
Okuyup ağlarsın, üzülürsün diye yazamadım çok zamandır...Biliyor musun, gideceğini düşündüğümü sanırsın, iyileşeceğinden süphem var zannedersin diye sarılamadım bile doya doya son ayrılışımızda. Seni geldiğimde tekrar bulamayacağıma inanırsam öyle olur diye kendi düşüncelerimden bile korktum zaman zaman...Vedalaşmak istemedim hiç. Ne düşünürsek onu çağırırız ya. Korktummmm, düşünmedim...Çok ağlamamaya çalıştım yanında, belki fazlasıyla güldüm, sırf içimdeki fırtınaları görme, güçsüzlüğüme üzülüp dert etme diye...Sen hep bizim dertelerimizi dert edindin ya kendine...Sedece bu kadarını yapabildim işte annemmm...Gerçek hallerimi, bilmiyorum ne denli başarılı olabildim ama, hep sakladım senden...Ellerini tutup "n'oluuurrr gitmeeee" diye bağıramamak, gidersen bana, bize olacakları sana açık açık anlatamamak...Hıçkıra hıçkıra ağlayamamak, sensiz hep yarım kalacağımızı sana söyleyememek...
Birkaç defa yazmayı düşündüm uzun uzun...Çok beğenirsin ya yazılarımı hafif komik, yarı ağlak...Onu da yapamadım...Bu sefer çok ağlarsın, belki de sana seni eksik anlatırım diye vazgeçtim...Bıraktım sonra istediklerini yapmaya çalıştım kendimce...Anlatamadığım herşeyi çok iyi bildiğini bilmenin verdiği rahatlıkla birazda...
Sevdiğin yemekleri yapmaya giriştim, sevdiğin hallere büründüm, beğendiğin hikayeleri anlattım...Güldürmeye çalıştım seni, sevdiğin gibi olmaya özen gösterdim, hep olmamı istediğin gibi...Sadece bu kadarını yapabildim işte annemmmm...Sadece bu.
Zaman aktı sonra, bir yıl değil bir gündü sanki... Ama sana bir ömür...Biliyorum senin beklediğin gündü o gün, benimse kaçtığım, düşünmekten bile korktuğum...Şimdiye kadar yaşadığım en acı gün, en uzun gece. Boşluk...Sonrası hayal, sonrası kabus, sonrası gerçek!!!
Gözlerimle gördüm Tontişimmmmm, insanların hayatlarına nasıl güzel dokunmuşsun kulaklarımla işittim...Sadece benim hayatıma değil, bizim değil, kendi ailenin değil, herkesin, çiçeklerin, böceklerin, kuşların, ağaçların, denizin, bir sürü şehrin.... Anladımmm "kutsal bir görevli" olduğunu..."Gerçekten nasıl sevilir, nasıl iyi anne olunur, kaynanalık nasıl hiç becerilemez, nasıl iyi babanne olunur, nasıl başı sıkışılınca ilk aranılacak olunur,en iyi arkadaş olmanın sırları, gerçek aşk nedir, içimizdeki çocuğu nasıl dışarı çıkarabiliriz?"... daha yüzlercesini öğretmeye geldiğini anladımmm...Ve ne yazık ki görevini erken tamamladığını...
Asla -di'li geçmiş zaman kullanmıycam sana yazarken çünkü hep varsın, sen de biliyorsun. Bizim için, biz varoldukça varsın. Benim huzurum, kutsalım, sihirlim, canımsınnn...Beni, bizi gördüğünü, duyduğunu çok iyi biliyorum. Bana hep pembe güllerle kuvvet yolladığını da...Binlerce teşekkürler sana...Gittiğin yerlerde mis gibisin, gül gibisin onu da biliyorum. Bilemediğim tek şey, o güzel yüzünün ve yumuşacık sesinin yokluğuna nasıl alışacak olduğumuz...
Merak etme senden görevi devraldık...Heryerde senin gibi düşünmeye, senin gibi dokunmaya, "sen olsaydın ne yapardın" onu anlamaya çalışarak önümüze bakmaya çabalıyoruz şimdi...Asla senin kadar olamasakta, sonuna kadar bıraktıklarını, anlattıklarını, öğrettiklerini uygulamaya, yeni insanları aktarmaya, torunlarına anlatmaya çalışarak atlatıcaz bu zor günleri...Hepimiz, bütün ailen içimizdeki Tontini'ti dışarıya çıkararak yaşatacak seni . En doğrusunu yapacak böylece...Sevgiyle kesişen her yolda buluşacağız, kaldırılan her kadehte, dinlenilen her güzel müzikte, koklanılan bir çiçekte, kulaklarımıza taktığımız her gülde, omzuna dokunduğumuz bir insanda, çiğ tanelerinde, limon ağacının kokusunda, denizde, gökten önümüze düşen kuş tüylerinde, Cemo'da, Umut'da, Ufuk'da, Efe'de, Hülya'da, Özge'de, Ela'da, Eren'de, Yasemin'de, Ege'de, Ata'da, İzmir'de, bütün sevdiklerinde, bloğunda, yol kardeşlerinde ve her ANNEler gününde buluşacağız ve sen onlarda hep yaşayacaksın Tontinimmm...Biliyorum sen de bunu istersin...
SÇS güzel gözlüm...SÇS.
ELa...
Devamı Buradan ...>>