.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

11 Aralık 2009 Cuma

BİR SOLUĞU SICAK DİĞER SOLUĞU SOĞUK ADAM

Ülkenin birinde Bir soluğu sıcak diğer soluğu soğuk bir adam yaşarmış. Hani içilen çorba sıcaktır da üfleriz soğutmak için, ellerimiz üşümüştür de hohlarız ısıtmak için. İşte onun gibi bir şey. İki solukta çıkar aynı bedenden aynı ağızdan biri sıcak da diğeri soğuktur neden? Bu adamcağız ayarlayamazmış bir türlü soluğunu. Serinletmek istediğini daha bir ısıtır, ısıtmak istediğini daha bir soğuturmuş her üflemesiylen. Üfle… hohla… üfle… hohla… Hep peşi sıra gelir çeviremezmiş üflemeyi hohlamaya istediği an. Derken, bu dertten muzdarip adam; ülkenin en saygıdeğer hekiminin yolunu tutmuş nasılsa! Size çok kolay gibi görünebilir otomatik çalışıyordur sizdeki bu sistem. Ama sistemi arızalı doğmuştur bu adam. Hem ısıtıcı hem soğutucu aralarında yokmuş bir düzen. Düzen denilen şey aslında düzensizlikmiş olması gereken. Beyinden emir almadan rutin tik tak saat gibi çalışıyormuş işte bu beden. Bir vidasını oynatmak kabloları beynine bağlamak gerekmiş, çünkü doktor elektronik konusunda bir uzman. Şıp diye anlamış sorunun nerden geldiğini, anlatmış bir bir hastasına bildiğini. Sen demiş, yanlıştayken doğru yaptığını sanan adam gibisin. Akı boka çevirir sonunda ben ne yaptım bile demezsin. Doğru sanırsın senden çıkan bu püfler ve hohları. Yanıyorum diyene hohlar daha bir yakarsın, donana bir buz gibi soluk sunarsın. Senin kabloların karışmış arkadaş, sana doğruyu yaptıran ek bir kablo takmalı! Beynine yeniden birkaç dikiş atmalı. Yoksa seni de soldurur bir gül gibi,nefesi sağlam adamların nefesi.
Neden mi anlattım ben bunu? Bilmem siz anlayın işte (vardır bir nedeni) böyle döküldü dilden.
Sevgilerimle.

Resim:www.images.com'dan alıntı.
Devamı Buradan ...>>

9 Aralık 2009 Çarşamba

AKAN KAN BÜLBÜLDENDİR, KANAYAN DEĞİLDİR GÜL


Desem ki; bu düzen bozuk, baştan kokmuş bu balık,
Kök salamaz fidanlar, toprak kuru, çatlak ve aralık.,
Desem ki; “emek verdim, onu sevdim okşadım korudum”
Kim diyebilir? “senin değil, vatanın bu oğul a be moruk!”

Gülfidanından kan damlar kanat çırptıkça bülbül.
Akan kan bülbüldendir, kanayan değildir gül.
Yine de rengini kandan alsa da kırmızı gül,
Dindirmez ANAnın acısını ne gül nede bülbül.

Toprak gibidir ANA tükürsen de, ses çıkarmaz sana.
Yararsın, bellersin acımadan girersin üstüne, altına
Zehir döker, yakarsın da affeder yine ürün verir sana.
Gazabından korkmalısın yine de, ona ihanet edersen ha!
*****Dilek******
“Yerküre o sarsıntıyla sarsıldığı zaman
Ve toprak ağırlıklarını çıkardığı zaman
İnsan:”ne oluyor buna?” dediği zaman
Yerküre tüm haberlerini anlatacak o an.”
Zilzal Suresi
Bunu ben demedim, aynen böyle yazıyor Kuran.

Resim:deviantart.com'dan alıntı
Devamı Buradan ...>>

8 Aralık 2009 Salı

ANALAR AĞLAMASIN İNŞAALLAH

“Tarihi fırsat var...”Hayırdır inşallah?
“Analar ağlamasın...”İnşallah.
“Açılım başlatıyoruz...”Bismillah.
“Bedeli ne olursa olsunnn...”Ya Allah!
“Altından kalkabilecek misin...”Evelallah.
“PKK’lılar geldi, havai fişek filan...”Maşallah.
“Avrupa’dakiler de gelsin...”Allah Allah Allah...
“Avrupa’dakileri sokmayın içeri...”Allah Allah?
“Apo paşa olsun...”Hasbinallah.
“Apo odasını beğenmedi...”Fesüphanallah.
“Her tarafa molotof atıyorlar...”İllallah.
“Bölünüyor muyuz nedir...”Maazallah.
“Başbakan Obama’ya gidiyor...”Eyvallah.
“İşler sarpa sardı, açılım maçılım derken galiba DTP kapatılacak...”
Hay Allah!
Ve, kaçınılmaz olarak Tokat...Allah rahmet eylesin.Amin.
Alıntı:Hürriyet yazarlarlarından:Yılmaz Özdil'den.

"Barış açılım saçılım söz olarak çıksa da dillerden
Boş vaatler bunlar ikna olmadık bu sözlerden
Her gün bir olay, teslim oluyor canlar azraile
Gözyaşımız durmuyor, kanıyor anaların yüreği ile.

Bu tevekkül ve bu sabırla, ya bu millet ermeli!
Ya da bu düzene "dur" deyip acılara son vermeli.
ya da "yetiş ya Allah ya Muhammet ya Ali" mi demeli?

Ne zamana kadar dostlar bu can-hıraş feryat?
"Sus pus olduk"der Dilek,"çaresiz kaldık heyhat!"


Resim:www.images.com'dan alıntı.
Devamı Buradan ...>>

DÜNYA DENDİ BENİM ADIMA

Uzay boşluğundaki kızgın gaz kütlesi milyarlarca yıl önce ekseni etrafında sarmal bir hareketle döndü de döndü. Derken yavaşça soğudu da çekim merkezinde sevgili Güneşim oldu. Çekim etkisi dışında kalanlarsa ben gibi; uzay boşluğuna dağılıp farklı uzaklıklarda gezegenleri oluşturdu. Dünya dendi benim adıma. Semazenler gibi döndüm kendi etrafımda batıdan doğuya. Bu sefer edişim Güneşten ayrı ve müstakil bir dönüş gibi de olsa, bu elips dönüşümde sevgilimin çekiminden kendimi kurtaramadım asla. Neler neler geldi bu yuvarlak tepelerinden bastırılmış başıma. Usul usul oluştu bedenimde denge ve dayanıklılığımı sağlayan dağlar ve ovalar da. Yavaşça sokuldu denizler karalarımın aralarına. Irmaklarımla böldüm kıtaları boydan boya.

Her şey benden bana dönüştü durdu, bitkiler, tek hücreli, çok hücreliler oluştu. Denizlerimde balıklar, toprağımda bitkiler hayvanlar sonra yine benim bedenimden yaratıldı esmer beyaz sarı insanlar. İnsandı en yüce varlık bedenimde yaşayan, benden doğdu yaşadı yedi içti sonunda yine bana döndüler. Kimini yakıp küllerini göğe savurdular, kiminin kafasını bedeninden ayırıp çınar ağaçlarımın dallarına astılar. Kimini de bağrımı delip açtıkları kuyulara attılar. Toprağım hep kanla yıkandı bıkılıp usanmadan, kırmızıya dönüştü yerkürem ben istemeden. Benim bağrımda yanarken o yüce ateş hiç sıcacık kollarını üstümden çekmedi ulu güneş. Ne zaman sırtımı döndüm batıya, aydınlık yüzüm de döndü kapkaranlığa. O karanlıklar içinde benim tek uydum AY vardı. Sizler şarkılar bestelediniz o gümüş ışıklı varlığa. Gece ve gündüz işte böyle oluştu mevsimler mevsimlerin yıllar yılların peşi sıra sürüklenip gitti.

Ey insanoğlu ben dünyayım dünya.
Unuttun gideceğin yeri galiba
Etin iliğin kemiğin benden oldu ya
Ne zaman öğreneceksin gerçeği?
Ayıplarını örten elbisenim ben
Suretlere bezenip gezdirenim ben
Tükürürsün kesersin bedenimi
Sonunda bana çıkarırsın borç faturanı
Artık uslan be insanoğlu diyorum.
Aklını almalısın artık başına
Toprağımı çektim altından
Akıttım sularımı dur duraksızca
Başına gelmedik şey bırakmadım
Yine de bıkıp usanmadın yaramazlıktan.
Hadi elele tut da beni mamur et
Uğruma yaptığın savaşları terk et.
Atana dedene de kalmadım ben
Sana da kalmam bu gerçeği fikr-et.

İmza: Bu günde DÜNYA olmaya çalışan tontini
Resim:www.images com'dan alıntı.

Devamı Buradan ...>>

7 Aralık 2009 Pazartesi

TEBESSÜM ET BUGÜN

Sabah; sanki geceyi yırtan kuvveti ile selamlasın seni bugün. Güneş yükselirken bulutların arasından, saklambaç oynasın seninle. Başını eğip de geç gökkuşağının altından. Bir gülümseme tak, durağanlığı ile yorgunluğunu belli eden hafta sonu mağduru yüzüne. Bir müzik dinle, içinde mutluluk yaratsın. Hatta bu bizden sana armağan olsun, yaratabilirse gönlünde o kıvılcımı. Bir hikâye oku, içinde aşk olsun çılgınlığa dair. Hadi... Bir selam al bizden sana doğru gelen.Tebessüm et bu gün.
Uzun zaman önce, dünya yaratılmadan ve insanlar dünyaya ayak basmadan önce, iyi huylar ve kötü huylar ne yapacaklarını bilemez vaziyette dolanıyorlarmış. Bir gün toplanmışlar;


ve her zamankinden daha sıkkın oturuyorlarken Saflık ortaya bir fikir atmış:
"Neden saklambaç oynamıyoruz?" Ve hepsi bu fikri beğenmiş ve hemen Çılgınlık bağırmış:
"Ben ebe olmak istiyorum." Başka hiç kimse Çılgınlığı arayacak kadar çıldırmadığı için, Çılgınlık bir ağaca yaslanmış ve saymaya başlamış. "1.2.3.4 " Ve Çılgınlık saydıkça, iyi huylarla kötü huylar saklanacak yer aramışlar. Şefkat Ay’ın boynuzuna asılmış,
İhanet çöp yığınının içine girmiş,
Sevgi bulutların arasına kıvrılmış,
Yalan bir taşın altına saklanacağını söylemiş ama yalan söylemiş çünkü gölün dibine saklanmış.
Tutku dünyanın merkezine gitmiş, Para Hırsı bir çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış. Ve Çılgınlık saymaya devam etmiş, "79.80.81.82.83." Aşkın dışında, bütün iyi ve kötü huylar o ana kadar zaten saklanmış. Aşk kararsız olduğu gibi, nereye saklanacağını da bilmiyormuş. Bu bizi şaşırtmamalı çünkü hepimiz Aşkı saklamanın ne kadar zor olduğunu biliriz. Ve Çılgınlık "95,96,97.." ye gelmiş ve 100 e vardığı an Aşk sıçrayıp güllerin arasına girmiş ve saklanmış. Ve Çılgınlık bağırmış. "Sağım solum sobedir, geliyorum." Arkasına döndüğünde ilk önce Tembelliği görmüş, o ayaktaymış çünkü saklanacak enerjisi yokmuş. Sonra Şefkat’i ayın boynuzunda görmüş ve İhaneti çöplerin arasında, Sevgiyi bulutların arasında, Yalanı gölün dibinde ve Tutkuyu dünyanın merkezinde, hepsini birer birer bulmuş sadece biri hariç. Ve Çılgınlık umutsuzluğa kapılmış, en son saklı olanı bulamamış. Derken Haset, Aşkın bulunamamasından haset duyarak, Çılgınlığın kulağına fısıldamış:
"Aşkı bulamıyorsun, o güllerin arasında." Ve Çılgınlık çatal şeklinde tahta bir sopa almış ve güllerin arasına çılgınca saplamış, ta ki yürek burkan bir haykırma onu durdurana kadar. Ve haykırıştan sonra Aşk elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çıkmış, ve parmaklarının arasından iki sicim kan akıyormuş gözlerinden. Çılgınlık Aşkı bulmak isterken heyecandan, Aşkın gözlerini kör etmiş.
"Ne yaptım ben? Ne yaptım ben?" Diye bağırmış. "Seni kör ettim. Nasıl onarabilirim?"
Ve Aşk cevap vermiş:
"Gözlerimi geri veremezsin ama benim kılavuzum olabilirsin."
O günden beri, aşkın gözü kördür ve çılgınlık her zaman yanındadır.
İyi haftalar, sevgilerimizle.


Hikaye: alıntidır.

Devamı Buradan ...>>

5 Aralık 2009 Cumartesi

BEDENLEŞMİŞ BİR IŞIKTIR SEVGİ

Bir yerde;Sevgi vardır ve ihanet korkusu da vardır ve “sevginin gerçeği” kendisine ihanet edenlerden öcünü bir gün mutlaka alır. Çünkü sevgi bir olgudur. Somutlaşmış bir enerji bedenleşmiş bir ışıktır. Bir kez bile ihanete uğraması bu ışığın voltajında onarılmaz düşüşler yaşatır. İhanet; sevgi kaynağına, somutlaşmış o ilahi olguya yama olur. Her gün cilalanıp parlatılması gereken aynada beliren ihanet; karanlık bir benekçik kadar dahi olsa, sınırsız sonsuz yansımaların odak noktasından yansır tüm alıcılarına. Sevgi yok ise; korku da yoktur demeyeceğim.


Korku yoksa sevginin can evinde; GÜVEN vardır diyeceğim.

Tükenmiştir sen-ben ikilemi BİZ olmuştur seven ve sevilenin gönlü.
Birinin parmağı kanadığında diğerinin kan olur elleri. Sendeler biri, diğeri taşa takıldığında. Esner; esner öbürü… Güler, güler diğeri… Korkarsa; korkar öteki. Düşünmez ihanete uğrar mıyım diye. Çünkü gözünü dikmemiştir gönül geçirmemiştir başka birine. İNSANlık sertifikasını almıştır artık her biri. Sokmazlar gönüllerine şek ve şüpheyi. İşte tam o noktada durur ve çoğalır aşk ve sevgileri cenneti hak etmişlerin örneği.
Bu noktada;Sevgi vardır; fakat ihanet korkusu yoktur.işte. Siz hangi noktada durmak isterdiniz?

Oysa yılanların şahı olan Yemliha yani Şahmeran, “ihanet eder” der “insanoğlu.
” KUYU’ ya atar bir diğerini çekemeyip kıskandığını. “Özgürüm artık” der “çözdüm tüm bağlarımı” sanır kurtulduğunu.
Siz inanmayın Yemliha’ nın sözüne, bu söz söylenmedi insan gibi insan olana. Hatta hayvanlardan güvercin kuğu ve angut dahi örnek olmalı anlayana.

Resim:www.images.com'dan alıntıdır

Devamı Buradan ...>>

4 Aralık 2009 Cuma

FARKLI GÖRÜNSEK DE

Elbiselerimiz ayrı... Oturduğumuz evler, bulunduğumuz yaşlar ve zaman...Sokaklarımız ayrı... Eşlerimiz, dostlarımız, çocuklarımız... 7 delikli tokmak gibi olsa da yüzümüz, insan olarak benzemesek de birbirimize; hepimizin gideceği yer mekansızlık ve giyineceğimiz giysiler ak kanatlı melek giysileri değil mi?



Teşekkürler Hayko Cepkin'e ve bu videoyu (çok sevdiği için)yayınlamama sebep olan Efe'ye.
Tontini.
Devamı Buradan ...>>

2 Aralık 2009 Çarşamba

ASKERE GİDERKEN YANIMA ALINACAKLAR

Yaşamın ilkleri;
Taşındığınız evde ilk uykuya dalış, sabahın ilk ışıklarıyla uyanış…
Dokuz ay karnınızda taşıdığınız bedeninizin parçası bebeğinizin gözlerine ilk bakışınız…
Sütüm olacak mı endişesiyle göğsünüzü bebeğinizin ağzına ilk dayayışınız… İlk gülümsemeler… İlk acılar… İlk adımlar… Okullar… Mezuniyetler… Nikâh masasındaki EVET deyişi… Baba ya da anne oluşu... İlk Asker ocağına teslim oluşu…
Bir annenin oğlunu bir bilinmeze ilk teslim edişi…
Ninnilerle uyuttuğunuz, her gözyaşında avuttuğunuz, gözünüzden bile sakındığınız, o yiyince doyduğunuz, o gülünce mutlu olduğunuz evladınız artık ordunun kollarında aslan gibi bir vatan bekçisi.
Bu benim 3.teslimim. Birinci oğlum; Ankara’da, ikinci oğlum; Urfa’da, 3. oğlum; Nerede ve nasıl askerliğini yapacak henüz bilmiyorum.
Yıllar önce,

büyük oğlumu askere teslim etmeden önceki bir hafta sonu sabah erken saatte bakkala giderken ajandadan kopmuş bir takvim yaprağı rüzgârla havalanıp uçtuuçtu geldi ve ayağımın önüne düştü. İttirdim gitmedi eğilip aldım güzel bir el yazısıyla “askere giderken yanıma alınacaklar “başlıklı aşağıdaki maddeler sıralanmıştı. Hiç aklıma gelmeyecek şeyler vardı bu listede. Ne yalan söyleyeyim Tanrı’dan bir anneye gelen en anlamlı destek mesajı gibi algıladım o kâğıt parçasını. Başımı gökyüzüne kaldırıp gönderene ve getirene teşekkür ettim. Daha sonraları da o ajanda sayfasında yazılanlar askere gidecek olan dost ve yakınlarımın çok işine yaradı doğrusu. Bu mesaj daha çok kişiye ulaşmalı bence, asker yakınlarına duyurula. İşte listede yazılanlar:
Sabun ve sabun kutusu,
Traş malzemeleri(Jilet, traş köpüğü)
Diş fırçası, diş macunu, kolonya, cilt kurumasını önleyecek krem.
Ayaklar için pudra
Tutkal
Yara bandı, nasır bandı
Selpak mendil
Tırnak makası, ufak makas
Plastik terlik.
Postal için keçe tabanlık.
Çengelli iğneler ve lastik
İki adet ufak kilit
Boyuna asılan para kesesi
Kalem kâğıt
Pilli okuma lambası
Göz bağı ve kulak tıkacı
Vatka 3–4 adet (vuran sürtünen yerlere koymak için)
Mehmetçiğin el defteri:(İçinde marşlar, yemin metni, rütbeler, takvim adres yazacak yer olan küçük defter)


Bana Allah’ın emaneti olan yavrum; bundan böyle Artık sen Türk istikbalinin evladısın. Atatürk’ün de dediği gibi “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur” Senin ve senin gibi vatan bekçiliği yapacak olan tüm kuzuların önünde bir anne olarak saygıyla eğiliyorum. Bu millet size ve ordusuna her zaman minnettar olacaktır.

Not: Sizlere bu yazımla bir mesaj vermiyor olabilirim ama ben de bir insanım ve anneyim... EGE'nin babası Yazarlarımızdan Ela'nın kocası 3. Oğlum Efe de bu ay askere gidiyor (şu an sınavda).Bu ruh halimi sizlerle paylaşmak dualarınızı almak istedim sadece.
Sevgilerimle.

Resim:www.images.com'dan alıntı.

Devamı Buradan ...>>

1 Aralık 2009 Salı

GELİN YENİYE YER AÇALIM

Eğer kabımız doluysa; gelecek olan bir damla bile olsa(isterse adı bereket isterse huzur olsun)kabımızın taşması için yeterlidir.Gereksiz ayrıntılarla doldurduğumuz iç mekanımızı işimize yaramayan bu tür ıvır-zıvırlardan kurtaralım. Gelin; YENİye yer açalım.

Yeniye Yer Aç from Alper Rozanes on Vimeo.


Devamı Buradan ...>>