstünden gelip geçmesin diye… Koydum kenara tutup bir kenarından. Çamurlu yolda yüzükoyun sere serpe yatıyordu kendisi. Hazin bir öyküsü vardı eminim o kalbin. Bunu; Kalbin üzerindeki “seni seviyorum” diye yazılmış olan nakıştan anladım. Çevirdim sırtını, dik duruma getirdim, duvara dayadım yüzünü. Üzerindeki tozu toprağı silkeledim…” Üzülme, sıkılma, geçti “dedim…

Günlerden Pazar, yıllarca hayalini kurduğum haftanın yorgunluğunu giderdiğim benim için en özel ve özgür günlerimden biri bu gün. Eski alışkanlık işte, hala cumartesi Pazar oldu mu kendimi sevinmekten alıkoyamıyorum. Oysa şimdi “deliye her gün bayram” sözü gereği benim de her günüm artık bayram.Sokağa çıktım gazete gevrek almak bahanesiyle..Biraz da sabahı okşamak, çimenlerin üstündeki çiğ tanelerinin sırrına ermek gayesiyle.Belki evrenden bir işaret gelir, bir tüy düşer önüme ya da bir mesaj alırım diye.Siz kulak verdiğinizde ancak, duyarsınız o müziğin sesini ya! Benim için de,ilk mesajım yerlerde sürünen bir KALP oldu… İkinciyi beklemez ve kalbin hikâyesiyle ilgili kendimce yorumlar düzerken kafamın içinde, rüzgârla birlikte bir iç donu sürüklenip durdu ana yolda önüm sıra. Onu da bir kâğıtla tutup koydum yakınımdaki bir çöp bidonuna. O sıra Yamanlar dağı sis altındaydı… Pastanenin köşesindeki çiçekçi Kazım; bir demet fiyatına 3 demet nergis tutuşturuverdi elcağızıma. Nergislerin çektim aşk kokan kokularını ciğerlerime, yolladım tüm dostlarıma. Sonra yürüdüm gittim Levent kafeye (rüzgâr yağmur güneş) eşliğinde sevgili ilham perimle sahilde buluşmaya. Oturdum bir masaya perim de geçti karşımdaki bir plastik iskemleye. Gevrek ve İzmir tulumunun yanına, gelince demli çayım da; perim başladı bıdı bıdı konuşmaya…
“Haydi! Dedi, Yorum yap bakalım, evrenden sana gelen bu 3 mesaja!” Kalp, don ve nergis… Ne diyor sana?
1-“Kalbinden yaralı birine yardım ettim…
2-Birinin ayıbını örttüm ya da yeni yılda donanacağım…
3-Nergis de belki benim ödülüm” dedim. O sıra boyunlarına sarı kırmızı atkılar sarınmış kızlı erkekli guruplar önümden gelip geçti.Göztepe takımının maçı olduğunu anladım.”Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda” diye bağrışıyorlardı..3 şifreme dördüncü ;"Göztepe’yi ve beraber ıslanmayı" ekledim.

4 saat sonra meslektaşım; adını ve telefonunu bilmediğim Haykırış arkadaşımızın kalp spazmı geçirdiğini ve beni aradığını Öykü arkadaşımın postundan öğrendim. Dilerim ulaşmıştır “üzülme sıkılma, geçti” duası ve tembihi hastanede yatan blog dostumuzun güzel kalbine…
Hepinize sevgilerimle.

21 yorum:

Ela'dan Mektuplar dedi ki...

Benimde bu sabah önce bir tava çıktı önüme. :) Sonra aldım koydum tezgahın üzerine tavayı. Biraz daha ilerledim odanın içinde bir de ne göreyim. Bir poşet. İçi dolu. Ağır. Şöyle bir baktım, patates, soğan, elma hepsi iç içe doldurulmuş biri tarafından:))) Onları da ayırdım koydum yerlerine. Arkamı döndüğümdeyse yeni serdiğim çamaşırların yerleri süpürdüğünü, çamaşırlığında yerle bir olduğunu gördüm:)))
işte benim bugün ki şifrelerim hayatım.
Sence bu şifrelerden ne çıkarabilirim.
Tava,İçi sebze dolu bir torba, ve tarumar olmuş çamaşırlar:)))))
öptümm kocaman...

elifin terazisi dedi ki...

Bu dingin ve çaktırmadan eğiten anlatım tarzınıza bayılıyorum.Sevgiler:)

Uma dedi ki...

Allah daha iyisini bilir ama ben uzun yasayacagimi da O'nun sayesinde biliyorum. Bu yorgun ve nefes almadan calisarak gecirdigim zamanlarimin icinde, senin zamanini yasayacagimi gormek icime bir su serpti anlatamam. Simdi bu kosturmacada kendimi O'na teslim etmekten baska birsey yapamazken, gordum yazdigin yazinin aralarinda, ASK da dolu dolu yasanacak senin o deliye bayram gunlerin geldiginde benim dunyama :) Yasanacak gevregin susamlarinin citidayisinda, nergis yapraginin ustune dusmus cig damlasinda...
Sagolasin elci....

Evren dedi ki...

ne güzel bir pazar... hem keyifli hem de dertlere dermanlı hem de hediyeli... ne güzeldir evrenin bize gönderdiği mesajları çözebilme yeteneği, ama herşeyden önce onun bir mesaj olduğunu anlayabilme becerisi olmalı değil mi insanın, bu durumda da bakıp geçmemeli, görüp durabilmeli...
her günün bayram ya ben de delireyim istiyorum bugünlerde :))

kelebek dr. dedi ki...

gönül gözü açık olmak böyle bir şey sanırım. çok, çok güzeldi yazı, pek hoş da bi merhaba olmuş bu haftasonuna :) o kalbin acısı kimbilir neydi, o donu oraya kim attı? :) sevgiler...

kelebek dr. dedi ki...

atlamışım... Haykırış amcaya çok çok geçmiş olsun. umarım en kısa zamanda iyileşir ve koklar nergisleri yeniden...

kelebek dr. dedi ki...

atlamışım... Haykırış amcaya çok çok geçmiş olsun. umarım en kısa zamanda iyileşir ve koklar nergisleri yeniden...

beenmaya dedi ki...

o mesajların farkında olabilmek ve onları yorumlayabilmek işte bunu herpimiz yapamıyoruz ne yazık ki misal bu sıralar ben gözüm kapalı yürüyüp, yaşayıp gidiyorum belki de mesaj üstüne mesaj yağıyor bana ama böyle işte...

Hüseyin Soykök dedi ki...

Yaşam böyle birşey işte nasıl görmek istersen öyle görünüz sana..! Bir zamanlar melekler ve şeytanların kişinin görüş açısına göre yer değiştirmesi gibi
O dönemler herkesin koruyucu meleği varmış. Bu melekler savaşta kişiyi korurken karşı tarafa bir şeytan olarak görünürmüş..

:))

Arzu Breda dedi ki...

Canım Tontinim;

Ulaştı tüm benliğime, gönderdiğin aşk kokusu..
Alevlendirdi zaten yanan ateşimi..

Nergis demetlerini tekrar kokla..
Duyacaksın kokusunu, merhabasının Arzu'nun..

Pazar günü sabahtan itibaren, şiddetli lodos nedeniyle elektrikler kesildi. Akşamüstüne kadar da gelmedi. Dolayısıyla, kaloriferler de çalışmadı.
Babam, televizyonda haber ve siyaset izleyemedi. Ben ve kardeşim de, bilgisayara oturamadık ve tv izleyemedik.
Biz "Hay Allah bu pazar günü bu lodos da nereden çıktı. Şimdi soğuktan hasta olucaz derken.."
Annem ise, "Siz gene dua edin, lodos esiyor. Ya poyraz esip de, elektrikler kesilseydi görürdünüz." diyerek bize bir güzel ders vermiş oldu.
Benim de bu pazar gününden anım bu şekilde..
Demek ki, neye nasıl baktığın önemli.
Olumlu baktığında, hayatın anında farklılaşabiliyor..

Sevgilerimi gönderiyorum..

nalan dedi ki...

çok çok geçmiş olsun !

SeRiOuuS dedi ki...

Dışarıya çıktığımda bir farklı oluyorum bende, kulağıam çok şey geliyor sanki yada işaret olarak bi ton şey düşüyor önüme ama hiç birini anlamıyorum belki bi gün anlarım.

öykü dedi ki...

Tum ıyı dıleklerımızın ona ulastıgını ve cok guzel haberler alacagımızı dusunuyorum
buna yurekten ınanıyorum..
sevgılerımle.

Galadriel Ar Feiniel dedi ki...

sen harika bir insansın...

funda dedi ki...

Aklımı yitiriyorum sanırdım ben de her önüme geleni kendime verilmiş mesaj olarak algılamaktan...
Hiç unutmuyorum depoya ilk başladığım sıkıntılı olduğum günün sabahında işe giderken yüzüm yere bakar kaşlarım dik, önümden bir beyaz kelebek uçuverdi...
Ah dedim aslında bura benim için hayırlı olan yer yapmam gereken sadece sabır sonradan gördüm hayrını iyi ki olmuş dedim :)

[ fiкяiмiи iиcє güℓü ] dedi ki...

Hayat bazen, dürtüyor bizi inceden. Uyandırmaya çalışıyor belki de bir şeyler içimizdeki derin uyuyanı.

Acil ve daim şifalar dilerim arkadaşa.

sufi dedi ki...

Sevgili Ela'm;
Aldığın o 3 mesaj da senin hayrına bence.Kara kara düşünme kocan yakında dönecek diyor ve senin oyalanman için sebep oluyorlar.Yunan mitolojisinde 17 sene sevgili kocasını bekleyen Tanrıça Penelope geldi aklıma."Elindeki kazak bitene kadar döneceğim "diyen eşi kazak bitince dönmemişti de Penelope 17 yılını aynı kazağı söküp örüp geçirmiş ve kocasının savaştan dönüşünü beklemişti.Bir ara yazmıştım bu efsaneyi hatırlarsın, Sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Sevgili
Elifcim;
HUma kuşum;
Evren;
Kelebek dr;
Beenmayam;
Hüseyin;
Arzu;
Nalan;
SeRİOuus;
Öykü;
Galadriel Ar feiniel
Funda;
Fikrimin ince gülü;

Güzel düşünceleriniz için teşekkür ederim.Bu hayatın oyun ve oyalanmasına fazla kaptırmadan kelebek hafifliğinde yaşayabilmek mutluluğunu yaşantımızın tüm zamanlarına yayabilmek mutluluğuna ersek keşke! Gençlik zamanları çoluk çocuk geçim derdi ödenmesi gereken faturalar borçlar ana-baba kayınvalide-kayınpeder, karı-koca,konu-komşu sendromlarıyla boş boş geçip gidiyor.Mutluluğun ve herşeyin ruhu olduğu bilincine bu defterleri kapatmadan önce de ulaşmamız mümkün. Ben de üstü kapalı kalmış bu tür inceleme ve araştırma, evrenle bir olma deneyimlerimi 15 yıldır gerçekleştirebiliyorum.İstiyorum ki; siz gençler bu yaşınızda hayatınızın ne kadar değerli olduğunu farkedesiniz de olur olmaz nefs oyunlarına kanmayasınız.Bizler hiçbirşeyiz ama herşeyiz aslında.Öfkelerimiz ve kıskançlıklarımızla oyalanıp günlerimizi zehir etmektense hem çevremize hem kendimize Deliler gibi her anı gülümseyerek yaşamak en güzeli.Hepinizi seviyorum, çünkü benim için HAKkın varlığısınız kucak dolusu sevgilerimle.

haykırış dedi ki...

Değerli büyüğüm Sayın Sufi,
Vesile olduğunuz Dualar sayesinde aranızda olduğuma o kadar inanıyorum ki çünkü, doktorum ameliyat sonrası anlattı aynen aktarıyorum..
Ciğerlerim o esnada teneffüs edememiş ve telaşa kapılan ekip kalp oksijensiz kalmasın diye ne yaparız derken saliselik olayda akciğerin tekrar teneffüs eder duruma gelmesini hayretle izledik açıkcası çukurdan döndün.
Bundan net daha nasıl anlatılır ki duaların güçlüğü...
Ve sizin engin dualarınız...
Şükranlarımı sunuyorum size ve aracılığınızla dua eden etmeyen herkese..
Yerde bulduğunuz;
kalp, kırılma noktasına gelen kalbim dualarınızla kurtuldu..
Donu çöpe atmanız, ölürsem günahlarımdan arınmak için,
Nergis sağlığıma kavuşmamın müjdecisi..
Bende böyle yorumladım..
Rabbim eksikliğiniz tattırmasın..
Çok yazacağım ama hıçkırık ağrı verdi..
Sonsuz saygılarımızı sunuyoruz lütfen kabul buyrun

sufi dedi ki...

Sevgili Haykırış;
Şükürler olsun kavuşturana ve bizlere dua etmek fırsatı veren sizin ve eşinizin güzel gönlüne.Bir de Kuran'da "siz istemeden sizin dilinizden isteyen benim" diyen yüce rabbimize şükürler olsun.Öyle şeyler yaşıyoruz ki sebebini ve sonucunu fehmetmek için uzun uzun tefekkür etmemiz gerekiyor.14.12 2009 da Canbağışlayan diye bir yazımı basmıştım.Saat 10 civarı "yaşam bahşeden olmak ,kanatlarımı sakince yere bırakmak istiyorum" demiştim. Aynı gün öğle saatleri ortanca oğlum gelinim ve iki torunum bize gelmek için arabalarıyla yola çıkıyorlar ve bornova kavşağında zincirleme bir kazadan ufak bir çizik haricinde sağ salim kurtuluyorlar.Çocukların heryerlerinden cam kırıkları döküldü eve geldiklerinde.Arabaları hurdaya kaldırıldı ve görenler o arabadan nasıl sağ çıkıldığını merak etti.Bizler sadece vasıtayız dostum, o yazımı neden o gün ısrarla ikinci kez basmak istediğimi ben de bilmiyorum.Hayat ve yaşadıklarımız bizlere mesajlarını ardı ardına hiç usanmadan vermeye devam ediyor.Hissedip görevimizi yapmayı Allah nasip etsin inşaallah. Hanenize sevgilerimle.

torbam.com dedi ki...

Güzel, ibretli hikayeler okudum. Her hikayenin sonunda sağlam, sıkı dostluklar... Ne güzel. Daim etsin Mevla...