BÜYÜKBABANIN ÖYKÜSÜ - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

14 Kasım 2008 Cuma

BÜYÜKBABANIN ÖYKÜSÜ
















Bir zamanlar oğlu gelini ve dört yaşındaki torunuyla birlikte yaşayan yaşlı bir adam vardı.Elleri titriyor gözleri eskisi denli iyi görmüyor ve yürürken sürekli sendeliyordu. Yemek zamanı geldiğinde tüm aile masaya birlikte otururdu. Fakat yaşlı büyükbabanın titreyen elleri ve bulanık gören gözleri yemeyi işkenceye dönüştürüyordu. Bezelyeler kaşığından yere yuvarlanıyor bardağı tuttuğunda masa örtüsüne süt sıçratıyordu. Oğlu ve gelini bu durumdan rahatsız olmaya başlamışlardı.

Böylece karı koca köşeye küçük bir masa yerleştirdiler. Ailenin geri kalanları yemeklerinin tadını çıkarırken büyükbaba bu küçük masada tek başına yiyordu. Zaman içinde bir iki tabak kırmasının ardından büyükbabaya yemekleri tahta tabakta verilmeye başlandı.Böyle yalnız başına yemek yerken yaşlı adama göz attıklarında onu sessizce ağlarken buldukları oluyordu. Yine de karı kocanın büyükbaba ile konuşmaları yalnızca düşürdüğü çatal döktüğü yemek için yapılan azarlamaların ötesine gitmiyordu.
Ailenin en küçük bireyi ise tüm bunları sessizce izliyordu.
Bir öğleden sonra babası küçük oğlunu tahta parçalarıyla uğraşırken buldu ve tatlı bir sesle ona ne yaptığını sordu. Oğlu ise ona aynı tatlılıkla "Sana ve anneme ben büyüdüğümde kullanmanız için küçük birer kase yapıyorum" diye yanıt verdi ve işine devam etti. Bu sözcükler anne babasını o denli etkiledi ki bir süre gözlerinden süzülen yaşlarla sessizliklerini korudular. Her ikisi de yapılması gerekeni biliyordu.
O akşamdan itibaren büyükbaba yeniden ailesiyle aynı masada yemeğini yedi ve ne oğlu ne gelini düşen bezelyeleri ıslanan masa örtüsünü dökülen sütü dert etti.
Alıntı:L.Tolstoy’dan
...

7 yorum:

Yaşamın Kıyısında dedi ki...

"Tahta çanaklar", müthiş bir oyun ve Müşfik Kenter ile Yıldız Kenter'in çok eskilerde Kenter'ler tiyatrosundan hiç bir zaman unutamadığım oyunları.
Hatırlattığın için sağol.
Yazılarınızı özlemişim.
Sevgiler...

ferkul dedi ki...

teşkkürler

Belgin dedi ki...

Bundan otuz yil evvel ilkokulda okudugum ve cok sevdigim bir hikayeyi yeniden hatirlattiginiz
icin cok Tesekkürler sevgili Sufi.
Sevgiler

beenmaya dedi ki...

anne ve babanın nasıl örnek olduğuna dair ok güzel bir hikaye bu. tabi birde aynı durumun bizim başımıza da gelebileceğinin...hatırlattığınız için çok teşekkürler..

haccecan dedi ki...

Gönülden selam olsun, hatalarını görüp düzeltenlere,
selam olsun bu yazıyı bizlerle paylaşan SUFİ ye...

EBRU ve RİMA dedi ki...

Bunu ne zaman duysam ne zaman hatırlasam etkilenirim ve asabım bozulur benim.Önemli bir yazı bu arada sırada okunması gereken hatırlanması gereken.Sağolun.

[ fiкяiмiи iиcє güℓü ] dedi ki...

Dünyanın en iyi yazarlarından birinin, en iyi öykülerinden biri. Ve anlattığı, hatırlattığı, hissettirdiği şeyler her dönemde derin. Ne mutlu yürekten hissedebilenlere ve teşekkürler yeniden hissettirene...