CIVA, SÜLFÜR ve TUZ - SUFİ SAJA

.

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."Kemal ATATÜRK .

10 Ağustos 2009 Pazartesi

CIVA, SÜLFÜR ve TUZ


İnsanoğlu “yaradılış efsanesini” yaratıldığından bu yana hep sorgulaya gelmiştir. Nereden geldim, nereye gidiyorum diye?

Ateş; nasıl havaya, hava suya, su toprağa, toprak ateşe dönüşüyorsa ilk maddeyi bulmak için ne yapmamız gerek? Bu çokluk içindeki tekliğin sırrını çözebilmek için, zihin laboratuarımızda kendimizi arıtıp damıtmakla, Öze kavuşmak mümkün mü acaba? Nasıl? Gibi soruları sormuşuzdur kendimize hep.
İşin sırrını çözmüş Bilge lerin dediği gibi“aşağıdaki yukarıdaki, yukarıdaki de aşağıdaki gibi”yse, İnsan “âlem-i Kübra” büyük âlem ise, zahir batının aynıysa, evren ve insan ikiz kardeşse; elimizde bir yol haritası bir formül var demektir. Bir yerden başlayıp yola çıkmamız gerekir.

Asırlardır Felsefe taşını arayan simyacıların; CIVA SÜLFÜR ve TUZ’un BİLİNCİni önce ayrıştırıp sonra birleştirerek potalar, deney tüpleri ve imbiklerin üzerine eğilerek ilk maddeyi; hayat iksiri kırmızı sıvıyı arayışları gibi kendi içimizi (arzın merkezini) ziyaret ederek felsefe taşını (bilgeliği) içimizdeki o en derinde bulabileceğimize İNANMAKla yola başlamak gerek belki de. Tao’cu rahip Chang Tao-Ling’in (M.Ö)ömrünü saf erdemlere ulaşmak ve yüce fikirler üretmeye adamış ilk kişi olduğu söylenmekte. Daha önceleri Zerdüşt var benim hatırladığım. Daha sonra da gerçeği bulanlar “sırdır” diye söyleyememiş. Bulamayanlar ve hiç aramayanlar da Kaf dağının ardındaki Simurg kuşuna (Zümrüd-ü Ankaya) ulaşamayan kuşlar gibi yollarda dökülüp kalmışlardır bizim gibi işte.

En başta var olmayan kendi bağımsız varlığımız, var olmamasına rağmen BENi VAR gösterir ya. Sonra da Ben varım düşüncesiyle HAKdan ayrı bir varlığımız varmış zannıyla bedene dönük bir yaşama gireriz. İsteklerimiz arzularımız bedenimize ve birimsel yapımıza zevk verecek şeylerdir. Çokluk içinde böylece sürüklenip gideriz yargılarımızla, tercihlerimizle ve cüzi aklımızla. Varsaydığımız bu hayali varlığımızı ne zaman TEKliğe teslim edersek işte o zaman TEKliğe girer vahdaniyeti anlayıp idrak eder hisseder ve yaşarız. Yani ÖLMEDEN EVVEL ÖLÜRÜZ. Küllerimizden doğumumuz işte o zaman gerçekleşir. Firavun gibi “Enel ALLAH” Ben Allahım diyeceğimize Hallac-ı Mansur gibi “Enel HAK” deriz.

Musa Firavunu Allah’ın tekliğine ve birliğine davet ettiğinde,: Şuara suresi:29- Firavun “benden başkasını ilah tutarsan and olsun seni zindana kapatılmışlardan ederim” demişti.Bunun Üzerine Firavun kendi sihirbazlarıyla Musa’nın yarışmasını istedi. Bu adamlar ülkenin en tanınmış bilginleriydi. Kimya, simya fizik gibi bilimleri kullanarak illüzyon yapıyorlardı. İçine CIVA doldurulmuş deriden değneklerini güneşin altında ısınmış platforma koyarak hareket eden canlı görüntüsüne sokuyorlardı. Yarışma başlayınca Şuara suresi:
43 - Musa onlara "Atın, ne atacaksanız" dedi.
44 - Bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un kudreti hakkı için şüphesiz elbette bizler galip geleceğiz" dediler.
45 - Ardından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor!
46 - Sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.
47 - "İman ettik, dediler, Âlemlerin Rabbine "
48 - "Musa ve Harun'un Rabbine!" dediler
ama BENlik içindeki firavun Allah’ın tekliğine BİRliğine yine de iman etmedi.
Firavun gibi “benim malım benim fikrim, benim çoluğum çocuğum karım kocam kızım, param pulum “ demeyeceğimiz günlere kavuşmak dileğiyle.
Sevgilerimle.

resim:www.nachtkabarett.com'dan

15 yorum:

ramazan dedi ki...

"Bir yerden başlayıp yola çıkmamız gerekir."

İşte asıl mesele burada.Nereden başlayacağız.Onu bir bulabilsek,belki gerisi gelecek de,onu bulamıyoruz.

Sevgiler.

Belgin dedi ki...

Ablam, dilegin dilegimdir, Rabbim bizi yolunu bulanlardan eylesin.

Öptüm güzel yüreginden

UFUK ÇİZGİSİ dedi ki...

"Benim malım, benim fikrim, benim çocuğum, karım, kocam kızım demeyeceğimiz günlere kavuşmak dileğiyle."

İşte bu çok derin, çok büyük bir şey, çokk "olmak ve dolmak" meselesi. Allah nasip etsin.

~PakKaramu~ dedi ki...

Pak Karamu reading your blog

Beyaz Çiklet dedi ki...

Amin;)

Damlo dedi ki...

ne güzel şeyler yazıosun. her şeyden önce düşünmeye sevk ediosun insanları. severek izliorum.

Zeugma dedi ki...

''Benim'' diye başlayan her cümle bencillik esintileri taşıyordur az ya da çok oranda.
Biz başlamasına başlayalım da başlayacak yer ve kişiler çok önemli. Herkes bu inançta olsaydı sorun kalmazdı sanırım.
Yaradan'ın hepimize yardımcı olması dileğimdir.
Sevgilerimle..

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

"Ben"in "Bizler" olma dileğiyle...
(Yıllar var bekliyoruz ama!!!)
Sevgiler

sesiber dedi ki...

ben de bensiz olmak istiyorum ama yazarken bile hep ben diye başlıyorum, çok yolum var. ilk kez bir yazını kuyup ümitsizliğe kapıldım...

sufi dedi ki...

Sevgili Ramazan;
Belgin;
Ufuk Çizgisi;
Beyaz Çiklet
Damlo;
Zeugma;
Yaşamın Kıyısında;
Sesiber;

"Şimdi yola koyulmak zamanıdır" diyor Hüseyin Albayrak "sükût-u Harf" kitabında.Hazır olmamız gerekiyor.HAZIR olana HIZIR yetişiyor.HIZIRdan HUZUR doğuyor.Huzur;HU nun doğuşu ve görüntüsü.HUZUR;SÜKÛN ve SÜKÛT.Dava güdülmeyen yer.Gönül kâbemizi mamur eyleme zamanı yani.İmanımız kalıb-ça değil de KALP-çe olmalı. Kolay gele tüm dostlarımıza, sevgilerimizle.

sufi dedi ki...

Dear PakKaramu;

Thanks your for visite our blog.We dont know your language.But no problem because we like all human for GOD has created.

kubra zeynep kara dedi ki...

amin amin .rabbim kendi yolundan sapmayanlardan eğlesin.
hayırlı günler

Ali İkizkaya dedi ki...

Can Dost Sufi !
Ah bu nefs değilmi ki köpek de eden, ben yarattım da dedirten. Hallacın başını alıp kapılara astıran, bedenini yollarda sürükleden. Ah bu insanlık bir cinayetle başlamadımı herşeye. Ah bir nasib olsa La makamına oturmak.
Yine O güzel gönlüne sağlık. Tavsiyeni yapıyorum. Daha iyiceyim.
Sevgiyle.

Fırat dedi ki...

Çok şükür dinimiz amin

* ஐ * : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : * ஐ * dedi ki...

Gönünüze göre ne dilerseniz olur umarım