BİR GECELİK GELİN - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

5 Nisan 2010 Pazartesi

BİR GECELİK GELİN

"My queen of the night" ya da "nightblooming cereus."
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde demeyeceğim bu sefer.Fi tarihinde de değil bu masal.Ama, Babamın bahçesindeki bir çiçeğin benim için masal tadındaki bir gecelik öyküsüdür bu..."Bir gecelik gelin çiçeği bu, kızım" derdi babam.Kahverengi-yeşil estetikten yoksun uzun yaprakları dalları taşıyamaz da, babam onları uzun çubuklarla desteklerdi.Rüzgarına, güneşe, suyuna dikkat edilir kışın soğukta küsmesin diye delikli naylonlara sarılıp muhafaza edilirdi kendisi. "Sen bir de kızımı çiçek açtığında gör!" der başka bir şey demezdi de...


Ben; "bana da bu kadar ihtimam edilip, gözümün içine bakılsa ben de çiçek açarım şimdi seni gördüğümde açtığım gibi" der, babama takılırdım. Görevim gereği ben İzmir dışındaydım o zamanlar.Temmuz sonu İzmir'e geldiğimde o yaprakların kenarlarında yumrular oluşmaya başladığına şahit olduğumda, "bir-kaç gün var göreceksin!" demişti babam.Ne göreceksem?
Bir hafta geçti geçmedi gece günün üstüne örtüsünü örtüp de yıldızlarını serpmeden önce Sevgili Babam; "Dilek! çabuk gel..." diye yavaşça seslendi bahçeden.Komşulara haber verdirdi, fotoğraf makinasını ayarladı ve beklemeye koyulduk tüm cemaat dört gözlen.5 dakika geçti-geçmedi yaprakta bir titreme, kenarından uzanmış yumrudan tek tek ayrılmaya çalışan taç yapraklar ve 1 dakika gibi bir zamanda muhteşem kokular saçarak açılan o çiçeği gördüğüm anda: Baba'mın yanaklarından iki damla yaş da süzülüyordu usuldan...O zaman ağlamamıştım ama şimdi bu gözyaşlarım bilmem neden? "Bir gecelik gelin çiçeği" bu kızım demişti, "yaşayacak yarın sabaha kadar..." Buzlu rakısından bir yudum alıp Akordiyonuyla Tuna valsini çalmıştı ona, o gece hafiften.Sabah gün ışırken açıldığı gibi tek-tek kapandı tüm beyaz yapraklar.Öykü hazin ama, bu gelinin bir gecelikti ömrü işte o kadar...
videoŞimdi neden mi ağlıyorum? Babam öldükten sonra o güzel gelin küstü ve kurudu da galiba ondan...

Sevgiyle kalın.Tontini.

25 yorum:

hye dedi ki...

Hayatımde ilk defa böyle bir çiçek görüyorum. Hayran kaldım. Babanızın gözyaşlarına değer... Sizin gözyaşlarınıza da babanız:(

NiLaY dedi ki...

benzer şekilde açan ve yine bir gün sonunda solan annemin de bir kaktüsü var.. bir gün karşılaşırsak babanızın hatırası için size hediye etmek isterim.. babanız nur içinde yatsın.. sevgilerimle

cAt dedi ki...

bir doğa harikası.

bilge dedi ki...

hiç görmediğim bir çiçek sevgili sufi ilk kez gördüm ama harika babanızın ruhu şad olsun bahar kokularıyla babanıza dualarımı gönderiyorum sevgiler...

Aydedeye havlayan dedi ki...

ne güzel bir çiçek ve ne hüzünlü bi hikaye.. belki baban hâlâ akordiyon çalıyordur bu çiçeğin ölümsüz olduğu bir diyarda..

elifin terazisi dedi ki...

Çiçek ve babanız birarada bence...Allah rahmet eylesin.

beenmaya dedi ki...

çiçeğin güzelliği ve hikayenin hüznü içiçe...yaşam gibi...

Belgin dedi ki...

Can ablam, canim ablam, ciceklerinde hisleri olduguna, kendilerini seveni, bakani tanidiklarina inaniyorum. Annem öldügünde, severek, oksayarak büyüttügü sarmasigin yapraklarindan üc gün boyunca sular damlamisti... Kimbilebilir ki ne hissedip, ne hissetmediklerini.
Cicek, baba ve anlatan cok özel ve güzeller. Allahim rahmet eylesin, mekani cennet olsun babaciginin..

Seni cok ama cok seviyorum ablam,
öpüyorum hasretle..

öykü dedi ki...

Nasıl guzel bı cıcek bu boyle..
hayranlıkla baktım..
Babalarımız ıcın de rahmet dılıyorum
Huzur ıcınde uyusunlar..
sevgılerımle

hasretsenfonileri, dedi ki...

Benim duaların farklıdır.. yani Ben allahın sadece arapça bildiğine inanmam.. O nedenle onun yarattığına inandığım yüreğimden geçen her bir dileğin ya da yükselen her bir çığlığın o ilahi güç tarafından duyulduğuna inanırım..
Bu yazını okuduktan sonra, kalktım...akan yaşları hiç silmeden.. piyanomun başına geçtim... ve babanın ruhuna ve bir gecelik bile gelin olamayanların ruhuna, tuna dalgalarını çalarak hatim indirdim sevgili Dileğim..

Arzu Breda dedi ki...

Canımın içi Tontinim;

Sabah readerdan okurken yarıya kadar gelince, gidip blogundan okuyayım, hem de yorum yazarım dediydim..
Bloguna gelip okuyunca, postun videoya kadar olduğunu sandım ilkin.. Sonra videonun altında da devamını okuyunca, boğazım düğümlendi ve yorum bırakamadan ayrıldım blogundan..
Sonrasında da, sevgili dost ve arkadaşların dört bir yandan gönderdikleri mesajlara cevap vermekten yorum yazmaya ancak fırsat bulabildim..

Bu resimde ve videoda izlediğim çiçeği daha önce hiç görmemiştim. Ama, buna benzer yani bir günlük ömrü olan başka bir çiçek daha görmüştüm.. O da bunun gibi bir günün sonunda solup gidiyordu.. O da bunun gibi müthiş güzel bir çiçeği ve kokusu olan bir çiçekti..

Fakat, hem senin gözyaşlarının nedeni olan babacığına ve hem de babacığının gözü gibi baktığı çiçeğe çok üzüldüm.. Ama, üzülmek ne fayda.. O çiçeğe siz onun gibi bakamazdınız ki zaten.. Onun gibi bakılamayınca da o tür çiçekler kuruyup gidiyor malesef..

Canım Tontinim, bence yapman gereken; Aynı çiçekten bir tane edinip, babacığının gösterdiği sevgi gibi ona sevgi göstererek yetiştirmen.. Sanırım sana alışıp, bağlanınca aynı şekilde çiçek açmaya devam edecektir..

Canım Tontinim, ellerinden ve yaşlı gözlerinden öpüyorum.. Babacığın da bizlerden rahmet istemiş olmalı.. Ona da Allah'tan gani gani rahmet diliyorum..

Sevgiler bırakıyorum kucak dolusu..

Zeugma dedi ki...

Böyle bir çiçeğin varlığından haberim yoktu.
Çok teşekkür ederim görsel destekli paylaşımın ve bilgilendirmen için sufim.
Hikayesi çok ama çok hüzünlüymüş.Ve öyle etkileyici anlatmışsın ki..
Ben de gözlerim yaşlı ayrılıyorum..

Babanızın mekanı cennet olsun..
Sevgilerimle...

JİVAGO dedi ki...

Babanızın toprağı bol olsun.
Huzur içinde uyusun.

ruhumun pusulası dedi ki...

Sevgili Sufi, mucize arayanlar izlesinler derim.... Bize yaşamı daha çözümlü kılacak ne çok şey var oysa... Ve babasına hayran her kız için sizinki büyük şans; hem müzik hem de doğa ile içiçe bir baba... Tanrı mutluluklarınızı daim etsin. Sevgiler...

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi'm,

"Güle sorma, o bilmez aşkı sevdayı neşeyi... Bülbüle sor, laleye sor, mor menekşeye sor..."

Bu gönül tellerimizi titreten, etkileyici, etkileyici olduğu kadar hüzünlendirici anlıtın bana nedense gülle bülbül ilişkisini anımsattı.

Derler ki bülbül, tüm gece gülün açtığı anı beklermiş; ama tam da o anda uyuyakaldığı için bir türlü göremezmiş gülün açılışını. Ve o nedenle de hep yanık yanık ötermiş...

Siz gelin çiçeğinin doğum ve ölüm anına tanıklık etmişsiniz ve bizi de o ana dahil etmişsiniz. Sevilmiş gelin çiçeği, sevgiyle bakılmış. Kendi ölçüleri içinde güzel bir ömür sürmüş...

Bence babanız da ömrünü mutlu bir şekilde geçirmiş, doğanın müziğin sesi eşliğinde yeni bir yolculuğa şanslı bir şekilde çıkmış.

Çünkü arkasında iki damla yaş ve bir "Sufi" bırakmış.

Ne mutlu size, ne mutlu babanıza, ne mutlu gelin çiçeğine...

Sevgilerimle...

Bu arada sayfanız hala çok zor açılıyor.

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Sevgili Sufi, Baban bir gecelik bile olsun o çiçeği yaşatabilmek, o güzelliğe tanık olabilmek için uğraş vermiş hep... bu bana Yüz yıl çiçeği hikayesini hatırlattı. Sen mutlaka bilirsin.

Bir parkta çok yaşlı bir adamın çiçek diktiğini gören genç- o ne çiçeği amca der
adam- yüzyıl çiçeği der, yüzyıl da bir açar..
genç- ama sen göremeyecksin açtığını .
yaşlı adam- ama gördüm der, biri dikmişti gördüm.

Suficim, okuduğum kitap, Binbir Gece Masalları değil, Binbir Hayat Masalları... O da Bağdatlı... Falih Mahdi

sufi dedi ki...

Sevgili hye;
Nilay;
Cat;
Bilge;
Aydedeye havlayan;
Elif ;
Beenmaya;
Öykü;

O çiçeğin yapraklarından yeniden üretilebileceğini ben de yeni duydum.Güney Amerika kökenli bir çiçekmiş kendisi.Babam hayatta olsaydı inanıyorum hepimiz için birer saksı üretirdi.Dilerim birgün karşımıza bu çiçek yeniden çıkar.Hepinize teşekkürler ve sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Sevgili Belgin'im;
Annen öldüğünde ağlayan sarmaşığın hikayesini birgün anlatmanı istesem?Yazar mısın kardeşim? sevgilerimle.
Öyküm
Ben de o güzel gönüllülerin huzur içinde olduklarına inanıyorum sevgilerimle.
Sevgili Gülsen'im;
Babamın ruhuna; piyanondan çıkan nağmelerle hatim indirdiğine inan ben de çok mutlu oldum.Babam da çok sevdiklerinin ölümünde onları toprağa verir vermez, eline mandolinini ya da akordiyonunu alır en içli şarkılarını çalardı.Onun duası hatimi mevlütu da aynen seninki gibiydi dostum.Babam adına ve kendi adıma sana sarıldım şimdi, sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Sevgili Arzukızım;
Zeugma;
Jivago;
Ruhumun pusulası;

Aynı çiçekten ben de aradım ancak hiçbir yerde bulamadım:Yapraklarından üretildiğini de yeni öğrendim.Yoksa babamın ölümünden sonra kurusa da yaprakları, bir yaprak koparıp belki onu yeniden yeşertebilirdim.İnternetten araştırdığımda yabancıların bu çiçeği tanıdıklarını ama Türklerin pek tanımadığına şahit oldum.Babam da onu nereden almıştı bilmiyorum.Güzel dualarınız için hepinize teşekkür ederim kucakdolusu sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Sevgili Aysema'm;
Babamdan yana, belki de dünyadaki en şanslı kızlardan biriydim.O, yaptığı herşeyi aşkla yapardı ve öyle olması gerektiğini anlatırdı bizlere."gönülsüz namaz, göğlere ağmaz, kılsan bile kabul olmaz" gibi bir tekerlemesi vardı.İstemediğimiz bir şeyi yapmamız için de hiç zorlamaz ancak o işi yapmaya imrendirirdi bizi.O yolculuğuna da, önceden bilet almış gibi bana haber vererek mutlu-mesut gitti dostum. Allah hepimize öyle huzurlu ölümler nasip etsin dilerim, sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Sevgili Lale;
Yüzyıl çiçeğinin hikayesini hiç duymamıştım.Ama araştıracağım.Bu aralar ben hiç kitap okuyamıyorum, ancak askerdeki oğlumun oğlunu okumaya çalışıyorum. Pek kolay olmuyor ama, darısı senin de başına diyorum.Van'a öğretmen olarak giden kızımız Ahu'nun kadrolu olarak tayini Adana'ya çıktı.Merak etmiş olabilirsin haber vereyim dedim kızlarına ve sana Sevgilerimle.

Derviş dedi ki...

Bu güzel yazı için teşekkürler. Babanızı saygıyla anıyorum.

Benim de bir çok çiçeğim var evimde. Ama içlerinde en özeli her yıl mayıs ayında çiçek açan kaktüs çiçeğimdir. 14 yıldır yaşıyor ve her mayısta tepesinde bir taç gibi çepeçevre çiçek açar. resmi : http://www.toypudel.com/kaktus.jpg

Sevgili Lale yüzyıl Yüzyıl çiçeği Hikayesi de çok güzelmiş. Teşekkürler. Hoşcakalın

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

Bir kaktüs vardı balkonumda çok zor açardı tüm koşulların yerinde olması gerekiyordu..ve açmasını ve solmasını gözlerinizi ayırmasaız nerdeyse görecek kadar hızlı oluyordu herşey, ve öyle bir koku duymadım. Babanızın çiçeğini ona benzettim. Ve eskiden birşey duymuştum..eskiden biri sevdiğine bir çiçek almış, o çiçek senelerce yaşamış, çiçeği alanın aşkı bittiğinde tam o sırada çiçek solmuş ve kurumuş.
Çiçek ve babanız arasında belki böylesi birşey vardı kimbilir, o çiçekki babanızın olmayınışından yanında olmak istemiştir belkide...

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

Bir kaktüs vardı balkonumda çok zor açardı tüm koşulların yerinde olması gerekiyordu..ve açmasını ve solmasını gözlerinizi ayırmasaız nerdeyse görecek kadar hızlı oluyordu herşey, ve öyle bir koku duymadım. Babanızın çiçeğini ona benzettim. Ve eskiden birşey duymuştum..eskiden biri sevdiğine bir çiçek almış, o çiçek senelerce yaşamış, çiçeği alanın aşkı bittiğinde tam o sırada çiçek solmuş ve kurumuş.
Çiçek ve babanız arasında belki böylesi birşey vardı kimbilir, o çiçekki babanızın olmayınışından yanında olmak istemiştir belkide...

Mustafa dedi ki...

öncelikle rahmet dilemek isterim. bu güzel çiçeğin nasıl da özel bir çiçek olduğunu benden daha iyi bilirsiniz.
benim de kızlarım var biri altı diğeri 2 yaşında. ama zaman nasıl geçti ve geçiyor anlamadım. oysa ki daha dün kundakdaydılar. zaman da bu çiçeğin açıp solması kadar hızlı esasında.
bir yıldır bu güzel çiçeği yetiştiriyorum. ben de itinayla ilgileniyorum çiçeğimle. hedefim her kız babasına bu çiçekten hediye etmek. bendekilerin adlarını kızlarımın adını koydum.
siz sordunuz mu hiç babanıza o çiçeğin adını?