İNSAN BUDUR İŞTE - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

18 Ocak 2010 Pazartesi

İNSAN BUDUR İŞTE

Dünyanın her neresinde bir can yanıyor, feryadı dağları tutuyor ya da gizli gizli gözlerinden yaşlar süzülüyorsa acılı bir ananın ve bir bebenin; eğilip kalıbımıza baktığımızda bizim de bir yerlerimiz ığıl ığıl kanıyor olmalı. Hani biz BİR kişiydik, onun bedenindeki bir uzuv gibiydik sanki! Eğer öyleysek tırnağa bir kıymık batsa; tüm bedenin ondan haberdar olması gerekmez miydi? Müstakil bir varlığımız varmış gibi tüm çilelerden muaf, dert ve tasalardan bertaraf olmuş gibi mi olmalıydık? Ne yılan dokunsun ne de yılan az yaşasın da; “Bana dokunmayan yılan, bin yıl yaşasın” mı demeliydik?

Hayır; bizler insanız… İnsanı tanımlamak; öyle kelimeleri ardı ardına getirerek iyiydi, şefkatli ve merhametliydi, adaletli ve duyarlıydı gibi sözlerin yaftası ardında bir mana denizinin kıyısına çekip çıkarmakla da olmaz.
Zaten İnsan gibi insan olanı anlatmaktan dilimiz aciz, onu methetmekten ırağız, gözümüz kör kulağımız da sağır misali.
Bağdat çarşısında dükkânı olan bir ulu zat sıcak bir yaz günü öğle vakti dinlenmek için evine varır. Tam hafif kestirirken çarşı esnafından biri telaş ve heyecanla bu zatın kapısını çalıp “aman efendi, çarşı yanıyor tez gel malını kurtar” der. Aceleyle giyinir tam adımını sokağa atacakken başka bir çarşı esnafı “ aman efendim sen telaş etme senin dükkânına ateş değmedi!” der. Bizim efendi canı gönülden bir “elhamdülillah” çeker. Mal canın yongasıdır derler ya, bu elhamdülillah sanki “benim malıma zarar gelmedi çok şükür, kimin malına gelirse, kimin canı yanarsa yansın!” der gibi bir elhamdülillahtır. Bu sözünün ardındaki benliği insanlık dışılığı fark eden ulu zatımız tam 40 yıl tövbe eder Allah’a.

Şimdi soruyorum sizlere: hangimiz kazalar sonucu ölenlerin isimlerinin açıklandığı haberlere “aman tanıdık var mı?” diye dikkat kesilip dinledikten sonra tanıdık yoksa o isimlerin içinde: “çok şükür!” demiyoruz.Haiti’de deprem olmuş otuz bin kırk bin insan ölmüş Haiti nere??? Türkiye nere deyip eğlencemize, havai fişekli kutlamalarımıza, yurt dışı gezilerimize devam edebiliyorsak biz insan mıyız? ”Ateş düştüğü yeri yakar” derler, tabi ki az yanar, o yer benlik sınırları içindeyse. .BİZ olabilen gönlün kanatları ise, sınırsız sonsuz kaplıyordur magribden maşrığa tüm kâinatı; Evrenin her neresinde bir acı varsa onun bedeninden duyulur çatır çatır yangınların alev sesleri. İNSAN budur işte…

“Vay bizim insanlığımıza!” demeden de edemedim dostlarım. Sevgilerimle.

Resim:images.com'dan.

15 yorum:

Ali İkizkaya dedi ki...

Sevgili Can Dost Sufi !

İsabetli tepitine canı gönülden katılırken, dünyanın neresinde bir ağlayan varsa ben de ağlarım sözü aklıma geliyor. Bir kaç gün önce bende aynı hissiyatla yazmıştım ama ne gam ne keder.
Bu da linki;
http://faceblog-tr.blogspot.com/2010/01/haiti-agliyor-ii.html
Bu yazı da senin yazına yorum olsun.
Allah cümle insanı, nebatatı, hayvanatı ve geri kalan yarattıklarını bu tür afetlerden korusun.
Sevgiyle...

funda dedi ki...

Allahım yardımcıları olsun aklımın bir köşesi hep onlarla :(

nanopolitika dedi ki...

Sevgili Sufi önce insanlığımızı unuttuk sonra insan olduğumuzu en sonundada kendimizi unuttuk.Geldiğimiz nokta yokoluş noktası.Yıllar önce kültür içerikli bir reklam izlemiştim.Kütüphanede bir maymun.Maymun kitapalrı yırtıyor dağıtıyor raflara tırmanıyor maslara zıplıyor koşuyor kitapları alıp yerlere atıyor.Sonundada daktilo efektli bir ayzı yazılıyor ekrana."İnsan okur".Evet insan okur ama aynı zamanda insan yazar konusuru paylaşır dertleşir yardımlaşır ama bunlar yok artık bunalrın hiçbiri yok.Geldiğimiz nokta çok acı bir nokta.Depremde ölenler ve sayının yüksek olması bazen bize bizde kısa süreli şok yaratıyor ama sonra unutuyoruz tekrar unutuyoruz.Çok üzgünümSufi kardeş maelsef geldiğimiznokta bu.

đerkenαя dedi ki...

Sufi emeğinize sağlık, soğuk duş etkisi yapan bi yazıydı. Titreyip kendimize gelelim, bencil deil bizcil olalım inşaAllah.
Madden manen o insanların yanında olalım.
Dünya fani, kimin başına ne geleceğini ancak Mevla bilir...
Baki sevgi ve saygılarımla..

Hacivat dedi ki...

Hz.Ömer r.a mi kaldı birisinin koyunu kaybolsa kendisi sorumlu hissetsin...

Ya da kim Ömer olmak ister, dünyaya sırtını dönmek.

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ dedi ki...

Hep gücüme gider Suficanım bu mantık bana dokunmayan yılan olayı yani, eğer biri dostumsa kendimi maşa da ederim ateşe de atarım hayat bize güzel yaşayalım güzele sahip çıkalım çoğalalım paylaşalım el ele olalım diye verildi, ben bu mantıkta yaşamaya çalışanlardanım yani sevgiler canım

elifin terazisi dedi ki...

Çok haklısınız, birey olma hırsı bürüdü gözlerimizi, BİZ olamıyoruz...

JİVAGO dedi ki...

Herkesin insanlığının çoğalması
dileklerimle..

Saygılar,

beenmaya dedi ki...

"Adım Özlem ve ben bir "insan"ım. Yaşımın, işimin, yaşadığım coğrafyanın, kimlik rengimin hiçbir önemi yok. Hatta adımın bile... Ben sadece bir "insan"ım. Aklımın alabildiği, beş duyu organımın hissedebildiği ve yüreğimin olabildiği kadar insan...

Kem gözlerin ve sözlerin hüküm sürdüğü bu akıl almaz zamanda, söz söyleme cesaretini gösterip, söyleyebilecek söz bulamayan veya sözü olamayanların çirkince susturduğu nice sayısız isimden biriyim bende... Hem Hırant Dink'im hem de bir o kadar Uğur Mumcu...

Hem sokaktaki yaşam savaşında kem gözlere ve kem sözlere inat, kendince tutunmaya çalışan tinerci çocuğum ben, hem de dünyanın herhangi bir yerinde açlık sınırına, sınırlar ötesi dayanma gücüyle karşı koymaya çalışan binlercesinden biri... Hem bir köşede, oyuncak diye eline tutuşturulan kurşunlarla akıllara zarar oyunların en ağırını ödemekteyim küçücük bedenimle, hem de başka bir toprak parçasının üzerinde annemin reva görüldüğü en ağır işkenceleri kaydetmekteyim güzel gözlerimle silinmemecesine belleğime...

Utanılacak hiçbir şey yapmadığı halde adı tam olarak yazılmayan F.T'yim ben, namus kisvesi altında töreye peşkeş çekilmiş, ve A.Ö'yüm; aynı zihniyetin insani tanımlaması olmayan davranışlarına maruz kalarak daha 16 yaşında anne belletilmiş...

Herkesim ben; kadın, erkek, çocuk, siyah, beyaz, ermeni, türk, yahudi, müslüman farketmez. Herkesi ve herşeyi görebildiğim, duyabildiğim, hissedebildiğim kadar herkes... Her türlü insanlık dışı söze, davranışa, harekete şiddetle karşı çıkabildiğim, tepki verebildiğim avazım çıktığı kadar karşı koyabildiğim kadar insan...

Adım Özlem ve öncelikle "insan"ım ben. Cinsiyetim, yaşım, rengim, dilim, ırkım hepsi sonra gelir...İnsanca olan, insana yakışan her sözü, davranışı, hareketi başımın üzerinde taşır, iyi ve güzel bellerim. Önünde saygıyla eğilirim...Beni böyle kabul eden, duyan, gören, dinleyen, hisseden beri gelsin"

diye yazmıştım birkaç sene önce ama yazık ki hiçbir şey değişmemiş geçen zamanla birlikte. biz gitgide uzaklaşmışız hatta insanlığımızdan...

öykü dedi ki...

Hıc bır seyın
ınsana ve dogaya sevgının önune gecmesıne ızın vermemelıyız..
Bır haksızlık varsa
goz yummak
aynı o haksızlıgı yapan ınsan kadar suclu olmak demek benım gozumde..

JİVAGO dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

8.5 Milyon sırf açılış bütcesi olan 2010 dünya kültür merkezi İstanbul'da yaşadığım için açılış gecesi çok utandım.
Yağmur yağıyordu ve kimler açtı, açıktı ve nereleri su basacaktı bu kültür merkezinde?
Haberlerde isyanım katlandı, cesetleri sokaklarda yakılan bir ülke vardı, İşçilerimiz 34 gündür aç açık sırf kuru ekmekleri için sokaklarda sabahlarken ve kimbilir ne acılar yaşanırken çılgınca eğlenmek için taksime üşüşen duyarsız insanların olmasına yılkıldım. Tarkanı hiç yakından görmeyen kişilerin sevinçlerine tanık olmaktan utandım ve ben bu dünyada yaşamaktan utandım.
Ankara'da yaşama başlayan tekel işçilerinden bu yana zaten sıcak evimden, kurduğum sofradan, haklı bile olsa aldığım emekli maaşımdan utanır hale geldim.
Dilek'cin biz böyle değildik eskiden, ne oldu bizlere? bu ülke dindarlığı avaz avaz bağırırken dininden mi oldu?
Ezan seslerinin 6 kololdan hopörlerlerel bağırmasından kulaklara zarar geldi de ezanımı duymaz oldu.
Ne oldu? ne oldu? bilmiyorum?

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın olduk gerçekten can dostum...

sufi dedi ki...

Sevgili can dost Ali;
Senin o yazılarını daha önce okudum, ama utancımdan yorum bırakamadım.İnsanlıktan utanç mı bu desem, çaresizlikten mi, kendi kendimle hesaplaşmak için kabuğuma çekilme ihtiyacından mı bilemedim.Yorum bırakamadım sana işte.Uzun zamandır gece yarıları uyanıp karanlığın içinde arıyorum ışığı.Sabahı soğukta üşümüş kuşların sesinden önce karşılıyorum.Ne farkeder ki? Dedem ne zaman sigaraya başlasa günlerin ve gecelerin acı haberlere gebe kaldığını biliyorduk zaten.Bu sefer de öyle oldu işte.Sevgilerimle.
Sevgili Funda;
Sadece onlar mı şu kafamızın ve gönlümüzün içinde kimlerin acı ve hüzünlerini taşıyoruz değil mi?
Sevgili nanopolitika;
Evet dostum;Geldiğimiz nokta yokoluş noktası.Kitapları yırtan dağıtan raflara tırmanan masalarda zıplayan maymun reklamında olduğu gibi "insan okur" da, hangi insan demek geldi içimden?
Sevgili Derkenar;
Titreyip kendimize gelme zamanı geldi gerçekten, yoksa insanlık yok mu oluyor diye düşünmeden edemiyoruz artık.İlahi adaletin olduğu inancı biraz içimizi rahatlatıyor işte hepsi o kadar.sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Sevgili Hacivat;
Mutlaka vardır biryerlerde insan gibi insan olanlar da acaba yaşam sihirini mi kaybetti ne dersin?
Sevgili stil direktörüm; Dostu ve dostluğu için kendini ateşe atabilenlerden olabilenler ölmeyecek bence."İnsan ölmez efendi, hayvan ölür diyor erenler.İnsan olan kalıp değiştirir."
Katılıyorum bu düşünceye ben de sevgilerimle.
Sevgili elif;
Benlik dışı parlatılmış içi çürük elma gibi bir şey aslında ama tabi anlayana.Sevgilerimle.
Sevgili Jivago;
Hayvan sıfatlarımızdan kurtulduğumuzda aynaya bir bakacağız ki İNSAN olmuşuz. Sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Sevgili can mayam;
Yazında; İnsan olmayı Ne güzel tanımlamışsın canım.Umutlandırdın yüreğimi.Adım Özlem ve öncelikle "insan"ım ben. Cinsiyetim, yaşım, rengim, dilim, ırkım hepsi sonra gelir...İnsanca olan, insana yakışan her sözü, davranışı, hareketi başımın üzerinde taşır, iyi ve güzel bellerim. Önünde saygıyla eğilirim...Beni böyle kabul eden, duyan, gören, dinleyen, hisseden beri gelsin"bu sözlerin üzerine daha ne yazılır ki öptüm seni canım sevgilerimle.
Sevgili Jivago;
Ancak insan gibi insan olanlar üzülebilir, analardan ve gölgelerden utanabilir.
Ancak insan olan; sokaktaki aç kediyle kendi yemeğini paylaşır.İnsan olan hata yapan biri adına kendinden utanır. İyi ki varsınız dostlar, sevgilerimle.
Sevgili can dostum Nur'um;
Marketten alışveriş edeceksek ve ikiyi geçen torba varsa elimizde inan ki gündüz gözüyle onları eve taşımaktan utanç duyar hale geldik.Eskiden sofralarımızı 3-5 çeşit tatlısı tuzlusuyla donatırken şimdi genelde 1 en fazla 2 çeşitle ve 2 öğün yemekle geçiştiriyoruz.
Gerçek dini, olması gerektiği insanlık formundan çıkarıp menfaat ve çıkar dini çerçevesine oturttular artık ne yazık ki.Sevgilerimle.